| a. |
Büyük üzüntü, korku,
sevinç gibi duygular nedeniyle tamamlanamayan
cümlelerden sonra üç nokta konur:
- Baban iyileşti
mi?
- Onu geçen hafta ...
Keriman hıçkırıklar
arasında: - Yirmi yıl ... diye inledi, yirmi yıl
sonra ... sana nasıl anlatabilirim ki ...
|
| b. |
Tamamlanmamış cümlelerde
anlamı pekiştirmek için üç nokta kullanılır:
Desem ki ...
İnan bana sevgilim inan ... (Cahit Sıtkı)
Senin gözlerinden
öyle acı
Bir ışık geçer ki bazen ... (Cahit Külebi)
|
| c. |
Üç nokta yazıda birbirine
benzer varlıklar sıralanırken birkaçını yazdıktan
sonra vesaire, bunun gibi anlamına gelen sözcüklerin
yerine kullanılır:
Küçükken okuduğum
kitaplardan hatırlayabildiklerim şunlar: Çalıkuşu,
Yaban, Kiralık Konak, Sinekli Bakkal ...
Onlarda her şey var:
Atlar, arabalar, uşaklar ...
|
| d. |
Söz arasında
söylenmek istenmeyen ya da müstehcen sözcüklerin
yerine kullanılır:
Dün müdürü kendi
yanında çalışan ... adlı genç kızla aynı yatakta
yakalamışlar.
"Sana haraç verecek adamın ..." diye
bağırdı.
|
| e. |
Bir metinde
yapılan alıntılarda kimi zaman metnin bütünü, bazı
bölümler yazılmaz ve kullanılmaz. Bu durumda alıntı
yapılan metinde atlanan kısımları belirtmek için
üç nokta kullanılır:
" (...) Türk
aydını (...) Bu viran ülke ve bu yoksul insan
kitlesi için ne yaptın? (...) Anadolu halkının
bir ruhu vardı; nüfuz edemedin. Bir kafası vardı;
aydınlatamadın. Bir vücudu vardı; besleyemedin.
Üstünde yaşadığı bir toprağı vardı; işletemedin."
(Yakup Kadri, Yaban, 1977: 148)
|
|