Etiket:terimler

A
Abiyogenez: Canlıların cansız maddelerden meydana geldiğini savunan görüş.
Açık dolaşım: Kanın damarlardan dokular arasındaki özel boşluklara yayılıp, madde alış-verişi olduktan sonra toplayıcı damarlarla kalbe dönmesine denir.

Adaptasyon: Canlının yaşama ve üreme şansını artıran çevreye uyumunu sağlayan ve kalıtsal olan özellikleri.

Adenin: Adenintimin protein çiftinin bir azotlu bir bileşeni.

Adenozin trifosfat (ATP):Canlıların doğrudan kullandığı hücresel enerji molekülü, biyolojik enerji.

Adrenalin:Böbrek üstü bezinden salgılanan hormon.

Devamını oku...  

A-
Açık hava basıncı : Atmosferdeki gazlar ağırlıkları nedeniyle yeryüzüne bir basınç uygular. Bu basınca açık hava basıncı denir. Açık hava basıncı barometre ile ölçülür.

Adlandırma : Element ve bileşiklerin kimyasal formül veya sembollerle, bazı sistematik yöntemlere göre adlarının yazılması.

Ağırlık : Bir cisme etki eden yerçekimi kuvvetinin büyüklüğüdür.

Aktiflik : Reaksiyona girme kabiliyeti, elementlerin bileşik yapabilme eğilimleri. Bir elementin elektron alarak veya vererek bileşik oluşturma isteğine aktiflik denir.

Aktiflik sırası : Elementlerin tepkime verme yatkınlığına göre sıralanmasına aktiflik sırası denir.

Aktif metaller : Elektron verme eğilimi hidrojenden fazla olan metallere aktif metaller denir.

Aktinitler : Aktinyum (57Ac) elementinden sonra gelen ve 4f orbitallerinin dolmasıyla oluşan 14 elementin oluşturduğu seri.

Aldehit : Karbonil grubu bağlarından en az birine H bağlanan bileşikler aldehit, her iki bağa da alkil grubu bağlanan bileşikler ketondur.

Alfa ışıması : Radyoaktif çekirdekten iki proton ve iki nötronun birlikte ayrılması şeklindeki ışımadır. Bu ışımayı yapan atomun kütle numarası 4, atom numarası 2 azalır.

Alfa parçacığı : İki proton ve iki nötrondan oluşan +2 yüklü helyum çekirdeği.

Alkali metal : 1A grubundaki hidrojen dışındaki metaller.

Alken : CnH2n genel formüllü ve yapısında en az bir tane çift bağ içeren (-C=C-) doymamış hidrokarbonlara alken adı verilir.

Alkenil : Alkenlerden bir hidrojen çıkarılmasıyla oluşan köke alkenil adı verilir.

Alkol : Bir alkil grubuna bir hidroksil (-OH) grubu bağlanmasıyla oluşan bileşiklere alkol denir.

Allotrop : Kimyasal özelliği aynı, fiziksel özelliği farklı olan atomlar.

Amalgam : Civanın diğer metaller ile oluşturduğu alaşımlar.

Ametal : Metalik karakter göstermeyen periyodik tablonun sağ tarafındaki elementler. Atomları az sayıda elektron alarak anyon oluşturan elementler.

Amfoter oksit : Hem asitlerle hem bazlarla tepkime verebilen oksitler.

Analiz : Bir bileşiğin kendisinden daha basit maddelere parçalanmasına analiz denir.

Anlamlı sayılar : Doğru bir şekilde yapılmış ölçümü ifade eden sayılar.

Anot : Yükseltgenmenin olduğu elektrottur.

Anyon : Negatif (–) yüklü iyon.

Arrhenius teorisi : Arrhenius’a göre asit; sulu çözeltilerine H+ iyonları verebilen baz ise; OH- iyonları verebilen maddelerdir.

Asidik tamponlar : Bir zayıf asit ile tuzunun karışımından oluşan çözeltilere asidik tampon çözeltileri denir.

Asit : Suda çözündüğünde ortama hidrojen iyonları (H+) ya da hidronyum iyonları (H3O+) verebilen maddelerdir.

Asit baz titrasyonu : Derişimi bilinmeyen bir asit veya bazın derişimini, derişimi belli olan diğer asit ve bazla tayin etme işlemine asit baz titrasyonu denir.

Asit oksit : Suda çözündüğünde ortama asit çözeltisi veren ya da baz veya bazik oksitlerle reaksiyona girerek tuz oluşturan ametal oksitidir.

Aşırı doymuş çözelti : Belirli sıcaklıktaki doymuş halinden geçici olarak daha fazla çözünen içeren çözelti.

Atmosfer (atm) : Deniz seviyesinde 1m2 lik yüzeye 101300 N luk kuvvet uygulayan basınca 1 atmosfer basıncı denir.

Atmosfer basıncı : Atmosferdeki havanın ağırlığından dolayı uyguladığı açık hava basıncı

1-Atmosfer basıncı. 76 cm (760 mm) yüksekliğindeki civa sutunun uyguladığı basınç.

Atom : Bir elementin tüm kimyasal özelliklerini gösteren en küçük parçasıdır.

Atom–gram : Bir mol atomun kütlesidir.

Atom kütlesi : Bir atomun atomik kütle birimi cinsinden kütlesidir.

Atom numarası (Z) : Bir atomun çekirdeğindeki proton sayısıdır. Yada nötr bir atomda çekirdeğin etrafındaki toplam elektronların sayısına eşittir.

Atomik kütle birimi (a.k.b) : Bir karbon (126C) atomunun kütlesinin tam olarak 1/12 sine eşittir.

Aufbau yöntemi : Elektronlar atomik orbitallere enerjileri en düşük olacak şekilde sırasıyla yerleşirler. (Önce 1s, sonra 2s ve sonra 2p nin dolmaları gibi)

Avogadro kanunu : Aynı sıcaklık ve basınçta bulunan tüm gazların eşit sayıda molekülleri, eşit hacimdedir.

Avogadro sayısı (NA) : 126C elementinin 12 gramındaki kesin atom sayısıdır. (6,02.1023 tane mol–1' e eşittir)

Ayıraç (indikatör) : Bir maddeyi diğerlerinden ayırmada kullanılan maddelere ayıraç denir. Örnek : Karbondioksit, kireç suyunun ayıracıdır, Nişasta, iyodun ayıracıdır.

Ayırtedici özellik : Maddeleri ayırt etmek için kullanılan özellik. Madde miktarına bağlı olmayan özelliklerdir.

Ayırma : Karışımı oluşturan maddeleri fiziksel yöntemlerle ayrıştırma.

Ayrımsal damıtma : Farklı sıvılardan oluşan bir karışımdaki sıvıları kaynama noktaları farkından yararlanarak ayırma metodudur.

Ayrımsal kristallendirme : Bir karışımı oluşturan bileşenleri çözünürlük farklarından yararlanarak birbirinden ayırma metodudur.

Azeotrop : Sabit bir kaynama noktası bulunan ve sıvı ile buhar hallerindeki bileşimi aynı olan çözelti.
B-
Bağıl atom kütlesi : Standart kabul edilen bir elementin kütlesine göre kıyaslanarak bulunan atom kütlesi

Bağlanma enerjisi : Bir atomun çekirdeğindeki proton ve nötron gibi atom altı taneciklerini bir arada tutan enerjidir.

Barometre : Açık hava basıncını ölçmek için kullanılan düzenek

Basınç : Birim yüzeye dik olarak etki eden kuvvete basınç denir. Basınç kuvvet ile doğru orantılı, yüzey alanı ile ters orantılıdır.

Basınç Kuvveti (F) : Bütün yüzeye dik olarak etki eden kuvvete basınç kuvveti denir.

Baz : Suda çözünürken çözeltiye hidroksit (OH) iyonları veren madde.

Bazik oksit : Suda çözündüğünde bazik çözelti oluşturan ya da asit ve asit oksitlerle reaksiyona girerek tuz oluşturan metal oksitidir.

Bazik tamponlar : Bir zayıf bazla tuzunun karışımından oluşan çözeltilere bazik tampon çözeltileri denir.

Belirleyici madde : Kimyasal reaksiyonda artan madde karşısında tamamen tükenen madde.

Beta ışıması : Beta ışıması yapan çekirdekte bir nötronun, proton ve elektrona dönüştüğü kabul edilir. Oluşan elektron beta taneciği olarak çekirdek dışına fırlatılır. Bu durumda beta ışıması yapan çekirdeğin atom numarası bir artar, kütle no değişmez, nötron sayısı bir azalır, bozunan elementin izobarı oluşur.

Beta parçacığı : Radyoaktif bir elementin çekirdeğindeki bir nötronun bir protona dönüşmesi ile açığa çıkan elektron

Bileşik : İki ya da daha fazla cins elementin belirli oranlarda birleşmesinden oluşan saf madde.

Bileşik kaplar : Kesitleri ve şekilleri farklı iki veya daha çok kabın, tabanlarının birleştirilmesiyle elde edilen kaplara bileşik kaplar denir.

Bileşik oksit : Aynı katyonun farklı iki değerlik aldığı oksitlerinin bir araya gelmiş hali. Örneğin; Fe3O4, (FeO.Fe2O3)

Bilimsel Yöntem : Bilimin gelişmesini sağlayan gözlem, deney ve kanunların ve kuramların formüle edilmesi etkinliklerinin bütünü.

Birinci iyonlaşma enerjisi : Gaz halindeki bir atomdan en gevşek tutulan elektronun uzaklaştırılması için gereken minimum enerjidir.

Bombardıman : Bir atom çekirdeğine herhangi bir nükleer taneciğin gönderilmesi.

Boyle kanunu : Sabit sıcaklıktaki bir miktar gazın hacmi ile basıncı ters orantılıdır.

Bozunma hızı : Birim zamanda bozunmaya uğrayan atom sayısıdır.

Bozunma serisi : Radyoaktif bir izotopun basamak basamak çeşitli ışımalar yaparak bozunması ve sonunda kararlı bir izotopa dönüşmesi

Bronsted – Lowry teorisi : Bu teoriye göre asit proton verici baz ise proton bağlayıcı (alan) maddedir.

Buharlaşma : Ortalama kinetik enerjisi fazla olan moleküllerin, sıvı fazdan gaz fazına geçmeleri.

Bunzen beki : Tasarımı alman bilim adamı Robert Bunzen tarafından yapılan ısıtma aygıtı.
C-
Celsius sıcaklık cetveli : Buzun erime noktasını 0°C ve suyun kaynama noktasını 100°C olarak kabul eden sıcaklık cetveli.

Charles kanunu : Sabit basınç altında bir miktar gazın, hacmi ile mutlak sıcaklığı doğru orantılıdır.

Coulomb kuvvetleri : Aynı yüklü tanecikler arasında itme kuvveti veya zıt yüklü tanecikler arasında çekme kuvveti Coulomb kuvvetleri olarak adlandırılır.
Ç-
Çekirdek : Atomun merkezinde proton, nötron gibi benzer atom altı parçacıklar içeren, oldukça küçük ve yoğun, pozitif (+) yüklü bölge.

Çekirdek eşitliği : Radyoaktif bir reaksiyondaki değişiklikleri gösteren denklem.

Çekirdek reaksiyonu : Bir atomun çekirdeğinde meydana gelen değişmeler, Radyoaktif veya nükleer reaksiyonlar olarak da bilinir.

Çizgi spektrumu : Gaz veya gaz halindeki bir maddeden gelen ışıklar bir prizmadan geçirilirse elde edilen görünür renkler arasında boşluklar vardır. Bu tür devamlı olmayan spektrumlara çizgi spektrumu denir.

Çökelme : Bir çözeltide iki tuzun etkileşimi veya sıcaklık değişiminin çözünürlüğe etkisi sonucu çözünmeyen katı bir bileşiğin oluşması.

Çökelme reaksiyonu : Sonucunda çökelti oluşan reaksiyonlardır.

Çözelti : İki veya daha fazla maddeden oluşmuş homojen karışım.

Çözücü : Bir çözeltinin en fazla miktardaki bileşeni veya çözeltiye fiziksel halini veren bileşendir.

Çözünen : Bir çözeltinin miktar olarak az bulunan bileşenleri

Çözünme entalpisi : Genelde 1 mol katının çözünmesi sırasında depolanan ya da 1 mol gazın çözünmesi sırasında açığa çıkan potansiyel enerjidir.

Çözünürlük : Belirli bir sıcaklıkta sabit hacimdeki bir çözücüde doymuş bir çözelti elde etmek için çözünen maddenin miktarı.
D-
Dalga : Bir ortamda enerji taşıyan eğilim.

Dalga boyu : Birbirini takip eden iki dalga tepesi yada çukuru arasındaki uzaklık.

Dalton atom modeli : Atom maddenin en küçük yapıtaşı olup daha küçük parçalara bölünemez içi dolu bir küredir.

Dalton kanunu : Birbirleriyle reaksiyon vermeyen gazların oluşturduğu karışımın basıncı, karışımda bulunan gazların kısmi basınçları toplamına eşittir.

Damıtma : Bir sıvıyı buharlaştırıp, oluşan buharını yoğunlaştırarak ayrıştırma işlemi.

D–bloku : Periyodik tablonun d–orbitallerinin dolmakta olduğu elementleri içeren bölümü.

Değerlik elektronları : En büyük baş kuvant um sayısına sahip elektron tabakasında bulunan elektronlar.

Denkleştirme : Kimyasal denklemlerde element ya da bileşiklerin önüne konulan mol sayılarının eşitlenmesi olayına denkleştirme denir.

Denkleştirilmiş denklem : Aynı tip atomların, denklemin her iki tarafında da aynı sayıda bulunduğu eşitlik.

Derişik çözelti : Göreceli olarak çok miktarda çözücü içeren çözelti.

Derişim : Bir maddenin belirli miktardaki bir çözücü veya bir çözeltinin içindeki göreceli miktarı.

Devamlı spektrum : Beyaz ışık bütün renkleri içerdiğinden bir prizmadan geçirilirse elde edilen renkler sürekli olur, yani birinin bitmek üzere olduğu anda öbürü başlar. Renkler sınır bölgelerde iç içe girmiş devamlı bantlar halindedir. Bu tür spektrumlara devamlı spektrumlar denir.

Dializ : Bir çözelti içerisindeki küçük iyon veya moleküllerin yarı geçirgen bir zardan geçmesi ve büyük iyon veya moleküllerin geçmemesi işlemi.

Difüzyon : Bir gazın havada veya başka bir gaz içinde yayılması.

Dipol-dipol çekimi : İki polar molekül yan yana geldiğinde her iki molekülün zıt kutupları arasında oluşan çekim kuvvetine dipol-dipol çekimi adı verilir.

Doğal radyoaktiflik : Atom numarası 83’ten büyük olan elementlerin kendiliğinden çeşitli ışımalar yaparak yeni elementlere dönüşmesi

Donma : Sıvı haldeki bir maddenin katı hale geçmesi.

Donma sıcaklığı : Sıvı haldeki maddenin ısı vererek katılaşmaya başladığı sıcaklık noktasına donma sıcaklığı denir.

Doymamış çözelti : Belirli bir sıcaklıkta doymuş halden daha az çözücü içeren çözelti.

Doymuş çözelti : Belirli bir sıcaklıkta çözebileceği maksimum çözüneni içeren çözelti.

Dublet : Atomların bileşik oluştururken elektron alarak ya da vererek en dış enerji seviyelerindeki toplam elektron sayısının helyum gibi 2 olması hâlidir.
E-
Efüzyon : Gaz moleküllerinin küçük bir delik aracılığıyla bir kaptan, daha düşük basınçlı ortama yayılması.

Ekzotermik reaksiyonlar : Dışarıya ısı vererek gerçekleşen reaksiyonlardır.

Elektrolit : Sulu çözeltisi elektrik akımını ileten madde.

Elektrolit çözelti : Elektrik akımını ileten çözelti.

Elektrolit olmayan çözelti : Elektrik akımını iletmeyen çözelti.

Elektroliz : Bir maddenin sıvılaştırılmış halinde ya da elektrolit çözeltisinde, elektrik akımı yardımı ile kendi bileşenlerine ayrıştırılması

Elektron : Çekirdeğin etrafındaki ihtimali orbitallerde hareket ettiğine inanılan 1/1840 akb’lik bir kütleye sahip negatif (–) yüklü parçacıktır.

Elektron dağılımı : Elementlerin atomlarında bulunan elektronların, atomik orbitallerine düzenli bir şekilde yerleşimi

Elektronegatiflik : Bir molekül içerisindeki atomun elektronları kendine doğru göreceli çekme kabiliyeti.

Elektron ilgisi : Gaz halindeki nötr bir atomun bir elektron alarak -1 yüklü iyon haline geçerken dışarı verdiği enerjiye elektron ilgisi denir.

Elektromanyetik spektrum : Elementler katı yada gaz halinde iken dışarıdan yeterli miktarda alınarak, belli dalga boylarında ışıma yapmaları.

Elektron ilgisi : Nötr bir atoma (gaz fazında) bir elektron eklenmesiyle meydana gelen ısı değişimi. Bir atomun elektron alma eğiliminin ölçüsü.

Elektron yakalama : Çekirdeğe en yakın bir enerji seviyesinden bir elektronun çekirdek tarafından yakalanmasıyla oluşan radyoaktif bozunma şekli

Elektrot : Elektron alışverişinin gerçekleştiği iletken levhalardır. Anot (+) ve Katot (-) olmak üzere ikiye ayrılır.

Element : Kimyasal metodlarla daha basit parçacıklara ayrılamayan, aynı cins atomlardan meydana gelen en basit yapıdaki madde.

Emülsiyon : Sıvı + sıvı heterojen karışımlarının özel adıdır. Sıvı + sıvı karışımının faz oluşturmuş halidir. Birbiri içerisinde çözünmeyen iki farklı sıvının karışması ile oluşan heterojen karışımlardır. Örnek : Zeytin yağı, yağlı su, petrol … gibi.

Endotermik reaksiyon : Dışarıdan ısı alarak gerçekleşen reaksiyonlardır.

Enerji seviyesi : Çekirdek etrafında aynı enerjideki elektronların bulunduğu yörüngelerdir.

Erime noktası : Katı hâldeki maddenin sıvı hâle geçtiği sıcaklık noktası.

Erime sıcaklığı : Katı haldeki maddenin ısı alarak sıvı hale geçmeye başladığı sıcaklık noktasına erime sıcaklığı denir.

Eter : Sudaki hidrojenlerin yerine alkil gruplarının geçmesiyle oluşan bileşiklere eter denir.

Eylemsizlik : Maddelerin hareket ve durumunu koruma eğilimine eylemsizlik denir.
F
Fahrenheit (°F) : Suyun donma noktasını 32 ve kaynama noktasını 212 olarak kabul eden sıcaklık birimidir.

Faraday yasaları : Devreden geçen yük ile anot ve katotta açığa çıkan maddelerin miktarları arasında bir ilişki vardır. Bu konudaki kurallar Faraday yasaları olarak bilinir.

Fisyon (bölünme) tepkimeleri : Büyük kütle numaralı atomların hızlandırılmış nötronlarla bombardımanı sonucu daha küçük atomlara bölünme tepkimesidir. Atom bombası bu esasa dayanır.

Fiziksel özellik : Maddenin dış yapısıyla ilgili özelliklerine fiziksel özellik, dış yapısıyla ilgili değişmeye de fiziksel değişme denir. Bir maddenin renk, koku ve tadının değişmesi, kaynaması, erimesi, buharlaşması, çözünmesi, hal değiştirmesi… fiziksel değişmeye örnektir.

Füzyon (kaynaşma) tepkimeleri : Küçük atomların kaynaştırılarak büyük atomların meydana getirildiği çekirdek tepkimesidir. Hidrojen bombası bu esasa dayanır.
G
Gama ışıması : Radyoaktif bozunma sırasında enerji yüklü olarak kalmış olan atom fazla enerjisini ¡ ışını şeklinde yayınlar. ¡ ışınları çok yüksek enerjili elektromagnetik dalgalardır. ¡ ışıması yapan atomun proton sayısı değişmez, nötron sayısı değişmez, çekirdek enerjisinde azalma olur.

Gay-Lassac yasası : Sabit hacimdeki bilirli bir miktar gazın basıncı, mutlak sıcaklıkla doğru orantılı olarak değişir.

Gaz : Tanecikleri arasında büyük boşluklar bulunan, bulundukları kabı tamamen doldurabilen ve karıştırıldıklarında her oranda karışabilen akışkanlara gaz denir.

Gaz kanunları : Gazların basınç, hacim, sıcaklık ve mol sayısı nicelikleri arasındaki ilişkilerin incelenmesine gaz kanunları denir.
H
Hacim (V) : Maddenin uzayda kapladığı yere hacim denir.

Hal değişimi : Atomları arasındaki kimyasal bağları zayıf olan maddelerin ısı alması ya da ısı vermesi sonucu fiziksel durumlarının değişmesine hal değişimi denir.

Heterojen karışım : Madde dağılımı ve özellikleri her yerinde aynı olmayan karışımlardır. Örnek : Ayran, meyve suyu, süt, çamurlu su, toprak, yağlı su…

Hidrokarbon : Alkenlere içerdikleri pi (p ) bağından dolayı doymamış hidrokarbon denir.

Hidrojen bağı : Hidrojenin F, O, N gibi elektron ilgisi büyük atomlarla oluşturduğu bileşiklerin sıvılarında molekülleri bir arada tutan bağlara hidrojen bağı adı verilir. HF, H2O, NH3 gibi polar bileşiklerde hidrojen bağları bulunur.

Hidroliz : Bir tuzun suda çözünerek kendisini oluşturan asit veya baza ayrışmasına hidroliz denir.

Homojen karışım : Madde dağılımı ve özellikleri her yerinde aynı olan karışımlardır. (Çözeltiler, alaşımlar, gaz karışımları v.s.) Homojen karışımda karışan madde çeşitleri gözle ayırt edilemezler. Örnek : tuzlu su, çay, kolonya, kaynak suyu…
I
Isı (Q) : Bir maddenin moleküllerinin kinetik enerjileri toplamına ısı denir. Isı aynı zamanda bir enerji türüdür ve skaler büyüklüktür.

Isıl genleşme : Isıtılan bir cismin boyu, hacmi ve yüzeyi değişir. Bu değişim ısıl genleşme olarak adlandırılır.
İ
İdeal gazlar : Aralarındaki etkileşimleri ihmal edilen gazlara ideal gazlar denir.

İndikatör : Bakınız : Ayıraç.

İndirgenme : Bir maddenin elektron kazanmasına indirgenme denir. Elektron alan bir atom ya da iyonun değerliği küçülür.

İnorganik bileşikler : Normalde doğada hazır bulunan bileşiklerdir. Doğada bulunan element çeşitlerinin etkileşmesi sonucu oluşur. Asitler, bazlar, tuzlar, oksitler… birer inorganik bileşiktir.

İyon : Elektron alış - verişi sonucu oluşan (+) veya (-) yüklü atom ya da atom gruplarına iyon denir.

İyonik bağ : (+) yüklü metal atomlarıyla (-) yüklü metal atomlarının birleşmesini sağlayan bağ çeşididir. İyonik bağları (+) ve (-) iyon grupları birbirini çekerek oluştururlar. İyonik bağ etkisiyle iyonik tuzlar oluşur.

İzomer : Molekül formülü aynı yapı formülü farklı maddelere izomer denir.

İzotop : Atom numaraları aynı kütle numaraları (nötron sayıları) farklı olan atomlara izotop atomlar denir.
J
Joule (J) : 0,239 g suyun sıcaklığını 1°C artırmak için gerekli olan ısıya 1 Joule denir.
K
Kalori : 1 g saf suyun sıcaklığını 14,5°C den 15,5°C ye artıran ısı miktarına kalori denir.

Kalorimetre : Isı miktarını ölçmek için kullanılan araçlara kalorimetre denir.

Karakteristik özellik : Miktara bağlı olmayan sadece o maddeye has olan özelliklere ayırt edici (karakteristik) özellikler denir.

Karışım : İki ya da daha çok saf maddenin karışması ile oluşan madde topluluklarına karışım denir.

Katot : İndirgenmenin olduğu elektrottur.

Katyon : Elektrolitteki pozitif iyonlara denir.

Kaynama sıcaklığı : Sıvı haldeki maddenin gaz haline geçmeye başladığı sıcaklık noktasına kaynama sıcaklığı denir.

Kelvin (K) : Madde moleküllerinin titreşimlerinin durduğu sıcaklık noktasını sıfır olarak kabul eden bir sıcaklık birimidir.

Ketonlar : Karbonil grubunda iki alkil grubu bağlanmış bulunan ve aynı karbon sayılı aldehitlerle izomer olan organik bileşiklerdir.

Kısmi basınç : Bir gaz karışımında bulunan gazlardan her birinin, bulundukları kaba tek başlarına yaptıkları basınca kısmi basınç denir.

Kimyasal Bağ : Maddeler atom veya moleküllerin birleşmesiyle oluşur. Maddeleri oluşturan atom ve molekülleri bir arada tutan kuvvetlere kimyasal bağ denir.

Kimyasal olay : Maddelerin birbirleriyle etkileşerek başka maddelere dönüşmesine kimyasal olay denir. Kimyasal olayda yeni ürünler oluştuğu için kullanılan maddelerin özellikleri kaybolur. Kimyasal olaylar arasında element ya da bileşikler arasında gerçekleşen elektriksel etkileşmeye de kimyasal reaksiyon denir. Kimyasal reaksiyonlarda; reaksiyonda kullanılan maddelere giren (reaktif) denirken, reaksiyon sonucu oluşan yeni maddelere de ürün adı verilir. Reaksiyona giren ve sonuçta oluşan ürün maddeler birbirinden farklıdır.

Kovalent Bağ : (+) ve (-) yüklere sahip aynı ya da farklı ametal atomları arasında oluşan bağ çeşididir.

Kütle (m) : Madde miktarına kütle denir. Bir cismin sahip olduğu değişmez madde miktarıdır. Kütle birimleri kilogram ve (kg) ve gram (g) dir.

Kütlenin Korunumu : Reaksiyona giren maddelerin toplam kütlesi, reaksiyon sonucu oluşan ürünlerin toplam kütlesine eşittir. Bu ilkeye kütlenin korunumu kanunu denir.

Kütle numarası : Kütle numarası = Proton sayısı + Nötron sayısı
M
Madde : Kütlesi hacmi ve eylemsizliği olan her şeye madde denir. Maddeler katı, sıvı ve gaz olarak üç değişik halde bulunur. Örneğin, buz katı, su sıvı, su buharı ise gaz halindedir. Bütün maddelerin eylemsizlik özelliği vardır. Bütün maddelerin hacmi ve kütlesi vardır. Bütün maddeler tanecikli bir yapıya sahiptir.

Manometre : Kapalı kaptaki gazın basıncını ölçmeye yarayan araçlara manometre denir.

Metalik bağ : Metallerin saf halleri ile alaşımlarında metal atomlarını bir arada tutan kuvvetlere metalik bağ adı verilir.

Molalite (molal derişim) : 1kg çözücüde çözünen maddenin mol sayısına molal derişim denir.

Molekül : Aynı ya da farklı cins atomların birleşmesiyle oluşan bileşik birimlerine molekül denir. Bileşiklerin tüm özelliklerini taşıyan en küçük birimlerine molekül adı verilir. Moleküller birden fazla atomdan oluşan bağımsız taneciklerdir.

Monoalkoller : Bileşik iskeletinin herhangi bir yerinde tek bir tane –OH bulunduran alkollerdir.
N
Nötron ışıması : Bu ışımayla atomun çekirdeğinden 1 nötron fırlatılır. Bu ışımada atomun proton sayısı değişmez, nötron sayısı 1 azalır. Böylece bozunan elementin izotopu oluşur.

Nötürleşme : Asitler bazlarla birleşerek tuz ve su oluştururlar. Bu olaya nötürleşme denir.

Nükleer enerji : Atom çekirdeğindeki birleşme ve bölünme tepkimeleri sırasında çok yüksek enerji açığa çıkar. Bu enerjiye Nükleer enerji denir.
O
Oksit : Elementlerin oksijenle oluşturmuş oldukları bileşiklere oksit denir. Flor ve soygazlar oksit oluşturmazlar. Genellikle metallerin oksitlerine bazik oksit, ametallerin oksitlerine asit oksit denir.

Oluşum entalpisi : Moleküllerin, elementlerinden oluşumu sırasında alınan ya da verilen ısıya oluşum entalpisi denir.

Organik bileşikler : Canlı organizmalar tarafından oluşturulan bileşiklerdir. Proteinler, şekerler, yağlar, vitaminler … bu gruba girer.

Organik kimya : Karbon elementinin hidrojenli bileşiklerini inceleyen kimya dalına organik kimya adı verilir.
Ö
Özkütle (Yoğunluk) (d) : Bir maddenin birim hacminin kütlesine öz kütle denir. Özkütle maddeler için ayırt edici bir özelliktir. Özkütle birimleri kütle ve hacim birimlerine bağlı olarak değişir. Saf bir maddenin aynı ortamdaki tüm miktarlarının öz kütleleri eşittir. Kütlesi sabit olan bir maddenin ısıtıldıkça hacmi artar, öz kütlesi azalır.
P
Pascal (pa) :1m2 lik yüzeye dik olarak etki eden kuvvet 1 N ise bu yüzeydeki basınç 1 pascal (paskal) olur.

Periyodik tablo : Periyodik cetvel, elementleri gösteren ve özellikleriyle ilgili bilgi veren bir tablodur. Bu tabloda elementler belirli bir düzene göre sıralanmıştır. Yatay sıralara periyot, düşey sıralara ise grup adı verilir. Aynı gruptaki elementler birbirleriyle benzer özellik gösterirler. Aynı periyottaki elementler aynı yörünge sayısına sahiptir. Periyotlar cetvelinin en sağındaki düşey grupta yer alan elementlere soygaz (asal gaz) adı verilir. Bu elementler çok kararlıdır.

Pil : Kendiliğinden gerçekleşen bir kimyasal tepkime sonucunda açığa çıkan enerjiyi elektrik enerjisine çeviren araçlardır.

Polialkoller : Bileşik iskeletinin değişik yerlerinde farklı C atomları üzerinde olmak şartı ile birden fazla –OH içeren bileşiklerdir.

Polimerleşme : Küçük alken moleküllerindeki pi (p) bağlarının açılması ile serbest kalan moleküllerin binlercesinin bir araya gelerek uzun zincirler oluşturması olayına polimerleşme adı verilir.

Primer alkoller : -OH grubunun bağlı olduğu C atomuna iki tane H atomu bağlanmış ise bu alkol primer (birincil) alkoldür. Ancak metil alkolde –OH nin bağlı olduğu C atomuna 3 H bağlı olduğu halde primer alkoldür.
R
Radyoaktiflik : Çekirdeği kararsız olan elementlerin kararlı çekirdek oluşturmak için ışın yayınlamaları olayına radyoaktiflik, bu elementlere de radyoaktif elementler denir.

Reaksiyon (kimyasal tepkime) denklemi : Kimyasal değişime giren ve çıkan maddelerin atom ve tür sayılarını gösteren semboller topluluğuna kimyasal tepkime denklemi veya reaksiyon denklemi adı verilir.

Rezonans (çok merkezli bağ) : Bir molekülün değişik şekillerde gösterimine rezonans adı verilir.
S
Sabit kütle oranları yasası : Bir bileşiği oluşturan elementlerin ve bileşiğin kütleleri arasında daima sabit bir oran vardır. Bileşiğin miktarı ve değişik tepkimelerden eldesi sabit oranı değiştirmez.

Saf madde : Eritme, buharlaştırma, mıknatısla ayırma, eleme, süzme, ayıklama… gibi ayrıcı yöntemlerle kendisinden daha basit yapılara ayrılamayan maddelere saf maddeler denir. Örnek : Şeker, alkol, demir, oksijen.

Sekonder alkoller : -OH grubunun bağlı olduğu C atomuna bir tane H ve iki tane alkil grubu bağlı ise bu alkol sekonder ikincil alkoldür.

Sentez : İki farklı maddenin birleşerek kendi özelliklerini kaybedip yeni özellikte bir madde meydana getirmesi olayına sentez denir. Sentez olaylarında yeni özellikte bileşik çeşitleri elde edilir.

Seyreltik çözelti : Çözücüsü çok olup, çözüneni az olan çözeltilerdir.

Sıcaklık : Bir maddenin bir molekülünün ortalama kinetik enerjisini ifade eden büyüklüktür. Sıcaklık, bir enerji türü değildir ve skaler büyüklüktür.

Soğurma : Işınların, madde üzerinde tutularak ısıya dönüşmesi olayına soğurma veya absorbsiyon denir. Soğurucu maddeler, çabuk ısınırlar. Yansıtıcı maddeler ise, soğurma çok az olduğu için fazla ısınmazlar.

Süblimleşme : Bir katı maddenin sıvı hale geçmeden doğrudan gaz haline geçmesine süblimleşme denir. Örnek : Naftalin normal şartlar altında katı halden direk olarak buharlaşarak gaz haline geçer.

Süspansiyon : Katı+sıvı heterojen karışımlarının özel adıdır. Bir katının sıvı içinde çözünmeden kalmasına denir. Örnek Tebeşir tozu + su karışımı, ayran, kireçli su, çamurlu su, petrol… gibi.
T
Tampon çözeltiler : Bazı çözeltilere az miktarda asit, baz ve su eklendiğinde pH’ı önemli ölçüde değişmez. Bu tür çözeltilere tampon çözeltiler denir.

Tansiyon (Kan basıncı) : Kalpten atardamarlara pompalanan kanın bu damarlara yaptığı basınca tansiyon veya kan basıncı denir.

Tepkime entalpisi : Tepkimelerde bağların kırılması için verilmesi gereken enerji ile yeni bağların oluşumu sırasında açığa çıkan enerji arasındaki fark, tepkime ısısını verir. Buna tepkime entalpisi de denir.

Termometre : Sıcaklığı ölçmeye yarayan cihazlara termometre denir.

Tersiyer alkoller : -OH grubunun bağlı olduğu C atomuna H atomu bağlı olmayıp üç tane alkil grubu bağlı ise bu alkol tersiyer alkoldür.

Tuz : Asit ve bazların nötürleşmesinden meydana gelir. Asitlerin (-) grupları (anyon) ile bazların (+) grupları (katyon) nın birleşmesiyle oluşan iyonik katılara tuz denir.
Y
Yakacak : Yandıklarında çevrelerine ısı veren tüm maddelere yakacak denir. Yakacağın diğer adı da yakıttır.

Yanma ısısı : Katı ve sıvı yakacakların bir kilogramının, gaz yakacakların ise bir metreküpünün verdiği ısıya yanma ısısı denir. Yakıtların yanması sırasında kimyasal enerji, ısı enerjisine dönüşür.

Yoğunlaşma sıcaklığı : Gaz halindeki bir maddenin ısı enerjisi vererek sıvı hale geçmeye başladığı sıcaklık noktasına yoğunlaşma sıcaklığı denir.

Yükseltgenme : Bir maddenin elektron kaybetmesine yükseltgenme denir. Elektron veren atom veya iyonun değerliği büyür.

 

  A-
Archimedes' principle-Archimides prensibi : Bir sıvının kaldırma kuvveti yer değiştiren sıvı miktarı ile orantılıdır.
Avogadro's number-Avagadro sayısı : 1 mol maddedeki molekül sayısıdır. 6.02x1023 molekül. Aberration-aberasyon : Bir aynadaki arıza veya ışınların lensten geçtikten sonra bir noktada toplanamaması, odaklanamaması.

Devamını oku...  

A
Açı : Başlangıç noktaları aynı olan iki ışının birleşimine açı denir.

Açı ortay : Üçgenin bir açısını ortalayan ışının, köşe ile kenar arasında kalan doğru parçasına açıortay denir. Üçgenin iç açı ortayları iç bölgede bir noktada kesişir.

Ağırlık merkezi : Bir üçgende üç kenarortay bir noktada kesişir. Kesim noktasına ağırlık merkezi denir. Ağırlık merkezi G ile gösterilir.

Alt Küme : A ve B iki küme olmak üzere A nın her elamanı B nin de elemanı oluyorsa A ya B nin alt kümesi denir. B ye de A nın kapsayan kümesi denir. Her küme kendisinin bir alt kümesidir. Boş küme her kümenin bir alt kümesidir.

Alt küme sayısı : Kümenin eleman sayısını n ile gösterirsek alt küme sayısı = 2n dir. Boş kümenin aşt küme sayısı 1 dir.

Asal sayılar : 1 ve kendisinden başka hiçbir sayma sayısı ile bölünemeyen 1 den büyük tam sayılara asal sayılar denir. {2,3,5,7,11,…} kümesinin elemanları birer asal sayıdır. 2 den başka çift asal sayı yoktur.

Asal çarpanlara ayırma : Bir sayıyı asal çarpanlarının çarpımı olarak yazmaya asal çarpanlara ayırma denir. Sayı asal çarpanlarına ayrılırken, en küçük asal sayı olan 2’den başlayarak sırasıyla (2,3,5,7,11,13…) asal sayılarına bölünür. Bölüm 1 oluncaya kadar bölmeye devam edilir.

Aralarında asal sayılar : 1 den başka pozitif ortak böleni olmayan sayma sayılarına aralarında asal sayılar denir. Örnek : 4 ile 9 aralarında asaldır. 7 ile 11 aralarında asaldır.

Ardışık sayılar : Kendisinden önce ve sonra gelen sayılara bir kural ile bağlı olan sayılara ardışık sayılar denir.

Aritmetik ortalama : Verilen sayı dizisindeki terimlerin toplamının, terim sayısına bölünmesiyle elde edilen değerdir. Örnek : -3, 7, 17, 23 sayılarının aritmetik ortalaması = (-3+7+17+23)/4= 11

Asal Çarpanlara Ayırma : Bir sayının en küçük asal sayıdan başlamak üzere sıra ile bölünüp 1 kalıncaya kadar devam eden bölme işlemine asal çarpanlara ayırma denir.

Ayrık küme : Ortak elemanı olmayan kümelere ayrık kümeler denir.
B
Basamak : Bir sayıda rakamların yazıldığı yerlere denir.

Basamak değeri : Rakamların, sayıda bulunduğu basamağa göre gösterdiği değerlere denir. Örnek : 1048 sayısındaki 4 rakamının basamak değeri 40’tır.

Basit kesir : Payı paydasından mutlak değerce küçük olan kesre basit kesir denir. Örnek : 2/-5, -7/9

Bileşik kesir : Payı paydasından mutlak değerce büyük veya eşit olan kesre bileşik kesir denir. Örnek : -15, 9/-4, -9/5

Binom açılımı : (x ± y)n nin x ile y kuvvetlerinin toplamı ve çarpımı şeklinde yazılmasına binom açılımı denir.

Birinci dereceden bir bilinmeyenli denklemler : a, b Î R ve a ¹ 0 olmak üzere; ax + b = 0 eşitliğine birinci dereceden bir bilinmeyenli denklemler denir. Bu eşitlikteki x e bilinmeyen a ve b ye de katsayı adı verilir.

Birinci dereceden iki bilinmeyenli denklemler : a, b,c Î R ve a ¹ 0 , b ¹ 0 olmak üzere; ax + by = c şeklindeki eşitliklere birinci dereceden iki bilinmeyenli denklemler denir.

Birleşim : A ve B kümelerinin elemanlarından oluşan kümeye A ile B nin birleşim kümesi denir ve A È B ile gösterilir.

Boş küme : Elemanı olmayan kümeye boş küme denir. Æ vey {} ile gösterilir.

Bölük : Doğal sayıları daha kolay okumak ve yazmak için sağdan sola doğru üçlü gruplara ayırırız. Bu üçlü gruplara bölük denir. Bölükler en sağındaki basamakların ismini alırlar. Her basamak sağındaki basamağın 10 katına eşittir.

Bütünler açılar : Ölçüleri toplamı 180° olan komşu açılara bütünler açılar denir.
Ç
Çap : Merkezden geçen kirişe çap denir. En büyük kiriş çaptır.

Çember : Bir düzlemde, sabit bir noktadan eşit uzaklıktaki noktaların kümesine çember denir.

Çeşitkenar üçgen : Kenarları farklı uzunlukta olan üçgenlerdir.

Çevre açı : Köşesi bir çember üzerinde bulunan ve kenarları birer kiriş olan açıya çevre açı denir. Ölçüsü gördüğü yayın ölçüsünün yarısına eşittir.

Çift sayı : n bir tam sayı olmak şartıyla; 2n genel ifadesiyle belirtilen tam sayılardır. Diğer bir ifade ile 2 ile bölündüğünde kalanı 0 olan tam sayılara çift sayı denir. Çift sayılar kümesi : Ç={….,-4,-2,0,2,4,…} şeklinde gösterilir.

Çokgen : Herhangi üçü bir doğru üzerinde bulunmayan noktaların birleştirilmesiyle oluşturulan kapalı şekillere çokgen denir. Çokgenler kenar sayılarına göre adlandırılır. Örnek : 4 kenarlı bir çokgene dörtgen, 6 kenarlı bir çokgene altıgen denir.

Çözümleme : Bir sayı, kendi basamağındaki rakamın basamak değeri ile çarpılıp toplanması ile bulunur. Örnek : a,b,c birer rakam olmak üzere, ab=10a+b {ab iki basamaklı sayı} veya abc=100a+10b+c {abc üç basamaklı bir sayı}
D
Daire : Çember ile, çemberin iç bölgesinin birleşimine daire denir.

Dairenin alanı : Yarıçapın karesinin Pi sayısı ile çarpımına eşittir.

Dairenin çevresi : Pi sayısının (yaklaşık 3,14) iki katının yarıçap ile çarpımına eşittir.

Dairesel (Dönel) Permütasyon : n elemanlı bir kümenin elemanlarının, bir çemberin etrafında birbirine göre farklı dizilişlerinden her birine, dairesel permütasyon denir.

Dakika : 1 saatlik sürenin altmışta birine dakika denir ve “dk” ile gösterilir.

Dar açılı üçgen : Üç açısı da dar açı olan üçgene denir.

Deltoid : Bitişik iki kenarı birbirine eş, diğer bitişik iki kenarı da birbirine eş olan dörtgene denir.

Denk Küme : Eleman sayıları eşit olan kümelere denk kümeler denir. (elemanları birebir eşlenebilir.) Eşit kümeler denktir. Denk kümeler eşit olmayabilir. Denk kümede sadece eleman sayısının eşit olması yeterlidir. Eşit kümede ise kümenin elemanları da eşit olmalıdır.

Denklem : Çözüm kümesi R olmayan R nin bir alt kümesi olan açık önermelere denklem denir.

Deste : Aynı cins on varlıktan oluşan çokluğa denir.

Dik açı : Ölçüsü 90° olan açıdır.

Dikdörtgen : Bir açısı dik açı olan paralel kenara dikdörtgen denir. Karşılıklı kenarlarının uzunlukları eşittir. Karşılıklı kenarları paraleldir. Alanı uzunluğu ile genişliğinin çarpımına eşittir.

Dik koni : Bir dik üçgensel bölgenin, dik kenarlarından biri etrafında 360° döndürülmesiyle oluşan cisme dik koni denir.

Dik prizma : Tabanları birbirine eş herhangi bir çokgen ve yan yüzeyleri taban düzlemlerine dik olan prizmalara dik prizma denir.

Dik üçgen : Bir açısı dik açı olan üçgene denir.

Dik Yamuk : Yan tabanlarından biri tabana dik olan yamuğa denir.

Doğal Sayılar : N ={0, 1, 2, 3, ….} kümesine doğal sayılar kümesi denir.

Doğru : İki yönde sınırsız olarak uzayan noktalar kümesidir. Yalnız boyu vardır. Eni ve yüksekliği yoktur. Başlangıcı ve bitiş noktası yoktur.

Doğru açı : Ölçüsü 180° olan açıdır. Düz açıda denir.

Doğru orantı : Orantılı iki ifadeden biri artarken diğeri de artıyor, bir azalırken diğeri de azalıyorsa bu iki ifade doğru orantılıdır.

Denk kesirler : Aynı çokluğu gösteren kesirlerdir. Örnek : ½ kesri 2/4 ve 3/6 kesirlerine denktir.

Denk Kümeler : Eleman sayıları aynı olan kümelere denk kümeler denir. A kümesinin B kümesine denkliği A º B biçiminde gösterilir. Eşit kümeler aynı zamanda denk kümelerdir. Denk kümeler, eşit kümeler olmayabilir.

Dış açı : Köşesi çemberin dış bölgesinde olan ve kenarları çembere teğet veya çemberi iki noktada kesen doğruların oluşturduğu açıya dış açı denir. Ölçüsü gördüğü yayların ölçüleri farkının yarısıdır.

Doğru parçası : Bir doğru üzerindeki A ve B noktaları ile bunların arasında kalan bütün noktaların kümesine doğru parçası denir.

Düzgün çokgen : Bütün kenarları ve açıları eş olan çokgenlere düzgün çokgenler denir.

Düzgün piramit : Tabanı düzgün çokgen ve yüksekliği taban merkezinden geçen piramitlere düzgün piramit denir.

Düzine : Aynı cins on iki varlıktan oluşan çokluğa denir.
E
En büyük ortak bölen (E.B.O.B.) : İki veya daha fazla sayma sayısının ortak bölenleri arasında en büyük olanına, bu sayıların en büyük ortak böleni denir.

En küçük ortak kat (E.K.O.K) : İki veya daha fazla sayma sayısının ortak katları arasında en küçük olanına, bu sayıların en küçük ortak katı denir.

Eşit kümeler : Bütün elemanları aynı olan kümelere eşit kümeler denir. A kümesinin B kümesine eşitliği A = B biçiminde gösterilir. Eşit kümeler aynı zamanda denk kümelerdir. Denk kümeler, eşit kümeler olmayabilir.

Eşit Olmayan Kümeler : Tamamen aynı elemanlardan oluşmayan kümelere eşit olmayan kümeler denir.

Eşkenar dörtgen : Kenarlarının uzunlukları eşit olan paralel kenara eşkenar dörtgen denir. Karşılıklı kenraları paraleldir. Dört kenarının uzunlukları eşittir. Karşılıklı açılarının ölçüleri eşittir. Ardışık iki açının ölçüleri toplamı 180° dir. Köşegenler birbirine diktir. Köşegenler birbirini ortalar.

Eşkenar üçgen : Üç kenarının uzunlukları eşit olan üçgene denir. İç açılarının her birinin ölçüsü 60° dir.
F
Faktöriyel : n Î N+ olmak üzere 1 den n ye kadar doğal sayıların çarpımına n faktöriyel denir ve n! İle gösterilir. Örnek : 5!=5.4.3.2.1
G
Geniş açı : Ölçüsü 90° ile 180° arasında olan açılardır.

Geniş açılı üçgen : Bir açısı geniş açı olan üçgene denir.

Geometri : Şekilleri ve şekillerin çeşitli matematiksel özelliklerini inceleyen bilim dalına denir.

Grafik : İstatistik çalışmalarında elde edilen bilgiler, ilk bakışta anlaşılabilmesi için, resim, şekil veya çizgilerle gösterilir. Bu şekillere grafik denir.

Gram : Kütle ölçüsü temel birimi “gram” dır. +4° deki 1 cm3 saf suyun kütlesine “1 gram” denir. “g” harfi ile gösterilir.
I
Işın : Bir başlangıç noktası olup diğer taraftan sonsuza giden noktaların kümesine ışın denir. Eğer başlangıç noktası kümeye dahil değilse, buna yarı doğru adı verilir.

[AB AB ışını

]AB veya (AB AB yarı doğrusu
İ
İç açı : Köşesi çemberin bir iç noktası olan açıya çemberin iç açısı denir. Ölçüsü, gördüğü yayların ölçüleri toplamının yarısına eşittir.

İki kümenin farkı : A ve B herhangi iki küme olmak üzere, A nın elemanı olup da B nin elemanı olmayan elemanların kümesine A fark B kümesi denir. Fark kümesi A – B veya A\B ile gösterilir.

İkizkenar üçgen : İki kenarının uzunluğu eşit olan üçgenlere denir. Taban açıları eşittir. Tepe noktasından çizilen yükseklik; hem kenarortay, hem açıortaydır.

İkizkenar Yamuk : Paralel olmayan iki kenarı eş olan yamuğa ikizkenar yamuk denir. Karşılıklı açılar toplamı 180° dir.

İrrasyonel Sayılar : Rasyonel olmayan reel sayılara veya virgülden sonrası kesin olarak bilinmeyen sayılara denir. Qı ile gösterilir.

İstatistik : Bir sonuç çıkarmak üzere gözlem ve araştırma yolu ile elde edilen bilgilerin sayılarla ifadesine “istatistik” denir.
K
Kare : Kenarları ve açıları eşit olan dörtgene denir. Bir açısının ölçüsü 90° olan eşkenar dörtgendir. Karşılıklı kenarları paraleldir. Dört kenarının uzunlukları eşittir. Açıları birbirine eşit ve 90 ar derecedir. Alanı iki kenar uzunluğunun çarpınma eşittir.

Kavram : Geometrik şekilleri anlatmak için kullanılan sözcük ve terimlere denir.

Kenarortay : Bir üçgenin bir kenarının orta noktasını karşı köşeye birleştiren doğru parçasına kenarortay denir.

Kesen : Çemberi iki noktada kesen doğruya denir.

Kesir sayıları : Eş parçalara bölünmüş bir bütünün bir veya birkaç parçasına bu bütünün kesri, ve bu parçaları gösteren sayılara da kesir sayıları denir.

Kesişim : A ve B kümesinin ortak elemanlarından oluşan kümeye A ile B nin kesişim kümesi denir ve A Ç B ile gösterilir.

Kiriş : Bir çemberin üzerinde alınan iki noktayı birleştiren doğru parçasına kiriş denir.

Komşu açılar : Köşeleri ve birer kenarları ortak olan iki açıya komşu açı denir.

Küme : İyi tanımlanmış nesneler topluluğuna küme denir. Kümeyi oluşturan nesnelere kümenin elemanları denir ve Î sembolü ile gösterilir. Kümenin elemanı olmayan nesneler Ï sembolü ile gösterilir. Bir kümenin elemanlarının küme içinde yer değiştirmesi kümeyi değiştirmez. Kümede her eleman bir kez yazılır.

Küp : Tüm yüzleri kare olan dik prizmaya küp denir.

Küre : Uzayda, O merkezli ve |AB| = 2r çaplı bir yarım dairenin, [AB] etrafında 360° döndürülmesiyle elde edilen cisime küre denir.
L
Litre : Su, gazyağı, zeytinyağı ve süt gibi sıvı maddeler litre ile ölçülür. Sıvı ölçüsünün temel birimi “litre” dir. “ l ” ile gösterilir.
M
Matematik sistem : Boş olmayan bir küme ile bu küme üzerinde tanımlı bir veya daha çok işlemin oluşturduğu sisteme matematik sistem denir.

Medyan : Verilen bir sayı dizisinde terimler büyüklük sırasına göre yazıldıktan sonra ortadaki sayıya medyan denir. Dizinin terim sayısı tek ise tam ortasındaki sayı medyandır. Terim sayısı çift ise ortadaki iki terimin aritmetik ortası medyandır. Örnek : 6,8,10,11,12,14,16,17,18,20 sayı dizisinin medyanı ortadaki 12 ve 14 sayılarının toplamının 2 ye bölünmesi ile bulunur. Medyan =12+14/2=13

Merkez açı : Köşesi çemberin merkezinde olan açıya çemberin merkez açısı denir.

Metre : Uzunluk ölçüsü aracı ve uzunluk ölçüsü birimidir. Metre “m” ile gösterilir.

Metre küp (m3) : Hacim ölçüsü temel birimi “metre küp” tür. Metre küp “m3” biçiminde gösterilir.

Mod : Bir dizide en çok tekrar eden sayıya o dizinin modu denir. En çok tekrarlanan sayı birden fazla ise, bu sayıların her biri dizinin modu olur.

Mutlak değer : Bir reel sayının eşlendiği noktanın başlangıç noktasına olan uzaklığına x in mutlak değeri denir. X in mutlak değeri |x| şeklinde gösterilir.
N
Negatif Tam Sayılar : Z = {…, -3, -2, -1} kümesine negatif tam sayılar kümesi denir.

Nokta : Boyutsuzdur. Tanımsızdır. İzdir. Belirtidir.
O
Ondalık kesirler : Paydası 10 un kuvvetleri olan (10, 100, 1000, …) kesirlere ondalık kesirler denir. Örnek : 17,615

Oran : a ve b reel sayılarının en az biri sıfırdan farklı olmak şartıyla a / b ye, a nın b ye oranı denir.
Ö
Ölçek : Planda verilen iki nokta arasındaki uzunluğun bu iki nokta arasındaki gerçek uzunluğa oranına ölçek denir.

Özalt küme : Bir kümenin, kendisi dışındaki bütün alt kümelerine, bu kümenin özalt kümeleri denir.

Özalt küme sayısı : Kümenin eleman sayısını n ile gösterirsek, özalt küme sayısı = 2n - 1 dir. Boş kümenin özalt kümesi yoktur.

Özdeşlik : Çözüm kümesi R (Reel sayılar) olan eşitliklere özdeşlik denir.
P
Paralel kenar : Karşılıklı kenarları paralel olan dörtgene paralel kenar denir. Yamuğun bütün özelliklerini taşır. Karşılıklı kenarlarının uzunlukları eşittir. Karşılıklı açılarının ölçüleri eşittir. Ardışık iki açının ölçüleri toplamı 180° dir. Köşegenler birbirini ortalar. Paralel kenarın alanı bir kenarı ile bu kenara ait yüksekliğin çarpımına eşittir.

Pay : Bütünden kaç eşit parça alındığını gösteren sayıdır.

Payda : Bütünün kaç eşit parçaya bölündüğünü gösteren sayıdır.

Permütasyon : Bir küme elemanlarının belli bir sıraya göre dizilişlerinin her birine “bir permütasyon” denir.

Piramit : Tabanı çokgen, yanal yüzeyleri ise ortak bir tepe noktasında birleşen çokgenlerden oluşan çok yüzlülere piramit denir.

Pisagor bağıntısı : Bir dik üçgende dik kenarlarının kareleri toplamı hipotenüsün karesine eşittir.

Plan : Bir evin, bir mahallenin, bir köyün ya da bir ilçenin caddelerinin ve sokaklarının belli bir oran dahilinde küçültülerek kuş bakışı görünüşünün kağıda çizilmesine plan denir.

Pozitif Doğal Sayılar : Bakınız: Sayma sayıları.

Pozitif Tam Sayılar : Z = {1, 2, 3, ….} kümesine pozitif tam sayılar kümesi denir.
R
Rakam : Sayıları ifade etmeye yarayan sembollere denir.

Rasyonel Sayılar : a, b birer tam sayı ve b≠ 0 olmak üzere; a / b şeklinde yazılabilen sayılara rasyonel sayılar denir. Rasyonel sayılar kümesi Q ile gösterilir.

Reel ( Gerçel) Sayılar : Rasyonel sayılar ile irrasyonel sayılar kümesinin birleşimi olan kümeye denir. Reel sayılar kümesi : R = Q È Qı şeklinde ifade edilebilir.
S
Saat : Zaman ölçüsü birimi “saat” tir. Saati kısaca “sa” ile gösteririz.

Saniye : 1 dakikalık sürenin altmışta birine saniye denir ve “sn” ile gösterilir.

Sapma : Bir dizinin terimlerinin her biri ile aritmetik ortalama arasındaki farka sapma denir. Fark negatif ise negatif sapma, fark pozitif ise pozitif sapma olur.

Sayı : Rakamların bir çokluk belirtecek şekilde bir araya getirilmesiyle oluşturulan ifadelere denir.

Sayı değeri : Sayıda, rakamların bulunduğu basamak düşünülmeden, her rakamın ifade ettiği sayıya o rakamın sayı değeri denir. Örnek : 1048 sayısındaki 4 rakamının sayı değeri 4’tür.

Sayının kuvveti : Bir tam sayının kendisi ile kaç defa çarpılacağını gösteren sayıya o tam sayının kuvveti denir. (Bakınız : Üs)

Sayma Sayıları : N+ = {1,2,3,4, …} kümesine sayma sayıları kümesi veya pozitif doğal sayılar kümesi denir.
T
Tam açı : Ölçüsü 360° olan açıdır.

Tam Sayılar : Z = {…, -3, -2, -1, 0, 1, 2, 3, ….} kümesine tam sayılar kümesi denir.

Tam sayılı kesir : Sıfır hariç bir tam sayı ve basit kesir ile birlikte yazılan kesir sayılarına tam sayılı kesir denir. Örnek : -3. 1/5, 5. 8/15

Tanımsız terim : Geometrinin bazı terimleri tanımlanmamıştır. Bu terimler kabullenmedir. Bunlara tanımsız terim denir. Örnek : Nokta, doğru, düzlem geometrinin tanımsız terimleri arasındadır.

Teğet : Çemberle bir noktası ortak olan doğrulara teğet denir. Bir çemberde teğet, değme noktasından geçen yarıçapa diktir.

Tek sayı : 2n – 1 genel ifadesiyle belirtilen tam sayılardır. Diğer bir ifade ile 2 ile bölündüğünde kalanı 1 olan tam sayılara tek sayı denir. Tek sayılar kümesi : T = {…,-5,-3,-1,1,3,5,…} şeklinde gösterilir.

Terim : Bir bilim dalı içerisinde özel anlamı olan kelimelere denir.

Ters açılar : Kesişen iki doğrunun oluşturduğu dört açıdan herhangi ikisine birbirine komşu olmayan açılar (ters açılar) denir. Ters açılar birbirine eşittir. Komşu iki ter açının toplamı 180° dir.

Ters orantı : Orantılı iki ifadeden biri artarken diğeri azalıyor, biri azalırken diğeri artıyorsa bu iki ifade ters orantılıdır.

Tümler açılar : Ölçüleri toplamı 90° olan komşu açılara tümler açılar denir.
Ü
Üçgen : A, B, C ; üçü birden doğrusal olmayan üç farklı nokta olmak üzere, [AB], [AC] ve [BC] doğru parçalarının birleşimine ABC üçgeni denir.

Üçgenin alanı : Herhangi bir üçgenin alanı, tabanı olarak alınan bir kenarın uzunluğu ile bu tabana ait yükseklik uzunluğu çarpımının yarısına eşittir.

Üs : a bir reel sayı, n bir pozitif tam sayı olmak üzere; n tane a sayısının çarpımı an dir. an ifadesindeki a ya taban, n ye kuvvet (üs) denir. Üs, tabanın kendisiyle kaç kez çarpılacağını gösterir.
V
Vektör : Doğrultuları, yönleri ve boyları aynı olan yönlü doğru parçalarının kümesine, düzlemde bir vektör denir.

Venn Şeması : Kümenin bütün elemanlarını kapalı bir eğri içinde yazmaya venn şeması ile gösterme denir.
Y
Yamuk : Yalnız iki kenarı paralel olan dörtgene yamuk denir. Paralel kenarlarla bir yan kenarın oluşturduğu iki açının toplamı 180° dir.

Yarı doğru : Bakınız : Işın.

 

A
Açık Havza : Sularını denize ulaştırabilen havzalara açık havza denir
Açısal Hız : Dairesel hareket yapan Dünya üzerindeki bir noktanın birim zamanda oluşturduğu dönüş açısıdır. Dünya, ekseni çevresindeki hareketi sırasında 4 dakikada 1 derecelik, 1 saatte 15 derecelik, 24 saatte 360 derecelik dönüş yapar. Açısal hız, dünya üzerindeki her noktada aynıdır.
Ağıl : Hayvanların barındığı, çevresi taş veya ahşap ile çevrili yerlere ağıl adı verilmektedir. Ağıllar zamanla nüfusun artmasına bağlı olarak sürekli yerleşme haline gelebilir. Sürü sahipleri tarafından kurulan ağıllar kış mevsiminde hayvanların korunması amacıyla kullanılır.

Devamını oku...  

A
Afaroz : Kişiyi dinden çıkarma cezasıdır. Aforoz edilen kişi ile toplum bütün ilişkilerini keserdi. Kral bile aforoz edilebilirdi.

Akçe : Gümüş sikke demektir. Akçe'nin altından olanınaysa sikke-i hasene denir.

Osmanlı Devleti’nde ilk bakır akçe Osman Bey zamanında bastırıldı.

Orhan Bey zamanında akçe gümüş olarak bastırıldı.

Ankara Savaşı (1402) : Timur, 1402 yılında Anadolu'ya girerek, Sivas'ı aldı.

Yıldırım Bayezit ve Timur Çubuk Ovası'nda karşılaştı.

1402 yılında meydana gelen Ankara Savaşı'nda Osmanlı ordusu yenildi ve Yıldırım Bayezit esir düştü.

Ankara Savaşı'nın Sonuçları

1. Yıldırm Bayezit Timur'a esir düştü ve esaret altında öldü.

2. Anadolu'da Türk birliği bozuldu ve beylikler yeniden kuruldu.

3. Batı'ya olan Türk ilerleyişi yavaşladı ve İstanbul'un fethi gecikti.

4. Bizans İmparatorluğu geçici bir süre de olsa kendini toparlama fırsatı buldu.

5. Fetret Dönemi başladı.

Antropoloji : İnsan ırklarını inceleyerek sınıflandıran bilim dalıdır.

Arkeoloji : Kazı bilimidir. Tarih öncesi dönemlerin aydınlatılmasında yararlanılmaktadır.
B
I. Balkan Savaşı :

I. Balkan Savaşı'nın Nedenleri

1. Osmanlı Devleti'ni Avrupa'dan atmak isteyen Rusya'nın Balkanlar'da yeni kurulan devletleri bir araya getirip ittifak kurmalarını sağlaması.

2. Balkan Devletleri'nin Tarblusgarp Savaşı'nın çıkmasını fırsat bilmeleri.

3. Osmanlı ordusu ve yönetiminde ikiliklerin yol açtığı iç karışıklıkların Balkan Devletlerince biliniyor olması ve bu devletlerin Osmanlı Devleti'nin zayıf olmasından yararlanmak istemeleri

I. Balkan Savaşı

Rusya'nın Pan-İslavizm politikası etkili oldu.

Balkan devlertleri, Osmanlı'daki iç karışıklıklardan yararlanarak, tek tek Osmanlı Devleti'ne Savaş açtı.

Osmanlı'ya karşı ilk savaş açan Karadağ oldu.

Sırbistan ve Bulgaristan'a da Osmanlı Savaş açtı.

Arnavutluk bağımsızlığını ilan etti.

Osmanlı Çatalca önlerine kadar çekildi.

Büyük yenilgiler alan Osmanlı Devleti barış görüşmelerine başladı.

I. Balkan Savaşı'nın Sonuçları

1. Arnavutluk bağımsızlığını ilan etti.

2. Osmanlı Devleti savaşı kaybetti ve Çatalca önlerine kadar çekildi.

3. Avrupalı Devletler Balkan yarımadasının yeni haritasını belirlemek için Londra Konferansı'nı topladı.

4. Osmanlı Devleti Midye-Enez hattının batısında kalan bütün topraklarını kaybetti. Arnavutluk ile Ege Adaları'nın durumu büyük devletlerin kararına bırakıldı.

5. Londra Antlaşması'nın imzalanmasını engellemek isteyenler 23 Ocak 1913'te Bab-ı Ali Baskını'nı gerçekleştirdiler.

II. Balkan Savaşı :

II. Balkan Savaşı'nın Nedenleri

1. Londra Antlaşması'nda en büyük payı Bulgaristan almıştı. Öteki Balkan Devletleri bu duruma itiraz ettiler.

2. Yunanistan özellikle Bulgaristan'ın Ege Denizi'ne açılmasına karşı çıkıyordu.

3. Paylaşılamayan yerlerin arasında başta Makedonya geliyordu.

4. Sonuçta Balkan Devletleri, Bulgaristan'a saldırdı ve II. Balkan Savaşı çıktı.

II. Balkan Savaşı

Osmanlı Devleti I. Balkan Savaşı'nda yenilince bu bölgede boşluk doğdu.

Osmanlı Devleti'nden aldıkları toprakları paylaşamayan Balkan Devletleri birbirine düştü.

Sırbistan Makedonya'nın Bulgaristan'a verilmesine itiraz etti.

Yunanistan Makedonya'dan daha fazla toprak istedi.

Romanya Bulgaristan'dan Dobruca'yı istedi.

Bulgaristan, Yunanistan ve Sırbistan'a savaş açtı.

Romanya da Bulgaristan'a savaş açtı.

Osmanlı Edirne'yi geri aldı.

Bulgaristan barış istedi.

II. Balkan Savaşı'nın Sonuçları

Balkan Devletleri kendi aralarında savaşa başlayınca Osmanlı Ordusu Midye-Enez hattını aşıp, Edirne ve Kırklareli'yi tekrar aldı.

İkinci Balkan Savaşının sonucunda şu antlaşmalar yapıldı.

a) İstanbul Antlaşması (29 Eylül 1913)

b) Atina Antlaşması (14 Kasım 1913)

c) Bükreş Antlaşması (10 Ağustos 1913)

Osmanlı Devleti, Ege adalarını kaybetti. İmroz, Bozcaada ve Meis dışındaki bütün Ege adaları Yunanistan'da kaldı.

Arnavutluk bağımsız oldu.

Makedonya elimizden çıktı.

Batı Trakya, Bulgaristan'a verildi ve Osmanlı Devleti'nin elinde sadece Doğu Trakya kaldı.

Bilimsel Tarih : Olayları neden-sonuç ilişkisi içinde bilimsel olarak inceler. Tarih bilinci bu sayede ortaya çıkmıştır.
C
Cem Sultan Olayı : Fatih'in ölümü üzerine Amasya sancağında bulunan Bayezit devşirmelerin desteğiyle tahta geçti.

Konya sancağında bulunan ve Türkmenlerin desteklediği Şehzade Cem bunun üzerine taht mücadelesine başladı.

Memluklerin'de desteklediği Cem Sultan, Bursa'yı aldı ve adına para bastırıp hutbe okuttu.

1481'de Yenişehir Ovası'nda yenilen Cem, Konya'ya kaçtı.

II. Bayezit'in gönderdiği kuvvetlere yenilen Cem Sultan, önce Mısır'da Memlüklülere, ardından da Rodos şövalyelerine sığındı.

Yıllarca Avrupa'da dolaştırılan Cem Sultan, 1495 yılında Napoli'de öldü.

Coğrafya : Coğrafi bölgelerin özelliği ve iklimi tarihi olayların değerlendirilmesinde etkilidir.

Örneğin Fenikelilerin deniz ticareti ile uğraşmalarının nedeni coğrafyalarının tarıma elverişli olmamasıdır.

Cumhuriyetçilik : Devlet başkanının belli bir süre için seçilerek iş başına geldiği devlet ya da yönetim biçimidir.
Ç
Çaldıran Savaşı (1514) : Doğu Anadolu'ya sahip olmak isteyen Şah İsmail bölgedeki Şii Türkmen aşiretlerini Osmanlı'ya karşı ayaklandırıyordu.

Yavuz İran seferi öncesi Dulkadiroğlu Alaüddevle'den yardım istedi fakat isteği reddedildi.

1514'te Osmanlı orduları İran ordularını Çaldıran Savaşı'nda yendi.

Çanakkale Savaşı :

İngiltere ve Fransa 19 Şubat 1915'te Çanakkale'ye saldırdılar.

18 Mart'ta büyük bir saldırıya geçen İngiliz ve Fransız donanması, büyük kayıp verip geri çekildi.

İngilizler, sömürge ülkelerden topladıkları kuvvetlerini Arıburnu'ndan karaya çıkardılar.

Bu arada Yarbay Mustafa Kemal Çanakkale cephesine atandı.

9 Ocak 1916'da Çanakkale düşmandan tamamen temizlendi.

Çanakkale Savaşı'nın Sonuçları

250 bin Türk asker ve subayı şehit düştü ve yaralandı.

Rusya'ya gerekli olan silah ve cephane ulaştırılamadı. Bu durum Rusya'nın çökmesi ve savaştan çekilmesine neden oldu.

Birinci Dünya Savaşı uzadı.

Rusya'da ihtilal oldu ve Çarlık Rusya yıkılıp yerine Sovyet Rusya kuruldu.

Savaşın uzaması ve İngilizler'in Çanakkale'de yenilmesi sömürge yönetimlerini zorlaştırdı.

Savaşın uzaması, savaşla ilgili olmayan sanayi dallarının gerilemesine neden oldu, bundan da Japonya ve A.B.D. kazançlı çıktı.

Mustafa Kemal'in Çanakkale'de kazandığı başarı, O'nun daha sonra milli mücadelenin lideri olmasında etkili oldu.
D
Devlet : Toplum halinde yaşayan insanların, aralarındaki düzeni kurmak ve sürdürmek için oluşturdukları güce denir.

Devletçilik : Ekonomik alanda doğrudan doğruya devletin müdahalesini öngören sistemdir.

Diplomatik : Fermanlar, beratlar ve dönemin yazışmalarını inceler. Siyaset bilimi olarak da adlandırılır. Başlangıç noktası Kadeş Barışının imzalanmasıdır.

93 Harbi (1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı) :

1876 yılında, Avrupalı Devletlerin Balkanlar'da kalıcı çözüm bulmak amacıyla topladıkları İstanbul Konferansı'nda Balkanlar konusunda ağır şartlar getirilmesi üzerine, Osmanlı Devleti şartları kabul etmemiş, daha sonra düzenlenen Londra Konferansı da aynı şekilde sonuçlanmıştı.

İki konferansta da Osmanlı Devleti'nin şartları kabul etmemesi üzerine, Rusya 1877 yılında Osmanlı Devleti'ne savaş açmıştı. Bu savaşta Plevne savunması ile Gazi Osman Paşa üyük kahramanlıklar göstermiş, fakat Rusların, Yeşilköy'e kadar ilerlemelerine engel olunamamıştı. Bunun üzerine padişah II. Abdülhamit, barış isteğinde bulunmuş ve 3 Mart 1878'de Yeşilköy (Ayestefanos) Antlaşması imzalanmıştı.
E
Endülüjans : Günahlardan kurtulmak amacıyla kiliseden satın alınan belgedir.

Engizisyon Mahkemeleri : Kilisenin başkanlığında toplanır, genellikle kilisenin öğretilerine karşı çıkanlara ölüm cezası verirdi.

Enterdi : Belli bir bölgede kilisenin bir süre nikah, vaftiz, ölü gömme gibi dini törenleri durdurmasıdır.

Epigrafi : Kitabeleri inceler. Örneğin : Göktürk ve Kültepe yazıtları.

Etnografya : Toplumların öz kültürlerini inceleyen bilim dalıdır.
F
Fetret Devri (1402-1413) :

I. Bayezit'in oğullarından Süleyman Rumeli'de, Musa Bursa'da, İsa Balıkesir'de ve Mehmet de Amasya'da hükümdarlığını ilan etti.

Kardeşler arasında taht kavgası başladı ve Anadolu'nun siyasi birliği sarsıldı.

Mehmet Çelebi 1413'te kardeşlerini ortadan kaldırarak Osmanlı tahtına geçti.

Osmanlı Devleti, 11 yıl süren Fetret Devri'nde, sağlam devlet örgütü ve yerleşmiş sosyal kurumlar sayesinde yıkılmaktan kurtuldu.

Filoloji : Dil Bilimidir. Toplumların dillerini inceler.
G
Genç Türkler (Jön Türkler) :Tanzimat döneminin sonlarına doğru, bazı Osmanlı aydınları (Namık Kemal, Şinasi, Ziya Paşa, Hüseyin Avni Paşa) Genç Osmanlılar adıyla bir cemiyet kurdular. Bunlar; Osmanlı ülkesinde yaşayan herkesin, din, dil, ırk farkı gözetmeksizin eşit tutulması halinde azınlıkların ayrılmaktan ve devlet kurmaktan vazgeçeceklerini savunuyorlardı. Bu düşüncelerinin uygulanabilmesi için de; Meşrutiyet'in ilan edilmesi, temel hak ve özgürlüklerin bir anayasa ile korunması gerektiğine inanıyorlardı. Bu nedenle II. Abdülahamit'e baskı yapıp 1876 yılında Meşrutiyet'in ilanını sağladılar.

Genel Tarih : İnsanoğlunun yeryüzündeki bütün geçmişini siyasi, sosyal, ekonomik ve kültürel tarihini başlangıçtan günümüze inceler.

Örneğin : Dünya Tarihi
H
Hakem Olayı : Sıffin Savaşı'nda bir sonuç alınamayınca taraflar, iki taraftan da seçilecek birer hakemin kararına başvurmayı gerekli gördü.

Hz. Ali'nin hakemi Ebu Musa el-Eş'ari, Muaviye'nin hakemi ise Amr İbn-ül As oldu.

Hakemler Muaviye'nin entrikası sonucu onu halife seçti.

Halkçılık : Bir milleti oluşturan çeşitli meslek ve toplumsal grupları içinde bulunduran insanların, halk tarafından halk içinde yönetilmesi.

Heraldik : Mühür bilimidir. Eski mühürleri inceler.

Hikayeci Tarih : Tarihi olayları neden-sonuç ilişkisi belirtmeden, belgelere dayandırmadan, efsanelere göre inceler. İlk temsilcisi Heredot'tur.
İ
İlk Çağ : Yazının bulunmasıyla başlayıp (M.Ö. 4000-3500) Batı Roma İmparatorluğunun yıkılışına kadar sürer. En uzun süren çağ olarak bilinir.

İnkılap : Bir halden başka hale dönüşme, biçim değiştirme, devrim anlamına gelir. Diğer taraftan, inkılap, toplumların çeşitli alanlarda, toplumun ihtiyaçlarına göre birtakım düzenlemelerle birlikte yeni bir düzen getirmesidir. Atatürk inkılapçılığı; toplumsal ihtiyaçları karşılamak için kurallar koymayı, düzenlemeler yapılırken izlenecek yol ve yöntemler belirlemeyi öngörür.
K
Kapitülasyonlar :

Fransa'ya Kapitülasyonların Verilmesinin Siyasal Nedenleri

Kanuni'nin, Avrupa'da Şarlken'e karşı giriştiği mücadelede, Fransa'yı yanına çekmek istemesi.

Kanuni'nin Avrupa Hristiyan birliğini parçalamak istemesi.

Avrupa'da bir bağlaşık elde etmek isteği.

Fransa ile 1535 tarihinde bir antlaşma imzalandı.

Karlofça Antlaşması (1699) : Avusturya, Lehistan, Venedik ve Osmanlı Devleti arasında imzalandı.

1. Temeşvar ve Banat Yaylası dışında kalan bütün Macaristan ve Erdel Avusturya'ya verildi.

2. Hırvatistan'ın bir bölümü Avusturya'ya verildi; Sava ırmağı sınır oldu.

3. Podolya ve Ukrayna Lehistan'a verildi.

4. Dalmaçya kıyıları ve Mora, Venedik'e verildi. Korint Osmanlılarda kaldı.

5. Antlaşmanın süresi 25 yıl olacak ve Avusturya'nın garantisinde bulunacaktı.

Kasr-ı Şirin Antlaşması (1639) :

1. Azerbaycan ve Revan İran'a bırakıldı.

2. Bağdat Osmanlı Devleti'ne bırakıldı.

3. Zağros Dağları iki ülke arasında sınır oldu.

Bu antlaşma ile XVII. yüzyıl Osmanlı-İran savaşları sona erdi ve bugünkü Türkiye-İran sınırı büyük ölçüde çizildi.

Katolikler : Başındaki kişiye Pap denir. Dinsel merkezi Roma'dır.

Kavimler Göçü : Çin baskısından kaçan Kuzey Hunları, M.S. 375'de Batı'ya göç etmeye başladılar. Hun göçleri sonunda Karadeniz'in Kuzeyi'ndeki Germen kavimleri Batı'ya göç etti. Doğu Germen kavimlerinin göçü sonucunda , Roma İmparatorluğu, M.S. 395 tarihinde, Doğu ve Batı olmak üzere ikiye ayrıldı.

Kimya : C14 metodunu kullanarak eski kullanılmış araç ve gereçlerin yaşları hakkında bilgi verir.

Kronoloji : Takvim bilimidir. Tarihi olayların oluş sırasını verir.

L

Laiklik : Din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması, devlet düzeninin ve hukuk kurallarının dine değil, akla ve bilime dayandırılması, fakat kimsenin inancına ve vicdan hürriyetine karışılmamasıdır.
M
31 Mart Olayı :

31 Mart Olayı'nın Çıkmasında Etkili Olan Olaylar nelerdi?

1. İttihat ve Terakki Partisi'nin iktidarı yeterince ele geçirememesi

2. Ahrar Partisi'nin meşrutiyet karşıtı çalışmaları

3. Volkan Gazetesi ve İttihad-ı Muhammedi derneğinin meşrutiyet karşıtı çalışmaları

4. Halkın meşrutiyete ve gayrimüslimlerle olan eşitliğe sıcak bakmamaları

5. Ordudan atılan Meşrutiyet karşıtı subayların kışkırtması

6. Bulgaristan'ın 5 Ekim 1908'de bağımsızlığını ilan etmesi

7. 6 Ekim 1908'de Avusturya'nın, Bosna-Hersek'i işgali

31 Mart Olayı Nasıl Oldu?

Volkan Gazetesi başyazarı Hasan Fehmi 6 Nisan 1909'da öldürüldü.

Cenazesi meşrutiyet karşıtı gösteriye dönüştü.

Gösteri giderek isyana dönüştü.

İsyan Selanik'te duyulunca, Hareket Ordusu adındaki birlik İstanbul'a hareket etti.

Hareket Ordusu'nun kurmay başkanı Mustafa Kemal'di.

İsyan 24 Nisan 1909'da bastırıldı.

31 Mart Olayı'nın Sonuçları

1. II. Abdülhamit tahttan indirildi ve yerine V. Mehmet Reşat geçti.

2. Padişah'ın yetkileri kısıtlandı, meclisin yetkileri artırıldı.

3. Mustafa Kemal ilk kez bir siyasi olaya karışmış oldu.

II. Meşrutiyet :

II. Meşrutiyet'in İlan Edilme Nedenleri

İç Nedenler

II. Abdülhamit'in II. Meşrutiyet'in İlanını Kabul Etmesinin Sebepleri :

1. İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne bağlı olan bazı subayların Rumeli'de ayaklanması

2. Tahta, Osmanlı hanedanından başka bir kişinin geçeceği söylentisi

3. Serez'den bir ordunun İstanbul'a yürüyeceğine dair padişaha gelen telgraf

4. Ordu ve halk arasında isyan belirtilerinin ortaya çıkması

Dış Etkenler

En önemli dış etken "Reval görüşmesi" dir.

Reval Görüşmesi'nde şu kararlar alınmıştır:

1. Ruslar, Balkanlar'da serbest bırakılacak

2. İstanbul ve Boğazlar Ruslara verilecek

3. Makedonya Bölgesi'nde ıslahat yapılacak

Mısır Seferi : Yavuz'un İran seferi sırasında Şah İsmail ile Memlüklüler Osmanlı'ya karşı bağlaşma yapmıştı.

Yavuz, 1516 yılında Mısır üzerine sefere çıktı. 1516 yılında Mercidabık Savaşı ile Memluk ordusu bozguna uğratıldı.

Mercidabık zaferi ile Osmanlı Devleti, Suriye ve Filistin'i ele geçirdi.

Yavuz Sultan Selim, 1517 yılında tekrar Mısır seferine devam etti.

Milliyetçilik : Bireylerin ait oldukları milletin varlığını ve birliğini sürdürmesi ve yüceltmesi için diğer bireylerle ortak çalışma bilincine sahip olmasıdır.
N
Nümizmatik : Eski paraları inceleyerek, toplumların ekonomik yapısı hakkında bilgi verir.
O
Orta Çağ : Batı Roma İmparatorluğunun yıkılışından (476), İstanbul'un Türkler tarafından fethine kadar (1453) sürer.

Ortodokslar : Başındaki kişiye Patrik denir. Merkezi İstanbul'dur.

Otlukbeli Savaşı (1473) : Osmanlılar ile Akkoyunlu Devleti arasında Anadolu'da egemenlik kurma mücadelesi bulunmaktaydı.

Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan Karakoyunlu Devleti'ni yıkarak, Sivas'a kadar gelmişti.

Candaroğulları ve Karamanoğlu beyleri de Uzun Hasan'a sığınmıştı.

1473 tarihinde yapılan Otlukbeli Savaşı ile Akkoyunlu Devleti yenildi.
Ö
Öğretici Tarih : Tarihi olaylardan ders almak ve liderleri örnek alarak yönlendirici rol oynamak amaçlanır.

Özel Tarih : Sadece bir devlet ya da milletin siyasi ekonomik ve kültürel tarihini inceler.

Örneğin :Türkiye Cumhuriyeti Tarihi
P
Paleografya : Toplumların eskiden kullandıkları yazıları inceler. (Mısır hiyeroglifi, Sümerlerin çivi yazısı, Türklerin Orhun ve Uygur abideleri gibi) Bu bilim dalı tarih öncesi dönemlerin aydınlatılmasında etkili değildir.

Pasarofça Antlaşması (1718) : Osmanlı Devleti ile Avusturya arasında imzalanan bu antlaşma ile :

1. Yukarı Sırbistan, Belgrat, Sırmiyum, Batı Eflak ve Banat Yaylası (Temeşvar) Avusturya'ya bırakıldı.

2. Venedik'ten alınan Mora ve Grit Osmanlılarda kaldı.

3. Arnavutluk ve Dalmaçya kıyılarındaki bazı kaleler Venedik'e verildi.

Antlaşmanın Önemi :

1. Osmanlı Devleti, Batı'nın üstünlüğünü tamamen kabul etti ve toprak kurtaramayacağını anladı.

2. Osmanlılar, Ortodoksları koruma görevini son kez yerine getirdi.

3. İngiltere ve Hollanda'ya verilen ayrıcalıklar Kapitülasyona dönüştürüldü.

4. Pasarofça Antlaşması'nın yarattığı barış ortamında Lale Devri'ne girildi ve ilk defa Batı tipinde ıslahatlara gidildi.

Patrona Halil İsyanı : Lale Devri'nde Avrupa tarzında yapılan ve Nevşehirli Damat İbrahim Paşa'nın kişiliği ile özdeşleştirilen ıslahatlar, ulemadan ve yeniçerilerden bir takım kişilerin çıkarlarına ters düşmüştü. Lale Devri ile birlikte artan Lüks yaşantı, fakir halkın tepkisine yol açmıştı.

O yıllarda İran ile yapılan savaşlar da devam etmekteydi.

Sadrazam Damat İbrahim Paşa'nın İran seferine gitmek istememesi, ona karşı olanlara bulunmaz bir fırsat vermiş, Bayezit Hamamı tellaklarından Patrona Halil ve Muslu Beşe ismindeki iki Arnavut önderliğinde bir grup 1730 yılında isyana başlamışlardı.

Vergilerden şikayet eden halk ve İran Seferi'ne katılmak istemeyen Yeniçeriler de isyana katılınca, isyan giderek büyümüş, saraya giden asiler, padişah III. Ahmet'ten Damat İbrahim Paşa'nın kafasını istemişlerdi. Kendilerine teslim edilen Nevşehirli Damat İbrahim Paşa'yı idam eden asiler, tekrar saraya yürüyerek, padişah III. Ahmet'i tahttan indirerek yerine I. Mahmut'u geçirdiler. Bu isyanla Lale Devri sona ermiş oldu.

Preveze Deniz Savaşı : Avrupalılar Osmanlı'nın Akdeniz'deki üstünlüğüne son vermek amacıyla Papa'nın önderliğinde Haçlı donanması hazırladılar.

Haçlı donanması Andre Dorya komutasında, Osmanlı donanması ise Barboros Hayrettin Paşa komutasındaydı.

27 Eylül 1538 tarihinde meydana gelen Preveze Deniz Savaşı'nda Barbaros Haçlı donanmasını bozguna uğrattı.

Bu savaşla Akdeniz egemenliği tamamıyla Osmanlıların eline geçti.
S
Sikke: Osmanlı Devleti'nde genel kullanımdaki madeni paraya denir.

Siyasi Tarih : Uluslararası siyasi olayları savaşları barışları ve ittifakları inceler.

Örneğin : Osmanlı Siyasi Tarihi

Sokullu Mehmet Paşa Dönemi : Sokullu Mehmet Paşa; Kanuni, II. Selim ve III. Murat dönemlerinde sadrazamlık yaptı.

Bu dönemde 1566'da Sakız Adası Cenevizliler'den alındı.

Yemen'in egemenliği sağlandı.

1571 yılında Venediklilerden Kıbrıs Adası alındı.

1571'de İnebahtı Savaşı'nda Haçlı donanmasına yenildi.

Tunus Osmanlı topraklarına katıldı.

Lehistan 1575'te Osmanlı himayesine girdi.

1577'de Fas Portekizlilerden alındı.

Sokullu Mehmet Paşa'nın Projeleri

Sokullu sadrazamlığı süresince Doğu Avrupa Türkleri ile Kafkasya bölgesini Osmanlı Devleti'ne bağlamak istedi.

Don ve Volga Irmaklarını bir kanalla birleştirerek, Karadeniz'den Hazar'a geçmeyi planladı.

1579 yılında Süveyş Kanalı'nı açmayı düşündü, böylece, Hindistan ve Endonezyadaki Müslümanlara yardım etmeyi planladı.

Sokullu 1579 yılında hançerlenerek öldürüldü, projeleri de uygulamaya konulamadan yarım kaldı.

Sosyal Tarih : Toplumların her türlü faaliyetlerini inceler.

Sosyoloji : Toplum bilimidir. Tarihi olayları sosyoloji konularını hesaba katarak inceler.
T
Talas Savaşı :

Nedeni : Çinliler ve Arapların Orta Asya'yı denetim altına almak istemeleri.

Çinliler, Orta Asya'yı denetimleri altına almak amacıyla 747 yılında Türkistan'a sefer düzenledi.

Abbasiler, Karluk, Yağma ve Çiğil Türkleri'nin yardımı ile 571 yılında Talas'da Müslümanlar Çinlileri yendi.

Sonuçları :

1. Orta Asya Çinlileşmekten kurtuldu

2. Türkler, İslamiyet'i kabul etmeye başladı.

3. Kağıt, matbaa, barut, pusula gibi Çinlilerin geliştirdiği aletler, Müslümanlar tarafından öğrenilmeye başlandı.

Tarih : Geçmiş insan topluluklarının, savaşlarını ve barışlarını, kültür ve uygarlıklarını, sosyo-ekonomik yapılarını, neden-sonuç ilişkisi içinde zaman ve yer göstererek, belgelere dayalı, inceleyen bilim dalıdır.

Toponomi : Yer adlarını inceleyerek tarihe yardımcı olur.

Tarblusgarp Savaşı :

Tarblusgarp Savaşı'nın Nedenleri

1. Siyasi birliğini geç sağlayan İtalya'nın sömürge arayışına çıkmış olması

2. İtalya'nın sömürge elde etmek amacıyla Trablusgarp'a göz dikmesi

İtalya, Avrupa devletlerinin de onayını alarak 28 Eylül 1911'de Trablusgarp'a asker çıkardı.

Tarblusgarp Savaşı

Osmanlı Devleti Trablusgarp'a deniz yolu ile asker gönderemedi.

Mısır üzerinden de asker gönderemedi.

Gönüllü subaylar Trablusgarp'a gizlice gönderildi.

Bu subaylar büyük başarılar elde ettiler.

İtalya Çanakkale'ye saldırdı, başarılı olamayınca On iki Ada'yı işgal etti.

Bu arada Birinci Balkan Savaşı çıktı.

Osmanlı Devleti, 18 Ekim 1912 tarihinde İtalya ile Uşi Antlaşması'nı imzalayıp savaştan çekildi.
U
Uygarlık Tarihi : Bütün ulusların meydana getirdikleri uygarlık eserlerini kültür ve medeniyet ürünlerini inceler.
Örneğin : Çin Uygarlığı

Y
Yakın Çağ : 1789 Fransız İhtilali ile başlayıp, günümüze kadar sürer.

Yeni Çağ : İstanbul'un fethinden, 1453 tarihinde başlayıp, 1789 tarihli Fransız İhtilaline kadar sürer.

 

A
Abartma (Mübalağa) : Bir durumu olduğundan çok ya da az göstermektir. Örnek :

Bütün gün çalışmaktan iğne ipliğe döndü.

Alem sele gitti gözüm yaşından

Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?

Gömelim gel seni tarihe desem sığmazsın.

Açık Oturum : Geniş halk kitlelerini ilgilendiren konuların, yine bu kitlelere o sahanın uzmanı kişilerce bir toplantı salonunda anlatıldığı etkinliklerdir. Geniş bir salon seçip seyirci toplanır, önceden belirlenen konu bu seyircilere sahanın uzmanı, tanınmış kişilerce anlatılır.

AD : Varlıkların ve kavramların dilde var olan karşılığına, sözcük türü yönünden ad denir.

Ad Aktarması (Mürsel Mecaz) : Bir sözü benzetme amacı gütmeden bir başka söz yerine kullanmaktır.

Sözcüklerin yeni anlamlar yüklenmesinde bir etken de ad aktarmasıdır. Örnek :

"Sinema" için "beyaz perde"

"seçime katılmak" yerine "sandık başına gitmek"

Ad Aktarması : Bir sözcük ya da sözün, benzetme amacı güdülmeden, anlamca ilgili olduğu başka bir sözcük ya da söz yerine kullanılmasıdır. Bu mecaz türüne, "düz değişmece" de denir. Örnek :

Beyaz Saray bu olaya sıcak bakmıyor. (Amerika Birleşik Devletleri Başkanlığı)

Soba yandı (İçindeki odun - kömür)

Çankaya bu yasayı onaylamaz (Cumhurbaşkanlığı)

Okul geziye gitti. (Okuldaki öğrenciler)

Mozart'ı severim. (Mozart'ın bestelerini)

Doğu kan ağlıyor. (Doğu yönündeki bölgeler)

Ad (isim) Cümlesi : Yüklemi ek eylemle çekimlenmiş bir ad ya da ad soylu sözcüğün bulunduğu cümlelerdir. Örnek : Bu yaşlı kadın, olayın tek tanığıymış.

Ad Tamlamaları : En az iki adın, aralarında anlam bağlantısı kurarak oluşturduğu, bir nesnenin parçası olduğunu ya da bir nesnenin başka bir nesneyle tamamlandığını gösteren ad takımıdır. Ad tamlamalarında kullanılan tamamlayıcı öğeye tamlayan, birinci nesnenin parçası durumunda olan ikinci öğeye ise tamlanan denir. Örnek :

Denizin sesi bir melodi gibi geliyordu kulağıma.

Kış ayları burada oldukça ılıman geçiyor.

Ona hediye olarak yün gömlek aldım.

Anı (Hatıra) : Yaşanmış olayları duyurmak için yazılan yazı türüne anı denir. Yazarın kendi başından geçen ya da kendisinin de karıştığı olayları sanat değeri taşıyan güzel bir dille anlatmasından oluşan yazı türüdür anı.

Anlam Daralması : Sözcükler, anlamda daralma ya da genişleme yoluyla başka bir anlama geçerek yan anlamlar kazanabilir.

Sözcüğün eskiden anlattığı şeyin ancak bir bölümünü, bir türünü anlatır duruma gelmesine anlam daralması denir.

Sözgelimi "oğul" sözcüğü başlangıçta kız ve erkek anlamlarını içerirken sonradan yalnızca erkek çocukları için kullanılarak anlam daralmasına uğramıştır.

"Erik" sözcüğü, şeftali, kayısı, zerdali anlamını içerirken, sonradan bir tür meyve için kullanılarak anlam daralmasına uğramıştır.

Anlam Genişlemesi : Bir varlığın bir türünü ya da tekini anlatan, kullanım alanları dar olan şeyleri gösteren sözcüklerin zamanla o varlığın bütün türlerini birden anlatır duruma gelmesine anlam genişlemesi denir. Örneğin ; "alan" sözcüğü, "düz ve açık yer" anlamını içerirken anlam genişlemesine uğrayarak "iş, meslek, araştırma-inceleme" anlamlarını da kazanmıştır.

Anlam Kayması : Bakınız : Başka Anlama Geçiş.

Argo : Genel dilin sözcüklerine yan anlamlar kazandırarak genel dilden ayrılan, bir meslek ya da topluluk arasında kullanılan özel dile argo denir. Argo, tek sözcükten oluşabileceği gibi söz öbekleri ve deyimlerden de oluşabilir. Örnek :

Okutmak (elden çıkarıp - satmak)

racon (adet - usül)

şabanlık (aptallık - sersemlik)

keklemek (kandırmak - aldatmak)

Aruz Ölçüsü : Arap dilinde doğmuş ve Divan Edebiyatı ile şiirimize girmiş olan ve mısralarındaki hecelerin uzunluk ve kısalığına bağlı olarak kullanılan ölçüdür. Aruzda, hece ölçüsünde olduğu gibi, hecelerin yalnız sayı bakımından denkliği yeterli değildir. Mısra içlerindeki kelimeler aynı zamanda açık ve kapalı oluşları bakımından da birbirlerine denk olmalıdır. Sesli harflerle biten heceler açık (kısa), sessiz harflerle biten heceler de kapalıdır (uzun). Aruz ölçüsü, İslamiyet’in kabulüyle bize geçmiş, yüzyıllar boyu edebiyatımızda kullanılmış, Cumhuriyet döneminde hemen hemen bırakılmış bir ölçüdür.

Atasözleri : Uzun deneyimler ve gözlemler sonucu oluşmuş, yol gösterici, genel kural biçiminde kalıplaşan, toplumca benimsenen ve anonim bir nitelik taşıyan özlü sözlerdir.
B
Bağlı Cümle : Aralarında anlam ilgisi bulunan basit veya birleşik cümlelerin bağlaçlarla birbirine bağlanmasıyla oluşan cümlelere bağlı cümle denir. Bağlı cümleler “ama, fakat, yalnız, ve, veya, ne…ne..., hem…hem …” gibi bağlaçlarla oluşturulur. Örnek : Para hem insana dosttur hem düşman.

Basit Sözcükler : Herhangi bir yapım eki almamış ya da bir sözcükle birleşmemiş olan sözcüklere yapıları yönünden basit sözcük denir.

Örnek : Kuşların kanadına yazdım aşkımı.

Basit Cümle : Tek yargı bildiren, içinde herhangi bir fiilimsi bulunmayan ve bir yüklemi olan cümlelerdir. Örnek : Yanımıza biraz yiyecek alalım.

Başka Anlama Geçiş (Anlam Kayması) : Sözcüğün eskiden yansıttığı kavramdan bütünüyle farklı, yeni bir kavramı karşılar duruma gelmesine başka anlama geçiş denir. Örneğin :

"sakınmak" sözcüğü Eski Türkçe de "düşünmek, üzerinde durmak, yaslanmak, kederlenmek" anlamını içerirken sonraları "tehlikeden uzak durmak" anlamına geçmiştir.

Başka anlama geçişin bir türü de anlam iyileşmesi ya da anlam kötülenmesidir. Kötü anlamı olan bir sözcüğün zamanla iyi bir anlam kazanmasına anlam-kötülenmesi denir.

Belirteç Tümleci : Bakınız : Zarf Tümleci.

Betimleme Paragrafı : Bir olayı, bir varlığı, durumu, çevreyi ya da bir kavramı göz önünde canlandıracak biçimde anlatan paragraflara betimleme paragrafı denir. Gözlemlenen her varlığın, tasarlanan her kavramın duyu organlarımız ve duygularımız üzerinde bıraktığı iz betimlenebilir. Bu tür paragraflar çoğunlukla roman, öykü, gezi ve anı gibi yazı türlerinde kullanılır.

Örnek : Akçakavakların, dişbudakların arasından geçerek yeşil çam ormanına giriyorum. Yoğun bir reçine kokusu duyuyorum. Çevrem yeşilin değişik tonlarıyla donanmış. Az ileride kalın gövdeli, yaşlı bir çam ağacı görüyorum. Altına oturuyorum. Kekik kokuları geliyor burnuma.

Beyit : Aralarında anlam ilişkisi bulunan iki dizeden oluşmuş koşuk parçası.

Bileşik Sözcükler : İki ya da daha çok sözcüğün birleşip kaynaşmasından oluşan sözcükler yapıca bileşiktir.

Birleşik Cümle : Temel cümlenin bir öğesi durumunda bulunan yan cümlecikten oluşan cümlelerdir. Bu cümlelerde tek yüklem bulunur.

Biyografi : Tanınmış, eserler yazmış, ün bırakmış kişileri tanıtmak amacıyla yazılan yazılara biyografi denir. Biyografilerde yurtlarına, insanlığa hizmetleri dokunmuş önemli kişilerin çalışmaları, hayatları, eserleri anlatılır. Biyografilerin açık, sade bir dille, tarafsız olarak yazılması gerekir.

Buyruk Cümlesi : Bakınız : Emir Cümlesi.

Büyük Ünlü Uyumu : Ünlü harflerin, kalınlık-incelik yönünden uyumudur.
C
Cümle : Bir duygu, düşünce veya isteği kısaca bir yargıyı bildiren sözcük dizisine cümle denir.

Çalıştım.

Ders çalıştım.

Sabaha kadar durmadan ders çalıştım

Cümle Tamamlama : Kimi zaman bir yargı bütünlüğünden bir sözcük yada sözcük öbeği çıkarılmış olabilir. Yargının anlamsal ve anlatımsal bütünlüğü göz önünde bulundurularak bu eksik tamamlanır.

Tamamlanacak ve tamamlayacak cümleler ya da sözler arasında;

Anlamsal ilişki doğru kurulmalıdır.

Zaman ve kişi yönünden uyum olmalıdır.

Cümleleri anlamca bağlamak için uygun bağlaçlar kullanılmalıdır.

Örnek : İnsanlar bilerek ya da bilmeyerek doğanın dengesini bozuyorlar, sonra aynı doğayı korumak için sempozyumlar düzenleyip, dernekler kuruyorlar; çünkü...

Doğanın kendileri için yaşamsal değerini biliyorlar.

Yanlış yaptıklarının bilincindeler.

Kendilerini affettirmek istiyorlar.

Doğayı taklit etmek istiyorlar.
Ç
Çatı : Fiillerin özne ve nesne alıp almamaları yönüyle incelenmesine çatı denir.

Çekim Eki : Eklendiği sözcüğün anlamını değiştirmeyip, yalnızca cümle içindeki görevini belirleyen eklerdir. Çekim ekleri, sözcükleri birbirine çeşitli görev ve anlam ilgisiyle bağlar ve cümleyi oluşturur. Örnek : Kardeş kitap kitapçı al.
D
Daralma : Son hecesi “a-e” geniş seslileriyle biten kelimelere “-yor” eki getirildiğinde bu geniş sesler daralarak(ı,i,u,ü) ye dönüşür. Buna ünlü daralması denir. Örnek : Anla-yor değil anlıyor.

Deneme : Bir yazarın herhangi bir konu üzerinde, özel görüş ve düşüncelerini iddiasız, kesin kurallara varmaksızın anlattığı yazılara deneme denir.

Devrik (Kuralsız) Cümle : Yüklemi sonda bulunmayan cümledir. Bu tür cümleler daha çok şiir dilinde ve konuşmalarda görülür. Örnek : Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal. Gülme komşuna, gelir başına.

Deyim : Belli bir durumu, belli bir kavramı göstermek için kullanılan öz anlamından az çok ayrı bir anlam taşıyan, kalıplaşmış, halkın ortak dil ürünü olan sözlere deyim denir. Örnek :

İçine ateş düşmek

Pabucu dama atılmak

Yüreği ağzına gelmek

İki gözü iki çeşme

Didaktik Şiir : Belli bir düşünceyi kabul ettirmek veya belli bir konuda öğüt, bilgi vermek, ahlaki bir ders çıkarmak için yazılan öğretici şiirlere didaktik şiir denir.

Dilek (istek) Cümlesi : Bir dileği, bir isteği, bir arzuyu, bir temenniyi bildiren cümlelere, anlamları yönünden dilek veya istek cümlesi denir. Örnek :

Yarın bizde toplanıp bir güzel yemek yiyelim.

Çocuk tek kazansın da neresi olursa olsun.

Umarım işleriniz yolunda gidiyordur.

Ah şu bahar bir gelse, çocuklar neşe içinde koşup oynasa.

İnşallah bütün düşlerin bir gün gerçek olur.

Allah sana uyuz versin de tırnak vermesin.

Gözün kör olsun.

Dize : Koşuk bir parçayı meydana getiren satırlardan her biri, mısra

Dolaylı Anlatım: Bir sözün kişi, zaman, anlatıcı değişiklikleriyle aktarılan biçimidir. Bu anlatım biçimiyle kurulan cümlelere daha çok roman, öykü gibi anlatımsal türlerde, olayların yazar tarafından anlatılmasında rastlanır. Örnek :

En iyi romanlar, bir bunalım döneminde yazılır, der Dostoyevski. (Doğrudan)

En iyi romanların bir bunalım döneminde yazılacağını söylüyor Dostoyevski (Dolaylı)

Turgut Uyar : "Nobel Ödülünü kazanan bu yazarı, en içten dileklerimle kutlarım." Diyor. (Doğrudan)

Turgut Uyar, bir yazısında , Nobel Ödülü kazanan bu yazarı en içten dilekleriyle kutladığını belirtiyor. (Dolaylı)

Dolaylı Söz Söyleme : Bakınız : Kinaye.

Dönüşlü Fiil : İşi yapan ve yapılan işten etkilenen gerçek bir öznenin bulunduğu fiillere dönüşlü fiil denir. Dönüşlü fiiller, edilgen fiiller gibi “-l-, ve –n-“ eklerini alır. Aralarındaki en büyük fark ise şudur : Dönüşlü fiillerin gerçek öznesi vardır, edilgen fiillerde ise sözde öznesi vardır. Örnek : Ali, erkenden uyandı, önce yıkandı, kurulandı, giyindi, sonra yola koyuldu.

Duygu Paragrafı : Olayı anlatan kişinin iç dünyasının, duygularının öne çıktığı bir paragraf çeşididir. Yazar duygularını, kimi zaman öyküleyici, kimi zaman da betimleyici anlatım biçimlerini kullanarak okura ulaştırır. Bu tip paragraflarda kişinin iç dünyasına yönelik özellikler, tutkular, davranışlar, ağırlık kazanır.

Örnek : Daha elli yaşına gelmemiştim; zengindim, ünlüydüm; sağlığım yerindeydi, aklı başında çocuklarım vardı. Birdenbire hayatım duruverdi. Soluk alabiliyor, yiyip içiyor, uyuyordum. Ama yaşamak değildi bu. Hiçbir şey istemiyordum artık. İstenecek bir şey olmadığını biliyordum. Hayat, birinin yaptığı saçma bir şaka gibi geliyordu bana. Kırk yıl boyunca çalış didin, ilerle; sonra da ortada hiçbir şey olmadığını gör.

Düşünce Paragrafı : Belli bir konu üzerinde belli bir bakış açısı olan, bu bakış açısını ortaya koyan, bunu savunan ve tartışan bir paragraf türüdür. Kısaca, bir düşüncenin başkalarına ulaştırılması amacıyla oluşturulan paragraflara düşünce paragrafı denir. Daha çok makale, fıkra, deneme gibi yazı türlerinde düşünce paragrafları kullanılır. Düşünce paragrafları, genellikle açıklayıcı ve tartışmacı anlatım biçimleriyle kurulur. Bu paragraflarda bir ana düşünce ve bu ana düşünceyi destekleyen yardımcı düşünceler yer alır.

Örnek : Kişisel gözlemlerin öne çıktığı yazıların getirdiğini, bilimsel araştırmalar getiremez. Aydınlar için çok önemli olan bilimsek araştırmalar, yazarlara yetmez; onlar için kişisel saptamalar çok daha önemlidir. İnsanın insandan alabildiğini; deneylerin sayıların alması olanaksızdır.

Düz Tümleç : Bakınız : Nesne.
E
Edat Tümleci : Cümleye amaç - sonuç, özgürlük, benzerlik, eşitlik, birliktelik, araç anlamı katan ya da sözcük öbekleri cümle içinde edat tümleci görevi yapar. Örnek : Gemiler, güneye doğru yöneldi. (Nereye doğru?) (yön)

Edilgen Fiil : İşi yapan gerçek bir öznenin bulunmadığı fiillerdir. Bu tür fiillerde özne işi yapan değil, başkasının yaptığı işten etkilenendir. Daha doğru bir ifadeyle edilgen fiillerde özne, pasif durumdadır ve iş onun üzerinde yapılır. Edilgen fiiller, fiil kök veya gövdelerine “-l-“ veya “-n-“ eklerinin gelmesiyle oluşturulur. Örnek : Taşlıkta çocuk sesleri duyuldu. Çamaşırlar yıkandı.

Eğretileme (İstiare) : Arapça bir sözcük olup "bir şeyi iğreti, ödünç alma" anlamındadır. Ya benzeyenle ya da benzetilenle yapılan benzetmedir. Örnek :

Aslan gibi güçlü bir adamdı. (benzetme)

Soruyu doğru yanıtlayınca "Aslan be!" dedi. (eğretileme)

Ek : Sözcük kök ve gövdelerine getirildiğinde onların anlamlarını değiştiren, kimi zaman anlamlarıyla birlikte türlerini değiştiren ya da sözcüklerin cümle içindeki görevini belirleyen hece ve seslerdir.

Eleştiri (Tenkit) : Bir sanat eserinin, bir sanatçının gerçek değerini belirlemek amacıyla yapılan inceleme ve araştırmalara eleştiri denir. Bir metni inceleme yoluyla o metnin üzerinde bir değer yargısına varma ; bir eserin zayıf ve kuvvetli yanlarını belirtme, eleştirinin özelliklerindendir.

Emir (Buyruk) Cümlesi : Emir kipiyle kurulan ya da gelecek zaman kipinin emir anlamıyla kullanıldığı cümlelere, anlamları yönünden emir cümlesi denir. Örnek :

Sandalyeyi çek, sessizce oturup bekle.

Öğretmeniniz izinli, gürültü etmeden ders çalışın.

Herkes ödevlerini önümüzdeki hafta getirecek, not alacak.

Şuraya da bir halı ser, ortalığı topla.

Sen de çalış ve para kazan artık.

Epik Şiir : Kahramanlık yiğitlik, savaş konularını işleyen ya da tarihi bir olayı coşkulu bir anlatımla işleyen şiirlerdir. Bu tür şiirler okuyanda vatan ve millet sevgisi oluşturur.

Eş Sesli Sözcükler : Bakınız : Sesteş Sözcükler.

Etken Fiiller : İşi yapan gerçek bir öznenin bulunduğu fiillere etken fiil denir. Örnek : Hasan, bu konuyu iyi anladı. Her gün oraya giderdik.

Ettirgen Fiiller : Geçişli fiillerin “-r, -ar, -er, -t, -tır” ekleriyle geçişlilik derecesinin artırılmasıyla oluşturulan fiillere ettirgen fiil denir. Bu fiillerde özne işi yapmaz daha çok başkasına yaptırır. Örnek : duymak – duyur.

Eylemler (Fiiller) : İş, oluş, hareket, durum ve kılış bildiren; zaman ve kişi eklerine göre çekimlenebilen; zaman ve kişi ekleriyle çekimlenmesi halinde cümle içinde yüklem görevi üstlenen sözcüklere eylem (fiil) denir.

Örnek : bak-, sus-, büyü-, ağla-, koş-

Gel-di-m kopar-ı-yor-uz

Gel (eylem kökü) kopar (eylem gövdesi)

-di (zaman eki) -yor (zaman eki)

-m (1. Tekil kişi eki) -uz (1. Çoğul kişi eki)

Eylem (Fiil) Cümlesi : Yüklemi çekimli bir eylem ya da eylem grubu olan cümlelerdir. Her türlü hareket iş, oluş eylem cümleleriyle karşılanır. Bu nedenle eylem cümleleri, ad cümlelerine oranla daha fazla kullanılır. Örnek : Bir adım daha yaklaşınca tanıdım.
F
Fabl : Kahramanlarının çoğu, hayvanlardan, bitkilerden seçilen, sonunda bir ahlak veya hayat dersi bulunan yazı türüdür. Bu tür, insanların hatalarını düzeltmeye, töresel bir kavramı ortaya koymaya yarar. Fabllardaki düşsel unsurlar birer araçtır. Asıl hedeflenen ise ahlaki derstir. İnsan dışındaki varlıklara insana ait özellikler verilerek, bu varlıklar öyle hareket ettirilir.

Fıkra : Bir yazarın, herhangi bir konu üzerinde, kişisel anlayış, görüş ve düşüncelerini güzel bir uslupla, hiçbir kanıtlama gerekliliği duymadan anlattığı yazı türüne fıkra denir.

Fiil Cümlesi : Bakınız : Eylem Cümlesi

Fiiller : Bakınız : Eylemler.
G
Geçişli Fiil : Kullanılırken nesneye ihtiyaç duyan, nesne gerektiren; yani “ne, neyi ve kimi” sorularına cevap veren fiillere geçişli fiil denir. Örnek : Anlatmak, duymak, görmek, yazmak, söylemek, seyretmek

Geçişsiz Fiiller : Nesne almayan, yani “ne, neyi ve kimi” sorularına cevap vermeyen fiillerdir. Örnek : Ağlamak, uyumak, gülmek, solmak, akmak, oturmak, kalkmak…

Günlük (Günce) : Düzenli bir biçimde yazılan, tarih atılan günlük notlara, bir yazarın yaşamı boyunca günü gününe yazdığı yazılara günlük denir.
H
Hece ölçüsü : Dizelerdeki sözcüklerin hece sayısının belli bir düzene bağlı olarak eşitliği temeline dayanır. Şiirin bütün dizelerindeki hece sayısının eşit olması gerekir. Hece sayısının eşitliği, o dizenin ölçüsünü, kalıbını gösterir. Yedi heceli bir dizenin kalıbı, yedili; on bir heceli bir dizenin kalıbı on birli diye anılır.

Hikaye (Öykü) : Olmuş veya olabilecek olayları belli bir plan çerçevesi içinde yer ve zamana bağlı olarak anlatan yazı türüne hikaye denir. Hikayede çevre sınırlıdır. Dar bir çerçevede, zamanın kısa bir anında belli bir şahıs kadrosuyla işlenir konu.
İ
İkilemeler : Anlamı ve anlatımı güçlendirip pekiştirmek amacıyla aynı ya da sesleri birbirine benzeyen sözcüklerin art arda yinelenmesiyle oluşan söz gruplarına ikileme denir.

Örnek :

Güzel mi güzel kız

Demet demet çiçek

Çuval çuval fındık

Çıtır çıtır simit

Ağlaya sızlaya bir hal olmak

Güle güle ölmek

Varını yoğunu ortaya çıkartmak

İyi kötü (bilmek)

Aşağı yukarı (anlamak)

Hemen hemen (bitirmek)

İsim Cümlesi : Bakınız : Ad Cümlesi

İstek Cümlesi : Bakınız : Dilek Cümlesi.

İstiare : Bakınız : Eğretileme.

İşteş Fiil : Fiilde anlatılan işin birden fazla özne tarafından birlikte veya karşılıklı yapıldığını gösteren fiillere işteş fiil denir. İşteş fiil, her şeyden önce, birden fazla öznesi olan fiil değil, olabilmesi, meydana gelebilmesi için birden fazla özneyi gerektiren fiildir. Fiillerde işteşlik, fiil kök veya gövdelerine getirilen (-ş-, -ış-, -iş-, -uş-, -üş-) ekiyle yapılır. Örnek : Ahmet dövüşmüş. Onunla tam iki yıl mektuplaştı.
K
Kafiye (Uyak) : En az iki dize sonunda anlamca ayrı, sesçe birbirine uyan iki sözcük arasındaki ses benzerliğidir. Dize sonlarında yazılışları ve okunuşları aynı olup, anlamları ve görevleri farklı olan kelimelerin veya eklerin tekrarı kafiyeyi oluşturur.

Kaynaştırma : Bilindiği gibi dilimizde iki sesli harf yan yana gelemez. Sonu sesli ile biten bir sözcüğe yine sesli ile başlayan bir ek getirildiğinde araya okumayı kolaylaştırmak için bir sessiz harf girer. Buna kaynaşma, getirilen harflere de kaynaştırma harfleri diyoruz. Bunlar “y-ş-s-n” dir. Örnek : Ali-y-i, kardeşi-n-e, anne-s-i.

Kıta : En az dört dizeden oluşmuş koşuk ya da koşuk parçası.

Kinaye (Dolaylı Söz Söyleme) : Sözcüklerin çok anlamlı olarak kullanılmasında kinayenin de büyük bir önemi vardır. Kinaye bir sözün hem gerçek hem de mecaz anlamını düşündürecek bir biçimde kullanılmasıdır. Kinayede gerçek anlam verilir, mecaz anlam kastedilir. Örnek :

Bu çocuğun elinden tutsan ne kaybedersin?

Bulmadım dünyada gönüle mekan

Nerde gül bitse etrafı diken

Şu karşıma göğüs geren

Taş bağırlı dağlar mısın?

Kişileştirme - Konuşturma : Bakınız : Teşhis – İntak.

Konferans : Bilim iddiası taşıyan konuşma; bilginlerin, fen adamlarının, sanatçıların, bir konu hakkında derin bilgisi, görüşleri olan kimselerin özel toplantılarda, radyoda, dinleyicilere karşı bir konu üzerinde düşüncelerini, bilgilerini açıklamak, öğretmek gayesiyle söylenen sözlerdir.

Koşuk : Ölçülü, uyaklı yapıt, nazım, manzume

Kök : Bir sözcüğün üzerinde bulunan bütün ekler atıldığında anlamlı olarak kalabilen en küçük parçadır. Örnek : Bal, kaş, göz, el

Kurallı (Düz) Cümle : Yüklemi sonda bulunan cümledir. Türkçe’de yardımcı unsurlar başta, temel unsur sonda bulunur. Cümlenin temel unsuru yüklemdir.

Küçük Ünlü Uyumu : Bir sözcükteki ünlülerin düzlük-yuvarlaklık yönünden uyumudur. Türkçe bir sözcüğün ilk hecesinde düz ünlülerden (a,e,ı,i) biri bulunuyorsa, diğer hecelerdeki ünlülerde düz olur.

Örnek : bilge, ıslak, azgın, incirler

Türkçe bir sözcüğün ilk hecesinde yuvarlak ünlülerden (o,ö,u,ü) biri bulunursa ikinci ve diğer hecelerde ya düz-geniş (a,e) ya da dar-yuvarlak (u,ü) ünlüler yer alır.

Örnek : oduncu, gülümsemek, kömürlük, öğrenci
L
Lirik Şiir : İçten gelen heyecanları coşkulu bir dille anlatan duygusal şiirlere lirik şiir denir. Bu tür şiirde hayal, duygu ve coşkunluk birinci plandadır.
M
Masal : Olağanüstü olaylarla süslü, olağanüstü kişilerin başından geçen, zaman ve yer kavramları belirli olmayan düşsel öykülerdir. Masalda eğiticilik ve öğreticilik esastır. Masallardaki olaylar gerçeğe uymaz. Kahramanlar olağanüstü özelliklere sahiptir. Masalın geçtiği yer ve zaman belirsizdir. Masallar ulusal özellik taşımaz, evrenseldir.

Makale : Herhangi bir konuda bilgi vermek veya bir gerçeği savunmak için yazılan yazılardır. Makalenin temel öğesi fikirdir. Başlı başına bir konu üzerine yazılan eser, gazete ve dergi ile yayınlanmak üzere yazılan ve herhangi bir konuyu inceleyen yazı da makale olarak isimlendirilir.

Manzume : Genellikle ölçülü, uyaklı yazılmış, koşuk, neşide.

Mecaz Anlam : Sözcüklerin cümle, dize veya deyim içine girdiklerinde, gerçek anlamlarından tamamen sıyrılarak başka bir sözcük ya da kavram yerine kullanılmasıyla kazandığı anlama mecaz (değişmece) anlam denir. Mecaz anlam, Sözcüğün sürekli olmayan, kullanım içinde geçici olarak üstlendiği anlamdır. Örnek :

Müşteriden para sızdırmak için elinden geleni yapardı.

Satıcının o ince ve tiz sesi kulaklarımızda patlıyordu.

Bugünlerde havasından yanına varılmıyor.

Bu hayırsız evlat için insan kendisini ateşe atar mı?

Mektup : Birbirlerinden uzaktaki insanların, anlaşmak ve haberleşmek amacıyla yazdıkları; duyguları, dilekleri, düşünceleri bildirmek amacı taşıyan yazı türüdür. Her türlü konu mektuba girebilir. Mektubu konuşmanın yazıya çevrilmiş şekli kabul edebiliriz. Mektuplar özel mektuplar, iş mektupları, edebi mektuplar gibi değişik türlerde olabilir.

Mısra : Dize. (Bir beyitte iki mısra bulunur.)

Monografi : Bir kimsenin hayatını, eserlerini geniş olarak inceleyen eserlere monografi denir. Biyografilerde bir çok sanatçı, bilim adamı değişik yönleriyle ele alınırken, monografilerde sadece bir kişi geniş olarak incelenir.

Mübalağa : Bakınız Abartma.

Mürsel Mecaz : Bakınız : Ad aktarması
N
Nazım : Koşuk.

Nesne (Düz Tümleç): Öznenin yaptığı eylemden etkilenen varlık ya da nesnedir.

Neşide : Koşuk, manzume.
O
Olay Paragrafı : Olmuş ya da olabilecek türdeki olayları, kişi, yer ve zaman göstererek anlatan cümlelerden oluşmuş paragraflardır. Bu paragraflarda belli bir olay yer alır. Olay paragraflarına, roman, öykü, masal gibi edebiyat türlerinde rastlanır. Bu paragraflarda temel amaç okuru olay içine çekmek, olay içinde yaşatmaktır. Olay paragrafları genellikle öyküleyici anlatım biçimi kullanılarak kurulur.

Örnek : İlk dinlediğim konserdi bu. Çalgıcıları yönetenin müzik öğretmenimiz Suat Bey olduğunu görmeyeyim mi? Hem de smokin giymişti. Penguen gibi bir görünüşü vardı. Elindeki şef değneği ile sahnedeki çalgıcıları değil de, sanki dünyayı yönetiyormuş gibiydi. Nasıl oluyor da böyle bir adam, bizim gibi bacaksızlara müzik dersi vermeye geliyor. Biz de onunla alay etmeye kalkıyorduk.

Oldurgan Fiil : Geçişsiz fiillerin “-r, -ar, -er, -t, -tır” ekleriyle geçişli hale getirilmesiyle oluşturulan fiillere oldurgan fiil denir. Fiilin ilk hali “ne, neyi, kimi” sorularına cevap vermezken, ikinci hali, yani “-r, -t, -tır” eklerini almış hali, bu sorulara cevap vermektedir. Örnek : uyumak – uyut.

Olumlu Cümle : Yüklemin bildirdiği anlam, eylemin yapılması doğrultusundaysa bu tür cümlelere olumlu cümle denir. Örnek :

Ne kadar geriye bakarsanız, o kadar ileriyi görürsünüz. (Olumlu eylem cümlesi)

Özü gerçek yaşam dayalı tiyatro yapıtları, doğrudur ve güzeldir. (Olumlu ad cümlesi)

Sattığınız malların dökümünü çıkarıp karı hesaplayalım. (Olumlu eylem cümlesi)

Olumsuz Cümle : Bir eylemin gerçekleşmediğini, gerçekleşmeyeceğini ya da bir şeyin yokluğunu bildiren cümlelerdir. Örnek :

Aradığınız kişi burada yok. (Olumsuz ad cümlesi)

Dünkü davranışlarınızı hiç tasvip etmedim. (Olumsuz eylem cümlesi)

Kimse olayın nedenini bilmiyor. (Olumsuz eylem cümlesi)

Otobiyografi : Bir insanın, kendi hayatını kendisinin yazdığı eserlere otobiyografi denir. Biyografilerde kişinin hayatı, çalışmaları başkası tarafından yazılırken otobiyografilerde kişi kendisini anlatır, yazar.
Ö
Ölçü : Şiirde, hecelerin sayılarına ya da heceyi oluşturan seslerin uzunluk ve kısalıklarına göre bir düzen oluşturulur. İşte bu düzene ölçü denir.

Öneri Bildiren Cümleler : Bir sorunu çözmek, herhangi bir konuda yol gösterip bilgi ve fikir vermek amacıyla, öne sürülen görüşü, düşünceyi ve teklifi içeren cümlelere öneri bildiren cümleler denir. Örnek :

Kitabın sonuna bir de kaynakça konsa iyi olur.

Konuyu iyice anlamak istiyorsan, önce tekrar et, sonra da bol bol soru çöz.

Oyunda günlük yaşamın derinliğine fazlaca girilmeseydi, oyun daha derli toplu olurdu.

Siyah eteğin üstüne mavi desenli gömleğini giyersen sana daha çok yakışır.

Önyargı Bildiren Cümleler : Bir eylem henüz sonuçlanmadan, o eylemin nasıl sonuçlanacağı konusunda fikir yürüten cümlelerdir. Örnek :

Bizi görür görmez yine bağırıp çağıracak.

Ben zaten onun suçlu olduğunu baştan biliyordum.

Göreceksiniz, son şiirlerinde de ayrılık ve ölüm üzerine konuşup bizleri hayal kırıklığına uğratacak.

Bu çocuğun bir baltaya sap olamayacağı baştan belliydi.

Özne : Cümlede, yüklemin bildirdiği eylemi ya da yargıyı gerçekleştiren ve üstlenen öğe özne adını alır. Özne bir kişi ya da birkaç kişiden oluşuyorsa yükleme “Kim? Kimler?” soruları; kişi dışında bir varlık, nesne ya da kavram ise yükleme "Ne? Neler?" soruları yöneltilir.
P
Panel : Bir konunun dinleyiciler önünde, sohbet havası içinde birkaç kişi tarafından tartışılmasına panel denir. Amaç karar vermekten çok, bir meseleyi çeşitli yönleriyle aydınlatmak, çeşitli görüşleri, eğilimleri ortaya çıkarmaktır.

Pastoral Şiir : Doğa güzelliklerini; orman, yayla, dağ, köy ve çoban yaşamını ve bu hayata duyulan özlemi ifade eden şiir türüne pastoral şiir denir.
R
Redif : Dize sonlarındaki yazılışları ve görevleri aynı olan ek, kelime ya da kelime gruplarına redif denir.

Roman : Toplumların ve fertlerin başından geçmiş veya geçmesi mümkün olayları geniş olarak, ayrıntılarıyla anlatan yazı türüne roman denir. Roman; bir hayatı, hayatın akışını değiştiren büyük olayları, insanı ilgilendiren her türlü konuyu işleyebilir.

Röportaj : Bir gazetecinin her hangi bir yeri, bir kurumu gezerek, orada gördüklerini kendi görüşleri ile birleştirerek yazdığı gazete yazılarına röportaj denir.
S
Satirik Şiir : Toplum hayatındaki aksayan yönlerin, düzensizliklerin, insanların çeşitli konulardaki beceriksizliklerinin ve zayıflıklarının anlatıldığı yergi şiirlerine satirik şiir denir.

Ses Daralması : "a,e" geniş ünlüsüyle biten sözcüklere "-yor" şimdiki zaman eki getirildiğinde, bu geniş ünlüler daralıp değişerek "ı,i,u,ü" olur.

Örnek : bekle-yor bekliyor

Oyna-yor oynuyor

Ses Düşmesi : Kimi sözcüklerin çekimlenişinde veya türeyişinde, bir sesin düştüğü görülür.

a) Ünlü Düşmesi : İki heceli olan kimi sözcükler ünlüyle başlayan bir ek aldıklarında ikinci hecelerinde bulunan ünlüyü düşürürler. Buna orta hece düşmesi de denir.

Omuz um omzum oğul u oğlu

Kahır ol kahrol seyir et seyret

Ayır ıntı ayrıntı sıyır ık sıyrık

Yalın ız yalnız yanıl ış yanlış

b) Ünsüz Düşmesi : Bazı sözcükler, çeşitli etkilerle birleşirken sözcüğün sonundaki ünsüz harf düşebilir. Bu olaya ünsüz düşmesi adı verilir.

Yumuşak cık yumuşacık sıcak cık sıcacık

Yüksek yüksel küçük küçül

Rast gelmek rasgelmek ast teğmen asteğmen

Bazı bileşik sözcüklerin oluşumunda bir hece veya ses düşmesi meydana gelir.

Sessiz (ünsüz) Benzeşmesi : Sert ünsüzle biten bir sözcüğe yine ünsüzle başlayan bir ek getirilecekse, bu ekin başındaki ünsüz, sertleşir. Buna ünsüz uyumu ya da ünsüz benzeşmesi denir. Örnek : milletce değil millet-çe

Sessizler : Bakınız : Ünsüzler.

Sesteş (Eş Sesli) Sözcükler : Yazılışları ve okunuşları aynı olduğu halde, anlamları tamamen farklı olan sözcüklere "sesteş" sözcükler denir. Örnek :

Yüzünde kan lekesi vardı. - Sen hala onun söylediklerine kan.

Ay'a bu ay yeni bir uzay aracı gönderilecekmiş. - Yüzünü asma, öbür sınavda yüz alırsın.

Gül sen, gülün olayım. - Köyün ortasından geçen çay, çay bahçelerini suluyor.

Ses Türemesi : Sözcükler kimi eklerle birleşirken zaman zaman araya başka yeni sesler girer. Türkçe'de ses türemesi olayına fazla rastlanmaz.

Seyahat (Gezi) Yazısı : Gezilip görülen yerlerin ve o yerlerle ilgili izlenimlerin anlatıldığı yazılara gezi yazısı denir. Bilinmeyen, görülmeyen bir yeri, bir memleketi, manzaraları, insanları, gelenekleri, anlatmak gezi yazılarının özelliğidir. Gezi yazıları; gezilip görülen yerlere ait bilgi vermek, o yerlerin güzelliklerini ve görülmeye değer yanlarını göstermek amacını taşır.

Sıralı Cümle : Basit ya da birleşik yapılı birden fazla cümlenin birbirine virgül, veya noktalı virgülle bağlanması sonucu oluşturulan cümlelerdir. Sıralı cümlelerde en az iki yüklem bulunur. Zaten basit ve birleşik cümlelerden farkı da birden fazla yüklemi olmasıdır. Örnek : Sakla samanı, gelir zamanı.

Sohbet (Söyleşi) : Sohbet, bir konuyu fazla derinleştirmeden, karşınızda biri varmış da onunla konuşuyormuşçasına işleyen yazılardır. Sohbette yazar, kişisel görüşlerini, düşüncelerini bir söyleşi sıcaklığıyla anlatır.

Soru cümlesi : Bir duyguyu, düşünceyi soru yoluyla anlatan veya soru yoluyla bilgi almayı amaçlayan cümlelere soru cümlesi denir. Örnek : Oraya nasıl gidebilirim?

Söylev (Nutuk) : Dinleyicilere belli bir fikri, bir duyguyu aşılamak için söylenen uzunca sözlere denir. Edebiyatımızda sözlü ifade tarzına dayanan bir türdür. Söylevlerin konuları, çoğunlukla; toplumsal fikirler, toplumsal ve ulusal davalardır.

Sözcük : Bir kavram birimidir. Bir varlığın, bir nesnenin ya da bir durumun zihinde canlanabilmesi için onu karşılayan bir gösterimdir.
Ş
Şart Birleşik Cümle : Birleşik cümlelerde, yan cümlecik temel cümleye şart anlamı katarak bağlanmışsa, bu tür cümlelere şart birleşik cümle denir. Şar birleşik cümlelerde yan cümlecik “-sa, -se” ekiyle oluşturulur. Örnek : Bakarsan kimin geldiğini görürsün.

Şart Cümlesi : Eylemin, yargının gerçekleşmesini şarta bağlı olarak bildiren cümlelere şart cümlesi denir. Örnek : Görürsem selamını söylerim.

Şiir : Seslerin, ritimlerin, uyumların kaynaşmasıyla en güçlü duyguları, izlenimleri, coşkuları canlandırma ve etkileme sanatı; koşuk.
T
Tariz (Taşlama) : Bir kimseyi iğnelemek, onunla alay etmek amacıyla bir sözü gerçek anlamının tam karşıtı bir anlamda kullanmaktır. Örnek :

Randevuna sadıkmışsın, beklemekten kök saldık.

O kadar çok konuştu ki söylediklerinden hiçbir şey anlamadık.

Biraz daha hızlı yürürsen karıncalar bile bizi geçecek.

Tartışma : Bir konu üzerinde karşılıklı olarak olumlu ve olumsuz fikir yürütme, bir fikre karşı olan fikri savunma hali; karşı karşıya durum alıp zayıf tarafları aramadır tartışma.

Temel Anlam : İlk Anlam (Temel Anlam)

Bir sözcük söylendiğinde aklımıza ilk gelen, kavrayışımızda ilk uyandırdığı anlamdır. Kısacası, bir sözcüğün biçimlenmesinde, kuruluşunda esas olan anlamdır. Örnek :

Boğazımda bir yanma var. (Temel Anlam)

Şişenin boğazı kırılmış.

Çanakkale Boğazı'nda müthiş bir tipiye yakalandık.

Babam yedi boğaza bakmaya çalışıyordu.

Ali, boğazına düşkün bir çocuktur.

Temel Cümle : Birleşik cümlelerde asıl yargıyı bildiren, yardımcı yargıları sonuca bağlayan cümlelerdir. Daha öz bir ifadeyle temel cümle yüklemdir.

Terim : Bilim, Sanat, Meslek ve bir spor dalıyla ilgili kesin anlamı olan özel bir kavramı gösteren gerçek anlamlı sözcüklere terim denir. Örnek :

Bu sınıfa yirmi sıra yerleştirelim

Toplumsal sınıflar arasındaki çelişkileri inceliyor.

Bu çiçeğin kökü tamamen kurumuş.

Sözcük köklerini ve gövdelerini tanıyalım.

Teşhis - İntak (Kişileştirme - Konuşturma) : İnsana özgü nitelikleri insan dışındaki varlıklara aktarmaya kişileştirme denirken, bu varlıkların insan gibi konuşturulmasına da konuşturma denir. Örnek :

Güneş ışığında yağmurunu döken bulutlar sanki gülüyordu. (Teşhis)

Ufukta günün boynu büküldü. (Teşhis)

Dal, bir gün dedi ki tomurcuğuna :

Tenimde bir yara işler gibisin. (İntak)

Tiyatro : Dram, komedi, trajedi gibi sahnede oynanmak üzere yazılan edebiyat türlerinin ortak adına tiyatro denir. Ayrıca yapılan eserlerin sahnede oynanmasına ya da bu tür eserlerin oynandığı binaya da tiyatro denir. Tiyatroda sadece jest (el, kol) ve mimikle (kaş, göz, ağız, yanak) gösterilen oyunlara pandomim; daha çok müziğin hakim olduğu baştan sona bestelenmiş oyunlara opera; baştan sona değil de yer yer ve hafif bir şekilde bestelenmiş oyunlara operet; beş altı dakikaya sığdırılan tablolar halinde, kısa müzikli oyunlara da skeç denir.

Türemiş Sözcükler : Yapım ekleri alarak yeni bir anlam ve biçim kazanmış olan sözcüklere yapıları yönünden türemiş sözcük denir.

Örnek : Ölümün anlamı değişti birden.
U
Ulama : Ünsüz harfle biten sözcüğün son ünsüz harfinin kendisinden sonra gelen ve ünlü harfle başlayan sözcüğün ilk hecesiyle birleştirilerek okunmasıdır.

Dikkat edeceğimiz şey, arada noktalama işaretlerinden herhangi birinin olmamasıdır.

Örnek :

Dönülmez akşamın ufkundayız vakit çok geç

Bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç
Ü
Ünlem Cümlesi : Korku, acıma, şaşırma, sevinme, kızma gibi ansızın beliren duyguları anlatmaya yarayan cümlelere, anlamları yönünden ünlem cümlesi denir. Örnek :

Ah, elim yandı!

Kapıyı açtım ki bir de ne göreyim!

Oh, okul bitti, rahat bir nefes alalım!

O... kimler gelmiş, kimleri görüyorum!

Elimi cebime attım ki cüzdan yok!

Ünsüzler (Sessizler) : Tek başlarına söylenemeyen, ancak bir ünlünün yardımıyla söylenebilen seslere ünsüz denir. Türkçe'de 21 ünsüz vardır.

Ünsüz Yumuşaması : Türkçe sözcüklerin sonunda bulunan sert sessizlerden (p,ç,t,k) sonra sesli bir harfle başlayan bir ek getirildiğinde bu sert sessizler (b,c,d,g) ye dönüşür. Buna ünsüz yumuşaması ya da ünsüz değişmesi denir. Örnek : kitap-ı değil kitabı ( p harfi b’ye dönüşür.)
V
Vurgu : Sözcük içinde bir hecenin, cümle içinde bir sözcük ya da sözcük grubunun diğerlerine göre daha baskılı, kuvvetli söylenmesine vurgu denir.
Y
Yan Anlam : Sözcüklerin ilk konuluş anlamına bağlı olarak zaman içinde kazandıkları yeni anlamlardır. Bu anlama, kullanılış anlamı ya da yan anlam adı verilir. Örnek :

Çocuk kapıyı sessizce açtı. (açmak : Bir şeyi kapalı durumdan kurtarmak.)

Gömleğinin düğmelerini yarıya kadar açtı. (açmak : Sarılmış, katlanmış, örtülmüş, buruşmuş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak.)

Okulun karşısına bir büfe daha açtı.(açmak : Bir kuruluş, bir işyerini işler duruma getirmek.)

Annem çok güzel baklava açar. (açmak : Kalın bir nesneyi yayarak ince duruma getirmek.)

Komşumuz tıkanan lavaboyu açtı. (açmak : Tıkalı bir şeyi, bu durumdan kurtarmak.)

Yan Cümle : Fiilimsilerle ya da çekimli bir fiille kurulan ve temel cümleye bağlanan cümleye yan cümle denir. Yan cümleler temel cümlenin (yüklem) bir öğesi olarak görev yapar. Yan cümlecikleri fiilimsiler (isim fiil, sıfat fiil, bağ fiil) ve “-se-, -sa-“ şart eki ya da çekimli fiiller oluşturmaktadır. Örnek : Atı alan Üsküdar’ı geçti.

Yapım Eki : Eklendiği sözcüğün kök anlamıyla bağlantılı bir biçimde yeni anlamda bir sözcük türetmeye yarayan eklerdir. Yapım ekleri eklendiği sözcüğün anlamıyla birlikte kimi zaman türünü de değiştirir. Örnek:

balık örtü

bal ık ört ü

balık bal ört örtü

Yüklem : Cümlede iş, oluş, hareket, kısaca yargı bildiren sözcük veya söz grubudur. Bu tanıma dayalı olarak yüklemin iki şekilde karşımıza çıkabileceğine dikkat edelim.
Z
Zarf (Belirteç) Tümleci : Yüklemi zaman, durum, miktar, ölçü, yer yön ve soru yönünden gösteren sözcük ya da sözcük öbekleri cümle içinde zarf tümleci görevi yapar.

Yükleme yöneltilen "Nasıl?" sorusu durum zarfı tümleciyle ilgilidir.

 
Powered by Tags for Joomla
Su Anda Burdasin  : Anasayfa