Etiket:sözlüğü
 
( AS ) : " Aleyhisselâm " kelimesinin kısa yazılışı
( HZ ) : Hazreti kelimesinin kısa yazılışı
( RA ) : " Radıyallâhu anh - Allah ondan razı olsun " duasının kısa yazılışı
( SAV ) : " Sallalâhu aleyhi vesellem" 'in kısa yazılışı
Abbas : Peygamber (sav)'in amcalarından birisi, Mekke fethedilmeden önce müslüman olmuştur.
Abdest : Belirli vücut organlarını usulüne göre yıkamak suretiyle yapılan temizlik. Abdestin farzları ( olmazsa olmazları ) dört tanedir. Elleri dirseklerle beraber yıkamak, yüzü yıkamak, başın 1/4'ünü meshetmek, ayakları topuklarla beraber yıkamak. Abdest almadan
Abdullah : Peygamber (sav)' in babasının ve küçük yaşta vefat eden oğlunun ismi
Abdulmuttalib : Peygamber (sav)'e annesinin vefatından sonra sekiz yaşına kadar bakan dedesi
Adak ( Nezir ) : Allah'a tazimde bulunmak, onu büyüklemek amacıyla kişinin bir işi yapmayı vadetmesi, adaması
Adn Cenneti : Cennetin tabakalarından, bölümlerinden birisi
Afaroz : Hıristiyanlıkta din adamlarının bir kimseyi dinden çıkarması
Ahiret Günü : İkinci surla başlayıp çeşitli safhalardan geçtikten sonra Cennet veya Cehennemde son bulacak olan ebedi (sonsuz) hayat
Ahlak : İnsanda bulunan iyi ve kötü huyların tamamı
Ahmed : Peygamber (sav)'in isimlerinden birisi
Akabe : Medine'ye hicretin kararlaştırıldığı görüşmeler
Akâid : Akâid; ibadeti değil, inancı; imanı esas alan İslâmî kâîde ve hükümlerin tümü; Kur'an ve Sünnet ışığında İslâm Dini'nin iman esaslarından sistemli bir şekilde bahseden ilim dalıdır.
Akika-Nesike Kurbanı : Yeni doğan çocuk sebebiyle Allah'a bir şükür ifadesi olarak kesilen kurban
Alak Suresi : Peygamber (sav)'e gelen ilk vahyin bulunduğu sure
Aleyhisselam : " Allahü Teâlânın selâmı onun üzerine olsun " mânâsına daha çok peygamberler ve dört büyük melek için kullanılan duâ ve tâzim (saygı) ifâdesi
Allâh : Kâinatın ve kâinatta bulunan tüm varlıkların yaratıcısı, koruyucusu olan tek varlık, ibâdet edilmeye lâyık tek Rab, Mevlâ, Huda'ya ait özel isim. En yüce varlık olarak inanılan, bütün kemâl sıfatları şahsında bulunduran ve her türlü noksan sıfatlardan uza
Amel : İş, çalışma, itaat, ibadet, dini bir emri yerine getirmek
Amel Defteri : Kirâmen katibin melekleri tarafından insanların bu dünyada yaptığı davranışların yazıldığı defterler, filme alındığı kasetler
Âmentü : İnanç esaslarını içinde bulunduran dua
Âmin : " Allahım dualarımızı kabul et " manasında
Âmine : Peygamber (sav)'in annesinin ismi, Peygamberimiz (sav) 6 yaşında iken vefat etmiştir.
Arabistan : Kutsal toprakların bulunduğu yarımada
Âraf : Cennetle cehennem arasındaki bölge
Arafat : Adem (as) ile Havva annemizin dünyada iken ilk buluşma noktaları. Hacda hacı adaylarının Arefe günü öğle vaktinden bayramın birinci günü sabahına kadar belli bir müddet beklemelerinin farz olduğu düzlük ve ortasında bir tepe bulunan bölge
Arefe : Bayram günlerinden bir gün öncesine verilen isim
Arş : İslâm'a göre, bütün alemi kuşatan, sınırlandırılması ve takdir edilmesi insan aklının dışında kalan ve gerçeğini Allah'ın bildiği yüce bir makam
Ashâb : Hz. Peygamber (sav)' i görmüş, onunla sohbet etmiş ve müslüman olarak vefat etmiş kimseler
Ashâbı Kehf : Kur'an-ı Kerîm'in onsekizinci suresinde anlatılan ve sureye adını veren bu olay, Allah inancına sırt çevirip putperestliğe saplanan kavimlerini terkederek şehirden ayrılan ve bir mağaraya sığınan hâlleriyle insanlara ahiret inancı ve ölümden sonra dirilme
Ashâbı Suffe : Mescidi Nebevinin avlusunda mescide bitişik olan odalarda kalan, evi ve ailesi bulunmayan, bütün günlerini Peygamber (sav)'i dinlemeye, ilim öğrenmeye ayırıran İslamın ilk öğretmenleri
Asli ihtiyaçlar : Kişinin ve ailesinin bir yıllık zorunlu giderleri ihtiyaçları, ( Ev, araba, yiyecek, giyecek, sanat aletleri ... )
Asr Suresi : Kuranı Kerimin 3 ayetten oluşan en kısa surelerinden birisi
Asrı Saâdet : Peygamber (sav)' in peygamberliğinden sonraki döneme verilen isim, mutluluk asrı
Aşereyi Mübeşşere : Peygamber (sav) Efendimizin kendilerine Cennetlik olduklarını müjdelediği on sahabe, Hz Ebu Bekir, Ömer, Osman, Ali, Zübeyr b. Avvam, Ebu Ubeyde b. Cerrah, Abdurrahman b. Avf, Talha b. Ubeydullah, Sad b. Ebi Vakkas, Said b. Zeyd
Aşûre Günü : Kameri aylardan Muharrem ayının 10. günüdür. Nuh (as)'ın gemisinin tufandan kurtulup Cudi dağına oturduğu gün
Âyet : Kuranı Kerimde sureleri meydana getiren cümle ve cümleler. Bir sayfadan meydana gelen ayetler olduğu gibi birkaç harften meydana gelen ayetlerde vardır. Yaygın görüşe göre Kuranı Kerimde 6666 ayet vardır.
Azâb : İşlenen günahlar sebebiyle âhirette çekilecek cezâ.
Azrâil : İnsanların ruhlarını bedenlerinden ayırmakla görevli melektir.
Azze ve celle : Allahü Teâlânın ismini söyleyince, işitince ve yazınca "O, Azîz ve Celîldir (yücedir)" mânâsına söylenilen ve yazılan saygı ifâdesi.
Bahira : Peygamber (sav)'in amcası Ebu Taliple beraber yaptığı seyahatte onun son peygamber olduğunu anlayan rahibin ismi
Bakara Suresi : Kuranı Kerimin 286 ayetten oluşan en uzun suresi
Ba's : İkinci sûrla beraber Allahın insanları hesaba çekmek üzere yeniden diriltmesi, Yeniden diriliş hem ruh hem bedenle olacaktır.
Bayrak : Bayrak bir milletin bağımsızlığının sembolüdür.
Bayram Namazı : Kurban ve Ramazan bayramında olmak üzere senede iki defa kılınan, kazası olmayan, iki rekat olan, namaz sonunda hutbe okunan vacib olan namaz
Beddua : Kötü, iyi olmayan dua
Bedir Savaşı : Mekkeli müşriklerle 624 tarihinde yapılan ilk savaş
Beraat Gecesi : Mübarek üç aylardan Şaban ayının 15. gecesine rastlayan mübarek gece
Berzâh : Dünya ile ahiret arası, iki alem arası, kabir
Besmele : Her işimizde, özellikle Kuranı Kerim okumaya başlarken söylediğimiz "Bismillâhirrahmânirrahîm - Rahman ve Rahim olan Allahın adıyla " anlamındaki söz dizisi.
Beytullah : (Allahın evi) anlamına gelen Kâbe'nin diğer ismi
Bidat : Dinin aslında olmayıp sanradan ortaya çıkan şeyler. Kur'ân-ı Kerim ve Sünnet'te bulunmayan ve Ashabca da bilinmeyen, özellikle din esaslarına ilişkin sonradan çıkma kimi ibadet ve davranış biçimleri ve inanca yönelik yorumlar.
Budizm : Kurucusu Buda olan din
Câhiliye Dönemi : Peygamber (sav)' den önce Arapların yaşadığı döneme verilen isim
Câiz : Dinimize göre yapılmasında sakınca bulunmayan, yapılması mümkün olan iş
Câmi : Müslümanların toplu halde veya tek başına namaz kılıp, ibadet ettikleri umuma açık mübarek mekanlar
Cebrâil : Allah tarafından peygamberlerine vahiy getirmekle görevli melek, Cibril, Ruhul Emin, Ruhul Kudüs diye de isimlendirilir.
Cehennem : Allaha inanmayanların sürekli kalacakları, günahkar müminlerinde günahları ölçüsünde cezalandırılacakları ahiret yurdu.
Celle Celâlüh : "O yücedir" mânâsına Allahü teâlânın ismi-i şerîfi söylenince, yazılınca ve işitilince, söylenilen ta'zîm (hürmet, saygı) ifâdesi.
Cemaat : 1- Toplu olarak namaz kılarken imama uyan kimse ya da kimseler

: 2- Bir fikir ve inanç etrafında toplanmış insan topluluğudur. Bir ülkede azınlık halinde yaşayan insanlarda bir cemaat oluştururlar.
Cenaze Namazı : Rukusuz ve secdesiz olarak ayakta kılınan, daha çok dua özelliği olan namaz
Cennet : Müminlerin içinde ebedi olarak kalacakları çeşitli nimetlerle bezenmiş olan ahiret yurdu, mükafat yeri. Peygamber (sav)' in bildirğdiğine göre Cennet " Hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği ve hiç kimsenin aklına , hayaline gelmiyecek güzellik
Cin : Ateşten yaratılmış, yeme - içme, evlenme, doğum - ölüm gibi özellikleri bulunan, hayatları insan ömrüne göre uzun olan, insanlar gibi Allaha ibadetle sorumlu olan ve gözle görülmeyen varlıklardır.
Cuma Namazı : Cuma günü öğle namazı vaktinde kılınan toplam 10 rekat olan ve farzından önce hutbe okunan, kazası olmayan ve erkeklere farz olan namaz
Cüz : Kuranı Kerimin 20 sahifelik bölümlerine verilen isim, Kuranı Kerimde 30 cüz vardır.
Cüz'i İrâde : İnsanoğlunun sınırlı olan iradesine verilen isim
Dil : İnsanlar arasında fikirleri, duyguları konuşarak yada yazarak anlatmaya yarayan sözler
Din : Akıl sahibi insanları, kendi iradeleri ile, hem bu dünyada   hem de ahırette mutlu etmek için, Allah tarafından Peygamberleri aracılığı ile gönderilen ilahi kurallar
Doğruluk : İnsanın bütün iş ve davranışlarında dinin emirlerine, aklın ve ilmin kanunlarına göre hareket etmesi
Duâ : Kulun istek ve arzularını uygun bir üslupla Allah’a arzetmesi
Ebâbil : Ebrehe'nin ordusunu helak eden kuşlar
Ebedî : Sonsuz, sonu olmayan
Ebrehe : Kâbeyi yıkmak amacıyla yola çıkan ancak ebabil kuşlarıyla helak olan Yemen valisi
Ebû Cehil : Müslümanlara ençok eziyet ve işkence eden Cehaletin babası isimli müşrik
Ebû Leheb : Peygamber (sav)' e eziyet ve sıkıntı veren, yaptığı bu kötülükler sebebiyle hakkında Leheb suresi inen amcası
Ebû Talib : Peygamber (sav)'in 8 yaşından evleninceye kadar yanında kaldığı ve onu koruyan amcası
Ecel : Canlıların hayatlarının son bulduğu noktaya denir.
Ecir : Yapılan güzel ameller karşılığında Allah’ın kullarına verdiği mânevî mükafat
Eda : Namazı vaktinde kılmak
Edeb : Güzel terbiye, iyi huy, insanın bütün iyilikleri ve ahlaki meziyetleri kendisinde toplaması
Edebiyat : Olay, duygu ve düşünceyi dil aracılığı ile biçimlendirme sanatı
Ehli Beyt : Peygamber (sav)' in ev halkına verilen isim
Emîn : Peygamber (sav)' e peygamber olmadan önce güvenilir, doğru bir kişi olduğu için verilen lakap
Ensâr : Mekkeden Medineye hicret eden müslümanlara yardım eden, onlara kucak açan Medineli müslümanlara verilen isim
Erkam : Müslümanların Medineye hicretten önce evinde toplandıkları kişi
Esmâül Hüsnâ : Allahın Kuranı Kerimdeki 99 güzel ismi
Estağfirullâh : Allahü Teâlâdan hatâ ve kusurlarımı bağışlamasını dilerim, mânâsına; mübârek, kıymetli bir söz.
Evliyâ : Allahü Teâlânın sevgili kulları, nefsin esâretinden kurtulup, sözleri, işleri ve hareketleri İslâmiyet'e uygun olanlar, devamlı Allahü teâlâyı hatırlayıp, ananlar.
Evrensel : Bütün dünyaya ve insanlığa hitap eden
Eyüp : Peygamber (sav)' i evinde misafir etme şerefine nail olan Ebu Eyyub el Ensari ( Halid b. Zeyd)' in kabrinin bulunduğu İstanbulun bir semti
Ezan : Günde beş vakit olan namaz vaktinin girdiğini haber vermek amacıyla yüksek bir sesle okunan mübarek sözler
Ezelî : Öncesi, başlangıcı olmayan
Fahri Kâinat : Kâinâtın kendisi ile övündüğü zât; Peygamber (sav) Efendimiz için kullanılan saygı ifâdesi.
Fâiz : Ödünç vermekte, rehinde ve alış-verişte, alıcıdan veya vericiden birinin ötekine karşılıksız vermesi şart edilen fazla mal, para veya menfaat. Ribâ.
Falcılık : Gaybden haber verme, gelecek hakkında önceden fikir beyan etme, dinimize göre falcılık haramdır.
Fâni : Yok olucu, geçici, devamlı olmayan.
Fâsık : Günahkar, büyük günahı işleyen, küçük günahta israr eden tevbe etmeyen kimse
Fâtiha : Kuranı Kerimin 7 ayetten oluşan ilk suresi, namazların her rekatında okunan sure
Fazîlet : Ahlaki görevleri yerine getirerek kişinin olgun ve yüksek bir ahlaka sahip olması, iyi huylarla ruhunu güzelleştirmesi, üstünlük, iyi ahlâklılık.
Fetvâ : Herhangi bir işin dîne (İslâmiyet'e) uygun olup olmadığına dâir müftî tarafından verilen cevap
Ficar Savaşları : Araplar Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Receb aylarında savaş yapmazlardı. Bu aylarda savaş olursa bu savaşlara ficar savaşları denirdi.
Fidye : Bazı şartlardan dolayı oruç tutamayanların ödemeleri gereken bir günlük oruç bedelidir. Bir kimsenin bir günlük sabahlı akşamlı yiyecek miktarıdır.
Fıkıh : Dinde yapılması ve sakınılması lâzım gelen işleri bildiren ilim.
Fil Suresi : Kâbeyi yıkmak için gelen Ebrehe ve ordusunun Ebâbil kuşları ile yok oluşundan bahseden sûre
Firdevs Cenneti : Cennetin tabakalarından, bölümlerinden birisi
Fıtır Sadakası           Fitre : Ramazan ayını yaşama, onun ecrine kavuşmanın şükran borcu olarak en geç bayram namazından önce verilmesi gereken vacib olan sadaka, miktarı; bir kişinin bir günlük sabahlı akşamlı yiyecek miktarıdır.
Fıtrat : Yaratılış
Gayb : Gizli olan, görünmeyen, belirsiz, hisler ve akıl ile bilinmeyen şey
Gayri Müslim : Müslüman olmayan.
Gâzi : Hiçbir dünya menfaati gözetmeden, din için vatan için düşmanla savaşan ve savaştan sağ olarak geri dönenler
Gıbta : Başkasında görülen iyiliklere, güzelleklere imrenme, özenme
Gıybet : Bir kimsenin arkasından işittiği zaman hoşlanmayacağı şekilde konuşmak, Kuranı kerimde ölü kardeşinin etini yemeğe benzetilmiştir.
Görgü Kuralları : Toplumda uyulması gereken terbiye ve nezaket kuralları
Gurur : Kendini yüksek ve değerli tutma
Gusül : Kuru bir yer kalmamak üzere bütün vucudu yıkamaktır. Gusül abdestinin farzları üçtür. Ağza su vermek, burna su vermek, bütün vücudu yıkamak. Boy abdesti alması gereken bir kimse boy abdesti almadan aşağıdaki işleri yapamaz. Namaz kılmak, Cenaze namazı kıl
Gül : Peygamber (sav)' i temsil eden çiçek
Günah : Cenabı Hakkın emrine aykırı olan cezayı gerektiren söz ve davranışlar, dinde yasak olan şeyler.
Habeşistan : Müslümanlardan bir kısmının ilk önce hicret ettikleri ülke
Hac : İhrama girerek senenin belirli günlerinde Kabeyi ziyaret etmek ve Arafatta vakfe yapmak suretiyle yapılan ibadet, haccın farzları üçtür. İhrama girmek, Kabeyi tavaf etmek ve Arafatta vakfe yapmak
Hacerul Esved : Cennetten geldiği söylenen, Kabenin bir köşeşinde bulunan ve tavafın başlangıç noktası olan ve mübarek kabul edilen kara, siyah taş
Haç : Hristiyanlara göre Hz. İsayı öldürmek için kullanılan artı şeklindeki alet
Hadîsi Şerif : Peygamber (sav)' in sözlerine verilen isim
Hafaza Melekleri : Allah Tealanın izniyle insanları kazalardan belalardan korumakla görevli melekler, bir rivayete göre Kirâmen Kâtibîn meleklerinin diğer adı
Hâfız : Kuranı Kerimi başından sonuna kadar ezberleyen kimse
Haham : Yahudilerin din adamlarına verilen isim
Halime : Peygamber (sav)' in süt annesi
Hanîf : Peygamber (sav) Efendimizin peygamberliğinden önce Allahın birliğine inanan ve ona ortak koşmayın, İbrahim (as)' ın dini üzere olan kimselere verilen isim
Hased : Bir kimsenin sahip olduğu mevki, makam, şan, şöhret, mal, mülk gibi üstünlükleri, güzellikleri, nimetleri çekememek, bundan rahatsız olup bunların ondan gitmesini istemek
Hâşâ : Asla, katiyyen, öyle değil, Allah korusun... manasında söylenen söz
Haşr : İkinci surdan sonra Allahın insanları hesaba çekmek üzere bir araya toplaması
Hatim : Kuranı Kerimi başından sonuna kadar okumak
Hattat : Hat sanatıyla uğraşan kişi
Havâri : Hz. İsaya inanan ve onun şeçtiği 12 kişiye verilen isim
Havra : Yahudilerin ibadet ettikleri yer
Hayâ : Kınanmayı gerektiren bir söz veya davranıştan dolayı kişinin Allaha ve insanlara karşı mahcubiyet ve üzüntü duyması, utanması, insanı kötülük yapmaktan uzaklaştıran ve diğer canlılardan ayıran ahlaki özellik
Hayber Savaşı : 628 tarihinde yahudilerle yapılan savaş
Hayır : Yüce Allah’ın rızasını kazanmaya vesile olan güzel amellerdir.
Hazreti ( Hz ) : Zât mânâsına hürmet ve saygı ifâdesi.
Hendek Savaşı : Mekkeli müşriklerle 627 taihinde yapılan savaş, diğer ismi Ahzab'tır. Medine şehrinin etrafına hendek kazıldığı için bu isim verilmiştir.
Hesab : İnsanların bu dünyada yaptığı işlerden dolayı ahirette sorgulanmasıdır. Peygamber (sav) 'in bildirdiğine göre insanlar şu beş şeyden hesaba çekileceklerdir. Ömrünü nerede tükettin, gençliğini nerede geçirdin, malını nerede kazandın, malını nereye harcadın
Hicaz : Mekke ve Medine şehirlerini içine alan bölgeye verilen isim
Hicret : Peygamber (sav) ve müslümanların gördükleri işkence ve eziyetler ve çektikleri sıkıntılardan dolayı Mekke'den Medineye göç etmesi, miladi 622 tarihinde gerçekleşmiştir. Hz. Ömer zamanında Hicri takvimin başlangıcı olarak kabul edilmiştir.
Hidâyet : Doğru yolu gösterme,  Allahü Teâlânın râzı olduğu yolda bulunma.
Hılfulfudûl : Peygamber (sav)' in Peygamberliğinden önce haksızlıklara karşı koymak ve haksızlığa uğrayanların haklarını savunmak ve almak için kurulmuş olan ve Peygamber (sav)' in de üye olduğu dernek
Hilm : Öfkeli ve hiddetli olduğu bir zaman kişinin gücü yettiği halde, kendini kontrol ederek öfkesini yenmesi ve intikam fikrinden vazgeçmesi
Hilyei Şerif : Peygamber (sav) Efendimizin dış görünüşünü ve vasıflarını anlatan eserlere verilen ad; “Hilye-i Saâdet” de denir.
Hinduizm : İneğin kutsal kabul edildiği, karma ve tenasüh inancının görüldüğü hintlilerin dini
Hira : İlk vahyin geldiği mağara
Hırs : Sonu gelmeyen istekler, aç gözlülük
Hızır : Halen yaşadığı, darda kalanlara yardım ettiği düşünülen Musa (as) ile yolculuk eden, Allahın veli kullarından. Hızır gibi yetişti. Kesene Hızır uğrasın.
Hristiyanlık : Üçlü tanrı, aforoz etme, günah çıkarma gibi inançları olan aslı bakımından bir hak din iken sonradan değişikliğe uğramış din
Hudeybiye Barışı : Mekkeli Müşriklerle 628 tarihinde yapılan anlaşma
Hurâfe : Uydurma, batıl inanış. Sonradan uydurulan ve genellikle İslâm'ın gerçeğiyle bağdaşmaz batıl inançları veya çarpık davranış biçimlerini ifade eden hikâyeler.
Huşû : Korku ile karışık sevgiden gelen edebli bir hal
Hutbe : Cuma ve bayram namazlarında imamın minberden cemaati bilgilendirmek için yaptığı konuşma
Hüsnü Hat : Arap harfleriyle güzel yazı yazma sanatına verilen isim
Hüzün Yılı : Ebu Talip ve Peygamber (sav)' in mübarek eşi Hz. Haticenin vefat ettiği yıla verilen isim
Hz Hacer : İbrahim (as)' ın hanımı. İsmail (as)' ın annesi, Safa ve Merve tepeleri arasında oğluna su bulmak için koşan kişi
Hz. Ali : İlk müslümanlardan, Peygamber (sav)' in amcası Ebu Talibin oğlu, Peygamber (sav)' in soyunun devam ettiği damadı, dördüncü halife
Hz. Ayşe : Peygamber (sav)'in hanımlarından birisi, Hz. Ebu Bekirin kızı
Hz. Bilal : Mekelilerce çok eziyet edilen müslümanlardan, ilk ezan okuyan sahabi
Hz. Ebû Bekir : Peygamber (sav) Efendimizin kayınpederi, hicretteki yol arkadaşı, Kuranı Kerimi kitap haline getiren ilk halife
Hz. Fâtıma : Peygamber (sav)' in soyunun devam ettiği ve Peygamber (sav) Efendimizden sonra vefat eden kızı
Hz. Hamza : Peygamber (sav)' in Uhud savaşında şehid olan ve " Esedullah - Allahın Arslanı " lakabı verilen amcası
Hz. Hasan : Peygamber (sav) in torunu
Hz. Hatice : Peygamber (sav)' in mübarek eşi, İlk müslümanlardandır  ve Medineye hicretten önce vefat etmiştir. Peygamber (sav)' in bu evlilikten 6 çocukları dünyaya gelmiştir. Bunlar Abdullah, Kasım, Fatıma, Zeyneb, Rukiye, Ümmü Gülsüm
Hz. Hüseyin : Peygamber (sav) in torunu
Hz. Osman : Kuranı Kerimi çoğaltan 3. Halife, Peygamberimizin damadı, kendisine " Zinnureyn - iki nur sahibi " lakabı verilmiştir.
Hz. Ömer : Peygamber (sav)' i öldürmek üzere yola çıkan ve müslüman olan, adaletiyle meşhur, Peygamber (sav) Efendimizin kayınpederi olan üçüncü halife
Hz. Rukiye : Peygamber (sav)' in kızlarından birisi
Hz. Ümmü Gülsüm : Peygamber (sav)' in kızlarından birisi
Hz. Zeyd b. Hârise : Peygamber (sav)' in azat ettiği kölesi, Mute savaşında şehit olmuştur.
Hz. Zeyneb : Peygamber (sav)' in kızlarından birisi
İbâdet : Allah’a gönülden, isteyerek yönelmek ve karşılığında sevap vadedilen dinî görevleri ve  amelleri Allah’ın rızasını kazanmak amacıyla yerine getirmek
İbrâhim (as) : Kâbeyi yapan peygamber, Peygamber (sav)' in soyu bu peygambere kadar uzanır.
İcmâ : Hz.Peygamber’in vefatından sonra, herhangi bir asırda, bütün İslam müçtehitlerinin, dînî bir konuda ortak hüküm vermeleri
İçki : İçildiğinde azıda çoğu da sarhoşluk veren insanın aklını ve iradesini kullanmasını engelleyen içecek
İftar : Orucun bitiş zamanı
İhlas : İçten, samimi, gösterişsiz sevgi, bağlılık
İhlas Suresi : Tevhid inancı " Allahın birliği inancı" 'nı açıklayan sure
İhram : Bir kişinin normal zamanda kendisine mübah olan bazı şeyleri ( tıraş olmak, yeşillik koparmak, tırnak kesmek... ) hac sırasında haram kılarak hac elbisesini giymesi ve hacca niyet etmesi
İlâhî : Makamla okunan dini şiirler
İlmihâl : Her müslümanın îmân, ibâdet ve ahlâk ile ilgili bilmesi gereken şeyler veya bu bilgileri anlatan kitap.
İmam : Topluluğa namaz kıldıran kimse
Îman : Peygamber (sav)' in Allahtan getirdiği şeylerin hepsine birden kesin olarak inanmak; başka bir ifadeyle Allaha, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, kaza ve kadere, ahiret gününe inanmaktır.
İmsak : Oruca başlangıç zamanı
İncil : Allahın İsa (as) 'a gönderdiği kutsal kitap, Allahın gönderdiği şekli koruyamamış ve değişikliğe uğramıştır.
İnşâallâh : Allah izin verirse, Allah nasib ederse anlamındaki söz dizisi
Îsa : Hıristiyanlara peygamber olarak gönderilmiş olan ve babasız olarak annesi Hz. Meryemden dünyaya gelen, bebekliğinde konuşan, Kutsal kitap olarak İncil verilen peygamber
İslam : Allah katında dinlerin genel adı, özel olarakta son dinin adı
İsmâil (as) : İbrahim (AS)' ın oğlu, ayakları yanından zemzem suyu çıkan peygamber.
İsrâ : Peygamber (sav)' in Mekkedeki Mescidi Haramdan Kudüsteki Mescidi Aksaya kadar gecenin bir vaktinde götürülmesine isrâ; oradanda Allahın huzuruna kabul edilmesine miraç denir.
İsraf : Sahip olduğumuz şeyleri gereksiz yere kullanma
İsrâfil : Birincisi kıyametin kopması, ikincisi insanların yeniden diriltilmesi olmak üzere sûr denilen alete üflemekle görevli melek
İstanbul : Peygamber (sav)' i evinde misafir etme şerefine nail olan Ebu Eyyub el Ensarinin kabrinin bulunduğu ilimiz
İstiklal Marşı : İstiklal Marşı bağımsızlığımızın sembolüdür. Vatan, millet, bağımsızlık ve Allah sevgisi üzerine Mehmet Akif ERSOY tarafından yazılmıştır. İstiklal Marşına saygı tarih, vatan, millet ve şehitlere saygıdır. 12 Mart 1921 tarihinde TBMM’de büyük bir coşku il
İstişâre : İnsanlarla görüş alışverişinde bulunma, danışma
Îtikâf : Özellikle Ramazan ayının son 10 gününde mescitlerde veya buna benzer yerlerde kalıp ibadetle meşgul olmak
Itrî : Salatı Ümmiye ve Teşrik tekbirlerini besteleyen ünlü Türk sanatkarı
Kâbe : Yeryüzünde ibadet maksadıyla yapılmış olan ilk bina, İbrahim ve oğlu İsmail (as) tarafından yapılmıştır. Müslümanların kıblesi yani namaz kılarken döndükleri yerdir. Mekkede bulunur. Allaha yönelmenin dünyadaki merkezidir.
Kabir Hayatı : Ölümle başlayıp insanların yeniden dirilme anına kadar geçen süre; kabir Peygamber (sav)' in bildirdiğine göre ya Cennet bahçesi gibi bir bahçe ya da Cenhennem çukuru gibi bir çukurdur.
Kader : Allahın sonsuz ilmi ile ezelden ebede kadar olacak olan şeylerin yerini, zamanını ve özelliklerini bilip takdir etmesi, yazması
Kadir Gecesi : Kuranı kerimin indirilmeye başlandığı ve içinde Kadir gecesi bulunmayan 1000 aydan daha hayırlı olan mübarek gece, ülkemizde Ramazan ayının 27. gecesi olarak kabul Kadir Gecesi Ramazan ayının son 10 günü ve tek rakamlı günlerindedir.
Kâfir : Peygamber (sav)' in Allahtan getirdiği şeylere inanmayan kimse

: 2- Namazı vakti çıktıktan sonra kılmak

: 3- Tutulan orucun hata ile bozulmasından dolayı o orucu Ramazandan sonra güne gün tutmak
Kâmet : Ezandan farklı olarak " kad kametis-salah " " Muhakkak ki namaz başladı " ifadesi olan, farz namazlardan önce erkekler tarafından okunan mübarek sözler
Kanaat : Elde olanla yetinmek, yeme, içme, giyinme gibi konularda aşırılıktan kaçınarak orta yolu tutmak, aza razı olmak
Kasîde : Cenabı Hakkı ve Hz. Peygamber (sav)’i metheden şiirlerdir.
Kâsım : Peygamberimizin küçük yaşta vefat eden çocuğu, bu çocuğuna nisbetle Peygamberimiz'e Ebul Kasım lakabı verilmiştir.
Kazâ : 1- Allahu Tealanın ezeli ilmiyle takdir ettiği şeylerin yeri ve zamanı geldiğinde meydana gelmesi
Keffâret : Ramazan ayında tutulan farz olan orucun bile bile bozulmasından dolayı Ramazan ayı dışında iki ay artı bir gün tutmaktır
Kelimei Şahâdet : " Eşhedü enlâ ilâhe illallâh ve eşhedü enne muhammeden abduhû ve rasûlühû - Ben şahitlik ederim ki Allahtan başka ilah yoktur ve Muhammed (sav) onun kulu ve peygamberidir " anlamındaki söz dizisi
Kelimei Tevhid : " Lâ ilâhe illallâh muhammedün rasûlullâh - Allahtan başka ilah yoktur, Muhammed (sav) onun peygamberidir " anlamındaki söz dizisi
Kerâmet : Allahın izni ile veli kullarının gösterdikleri olağanüstü olaylar
Kevser Suresi : Kuranı Kerimin 3 ayetten oluşan en kısa sûrelerinden birisi
Kibir : Kişinin kendini diğer insanlardan üstün görerek başkalarını küçük görme hastalığı; Şeytanın Allah Tealanın katından kovulmasına sebeb olan manevi hastalık
Kıble : Namaz kılarken döndüğümüz bölgeye verilen genel ad
Kilise : Hristiyanların ibadet ettikleri yer
Kirmen Kâtibîn : İnsanların yaptıkları davranışları yazmakla, kaydetmekle görevli melekler
Kıssa : Kuranı Kerimde geçmişte yaşamış peygamberler ve insanlardan bahseden ibret verici hikayeler
Kıyâmet : Kainatın dengesinin, düzeninin bozularak herşeyin yok olması; dünya hayatını sona erdirecek olan büyük olay; Kıyametin kopuş zamanını Allahtan başka kimse bilemez.
Kul Hakkı : İnsanın malı, canı, namusu, kutsaldır ve bunlara dokunulamaz. Bu dokunulmaz hakları çiğnediğimiz zaman kul hakkı yemiş oluruz. Kul hakkına giren davranışlar şunlardır. Yalan söylemek, Yalancı şahitlik yapmak, İftira etmek, Gıybet etmek, Hırsızlık, Alay et
Kumar : Ortaya para koyarak oynana talih oyunu, oynayana kazanç veya  zarar getiren her türlü şans oyunu kumardır.
Kunut Duaları : Vitir namazının üçüncü rekatında bir sure okundukan sonra tekbir alıp okunan dualar
Kurânı Kerim : Allahın Hz. Muhammed (sav)' e gönderdiği en son kutsal kitap; âyet âyet, sûre sûre yaklaşık 23 senede indirilmiştir. Hiçbir değişikliğe uğramamıştır. Hükümleri kıyamete kadar geçerlidir.
Kurban : Allaha yaklaşmak amacı ile belli zamanda belli bir hayvanı kesmek suretiyle yapılan ibadet
Kureyş : Peygamber (sav)' in soyunun mensup olduğu kabile
Kutlu Doğum : Peygamber (sav)' in doğumu dolayısıyla 1989 yılından bu yana kutlanan hafta
Kutsal Kitap : Allahın peygamberlerine gönderdiği kitaplar
Küllî İrâde : Allahın sonsuz ve sınırsız iradesine verilen isim
Kültür : Bir toplumun, bir milletin sahip olduğu maddi, manevi değerlerin hepsine birden verilen ad.
Kürsü : Vaiz efendinin Cuma , bayram veya önemli günlerde cemaati bilgilendirmek için konuşma yaptığı yer
Lânet : Allahın merhametinden mahrum olma durumu
Levhi Mahfûz : Korunmuş levha; Allahü Teâlânın takdir ettiği her şeyin yazılı bulunduğu, nasıl olduğu bizce bilinmeyen ve her türlü te'sirden korunmuş levha, herşeyin hayatının Allah katında yazılması
Lokman (as) : Kuranı Kerimde ismi geçen oğluna öğütleri ve ahlaki, tıbbi sözleri ile tanınan Allahın veli kullarından
Maâzallâh : Tehlikeli, zararlı ve istenmeyen durumlardan korunmak için söylenen " Allah korusun, Allah saklasın, Allahü Teâlâya sığınırım " anlamında  duâ cümlesi
Mahfel : Camide müezzinlik yapan kimsenin bulunduğu yer
Mahmud : Peygamber (sav)' in isimlerinden birisi
Mahşer : İnsanların hesaba çekilmek üzere biraraya toplandıkları yer, diğer ismi Arasat'tır.
Mahya : Eskiden Ramazan aylarında Ramazanın önemini hatırlatan minareler arasına asılan ışıklı yazılar
Mâlik : Cehennemde görevli meleklerin başı
Mâşâallâh : Beğenilen şeyler görüldüğünde söylenilen; " Bu, Allahü teâlânın dilediği ve ihsân ettiği şey, Allahın istediği gibi, Allah korusun, Allah saklasın " manasında dua cümlesi
Meal : Bir dildeki bir sözü başka bir dile anlam bakımından çevirmek
Medîne : Peygamber (sav)' e ve ilk müslümanlara kucak açan, ve Peygamber (sav)' in kabirinin bulunduğu nurlu şehir. Hicretten önceki ismi Yesrib' tir.
Mekke : Arabistan yarımadasında  Kâbenin bulunduğu ve Peygamber (sav)' in dünyaya geldiği kutlu şehir.
Melek : Nurdan yaratılmış, yeme - içme, erkeklik - dişilik gibi özellikleri olmayan, Allaha itaat edip isyan etmeyen, gözle görülmeyen ve kanatları olan varlıklar
Merhaba : Müslümanlar arasında bir nevi selamlaşma kelimesi olup; rahat olunuz, hoş geldiniz manasında söylenir.
Merhamet : Allahın yarattığı varlıklara acımak, onların iyiliğini istemek, kendilerine yardım etme arzusu duymak
Mescidi Aksâ : Kudüste Süleyman (as) tarafından yaptırılmış olan ve müslümanların ilk kıblesi olan cami; Beyti Mukaddes, Beyti Makdis de denir
Mescidi Harâm : Kâbeyi de içine alan kutsal mekan
Mescidi Kuba : Peygamber (sav)' in Medineye hicret ederken yaptığı ilk cami, Kuranı kerimde bu camiye Takva Mescidi denir.
Mescidi Nebevî : Peygamber (sav)' in Medine şehrinde iken yaptığı ilk mescit, ayrıca Peygamber (sav), Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer'in kabirleri burada bulunmaktadır.
Mescit : Müslümanların toplu halde veya tek başına namaz kılıp, ibadet ettikleri umuma açık mübarek mekanlar, genelde küçük camiler için kullanılır
Mesh : Vücudun herhangi bir yerini ovalamak
Mest : Belli özellikleri olan ayağa giyilen ayakkabı cinsinden giyecek, mest üzerine meshetme süresi yolcu olmayanlar (mukim) için 24 saat,  yolcular (seferi) için 72 saattir.
Mevlid : Hz. Peygamber (sav)’in doğumu, miracı, vefatı gibi olayları anlatan nazım şekli, Süleyman Çelebi tarafından yazılan Vesiletün Necat (Kurtuluş Sebebi) isimli eserdir.
Mevlid Gecesi : Peygamber (sav)' in dünyaya geldiği gece, Kameri aylardan 12 Rebiulevvel 571 Pazartesi
Mezheb : Gidilecek yer, yol, görüş, akım gibi anlamlara gelir. Terim olarak bir dinin görüş ve anlayış ayrılıkları sebebiyle ortaya çıkan kollarıdır.  Mezheplerin çeşitleri: İtikadi Mezhepler: İnanç esasları ile ilgili meselelerde Ehli sünnet mezhepleri iki tanedi
Mihrâb : İmamın namaz kıldırmak için durduğu kıbleye bakan içi oyuk yer.
Mikâil : Evrendeki tabiat olayları ile görevli melek
Millet : Din, dil, tarih, kültür, ülkü birliği olan insan topluluğu
Mina : Hacda şeytan taşlamanın yapıldığı bölgeye verilen isim
Minâre : Camilerde ezan okumak için çıkılan kuleye benzeyen yer.
Minber : Cuma ve bayram günlerinde imamın hutbe okumak için çıktığı merdivenli yer.
Minyatür : Resimde olduğu gibi derinliği ve gölgesi bulunmayan çizgi sanatı
Mîraç Gecesi : Peygamber (sav)' in Allahın huzuruna kabul edildiği, Üç aylardan Receb ayının 27. Gecesi olan mübarek gece; bu gece 5 vakit namaz farz kılınmştır.
Misvak : Diş fırçası vazifesi gören, hoş kokulu ve meyvesiz bir ağaç olan Erak ağacının köklerinden yapılıp kullanılan alet
Misyoner : Hristiyanların kendi ülkeleri dışında dinlerini yaymak için  görevlendirdiği kimseler.
Mîzan : İnsanların hesaba çekilmesinden sonra amelleri tartmaya mahsus ilahi adalet terazisi
Muâmelat : Kişilerin karşılıklı olarak kendi aralarında yaptıkları işler
Mûcize : Peygamberlerin peygamberliklerini isbat etmek için Allahın izniyle gösterdikleri harikulade olaylar
Muhâcir : Mekkeden Medineye hicret eden müslümanlar
Muhammed (sav) : " Yer ve gök ehli tarafından övülen " manasında, Alemlere rahmet olarak gönderilmiş olan en son peygamber
Muharrem : Hicri yılbaşının ilk ayı, 10. günü Aşure günüdür.
Mukâbele : Kur’an-ı Kerim’i, birinin yüzünden veya ezbere okuması, diğerlerinin de onu takip etmesi
Musêvîlik : Musa (as) peygamberleri olduğu için Yahudiliğe verilen diğer isim
Mushaf : Kuranı Kerimin diğer adlarından birisi, iki kapak arasında toplanmış sahifeler anlamında
Mûsikî : Müzik
Mustafa : Peygamber (sav)' in isimlerinden birisi
Mûte Savaşı : Bizanslılarla Müslümanların 629-630 tarihinde yaptığı ilk savaştır.
Mücâdele Suresi : Her âyetinde Allah kelimesi bulunan sure
Müezzin : Ezan okuyan kimse
Müftü : Dinî konularda fetva vermeye yetkili olan kimse
Mükellef : Dinin emir ve yasaklarından sorumlu olan kimse; akıllı ve ergenlik çağına girmiş olan her erkek ve kadın mükelleftir.
Mü'min : Peygamber (sav)' in Allahtan getirdiği şeylerin hepsine kesin olarak inanan kişi
Münâfık : İnanmadığı halde inanmış gibi görünen, diliyle inandığını söyleyip kalbiyle inkar eden kimse
Münezzeh : Kusur, eksiklik ve muhtâçlıktan uzak. Allahü teâlânın noksan sıfatlardan uzak olduğunu bildirmek için kullanılan bir tâbir.
Münker Nekir : İnsan kabre konulunca soru sormakla görevli melekler
Müşrik : Allaha inanmakla beraber ona ortak koşan kimse
Müzdelife : Hacda vacib olan vakfenin yapıldığı, şeytanlara atılacak taşların toplandığı bölge
Naat : Hz. Peygamber (sav)’e duyulan derin sevgiyi dile getiren şiirler
Naîm Cenneti : Cennetin tabakalarından, bölümlerinden birisi
Nâs Sûresi : Kuranı Kerimin en son suresi
Nasr Sûresi : Kuranı Kerimin 3 ayetten oluşan en kısa surelerinden birisi
Nebî : Kendisine kutsal kitap verilmeyen, kendinden önceki peygamberin kitabına bağlı olan peygamber
Necâşi : Peygamber (sav)' in gıyabında cenaze namazı kıldırdığı Habeşistan kıralı
Nifak : İki yüzlülük, ara bozmaya çalışmak
Nîmet : İyilik, rızık, Allahın kullarına faydalanması için verdiği şeylerin genel adı
Nisab : Dinimize göre en az zenginlik ölçüsü
Nûr Dağı : İlk vahyin geldiği dağ
Oruç : Arapça savm kelimesinin karşılığıdır. Tan yerinin ağarmasından güneş batıncaya kadar yeme içme ve bir takım bedeni arzulardan uzak kalmak suretiyle yapılan ibadet
Ölüm : Rûhun bedene olan bağlılığının sona ermesi, rûhun bedenden ayrılması, canlıların hayatlarının sona ermesi
Ömür : Hayat, yaşama, yaşayış. İnsanın doğumundan ölümüne kadar geçen zaman.
Örf : Aklın ve dinin güzel, hoş gördüğü şeyer
Öşür : Tarım ürünlerinden zekata denk alınan 1/10, 1/20 oranındaki ibadet türünden bir vergi
Papaz : Hristiyanların din adamlarına verilen isim
Peygamber : Allahın mesajlarını insanlara iletmek üzere insanlar arasından seçtiği elçi. Kuranı Kerimde ismi geçen 25 tane peygamber vardır. Bunlar : Adem, , Davud, Elyesea, Eyub, Harun, Hud, İbrahim, İdris, İlyas, İsa, İshak, İsmail, Lut, Muhammed, Musa, Nuh, Salih,
Put : Allahü Teâlâya inanmayanların taptıkları resim veya heykel.
Radıyallâhu Anh : Daha çok Eshâb-ı kirâmdan birinin ismi anıldığı veya yazıldığı zaman söylenen ve yazılan "Allahü teâlâ ondan râzı olsun" mânâsına duâ, hürmet ve saygı ifâdesi. İki kişi için Radıyallahü anhümâ, ikiden fazlası için Radıyallahü anhüm denir.
Râhip : Hristiyanların din adamlarına verilen isim
Rahle : Kuranı Kerim okumak için yapılmış küçük masa
Ramazan : Onbir ayın sultanı olarak kabul edilen, içinde Kadir gecesini bulunduran, farz olan orucun tutulduğu, teravih namazının kılındığı, bayram namazından önce fıtır sadakasının verildiği mübarek ay.
Ranuna : Peygamber (sav) Efendimizin ilk cuma namazını kıldığı bölge
Rasûl : Kendisine kutsal kitap verilen peygamber
Ravza : Hz. Peygamber (sav)' in kabrinin bulunduğu yere verilen isim
Rebîul Evvel : Peygamber Efendimizin doğduğu Kameri ay
Regâib Gecesi : Mübarek üç aylardan Receb ayının ilk perşembeyi cumaya bağlayan gecesi
Reinkarnasyon  Tenasüh : Ruhun bir bedenden başka bir bedene geçerek varlığını sürdürmesi, Hinduizm’de görülen bir inançtır. Dinimize göre bu Ahireti inkar etmek anlamına gelir.
Rekat : Namazın bölümlerinden herbiri
Rıdvân : Cennette görevli meleklerin başı
Riyâ : Söz, iş ve davranışlarında gösterişe yer vermek, inandığı gibi hareket etmemek
Rızık : Allahın canlılara yiyip içmeleri ve faydalanmaları için verdiği her şey
Rûh : Can, nefes, canlılık, insana hayat veren mahiyetini Allahın bildiği şey. Allahü teâlâ, âyet-i kerîmede meâlen buyuruyor ki: Yâ Muhammed! Sana rûhtan soruyorlar. De ki: Rûh, Rabbimin emrindendir (O'nun yarattığı varlıklardan biridir . Bu husûsta) size, az
Rüşvet : Bir işi yaptırmak için haksız yere verilen haram olan para, mal
Sabır : Beklenmedik olaylar, içine düşülen güçlükler karşısında tedirgin olmamak, paniğe kapılmamak ve tahammül göstermek
Sadaka : Kişilerin sevap kazanmak amacıyla yaptıkları her türlü maddi ve bedeni yardımlar
Sadakayı Câriye : Sürekli hayır getiren, öldükten sonrada sevap kazandıran mali yardım, yatırım ve hayırlar
Safâ - Merve : Hacer annemizin oğlu İsmail için su bulmak amacıyla koştuğu tepeler; Haccı adaylarıda bu iki tepe arasında 7 defa gidip gelirler. Peygamber (sav) Efendimizin ilk defa insanları açıktan açığa bir olan Allaha inanmaya çağırdığı tepe ( Safâ )
Sahâbe : Peygamber (sav)' i gören, sohbet eden ve müslüman olarak vefat eden kişi
Sahur : Ramazanda gece yenen yemek
Salâ : Cuma, cenaze namazı vb zamanlarda minareden okunan salavat, dua
Salât : Namazın Kuranı Kerimdeki karşılığı
Salâtü Selam     Salavât : Peygamber (sav)  Efendimizin ism-i şerîfleri anılınca, işitilince veya yazılınca söylenen veya yazılan hayır duâlardan ibâret olan sözler yâni sallallahü aleyhi ve sellem, Allahümme salli ve sellim alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammed, E
Sâlih Amel : Yüce Allah’ın rızasını sevgisini kazandıran faydalı iş ve davranışlar; ikiyüzlülük ve gösteriş taşımayan Yüce Allah’ın rızasını, sevgisini kazandıracak olan her iş salih ameldir.
Sa'y : Safa ve Merve tepeleri arasında 7 defa gidip gelmek, Haccın vaciblerindendir.
Sebat : Her şeyi iyice düşündükten sonra verilen karardan bir daha dönmemek
Seccâde : Üzerinde namaz kılmak için hazırlanmış olan örtü.
Seferî - Yolcu : En az doksan km. uzağa giden ve orada en fazla onbeş gün kalmaya niyetlenen kimse, yolcular 4 rekatlı farz namazları iki rekat olarak kılarlar, Cuma ve bayram namazı kılmayabilirler, kurban kesmeyebilirler, oruçlarını kazaya bırakabilirler, mest üzerine m
Sehiv Secdesi : Namazın farzlarından, vaciplerinden birini geciktirmek  veya vaciplerinden birini yapmamaktan dolayı namaz sonunda yapılan telafi secdesi
Selam : İnsanlar arasında sevgiyi artırmak için karşılaştığımız kimselere sağlık ve esenlik dileklerimizi söylemek
Selâmün Aleyküm : İki müslüman karşılaşınca veya ayrılırken birinin diğerine; "Ben müslümanım. Benden sana zarar gelmez, selâmettesin. Dünyâda ve âhirette selâmette ol, sıhhat ve âfiyet üzerinize olsun." mânâsına söylenen söz.
Sevab : İyilik ve ibâdet yapana âhirette Allahü teâlâ tarafından verilecek mükâfât, iyi karşılık
Sevr : Peygamber (sav)' in hicret ederken saklandığı mağara
Seyyid : Hz. Hüseyinin soyundan gelenlere verilen isim
Sihir : Sebebi esrar perdesinde kaldığı için seyredeni şaşırtan, aldatan, etkileyen bir olay
Sılayı Rahim : Dinimizde akraba ziyaretine verilen isim
Sinagog : Yahudilerin ibadet ettikleri yer
Sır : Gizli tutulup kimseye söylenmemesi gereken şey
Sırât : Cehennem üzerinde uzatılmış olan bir yol, herkes buradan geçecektir.
Siyer : Hz. Peygamber (sav)’in hayatını, güzel ahlâkını, üstün vasıflarını anlatan anlatan kitaplar
Suhuf (Sahifeler) : Kutsal kitaplara göre küçük hacimli olan Allahın bazı peygamberlerine gönderdiği kitapcıklar. Hz. Adem (as)'a 10 Sahife; Hz. Şit (as)'a 50 Sahife; Hz. İdris (as)'a 30 Sahife ve Hz. İbrahim (as)'a 10 Sahife gönderilmiştir.
Sûr : İsrafil (as) tarafından üfleneceğine inanılan ve mahiyetini sadece Allahın bildiği  alet, Sûra iki defa üflenecektir. Birinci surla beraber kıyamet kopacaktır. İkinci surla beraber insanlar yeniden diriltileceklerdir.
Sûre : Ayetlerin meydana getirdiği Kuranı Kerimin bağımsız bölümler, Kuranı Kerimde 114 tane sure vardır.
Sübhâneke : Namaza başlama tekbirinden sonra okuduğumuz dua, ayrıca Cenaze namazında da okunur.
Süleyman Çelebi : Mevlid ismiyle meşhur Vesiletün necat isimli eserin yazarı olan Türk
Sünnet : Peygamber (sav)' in farz ve vacib dışında ibadet maksadıyla yaptığı işler
Sünnetullâh : Allahın bu evrene ve bu evrendeki her türlü varlığa koymuş olduğu yasalara Kuranı Kerimde verilen isim, Allahın kanunu
Şefâat : Ahiret günü başta Peygamberimiz (sav) olmak üzere Allanhın izin verdiği kimselerin günahkar müminlerin bağışlanması için Allaha duada bulunmaları
Şehid : Hiçbir dünya menfaati gözetmeden, din için vatan için düşmanla savaşan ve ölen kimseler, şehitlik peygamberlerden sonra en yüksek mertebe, rütbe kabul edilir. Şehitler Allah’ın sevgili kullarıdır. Allah onları Cennetle mükafatlandıracaktır. Kul hakkı hari
Şer : Dînin ve aklın zararlı gördüğü şey.
Şerefe : Minarelerde bulunan ve ezan okumak için yapılmış çıkıntılı yer
Şeriat : Peygamberlere gelen ilâhî hükümler (emirler ve yasaklar), din. İslâmiyet
Şerif : Hz. Hasanın soyundan gelenlere verilen isim
Şeymâ : Peygamber (sav)' in süt kardeşi
Şeytan : İnsanları doğru yoldan, hidayet yolundan uzaklaştırmaya çalışan gözle görülmeyen varlık, diğer ismi İblis'tir
Şeytan Taşlama : Haccın vaciblerinden, sembolik olan büyük, orta ve küçük şeytana toplam 70 taş atmak
Şirk : Allaha ortak koşmak, ondan başka ilahlar edinmek
Şükür : Allahın bize yaptığı sonsuz iyilikleri, verdiği sayısız nimetleri tanımak ve buna karşılık sevinç ve teşekkürlerimizi belirtmek
Şükür Secdesi : Sevindirici bir olay veya haber yada bir sıkıntıdan kurtulunması üzerine Allaha şükür olarak yapılan secde
Taassub : Bir inanca, bir fikre körü körüne bağlı kalıp diğerlerine tahammül edememe
Tâbiî : Sahabeyi görmüş, onunla sohbet etmiş kişilere verilen isim
Tahıyyat : Namazların son oturuşunda okunan dua
Tâif : Peygamber (sav)' in taşlandığı şehir
Takvâ : Allah korkusu, dinin yasak ettiği şeylerden veya haram olduğun da şüphesi olan şeylerden kendini korumak, bütün günahlardan kendisini korumak, İslama göre üstünlük derecesi
Tarîkât : Kelime olarak yol manasına gelmektedir. İnsanın ruhsal problemlerini gidermek, huzura kavuşturmak, insanı eğitmek ahlakını Kuranı ahlakı ile ahlaklandırmak maksadı olan kurumlardır.
Tasavvuf : Kalbi dünyanın gelip geçici işlerinden ayırıp Alah sevgisi ile bağlamak
Tavâf : Kabenin etrafında Kabe sola alınarak 7 defa dönmek, farz olan tavaf Kurban bayramının birinci günü yapılır.
Tebuk Seferi : 630 tarihinde Peygamberimiz (sav)' in komutasında Bizanslılara karşı düzenlenen sefer, savaş olmadan geri dönülmüştür.
Tecvid : Kuranı Kerimi usulüne göre okumaya yarayan ilim
Tefsir : Kuranı Kerimi açıklayan yorumlayan ilim dalı
Telbiye : İhrama girdikten sonra okunan özel dua. " Lebbeyk. Allahümme lebbeyk. Lebbeyke lâ şerîke leke lebbeyk. İnnel hamde vennigmete leke vel mülk. Lâ şerîke leke -  Allahım! Senin emrine her zaman uyarım. Senin ortağın yoktur. Davetine uyarım. Hiç şüphe yok ki
Terâvih Namazı : Ramazan ayında Yatsı ile vitir namazı arasında kılınan 20 rekat sünneti müekkede olan bir namaz
Terceme : Bir dildeki bir sözü, bir metni başka bir dile aynen aktarmak
Tesbîh : Namaz sonundaki tesbihatı söylemek için yapılmış alet
Teslîs : Hristiyanların Baba, oğul ve kutsal ruhtan oluşan üçlü Tanrı inancı,
Teşrik Tekbirleri : " Allâhu ekber Allâhu ekber. Lâ ilâhe illallâhu vallâhu ekber. Allâhu ekber velillâhil hamd - Allah en büyüktür. Allah en büyüktür. Allahtan başka ilah yoktur. Allah en büyüktür. Hamd (övgü) onun içindir " cümlesidir. Kurban bayramının arefe günü sabah na
Tevâzû : Alçak gönüllülük; kendisini başkaları ile bir görmek, başkalarından daha üstün ve daha aşağı görmemek.
Tevbe : İnsan olmanın gereği olarak meydana gelen her türlü günahtan pişmanlık duymak, bir daha işlememek üzere dönüş yapmak
Tevbe Suresi : Başında besmele bulunmayan sure
Tevekkül : Bir amaca ulaşmak için elden gelen bütün çalışmayı yaptıktan sonra Allaha güvenip işi ona havale etmek
Tevhîd : Allahın birliği inancı
Tevrat : Allahın Musa (as)' a gönderdiği kutsal kitap, Allahın gönderdiği şekli koruyamamış ve diğişikliğe uğramıştır.
Teyemmüm : Suyun bulunmaması veya çeşitli sebeplerden kullanılamadığı durumlarda toprak veya toprak cinsi bir şeyle yapılan sembolik temizlik, Teyemmümün farzı ikidir. Niyet etmek, elleri toprağa vurup önce yüzü, tekrar toprağa vurup kolları meshetmek
Tezhîb : Kitaplarla, yazı levhalarının altın tozu kullanılarak çeşitli çiçek ve nakışlarla süslenmesi
Tilâvet Secdesi : Kuranı Kerimin 14 yerinde bulunan secde ayetlerinin duyulması veya okunması üzerine yapılması gereken vacib olan secde. Yapılışı: Abdest almalıyız. Allahu Ekber diyerek tekbir alınır ve secdeye gidilir. Secdede üç defa " Sübhâne rabbiyel azîm " denilir ve
Tûbâ : Kökleri yukarıda, dal ve budakları aşağıya doğru sarkan cennet ağacı
Türbe : Mezar üzerine yapılan yapı, büyük zatlara mahsus mezarlara verilen isim
Uhud Savaşı : Mekkeli müşriklerle 625 tarihinde yapılan ve komutanın emrine uymanın önemini ifade eden savaş
Umre : Senenin herhangi bir günü ihrama girerek Kabeyi ziyaret etmek ve Safa ve Merve arasında gidip gelmek suretiyle yapılan ibadettir.
Üç Aylar : Dinimize göre Mevlid gecesi hariç diğer mübarek geceleri içinde bulunduran aylar. Bunlar peşpeşe gelen Receb, Şaban ve Ramazan aylarıdır.
Ümmet : Bir peygambere inanıp onun yolundan giden insanların hepsi.
Vaaz : Dini konular üzerinde konuşup, sohbet etmek
Vaftiz : Hristiyanlara göre çocuğun ve hristiyanlığa yeni giren kimsenin dine yeni girme şartı sayılan suya sokma merasimi
Vahiy : Allahın mesajlarını peygamberlerine bildirmesi olayına vahıy denir.
Vahiy Katibi : Peygamber (sav)' e gelen vahiy ifadelerini yazmakla görevli kimseler
Vâiz : Dini konularda nasihat, öğüt veren kimse
Vakfe : Kurban bayramının arife günü öğleden sonra, Kurban bayramının birinci günü tan yerinin ağarmasına kadar Arafatta bir müddet beklemek, Haccın farzlarındandır.
Vakıf : Faydası bütün topluma olmak üzere bir malı kendi mülkiyetinden çıkararak Allah yolunda tahsis etmek
Vatan : Bir milletin üzerinde hür ve bağımsız olarak yaşadığı toprak parçası, bir devletin egemenlik sahası
Vedâ Haccı : Peygamber (sav)' in ilk ve son haccı, bu hac esnasında Arafatta 120.000' i aşkın müslümana veda hutbesini okumuştur.
Vefâ : Sevgide, dostlukta sebat, bağlılık
Vesvese : Şüphe, tereddüt, kuruntu, aslı olmayan ihtimaller
Vitir Namazı : Yatsı namazından sonra kılınan ve toplam üç rekat olan namaz. Üçüncü rekatında bir sure okunduktan sonra tekrar tekbir alınır eller kulaklara kadar götürülür ve kunut duaları okunur.
Yahova : Yahudilere göre tanrının ismi
Yahûdilik : Yahudi milletine gönderildiği için Museviliğe verilen diğer isim
Yemâme : Kuranı Kerimin kitap haline getirilmesine sebep olan savaş
Yemin : Bir haberi yâhut bir işi yapma veya yapmama husûsundaki azmi, iddiâyı (sözü); vallahi, tallahi şeklinde, Allahü teâlânın ism-i şerîfini anarak veya dînin izin verdiği sözlerle kuvvetlendirmek.
Yerhamükellâh : Aksırıp, Elhamdülillah diyene, yanında bulunan kimsenin; "Allahü teâlâ sana merhamet etsin" mânâsına söylediği mübârek bir söz
Zakkum : Cehennemde bir ağacın ismi, cehennemliklerin yiyeceği
Zan : İnsanlar hakkında iyi veya kötü düşünce beslemek, zan ikiye ayrılır. Hüsnü Zan ; İnsanlar hakkında iyi fikir güzel düşünce beslemektir. Güzel bir huydur. İnsanları birbirine yaklaştırır. Kendileri iyi ve temiz olan insanlar başkalarını da öyle görürler. S
Zebâni : Cehennemde görevli melekler
Zebur : Allahın Davud (as)' a gönderdiği kutsal kitap, içinde ilahiler, güzel sözler, dualar ve zikirler yer almaktadır. Allahın gönderdiği şekli koruyamamış ve değişikliğe uğramıştır.
Zekat : Belirli bir malın, belirli bir miktarını,belirli bir zaman sonra, belirtilen yerlere Allah rızası için vererek yapılan ibadet
Zemzem : Kâbenin yakınından çıkan mübarek su
Zilhicce : Hac ibadetinin ve kurban ibadetinin yapıldığı kameri ay Zilhicce 9-10-11-12-13




: ALLAHIN SIFATLARI
Allahın Zati Sıfatları : Bu sıfatlar Ahllah'a has, ona özel sıfatlardır. Başka varlıklarda bulunmaz.
Vücud : Allahın var olması demektir.
Kıdem : Allahın varlığının başlangıcı yoktur. O her zaman vardır.
Bekâ : Allahın varlığının sonu yoktur. Onun varlığı sonsuzdur.
Vahdaniyyet : Allahın bir olması demektir. Eşi, ortağı ve benzeri yoktur.
Muhâlefetün lil havâdis : Allahın yarattığı varlıklara benzememesi demektir.
Kıyam bi nefsihî : Allahın varlığı kendisindendir, var olmak için başka bir varlığa muhtaç değildir.
Allahın Subuti Sıfatları : Bu sıfatlarda Allah'a has, ona özel sıfatlardır. Ancak bu sıfatların benzerleri sınırlı olarak diğer varlıklarada verilmiştir.
Hayat : Allahın diri ve canlı olmasıdır.
İlim : Allahın gizli açık herşeyi bilmesidir.
Semi' : Allahın gizli açık herşeyi işitmesidir.
Basar : Allahın gizli açık herşeyi görmesidir.
İrâde : Allahın bir şeyin olup olmamasını istemesidir.
Kudret : Allahın sonsuz güç ve kuvvet sahibi olmasıdır.
Kelâm : Allahın ses ve harflere muhtaç olmadan konuşmasıdır. Kutsal kitaplar Allahın kelam sıfatının sonucudur.
Tekvîn : Allahın yaratmasıdır. Kainattati herşey onun yaratmasıyla meydana gelmiştir.




: PEYGAMBERLERİN SIFATLARI
Peygamber : Allahın mesajlarını insanlara iletmek üzere insanlar arasından seçtiği elçi. Kuranı Kerimde ismi geçen 25 tane peygamber vardır. Bunlar : Adem, , Davud, Elyesea, Eyub, Harun, Hud, İbrahim, İdris, İlyas, İsa, İshak, İsmail, Lut, Muhammed, Musa, Nuh, Salih,

: Peygamberlerin Sıfatları
Sıdk : Peygamberlerin çok doğru dürüst kimseler olmalarıdır.
Emânet : Peygamberlerin cok güvenilir kimseler olmalarıdır.
Fetânet : Peygamberlerin çok akıllı ve zeki kimseler olmalarıdır.
İsmet : Peygamberlerin günah işlememeleri, günahtan korunmuş olmalarıdır.
Teblîğ : Peygamberlerin Allahtan aldığı mesajları insanlara aynen aktarmalarıdır.




: NAMAZIN FARZLARI
Namaz : Namazın Kuranı Kerimdeki karşılığı salât'tır. Salât ise dua anlamına gelir. Namaz üzerine farz olan Müslümanların günde beş vakit olarak Rasulullah (sav)’in gösterdiği şekil üzere yapılması gereken farz olan bir ibadettir. Beş vakit namaz Hicretten 1,5 yı
Namazın Dış. Farz. : Bunlara namaza hazırlık şartlarıda denir. Bunları yerine getirmeden namaza başlayamayız.
Hadesten Tahâret : Namaz kılacak kimsenin gerekiyorsa boy abdesti alması, veya namaz abdesti alması, su bulamıyorsa teyemmüm abdesti alarak temizlenmesidir.
Necâsetten Tahâret : Namaz kılacak kimsenin bedenini, elbisesini ve namaz kılacağı yeri temizlemesi demektir.
Setril Avret : Kişinin örtülmesi gereken yerleri örtmesidir.
İstikbâli Kıble : Namaz kılacak kimsenin Kıbleye yani Mekke şehrinde bulunan Kabeye yönelmesidir.
Vakit : Kılınacak olan namazın vaktinin girmesidir.
Niyet : Allah rızası için namaz kılmayı istemek ve hangi namazı kılacağını bilmektir.
Namazın İç. Farzlar : Bu şartlardan birini yerine getirmezsek namaz olmaz.
İftitah Tekbiri : Namaza " Allahu ekber - Allah en büyüktür " ifadesi ile başlamaktır.
Kıyam : Namaz kılarken ayakta durmaktır. Ayakta duramayan kimse namazını oturarak kılar.
Kırâat : Namazda ayakta iken Fatiha ve Kurandan bir sure veya üç kısa ayet okumaktır.
Rukû : Namazda kıraatten sonra elleri dizlere koyup sırt yere paralel olarak eğilmektir. Rükuda iken 3 defa " Sübhâne rabbiyel azîm - Ey yüce Rabbim, sen bütün eksik sıfatlardan uzaksın " cümlesi söylenir.
Secde : Namazda rükudan sonra elleri, alnı, burnu, dizleri ve ayak uçlarını yere koyup eğilmektir. Secdede iken 3 defa " Sübhâne rabbiyel a'lâ - Ey yüce Rabbim, sen bütün eksik sıfatlardan uzaksın " cümlesi söylenir.
Kâdeyi Âhıre : Namazın sonunda Tahıyyat duasını okuyacak kadar oturmaktır.




: MÜKELLEF
Mükellef : Dinin emir ve yasaklarından sorumlu olan kimseye denir. Akıllı ve ergenlik çağına girmiş olan her erkek ve kadın mükelleftir.
Farz : Dinde yapılması kesinlikle istenilen terki de kesinikle yasaklanan işlerdir. Farzı yerine getiren sevap kazanır, terkeden ise günahkar olur. Farzı inkar eden kimse ise dinden çıkar. Namaz, oruç, zekat, ana-babaya itaat... Gibi
Farzı Ayın : Mükelleflerin hepsinin yapmak zorunda olduğu farzdır. Beş vakit namaz kılmak gibi
Farzı Kifaye : Bazı mükelleflerin yerine getirmesiyle diğer mükelleflerden sorumluluğun kalktığı farzdır. Cenaze namazı gibi
Vâcib : Farz kadar kesin olmamakla beraber mükeleflerden yapmaları istenilen işlerdir. Yapanlar sevap kazanır, yapmayanlar günahkar olur. Vacibi inkar eden kimse dinden çıkmaz. Bayram , vitir namazı, fıtır sadakası, kurban kesmek, tilavet ve sehiv secdesi, teşrik
Sünnet : Peygamber (sav)' in farz ve vacib dışında ibadet maksadıyla yaptığı işlerdir. Sünneti yapan sevap kazanır, Peygamber (sav)' in şefaatine kavuşur, yapmayanlar dinden çıkmasalar bile günahkar olur ve şefaatinden mahrum kalır. Ezan, teravih namazı...
Sünneti Müekkede : Peygamber (sav)' in çoğu zaman yaptığı pek nadir terkettiği işlerdir. Cemaatle namaz gibi
Sünneti Gayrı Müekkede : Peygamber (sav)' in bazen yapıp bazen terkettiği işlerdir. İkindinin sünneti, yatsının ilk sünneti gibi
Müstehab : Dinimize göre yapılması istenilen, fakat terkedilmesi yasaklanmayan işlerdir. Mendub ve nafile de denir. Yapanlar sevap kazanır yapmayanlar günah kazanmaz. Nafile namaz kılma, nafile oruç tutmak gibi
Mübâh : Yapılıp yapılmaması isteğimize bırakılan şeylerdir. Oturup kalkmak, uyumak gibi
Mekrûh : Yapılması hoş olmayan, yapılması kesin olmayan bir delille yasaklanan işlerdir. Yapılmamasında sevap yapılmasında günah vardır. Sünnetleri bile bile terketmek gibi
Müfsid : Başlanmış bir ibadeti bozan, geçersiz hale getiren şeylerdir. Bilerek yapmak günahtır, unutarak yapmakta bir sakınca yoktur. Oruçlu iken bile bile yiyip içmek gibi
Haram : Dinimizde yapılması kesinlikle yasaklanan işlerdir. Harrakı yapanlar günah kazanır, yapmayanlar sevap kazanır. Haramı inkar eden kimse dinden çıkar. Adam öldürmek, içki içmek gibi
Helal : Dini bakımdan kullanılmasında, yenilip içilmesinde ve faydalanılmasında sakınca bulunmayan şeyler
 

 

 TERİMLER

ANLAMI

ABES

Boş işler, lüzumsuz ve amaçsız iş

ACİZ

Beceriksiz, yeteneksiz, gücü yetmeyen

ACZ

Beceriksizlik, yeteneksizlik, güçsüzlük

ADET

Usül, gelenek, görenek, alışılmış şey, alışkanlık

ADLİ

Adalete ilişkin, adaletle ilgili,

AFET

Bela, büyük felaket. Deprem, su baskınları vb.

ASGARİ

En az, en küçük, daha küçük

AHKAM

Hüküm, hükümler, kanunlar

AHLAK

Huy, insanın iyi veya kötü tavır ve hareketleri, insanın doğuştan veya daha sonra kazandığı akli ve ruhi durumu.

AHZ

Alma, tutma, kabul etme, tahsil etme, tasarrufuna katma.

AİDİYET

İlgililik, ait olma, birine ait olma, bağ

AKAMET

Neticesizlik, sonuçsuz kalma, sonunu getirememe, kısırlık

AKAR

Para getiren mülk, ev, işyeri vb.

AKİM

Sonuçsuz, sonuçsuz kalma, boşuna, kısır

AKLİ

Akıl ile bilinen veya bulunan şey, akılla ilgili, akla dair

ALENİ

Açık olarak, meydanda, gizlemeden, gizlemeyerek

ALEYH

Aleyhinde, onun hakkında, onun üzerine

AMADE

Hazırlanmış, hazır durumda, hazır

AMME

Kamu, devlet. Herkese ait olan, genel olan,

ANANE (AN'ANE)

Adetler, gelenekler, töre.

ARİYE (ARİYET)

Geri verilmek üzere alınan, Bir kimsenin geri almak üzere, karşılıksız olarak başkasının faydalanmasına terk ettiği mal.

ARZETMEK

Sunmak, hürmet etmek, açıklamak.

AŞİNA

Tanıdık, haberli, bilgili, yabancı olmayan, bildik.

ATFEN

Birisinin adına, birisine yükleyerek.

ATIL

Boş, boşta, işlemez durumda.

AVDET

Dönüş, dönme, rücu etme, geri gelme

AYB

Kusur, leke, utandıracak durum.

AYNİYAT

Kullanılmaya veya harcanmaya elverişli olup taşınabilen ve para eden şeyler

AZA

Üye, bir kuruluşa dahil olan, ait olan kimse

AZAMİ

En fazla, en çok, en son kapasite

AZL

Bir şeyi yerinden almak, işinden ayırmak, makamından ayırmak, görevden almak.

BAHA (PAHA)

Kıymet, değer, bir şeyin fiyatı, bedeli

BAHİS

Anlatım. Anlatan. Bahseden. Bir şeyle ilgili bilgi ve bildirimleri kapsayan, içine alan.

BAKAYA

Artıklar, fazla kalan şeyler

BAKIYYE (BAKİYE)

Artık, geri kalan, artan

BALİĞ

Yetişmiş, olgun yaşına gelmiş, aklı başında, erişmiş, yetişkin

BANİ

Kurucu, yapan, inşa eden

BARİZ

Görünür, meydanda olan, açık, belli

BASİRET

Gerçeği anlayabilme, anlama yeteneği, gerçekleri kalbiyle hissedip anlamak

BATIL

Gerçek olmayan, sahte, boş

BEDEL

Bir şeyin karşılığı, bir şeyin yerine verilen ve verildiği şeyin yerini tutan

BEHER

Her, her bir, her birisine

BERAET

Temize çıkma, aklanma, suçsuzluk

BEYAN

İzah, açıklama, anlatma, açık söyleme, bildirme

BİLCÜMLE

Bütün, hepsi, genellikle

BİLFİİL

Sırf kendisi, kendi çalışması ile, kendi kendine

BİNAEN

Bu sebeple, bu yüzden

BİNAENALEYH

Bunun üzerine, ondan dolayı

BİLA KAYD-U ŞART

Kayıtsız ve şartsız olarak

BONO

ticaret senedi, belirli bir vadenin sonunda belirli bir paranın belli bir kimseye ödeneceğini bildiren senet

BUTLAN

Haksızlık, geçersiz olmak, boş olmak, hak olmamak

BÜLUĞ

Erginlik, olgunluk, mükellefiyet çağı

CAHİL

Tecrübesiz, eğitimsiz, bilgisiz

CAİZ

Mümkün, olur, olabilir

CARİ

Geçerli olan, geçmekte olan, akıcı

CAYMAK

Vazgeçmek, sözünden dönmek

CEBREN

Zorla, güç kullanarak

CEBRİ

Zorla yaptırılan, isteği dışında zorla yaptırılan

CELB

Kendi tarafına çekmek, çekmek, götürmek

CELSE

Bir meclis veya mahkeme üyelerinin toplanmalarından, dağılmalarına kadar geçen görüşme süresi, oturum

CEVAZ

İzin, izinli, geçerli olma

CEZA

Karşılık, karşılık verme, suç işleyenlere verilen suçun karşılığı

CİHET

Yön, taraf, yan (neden, bahane)

CİZYE

Vergi, haraç

CUMHUR

Halk, halk topluluğu

CÜRÜM

Kusur, kabahat, hata

CÜZ

Kısım, bölüm, parça, bir bütünün bir parçası

ÇEYREK

Dörtte bir

DAHİL

katmak, girmek, karışmak,

DAİM

Devam eden, daima, sürekli

DAİN

Borç veren, alacaklı

DAMGA

Bir şeyin üzerine işaret koymak. İz vuran alet.

DAVA

İzlenilen yol, fikir. Sav. Bir kimsenin hakkını aramak üzere mahkemeye müracaat etmesi.

DAVET

Çağırma,

DEFATEN

Bir kerede, hemen, birdenbire, ani olarak

DEFTERDAR

Defter tutan. Devletin gelir ve giderlerini tutan görevli.

DELALET

Delil olmak. Yol göstermek. Kılavuzluk. İz

DELİL

Bilinmeyeni keşfetme ve bilinenin doğruluğunu isbat etmekte kullanılan araç ve alet olarak düşünülen şeyler.

DERC

İçine almak. Katmak.

DERMEYAN

Ortada olan şey.

DİRAYET

Zeka, bilgi, kuvvetli derecede tecrübe sahibi olmak. Ölçülü ve tecrübeye dayanan akıl

DİREKTİF

Emir. Talimat. Üst makamlardan izlenilecek yol üzerine verilen emirler.

DİSİPLİN

Uyulması gereken kural ve yasalar.

DÜSTUR

Genel kurallar. Kanun, nizam. Örnek. Tarz. (İzin)

DÜYUN

Borçlar

EBEVEYN

Anne ve baba

EFRAD

Fertler, kişiler.

EHİL (EHLİ)

Yetenekli, usta, becerikli. Yabancı olmayan, alışık.

EHLİYET (EHLİYYET)

Yeterlik. Bir işin ustası olduğuna dair evrak, belge.

EHVEN

Zararı daha az olan. En zararsız. Daha ucuz.

EKSER

Pek fazla. Daha çok.

EMANET

Eminlik. Birisine koruması için teslim edilen şey. Birisine birşeyi koruması için bırakma.

EMARE

İşaret, iz. İp ucu, belirti.

EMLAK

Mülkler, (binalar, arsa ve araziler) İnsanların tasarrufunda bulunan yerler.

EMSAL

(örnek) Denk. Benzer.

EMTİA

Mal. Ticaret malı

ERBAB

Bir işi iyi bilen. Hüner sahibi kimse. Bir işin ustası.

ESNAF

Sınıflar. Sıralar. Türlüler. Ticaret ve sanat ustaları.

EVSAF

Sıfatlar. Özellikler. Tanımlayıcı özellikler.

FAAL

Çalışır durumda. Devam etmekte olan çalışma. Hareket halinde.

FAHİŞ

Ahlaksız ve terbiyesiz olan durum.

FAİZ

Ödünç verilen para için alınan kar. Nema,

FASILA

Ara. Durak. Kısım.

FASİD

Bozuk. Bozulma. Doğru olmayan.

FERAGAT

Hakkından vazgeçmek, bir şey istememek. Şahsi davasından vazgeçmek. Tok gözlülük.

FERD

Kişi. Tek.

FESAT

Bozuk ve fenalık, kötülük. Karışıklık,

FESH

Bozmak. Hükümsüz bırakmak, geçersiz kılmak. Kaldırmak.

GAYB

Gizli olan. Görünmeyen. Belirsiz

GIYAB

Görünmemek. Göz önünde olmamak. Hazırda bulunmamak. Arkasından.

HACZ (HACİZ)

Borcunu ödeyemeyenin veya ödemeyenin diğer mallarına el koyma

HADİM

Hizmet eden. Hizmet.

HAİZ

Bir şeye sahip olma

HALEL

Bozukluk. Eksiklik. Başkası tarafından verilen zarar.

HASED

Çekememezlik, kıskançlık, kıskanmak.

HATA

Yanlışlık. Bilmeden yapılan davranış. Yanılma

HAVİ

İçine alan, kaplayan, kuşatan.

HAYSİYET

Saygınlık, Şeref, değer, kıymet.

HAZİRUN

Hazır bulunanlar, mevcut olanlar. Meydanda olanlar, göz önünde olanlar.

HİBE

Bağışlamak. Bağışlanan şey. Parasız ve karşılıksız vermek.

HİLAF

Ters, karşı, zıd, karşı koymak.

HİTAM

Son. Nihayet.

HÜLASA

Bir şeyin özü, sadeleştirilmesi

HÜKÜM

Karar, Kuvvet, emir.

HÜKMİ-ŞAHIS

Şahıs gibi işlem gören şirket, dernek vb. kuruluşlar, birlikler.

HÜSNİNİYET

İyi niyet. Temiz kalblilik.

HÜVİYET

Kimlik. Birisinin kim olduğu, kökü, esası

ISKAT

Düşürmek. Düşürülmek. Hükümsüz bırakmak. Silmek.

İAŞE

Geçindirmek. Yaşatmak. Beslemek.

İBARET

Meydana gelmiş. Bir şeylerden oluşmuş.

İBRA

Temize çıkarmak. Sağlamlaştırmak.

İBRAZ

Göstermek. Meydana koymak.

İCAB

Lazım. Gerekli. Lüzumlu.

İCAR

kiralamak. Kiraya vermek.

İCBAR

Zor. Zorlama.

İCMAL

Özet. Özetlemek. Kısaltmak, bir araya toplamak. Sonuç.

İÇTİHAD

Kudret ve kuvvetini tam kullanarak çalışmak. Gayret etmek. Çaba sarfetmek, Kanaat getirmek. Bir konu hakkında bir kimsenin ya da birden fazla kimsenin ortak kanaati.

İDDİA

Bir şeyin olumlu veya olumsuzluğunu ısrarla söylemek. İleri sürülen fikir. Dava etmek. Israr etmek.

İFA

Ödemek. Yerine getirmek. Yapmak.

İFADE

Anlatmak. Söylemek.

İFLAS

Tükenmek. Borçlarını ödeyemeyecek duruma düşmek. Sermayesini batırmak.

İFSAD

Bozmak. Azdırmak. Karıştırmak.

İFŞA

Duyurmak. Meydana çıkarmak. Gizli bir şeyi açığa çıkarmak.

İFTİRA

Birinin üzerine suç suç atmak. Yalan yere birisini suçlu göstermek.

İHALE

Bir işi birisinin üzerine bırakmak. Artırma veya eksiltmeye çıkarılan bir işi şartlara uygun bir istekliye vermek.

İHBAR

Haber vermek. Haber almak. Alınan haber.

İHDAS

Yeniden bir şey yapmak. Ortaya koymak. Meydana koymak.

İHLAL

Sakatlamak. Bozmak. Zarar vermek.

İHMAL

Önem vermemek. Yapılması gereken bir işi sonraya bırakma. Dikkatsizlik.

İHTAR

Dikkati çekmek. Uyarma. Hatırlatmak.

İHTİLAF

Anlaşmazlık. uyuşmazlık, karışıklık, ikilik.

İHTİMAL

Mümkün olma hali. Olması mümkün görünmek.

İHTİMAM

Özenmek. Fazla dikkat etmek.

İHTİVA

İçinde bulundurmak, içine almak. Kapsamak.

İHTİYAT

Yedek.

İKAME

Oturtmak. Yerleştirmek. Bulundurmak. Meydana koymak. Vücuda getirmek.

İKAMETGAH

Ev. Ev adresi.

İKAMET

Bir yerde kalmak. Oturmak.

İKMAL

Bitirmek. Tamamlamak.

İKRAZ

Ödünç vermek. Borç vermek.

İKRAZAT

Borçlar. Borç verilen paralar.

İKTİBAS

Bir söz veya yazıyı olduğu gibi veya kısaltarak almak.

İKTİFA

Yeterli bulmak. Var olanı yeterli saymak.

İKTİSAB

Kazanmak, Elde etmek.

İKTİSAD

Ekonomi. Tutum. Biriktirme. Tutumlu olma

İKTİZA

Gerekme, ihtiyaç, gerek, işe yarama

İLGA

Kaldırmak. Hükümsüz bırakmak. Feshetmek.

İLLİYET

Sebep ile ilgili, Esas neden ile ilgilenmek. Bağlantı kurmak. Sebep aramak.

İLTİMAS

Kayırmak, tutmak. Haksız olarak yardımda bulunmak. Tavsiye.

İMHA

Bozmak, yok etmek. mahvetmek. Yıkmak.

İMTİNA

İstememek. Çekinmek. Yapmamak.

İMTİYAZ

Resmi veya özel izin. Diğerlerinden, benzerlerinden ayrılmak. Farklı olmak.

İMZA

Kendi ismini veya kendine ait bir işareti, kendisinin kabullenerek yazması.

İNFAZ

Bir hükmü yerine getirmek.

İNFİSAH

Hükümsüz kalmak. Fesholmak. Bozulmak.

İN'İKAT (d)

Akdetme, sözleşme kabülü, bağlanma.

İNKITA

Kesilmek. Tükenmek. Arkası gelmemek.

İNŞA

Yapmak. Vücuda getirmek. Meydana getirmek.

İRAD

Gelir. Kazanç. Bir mal veya mülkün getirisi.

İRADE

İstek. Arzu. Bir şeyi yapma veya yapmama yolundaki güç.

İRTİKAB

Kötü bir iş işlemek. Rüşvet almak gibi çirkin bir şey yapmak. Bir makamı kullanarak hakkı olmayan para veya malı hile ile almak.

İSBAT

Doğru olanı delil göstererek ortaya koymak. Delil ve şahitlerle bir fikrin doğruluğunu göstermek.

İSNAD

Bir söz veya haberi birisine bağlayarak ilişkilindirmek. Bir nesneye, bir şeye dayanmak.

İSTİAB

İçine almak. Kaplamak. Toplamak.

İSTİFA

Affını, azlini, istemek.

İSTİHDAM

Bir hizmette kullanmak, hizmete almak. Çalıştırmak.

İSTİHKAK

Kazanılan şey. Hak edilen. Hakkını almak.

İSTİHLAK

Boş yere harcamak. Yeyip, bitirmek. Tüketmek, tüketim. Üreticinin ürettiğini alıp kullanmak.

İSTİHSAL

Üretmek. Meydana getirmek.

İSTİKRAR

Kararlılık. Sakin olmak. Sağlam duruş.

İSTİKRAZ

Borçlanmak. Ödünç almak. Borç almak.

İSTİLZAM

Lüzumlu olmak. Gerektirmek. Gerekli olmak.

İSTİMAL

Faydalanmak. Kullanmak. Su-i İstimal: Kötüye kullanmak. Yolsuzluk Haksızlık.

İSTİMLAK

İcra yetkisi olan kamu kurumunun, bir malı halkın faydası için bedeli verilmek suretiyle halkın kullanımına sunması.

İSTİNABE

Başka bir mahkemede görülen bir muhakeme (mahkeme) için, şahit veya sanığın yazılı ifadesinin alınması.

İSTİNAF

Dava mahkemesinin verdiği hükmü beğenmeyip bozulmasını daha üst mahkemeden istemek. Dava mahkemeleri ile Temyiz Mahkemesi arasındaki bir derece yüksek mahkemeye verilen isim.

İSTİNAT (D)

Dayanma. Güvenme, senet veya delil söylemek, göstermek.

İSTİNKAF

Kabul etmemek. Reddetmek. Çekimser kalmak.

İSTİSMAR

Kendi çıkarına alet etmek. İşletmek. Kıymetlendirmek. Sömürmek.

İSTİSNA

Ayırmak. Kural dışı bırakmak. Ayrıcalık.

İŞTİGAL

Bir iş işlemek. Uğraşı vermek. Uğraşı verilen iş.

İTA

Vermek. Bahşetmek.

İTFA

Bir borcu ödeyerek bitirmek. (söndürmek, bastırmak)

İTİRAZ

Kabul etmediğini bildirmek. Bir fikir veya işin olmasını kabul etmemek.

İVAZ

Karşılık olarak verilen şey. Bedel

İZAHAT

Açıklama, açıklamalar

KABZ

Tahsil etmek. Tutma. Ele almak. Kavramak. Almak.

KAİDE

Esas. Temel. Kural. Yol

KAMU

Herkes. Toplum. Devlet

KARAR

Değişmez duruma gelmek. Son söz. Mahkemece verilen son söz ve sonuca bağlama

KARGİR

Taş veya harçla yapılmış olan.

KARİNE

Bilinmeyen bir şeyin anlaşılmasına yarayan ip ucu

KARZ

Borç, ödünç

KASD

Bir işi bile bile yapmak. İsteyerek. Niyet ederek. Niyet.

KASID

Kasd eden. Niyet eden. İsteyen

KATİ

Kesin. Mutlak. Şüphesiz. Tereddütsüz.

KEBİR

Büyük.

KEFALET

Kefillik; bir kimse kendisine ait bir işi yapamadığı veya borcunu ödeyemediği takdirde, yerine onun işini göreceğini kabul etmek. Birisine kefil olmak. Borcunu yüklenmek.

KEFİL

Birisinin bir borcu ödemesi gerekirken, ödeyemediği taktirde o borcu ödemeyi kendi üzerine alan kimse. Kefalet eden kimse.

KESAD

Alış veriş durgunluğu, Verimsizlik.

KEŞF

Gizli kalmış bir şey ortaya çıkarmak. Açmak.

KETUM

Sır saklayan. Gizleyen. Az konuşan, Sırrını belli etmeyen.

KEZALİK

Bunun gibi. Böylece.

KIDEM

Önce ve eskilik. Başkasından daha önce olmak. Zamanca daha önceki durumda olmak.

KIST

Kısım. Pay. Taksit

KIYAS

Benzetmek, karşılaştırmak, iki şeyi birbiriyle karşılaştırmak.

KIYMET

Değer, paha, bedel

KUSUR

Noksanlık. Eksiklik İhmalkarlık. Tedbirsizlik.

KÜSUR

Artan parçalar, geri kalanlar. Artıklar

LAFZ

(lafız) Ağızdan çıkan söz, kelime

LAĞV

Hükümsüz. Kaldırmak. İbtal etmek.

LÜKS

Aşırı süs. Şatafat.

 

 

A - B


ABSOLUTİZM
Mutlakçılık. Herhangi bir eserde ya da ilkede bir ebedinin varlığına ve değişmezliğine inanmak, eseri ya da ilkeyi bu değişmeze göre incelemek.
AÇIK HECE
Türkçe sözcüklerde sesli harf ile belirtilen kısa heceler. Örneğin a-na-do-lu, a-şı-la-ma gibi. Arapça ve Farsça’da ise sözcüklerde sesli harflerle yazılmayıp hareke ile gösterilen kısa hecelere verilen isim. Örneğin ka-de-me, ha-se-ne gibi. Aruz vezninde bütün açık heceler kısa hece olarak kabul edilir.
AÇIKLAMA
Edebi bir eseri geniş okuyucu kitleleri için anlaşılabilir hale getirmek için yapılan yazılı çalışmalar. Sanatçılar eserlerinde anlamı herkes tarafından bilinmeyen sözcükler, deyimler, durumlar ve düşüncelerle, sanatlar kullanır. Bunların her biri bir olay, bir durum ya da düşünceyi ifade eder. Okuyucu bunları çözmeden eserin bütününü anlayamaz. Açıklamanın amacı bu anlamayı sağlamaktır.
AÇIKLIK
Bir metinde belirtilmek istenen duygu ve düşüncelerin kolay, anlaşılır, herhangi bir ek yoruma açıklamaya gerek kalmadan kavranılabilir olmasıdır.
ADAPTE
Herhangi bir dilde yazılmış bir eseri, başka bir dile yer ve kişi adlarını değiştirerek, olayları örf ve adet, duyuş ve düşünüş bakımından aktarıldığı dili konuşanların hayatına uygulamak yöntemli serbest çeviri tarzıdır. Türk edebiyatında daha çok tiyatro eserlerinde kullanılır. Örneğin Tanzimat edebiyatı yazarlarından Ahmet Vefik Paşa’nın Moliere’den yaptığı adapteler gibi.
ADAPTASYON
Farklı türde bir eserin (roman, öykü, anı gibi), sahne veya sinemaya uyarlanması ya da farklı türde bir eserden (roman, destan, öykü gibi) farklı bir edebi eser (örneğin oyun) meydana getirilmesidir.
AED
Eski Yunanlılarda şiirlerini lirle söyleyen saz şairlerine verilen ad.
AFROZİM
Çeşitli konularda mutlak bilinmesi gereken ana özellikleri kısa, açık ve anlaşılır bir biçimde anlatma sanatı. Yazarların derin anlam yüklü vecizelerine de afrozim denir.
AĞIZ
Bir anadilin herhangi bir şivesi içinde var olan söyleyiş farkıdır. Ağızlarda dilbilgisi ve sözcükler farklı değildir ancak bazı sesler değişik söylenir. Rumeli ağzı, Karadeniz ağzı gibi.
AHREB ve AHREM
Rubai vezinlerinin ana ölçüsüdür. Mef’ulü ile başlayanlara ahreb, mef’ulün ile başlayanlara ahrem denir.
AHSENÜ’L KASAS
Kıssaların, hikayelerin en güzeli. Bu deyim, Kur’an-ı Kerim’de Yusuf Suresi’nde geçen Yusuf kıssasını anlatır.
AKD Ü HALL
Düğümleme ve çözülme. Divan edebiyatında nesir bir eseri nazma çevirmeye akd, nazım bir eseri nesire çevirmeye hall denir.
AKICILIK
Sözcük ve cümlelerin dile takılmadan kolayca okunabilmesi için anlatılmak istenen düşüncenin rahatlıkla anlaşılır şekilde ifade edilmesi. Akıcılık, düşüncelerin bir düzenleme kapsamında sıralanması, bu düşüncenin herkes tarafından bilinen ve kolay söylenebilen sözcüklerle anlatılması, cümlelerin kısa ve yapı bakımından doğru olması ile sağlanır. Akıcılık, içerikten çok bir üslup özelliğidir.
AKROSTİŞ
Bir şiirde dizelerin ilk harflerinin yukarıdan aşağıya doğru sıralandığında anlamlı bir sözcük meydana getirmesi. Divan edebiyatında akrostiş’e muvaşşah ya da istihrac denir. Eski Yunan ve Latin edebiyatında ise akrostiş "üç dize" anlamına gelir.
Örneğin:
Varolan bir sen, bir ben, bir de bu bahar
Elden ne gelir ki? Güzelsin, gençliğin var
Dünyada aşkımız ölüm gibi mukaddes
İnan ki bir daha geri gelmez bu günler
Âlemde bu andır bize dost esen rüzgar
Cahit Sıtkı Tarancı
Şiirin dizelerinin ilk sözcükleri alt alta okunduğunda "VEDİA" ismi çıkıyor.

AKS, AKİS
Bir cümlede, bir dizede iki sözcüğün ya da sözcük topluluklarının yerleri değiştirilerek yapılan söz sanatı. Cümle ya da dizede bir sözcük diğerinin önüne ya da arkasına getirilerek cümle ya da dize tekrarlanır. Tard ü aks veya aks ü tebdil de denir. Aks-i tam (tam akis) aks-i nakıs (eksik akis) olmak üzere iki türü var.
Aks-i tam, cümle ya da dizenin anlamlı iki parçası kalıp halinde yer değiştirir, ekleme ve çıkarma yapılmaz. Örneğin:
Mümkün değil Hudâyı bilmek de bilmemek de
Mâtem görünür şâdi şâdi görünür mâtem

Aks-i nakıs, Cümle ya da dizelerde anlamlı sözcük topluluklarının yerlerinin bazı ekleme ve çıkarmalar yaparak değiştirilmesi yöntemidir. Örneğin:

Hayran oluyor kudretine, sun’una insan
Hayran oluyor kudretine, sun’una hayran
İsmail Safa

Gelse der-gâhına ikrâm görürler küremâ
Kürema dergehine gelse görürler ikrâm
Ziya Paşa
AKSAN
Vurgu demektir. Söyleyiş farkını belirtmek için bazı seslerin üzerine konur.
AKS-İ MÜFRED
Bir sözcükteki harflerin sondan başa doğru alınması halinde yine anlamlı bir sözcüğün meydana gelmesidir. Örneğin ayak-kaya gibi.
AKSİYON
Bir edebi eserde olguların akışıdır. Örneğin bir romandaki aksiyon, tanımlama, düşünce ve moral bölümlerinin çıkarılmasından sonra kalan olaylardır.
ALAKA
İlgi. Bir sözcüğü gerçek anlamının dışında bir anlamda (mecazi) kullanmak için düşünülen ilgiye alaka denir. Edebi sanatların çoğunda bu durum söz konusudur. Bu ilişki ne kadar uygun olursa edebi sanat o derece yerinde ve güzel sayılır.
ALEGORİ
Bir düşüncenin canlı bir varlık olarak anlatılması. Soyut bir düşünceyi heykel ya da resim ile göstermek gibi. Örneğin adalet düşüncesinin gözü bağlı ve elinde terazi bulunan bir kadınla anlatılması gibi.
ALİTERASYON
Şiir ya da düzyazıda bir uyum yaratmak amacıyla aynı sesleri taşıyan sözcükleri sık sık ve art arda tekrarlamak. Örneğin:
Seherlerde seyre koyuldum semayı, deryayı
Tevfik Fikret
Karşı yatan karlı kara dağlar kayıptır.
Dede Korkut
ANA DUYGU
Bir düşünceden çok bir duyguyu dile getirmek, okuyucu ya da dinleyiciye hissettirmek, onların benliğinde yaşatmak amaçlı yazı ya da konuşmaların öne çıkarmak istediği asıl duyguyu anlatır. Ana duygu bir metnin özünü oluşturur. Metinde bu duyguyu destekler haldeki bütün yardımcı duygu ve düşünceler hep ana duyguya bağlanarak onun daha anlaşır ve duyulur olmasını sağlar. Ana duygu konu anlamına gelmez. Konu anlatılan şey, ana duygu ise bu anlatılanlardan çıkan sonuçtur.
ANA FİKİR
Belirli bir konuda yazılmış eserlerin temelini oluşturan ve okuyucuya verilmek istenen asıl düşünce.
ANAGRAM
Bir sözcükteki harfleri kullanarak başka bir sözcük kurmak. Örneğin sahip anlamındaki "malik" sözcüğü ile tamamlamak anlamındaki "ikmal" sözcüğü kurulabilir. Anagram çoğunlukla özel isimlerde yapılır. Gerçek isim yerine o isimdeki harflerle yapılan bir başka isim kullanılır.
ANAKRONİZM
Meydana geliş tarihi kesin olarak bilinen bir olayı yaşadığı zaman belli olan bir kişiyi, değişik bir tarihte gerçekleşmiş ya da yaşamış gibi gösterme. Örneğin Nasrettin Hoca’nın Timur ile ilgili fıkraları gibi. Anakronizm bilgi eksikliğinden kaynaklanabilir ya da bir amaç için bilinçli olarak yapılabilir.

ANALİZ
Bir bütünü parçalarına ayırarak detaylı inceleme. Bir edebi eserin analizi, olayların, kişilerin ve üslupların ayrı ayrı incelenmesi yöntemiyle yapılır. Analizden çıkarılan sonuç bir tartışma konusu olursa bu duruma eleştiri (tenkit) denir.
ANEKDOT
Bir edebi eserde anlatılan bir olayın başlı başına ayrı bir bütünlük gösteren parçasıdır. Kısa hikaye, fıkra, menkıbe anlamlarını da taşır.
ANJANBMAN
Şiirde cümlelerin bir dize ya da beyitte bitmeyip diğer dize, beyit veya bendlere kaymasıdır. Türk şiirine Fransız şiirinden geçti. Servet-i Fünun döneminde yaygınlaştı. Düzyazıyı şiire yaklaştıran önemli bir üsluptur.
 Örneğin:
Geçen akşam eve geldim. Dediler: Seyfi Baba
Hastalanmış, yatıyormuş.
- Nesi varmış acaba?
- Bilmeyiz, oğlu haber verdi geçerken bu sabah.
- Keşke ben evde olaydım... Esef ettim. Vah vah!
Bir fener yok mu, verin... Nerde sopam?
Kız çabuk ol...
Gecikirsem kalırım beklemeyin. Zira yol
Hem uzun, hem de bataktır...
Mehmed Âkif
ANLAM
Her sözcüğün anlattığı düşünce. Sözcükler birden fazla anlama gelebilir. Bu durumda anlamlardan biri öz anlam diğerleri mecaz anlamdır. Sözcükler zamanla yeni anlamlar alarak zenginleşebilir. Zamanla anlamlarının kaybetmelerine anlam daralması denir. Dar anlamı bulunan sözcüklerin anlamlarının genişlemesine de anlam genişlemesi denir.
ANLATIM
Duygu ve düşüncelerin sözlü ya da yazılı ifadesi. Edebiyatta daha çok yazılı anlatım için kullanılır. Anlatımın aracı sözcüklerdir. Sözcüklerin dilbilgisi kullarına uygun olarak sıralanmasıyla anlatım ortaya çıkar. Edebiyatta anlatım genel olarak iki türde yapılır. Biri nesir (düzyazı) diğeri nazım (şiir).
ANTOLOJİ
Gerçek sanat eseri değerindeki örneklerin bir araya getirildiği derleme yapıtlar. Yunanca anthos (çiçek) ve legein (toplama) sözcüklerinden türemiştir. Batı’da ilk örneklerini Yunanlılar verdi. Gadaralı Meleagros ile Makedonyalı Filippos’un Stephanos (Çelenk) isimle derlemeleri ilk antolojidir. Türkçe’deki ilk antoloji ise Ömer bin Mezid’in 1436’da yaptığı Mecmuatü’n Nezâir’dir. 83 şairin 397 şiirini kapsayan bu antolojiyi Prof. Dr. Mustafa Canpolat 1978’de Latin harfleriyle yayımladı.
ANTONİM
Ters anlamlı sözcükler. Sıcak-soğuk, iyi-kötü, acı-tatlı, kısa-uzun, güzel-çirkin gibi.
APOSTROF
Kesme işareti. Özel isimleri eklerinden ayırmak için (Ali’nin kalemi), sözcükteki düşen bir harfi belirtmek için (n’olur=ne olur), sözcüğün ekiyle karışmaması için (kola’nı içtin mi) kullanılır.
ARAÇSIZ ÜSLUP
Bir fikri, bir duyguyu söyleyenlerden doğrudan doğruya aktarmak. Monolog ve diyaloglar araçsız üslup örnekleridir.
ARKAİZM
Bir dilin eskimiş sözcüklerini ya da cümle kuruluşlarını kullanarak edebi eser yaratma. Bu eserlere arkaik denir.
ASALET
Edebi eserlerde terbiye dışı, çirkin, bayağı, müstehcen ve galiz sayılan sözcüklerden kaçınmak. Edeb-i kelam ya da mümtaziyet de denir. Tersi eserlere hasaset adı verilir.
ASKI
Halk edebiyatında saz şairleri aralarındaki şiir yarışmalarında kazananlara verilmek üzere duvara tüfek, kılıç, heybe, saz gibi şeyler asardı. Bunlara askı, askıyı kazanmaya da askı indirmek denir.
ÂYÎNE
Sözcük anlamı aynadır. Herhangi bir şeyi veya hali yansıtan, gözönünde canlandıran anlamında kullanılır. Tasavvuf edebiyatında dünya, Allah’ın tecelli ettiği bir aynadır.
BAB
Bir edebi eserin düzenlenmesinde, konuların ele alınıp işlenmesine göre ayrıldığı bölümlerden en geniş olanı.
BÂDE
Üzüm şarabı. Ama tasavvuf edebiyatında aşk anlamındadır.
BAHR-I TAVÎL
Vezinli, kafiyeli uzun nesir cümlelerden kurulan Divan edebiyatı nazım türü. Fe’ilatün, mefa’ilün, müstef’ilün gibi cüzler arka arkaya tekrarlanır. Türk edebiyatında çok az kullanılmıştır.
BALAD
Üç uzun bir kısa bendden oluşan Batı edebiyatı nazım türü. Uzun bendlerin dize sayısı 6-10 arasında değişir. Kısa bend ise 4-5 dizedir. Bu bend tanrıya, krala, prense ithaf bendidir. Her bendin sonundaki mısra bir tür nakarattır. Masal ve hikaye niteliğindeki bendleri ele alıp işleyen, kısa ve hikayesi olan şiirlerdir.
BASİTNAME
Divan edebiyatında yalın Türkçe ile yazılmış gazeller. Bunlara Türkî-i basit gazel de denir. Basitnamelerde Arapça ve Farsça sözcüklerle tamlamalar çok azdır. Örneğin:

Düşdi bu gönlüm sana hey sevdüğüm
N’ola yakışsan bana hey sevdüğüm

Çün seve geldi seve gider seni
Bu gönül önden sona hey sevdüğüm

Ayruluk derdi bana bir bun durur
Kim döyer imdi buna hey sevdüğüm

Turmadım uçmak diler gönlüm kuşı
Yüce köşkünden yana hey sevdüğüm

Yüzüni gözler güzel bu uyüzden ay
Giceler kalur tana hey sevdüğüm

Ağzını öpmek ana ol kim senün
Söğme yok yire ana hey sevdüğüm

Cânı dahi bir kez ana hey sevdüğüm
Edirneli Nazmi
BEDÎ
Sözü, kulağa hoş gelecek ve ruha heyecan verecek şekilde güzelleştirme yollarını gösteren bilim. İlm-i bedî de denir. Bu isim altında toplanan sanatlar iki gruba ayrılır:
Sözle ilgili sanatlar (Sanayi-i lafziye): Cinas, iştikak, seci, kalp, tedvir, aks, teddil, tasri, tarsi gibi.
Anlamla ilgili sanatlar (Sanayi-i mâneviye): İlhan, tevriye, tenasüp, mübalağa, leff ü neşr, tensik, mügalata-i mâneviye, tecahül-i ârif, hüsn-i ta’lil, tezat, istifham, rücu, tekrir, telmin, insal-i mesel, istidrak, tevcih, iktibas gibi.
BELÂGAT
Düzgün ve yerinde söz söyleme sanatı. Sözün düzgün, açık, anlaşılır, güzel olmasını, söyleme nedeniyle, söylenene göre düzenlenmesini öğreten bir bilimdir.
BERÂAT-I İSTİHSAL
Sözün başında eserde anlatılanları belirten sözcük ya da söyleyişler. Berâat üstün gelmek, istihsal yeni ayın görünmesi, yağmurun yağması, çocuğun doğarken çığlık atması anlamlarına gelir. Bu edebi sanata hüsn-i ibtida adı da verilir. Amaca iki yolla ulaşılır. Bir ilişki kurularak ya da ilişki kurulmadan. İlişki kurulmasına tahallüs, kurulmamasına iktidab denir. Sinan Paşa’nın Tazarru’namesi, Fuzuli’nin Hüsn’ü Aşk’ı, Cevdet Paşa’nın Belagat-ı Osmanniye adlı eserlerinde bu sanatın güzel örnekleri vardır.
BERCESTE
Öz, güzel, latif, ince anlamlı, kolayca hatırlanan, yapısı sağlam dize ya da beyit. Dize için daha çok mısra-ı berceste, beyit için de beyt-i berceste tanımlamaları kullanılır. Genel anlamda bir şiirdeki en güzel dize ya da beyit de denebilir. Bazı berceste örnekleri:

Uyduk dil-i divâneye dil uydu hevâya
Ruhi

Su uyur düşmen uyur hasta-i hicrân uyumaz
Şeyh Gâlib

Çeşmini gördüm unutdum derdi de dermânı da
Şeyh Gâlib

Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi
Muhibbî (Kanuni)

Şîrler pençe-i kahrımda olurker lerzân
Beni bir gözleri âhûya zebun etdi felek
II. Selim
BERDAR
Asılmış, darağacına çekilmiş. Divan ve tasavvuf edebiyatında sevgilinin saçlarına vurulan "âşık"ı tanımlamak için kullanılır. Örneğin:

Ayağı yire mi basar zülfine ber-dâr olanun
Zevk ü şevk ile virür cân ü seri döne döne
Necati

Dâr olam gerdâr olam ber-dâr olam mansûr olam
Yunus Emre
BEZM
Sohbet, muhabbet, içki meclisi. Daha çok divan edebiyatında kullanılır. Tamlamalar halindedir. Örneğin bezm-i nûşânûş durmadan içilen meclis demektir. Bezm-i vüslat kavuşma meclisidir. Bezm-i muhabbet aşk meclisidir. Bezm-i mey içki meclisidir. Tasavvuf edebiyatında bezm-i elest şekli kullanılır. Başlangıcı olmayan zaman demektir.
BİLADİYE
Beldeleri konu edinen edebi eserler. Sanatçılar gördükleri, gezdikleri, sevdikleri ya da görmek istedikleri beldeleri nazım ya da nesir şeklinde anlatır. Divan edebiyatında Ferdi, Derviş Ömer Efendi gibi şairlerin biladiyeleri vardır.
BOZLAK
Halk edebiyatımızda bir ezgi türü. Konusunu aşiret kavgalarından, kan davalarından, aşk maceralarından alır. Çoklukla Güney ve Orta Anadolu bölgelerinde söylenir. Afşar bozlağı, Urum bozlağı gibi türleri vardır.
C-Ç


CEM’İYYET
Birbirine uygun veya birbirine karşıt anlamlı sözcükleri bir arada bulundurma. Böyle sözlere cem’iyyetli adı verilir.
CEVAZ-Î EDEBÎ
Sözcüğü vezne uydurmak amacıyla bazı değişikliklerle kullanılması, hecelerin, seslerin ucun ya da kısa okunması şeklinde yapılan yanlışları hoş karşılama. Şiirde böyle kullanışlar "kusur" kabul edilir.
CEZÂLET
Söyleyişleri kulağa sert gelen sözcükleri tanımlar. Uyumu konuya göre ayarlayan önemli bir anlatım şekli. Örneğin, sanatçı şiddet, büyüklük, vakar, ölüm, korku, savaş gibi konuları anlatırken ya da işlerken, sözcükleri de anlattığı konuya uygun düşecek kalın sesliler arasından seçer. Savaşı anlatırken çekâçâk, gülbank gibi sözcüklerin kullanılması gibi. Bu tür kalın seslilere elfâz-ı cezele, taşıdıkları niteliğe de cezâlet denir. Örneğin:
Saflar düzüp hücum hücum edilecek hayl-i düşmene
Dehşet âsimân u zemîn pür-figân olur

Evc-i havâda çekâçâk ı tigden
Âvaz-ı ra’d u sâika reh-gümkünân olur
Nef’i
CÖNK
Halk edebiyatı ürünlerinin yazıldığı defterler. Bir tür antoloji sayılırlar ve yazarlarının kim olduğu çoğu zaman bilinmez.

ÇAPRAZ KAFİYE
Dörder mısralı bendlerle kurulan nazım şekli. Her dörtlüğün tek sayılı dizeleri ile çift sayılı dizeleri kendi aralarında kafiyelidir. Dörtlük sayısı sınırlı değildir. Her tür konuya uygun olduğu için çok kullanılır. Çaprazlama da denir. Örneğin:
Hâfız’ın kabri olan bahçede bir gül varmış
Yeniden her gün açarmış kanayan rengiyle
Gece, bülbül ağaran vakte kadar ağlarmış
Eski Şîrâz-ı hayâl ettiren âhengiyle
Yahya Kemal Beyatlı (Rindlerin Ölümü)

D - E


DANDİZM
Yapmacık üslup. Bu üslup sanatçıların taklit edilmemek amacıyla kullandıkları üsluptur.
DARAYAK
Âşık edebiyatında kafiye olma olasılığı düşük sözcükler. Âşıkın karşılaşma ya da atışma sırasında en azından dört ayak kafiye bulması gerekir. Diğer âşık da aynı ayakta dört sözcük söylemek zorundadır. Darayak bu durumda işe yarar. Darkapı olarak da adlandırılır.
DARB-I MESEL
Meydana gelen bir durumu, olayı bir örnekle anlatmakta kullanılan kalıplaşmış, anlamlı sözler. Durûb-ı emsâl diye de bilinir.
DEKANLIK
Edebiyatı soysuzlaştırdıkları öne sürülen sanatçı ya da akımlara verilen isim. Örneğin Ahmet Mithat Efendi, Edebiyat-ı Cedide şairlerini gülünç göstermek için onlara dekanlar demiştir.
DELÂLET
Söz ile anlam arasındaki bağlantı. Bir sözcüğün okunduğu ya da söylendiği zaman beyinde canlandırdığı anlam. İki başlıkta incelenir:
Sözle alakalı olmayan delâlet (gayr-i lafzi delâlet): Bu da ikiye ayrılır:
Delâlet-i vaz’iyye: Sözcükle anlamı arasında sözle ilgili olmayan çağrışıma dayalı bir bağlantı vardır. Şemsiyenin yağmuru anımsatması gibi.
Delâlet-i akliye: Parçanın bütünü, eserin yayıncısını, kainatın Allah’ı anımsatması gibi.
Sözle alakalı delâlet (Lafz-ı delâlet): Bu da üçe ayrılır:
Delâlet-i mutabıkiye (Uygunluk): Sözün, ifade ettiği şeyin bütününü ifade etmesi. Örneğin ev denince bütün odalarının akla gelmesi gibi.
Delâlet-i tazammuniye: Sözün ifade ettiği şeyin bir bölümünü ifade etmesi. Musluktan çeşme, evden oda gibi.
Delâlet-i iltizamiye: Sözün kendi anlamı için gerekli olan bir başka anlamda kullanılması. Eli açık, gönlü geniş, ağzı sıkı gibi.
DEVR ya da DEVİR
Tasavvufa göre, yaratılış (madde) ve sona eriş (mead) arasındaki safhaları anlatan sistem. Tasavvufçular bu sistemi bir daireye benzettiği için bu ismi aldı.
DEVRİYE
Tasavvuf edebiyatında devr konusunu işleyen şiirler.
DEYİM
Çoklukla gerçek anlamlarının dışında bir anlam taşıyan kalıplaşmış sözler. En az iki sözcükle kurulur. Kısa ve özlü anlatım aracıdır. Teşbih, istiare, mecaz ve kinaye unsurlarıyla bir olayı tanımlar ya da ifade eder. "Ağır başlı", "Dostlar alışverişte görsün" gibi.
DEYİŞ
Türk halk edebiyatında hece vezniyle söylenen şiirler. Türkü, destan, koçaklama, güzelleme, taşlama, nefes, koşma, tekerleme türlerinin hepsine deyiş adı verilir. "Deme" sözcüğü de kullanılır.
DEYİŞME
Halk edebiyatında âşıkların karşılıklı şiir söylemesi. Atışma da denir. En az iki âşık kendi kendilerine ya da bilirkişiler ve dinleyiciler karşısında belli kurallar çerçevesinde şiir yarışı yaparlar. Birbirlerini denerler, ustalıklarıyla öne çıkmaya çalışırlar. Deyişme şu sırayla yapılır:
Merhabalaşma, giriş bölümüdür. Âşıklar, birbirlerini ve dinleyicileri "Hoşgeldiniz", "Sefa geldiniz", "Merhaba" gibi sözcüklerle rediflerine bağlanan kafiyelerle dörtlükler kurarak selamlar.
İkinci bölümde âşıklar kendi ustalarının şiirlerinden örnekler söyler.
Tekerleme bölümü denilen üçüncü bölüm asıl deyişme bölümüdür. Ev sahibi ya da yaşlı bir kişi düz ya da geniş ayakla deyişmeyi açar. Âşıklar konu ve bend sınırlaması olmaksızın verilen oyun üzerinden deyişmeye başlar. Âşıklar asıl ustalıklarını ve sanatçılıklarını burada göstermeye çalışır. İlk ayak bitince diğer âşık yeni bir ayak açar. Deyişme sürdükçe ayaklar darayak halini alır. Deyişme karşılıklı soru-yanıt şekline döner. Âşıklar böylece birbirlerinin bilgi ve sanatlarını ölçer. Bir şekilde karşısındakini söz söylemez haline getiren âşık deyişmeyi kazanır.
Söz söyleyememe durumuna "lebdeğmez" denir. Deyişmenin sonunda da âşıklar birbirlerini rahatlatmak, gönül almak için karşılıklı koşmalar söyler. Birbirlerini överek hoşgörü örneğiyle deyişmeyi bitirirler. Örneğin âşık Şenlik ile âşık Feryadî’nin deyişmesi:

Şenlik:
Şöhretin vezir payında
Rütbesiyle şana layık
Oturuşun o duruşun
Hem sultana hana layık

Feryadî:
Sefa geldin gözüm üzre
Olsam mihmana layık
Şeyhülislam, sadrazam
Doğru Al’Osman’a layık

Şenlik:
Seninle oldum taaşşuk
Gözlerime geldi ışık
Duymadım sen kime aşık
Dillerin Kur’an’a layık

Feryadî:
Bu düşkün gönlüm açarsın
Selim Sırat’ı geçersin
Kevser ırmaktan içersin
Olasan cihana layık

Şenlik:
Kul şenliği eder hürmet
Rikabın kıldım ziyaret
Sana nasip olsun cennet
Huriye gılmana layık

Feryadî:
Sefil Feryadî göresen
Meram maksûda eresen
Sancak altında durusan
Habîb-i Rahman’a layık
DİBÂCE
Çoklukla mensur, bazen de mazmun eserlerin başında yer alan ve eserin yazılış nedeni ile içeriğini açıklayan başlangıç kısmı. Önsöz, mukaddime, medhal, sözbaşı, başlarken, birkaç söz gibi sözcükler de dibâce karşılığıdır.
DİPNOT
Yazarın yararlandığı kaynakları ve alıntıları metnin geçtiği yerlerde belirtmesi.
DİYALOG
İki kişinin karşılıklı konuşmasını tanımlayan Yunanca sözcük. Roman, hikaye, tiyatro gibi türlerde kahramanların karşılıklı konuşmalarının olduğu gibi yazılmasını ifade eder. En çok dram türünde görülür ve üsluba canlılık katar. Devrik cümleler kullanmaya elverişlidir. Örneğin Eflatun’un diyalogları ünlüdür.
DÖRTLEME
Halk edebiyatımızda dört dizelik kıtalardan meydana gelen nazım şekillerinin genel adı.
DÖŞEME
Türk halk hikayelerinin başında geçen seçili sözler. Ayaklı saya da denir. Arapça mukkaddime ve medhal, Farsça dibâce’nin karşılığıdır. Döşeme başlama adlı girişle başlar. Sonra duruma göre yalan veya tanrı, yaratılış üzerine bir destan, bir yurt veya savaş destanı söylenir. Ardından asıl esere ya da anlatıma geçilir.

DRAMATİK
Sahnede canlandırılmak üzere yazılmış eserlerin ortak adı.
DURAK
Hece vezniyle yazılmış şiirlerde dizelerin belli bölümlere ayrıldığı yerler. Durakta sözcükler bölünmez, kulağa uyumlu gelen söz öbekleri oluşturulur.
DÜBEYT
İki beyit anlamındadır. Divan edebiyatındaki rubai türünü belirtmek için kullanılır.
EDA
Söz ve yazıdaki ifade şekli, uslup tarzı, anlatış yolu. Belagatçılar bunun hakikat, mecaz, kinaye olmak üzere üç türlü olduğunu söylerler.
EDEB-İ KELÂM
Acı, hoş olmayan, ayıp, çirkin, kaba veya uğursuz sayılan şeyleri kendi adlarını söylemeden başka sözle ifade etmek. Buna asâlet ve mümtaziyet adları da verilir. Edeb-i Kelâm, bir düşünceyi, bir olayı incelik, asâlet ve nezaketle ifade etmek için anlam, kendine ait olmayan kelimeyle karşılanır. Genellikle şu üç durumda bu yola başvurulur:
1. Sözü kabalıktan kurtarmak için.
Ölen birisi hakkında "ölüm" yerine "Rahmet-i Ralman’a kavuştu", "sizlere ömür", işi elinden alındığını bildirmek üzere "Affedildiniz" denmesi gibi.
2. Ta’zim veya ifadeyi süslemek için. Şeyh Galib’in aşağıdaki iki beyitten ilki ta’zim, ikincisi tezyine (süslemeye) örnektir:
Bir şeb ki Sarâ-yı Ümmehânî
Olmuşdu o mâhın âsumânî
Giydikleri âftâb-ı temmûz
İçtikleri şûle-i cihan-sûz
3. İfadeyi fesahat yönünden bozacak ses, kelime ve terkiplerin tekrarından kaçınmak için.
EDİSYON KRİTİK
Eleştirel basım. Farklı nüshaları bulunan yazma veya matbu eserlerin aralarındaki ayrılıklar tespit edilerek aslına en uygun şekilde yayınlanır. Farklar dip notlar halinde gösterildiği gibi açıklayıcı bilgiler de verilebilir.
EFSANE
Tabiatüstü özellikler gösteren kişilerin hayatlarının ve olayların anlatıldığı hikayeler. Efsane halkın hayalgücüyle yarattığı "ideal insan tipi"ni verir ve nesilden nesile anlatılır. Efsane ile masallar arasında uygunluk vardır. İki türde de olağanüstü olaylar işlenir. Yalnız efsane daha inandırıcıdır. Bu yönüyle hikaye ve destana yaklaşır.
Efsaneler şöyle ayrılır:
1. Yaradılış efsanesi (Dünyanın yaradılışı, tabiat varlıklarının meydana gelişi, kıyamet günleri.)
2. Tarihi efsaneler.
3. Olağanüstü kişiler, varlıklar ve güçleri konu alan efsaneler.
4. Dini efsaneler.
Türk efsanelerinde kahramanlık, fedakarlık, cesaret, ahlaki davranışlar, sosyal düzene bağlılık, Ahlah’ın kudretine iman, doğruluk, cömertlik, samimiyet gibi konular yer alır. Genç Osman, Boş Beşik, Çakıcı EFe, Çoban Çeşmesi, Gelin Kaya, Cennet Dağı, Kan Kuyusu, Yusufçuk Kuşu gibi efsaneler halk arasında söylenegelmektedir.
EGLOG
Çoban şiiri. Birkaç çobanın aşk, kır hayatının güzellikleri üzerine karşılıklı konuşmaları bçiminde yazılır. Latin edebiyatında gelişen bu şiir türü genellikle Batı edebiyatında görülür. Bir olaya dayandığı ve karşılıklı kişileri konu aldığı için küçük bir piyesi andırır. Eglog, Türk edebiyatında kullanılmayan bir türdür.
EKLEKTİZM
Felsefede uyuşabilir tezleri toplayıp uyuşamayanlarını bir yana bırakma eğilimini, edebiyatta ise birbirine aykırı çeşitleri bağdaştıran geniş sınırlı zevki ifade eder.
ELFİYE
Binlik karşılığıdır. Bin mısradan meydana gelen manzum eserler için kullanılır. Elfiyeler edebiyatla ilgili olduğu gibi, hadis, fıkıh, feraiz, nahiv ilimleriyle de ilgili olabilir.
ELGAZ
Bilmece anlamına gelen lügaz kelimesinin çoğulu.
ELİFNÂME
Genellikle mısra başlarındaki kelimelerin ilkharflerinin alt alta elif’den ye’ye kadar alfabetik tarzda devam etmesi ile meydana gelen şiir. Divan ve halk edebiyatımızın ortak mahsulleri arasında yer alırlar. Dini-tasavvufi ve din dışı konularda örneklerine rastlanır.
EMOSYANALİZM
Sanat ve edebiyat eserlerinde duyguya önem veren estetik anlayış.
EMPRESYONİZM
Nesneyi doğrudan doğruya tasvir ve analiz etme yerine, onun uyandırdığı duyguları anlatma yolu. XIX yüzyılın sonlarında Fransa’da doğdu. Önce resimde, sonra diğer sanatlarda tesiri görüldü.
Empresyonistler dış dünyanın kendi içlerinde bıraktığı izlenimi dile getirirler. Bu âlem, sanatçıya sadece heyecan ve duygusal dalgalanmalar veren bir uyarıcıdır. Önemli olan sanatçının kendi algılamaları ve bunları anlatma yöntemidir. Edebiyatın bir amaca hizmet edemeyeceğini savunur. Empresyonist edebiyatçılar şiir, kısa hikaye, tek perdelik manzum piyes gibi kısa çalışmaları tercih etmişlerdir.
ENTİMİZM
İçtencilik. İnsan ruhunun mahrem ve gizli sırlarını içtenlikle anlatma eğilimi. Bu sanat anlayışına sahip edebiyatçılara entimist denir.
ENTONASYON
Cümlede heceler, kelimeler ve daha büyük anlamlı gruplar üzerindeki seslerin alçalıp yükselmesi. Konuşmacının anlatmak istediği anlama yardımcı olur. Dinleyicileri duygulandıran, heyecanlandıran, coşturan özellikler taşır. Cümlenin yapısına göre değişiklikler gösterir. Bazen cümlelerin anlamını da belirler.
EPİFONEM
Bir sözlü ya da yazılı eserde anlatılanların hikmetli bir sözle son bulması.
EPİGRAF
Bir yapının özelliklerini belirten ve genellikle bir plaka üzerine binanın ön yüzüne iliştirilen yazıya (kitabe) bir kitabın, bir kitabı meydana getiren bölümlerin başına konan, o kitapta veya bölümdeki yazılanları özetler mahiyette sözler, şiir parçaları, atasözleri, vecizeler.
EPİGRAM
Eski Yunan’da mezar taşlarına yazılan kısa ve epik nazım şekli. Romalılar’da çok kısa hiciv manzumesi.
EPİZOT
Hikaye, roman veya şiirde ana konuya bağlı ikinci derecede olay; müzikte temaları birbirinden ayıran serbest yazılmış bölümler; tiyatroda bir aksiyona (harekete) katılmış ikinci derecede bir aksiyon; Yunan trajedisinin unsurlarını meydana getiren diyaloglu bölümlerin her biri. Bu bölümler modern tiyatroda perde adıyla bilinir.
EPOPE
Kahramanlık konusunu işleyen uzun şiirler. Kelimenin aslı "konuşma, nutuk, sohbet" anlamına gelen Yunanca epospoien’e dayanır.
ESREM
Aruzdaki fe’ülün cüzünden fe ve n’yi kaldırıp ûlu yerine getiren fa’lü cüzü.
EŞHAS
Şahıs kelimesinin çokluğu. Eskiden tiyatro eserlerinde ve romanlarındaki kahramanlara veya kadroya bu ad verilirdi.
EŞTER
Aruzdaki mefa’ilün cüzünden m ve y harflerinin kaldırılıp yerine getirilen fâ’ilün cüzü.

 

A
Abiyogenez: Canlıların cansız maddelerden meydana geldiğini savunan görüş.
Açık dolaşım: Kanın damarlardan dokular arasındaki özel boşluklara yayılıp, madde alış-verişi olduktan sonra toplayıcı damarlarla kalbe dönmesine denir.

Adaptasyon: Canlının yaşama ve üreme şansını artıran çevreye uyumunu sağlayan ve kalıtsal olan özellikleri.

Adenin: Adenintimin protein çiftinin bir azotlu bir bileşeni.

Adenozin trifosfat (ATP):Canlıların doğrudan kullandığı hücresel enerji molekülü, biyolojik enerji.

Adrenalin:Böbrek üstü bezinden salgılanan hormon.

Devamını oku...  

A-
Açık hava basıncı : Atmosferdeki gazlar ağırlıkları nedeniyle yeryüzüne bir basınç uygular. Bu basınca açık hava basıncı denir. Açık hava basıncı barometre ile ölçülür.

Adlandırma : Element ve bileşiklerin kimyasal formül veya sembollerle, bazı sistematik yöntemlere göre adlarının yazılması.

Ağırlık : Bir cisme etki eden yerçekimi kuvvetinin büyüklüğüdür.

Aktiflik : Reaksiyona girme kabiliyeti, elementlerin bileşik yapabilme eğilimleri. Bir elementin elektron alarak veya vererek bileşik oluşturma isteğine aktiflik denir.

Aktiflik sırası : Elementlerin tepkime verme yatkınlığına göre sıralanmasına aktiflik sırası denir.

Aktif metaller : Elektron verme eğilimi hidrojenden fazla olan metallere aktif metaller denir.

Aktinitler : Aktinyum (57Ac) elementinden sonra gelen ve 4f orbitallerinin dolmasıyla oluşan 14 elementin oluşturduğu seri.

Aldehit : Karbonil grubu bağlarından en az birine H bağlanan bileşikler aldehit, her iki bağa da alkil grubu bağlanan bileşikler ketondur.

Alfa ışıması : Radyoaktif çekirdekten iki proton ve iki nötronun birlikte ayrılması şeklindeki ışımadır. Bu ışımayı yapan atomun kütle numarası 4, atom numarası 2 azalır.

Alfa parçacığı : İki proton ve iki nötrondan oluşan +2 yüklü helyum çekirdeği.

Alkali metal : 1A grubundaki hidrojen dışındaki metaller.

Alken : CnH2n genel formüllü ve yapısında en az bir tane çift bağ içeren (-C=C-) doymamış hidrokarbonlara alken adı verilir.

Alkenil : Alkenlerden bir hidrojen çıkarılmasıyla oluşan köke alkenil adı verilir.

Alkol : Bir alkil grubuna bir hidroksil (-OH) grubu bağlanmasıyla oluşan bileşiklere alkol denir.

Allotrop : Kimyasal özelliği aynı, fiziksel özelliği farklı olan atomlar.

Amalgam : Civanın diğer metaller ile oluşturduğu alaşımlar.

Ametal : Metalik karakter göstermeyen periyodik tablonun sağ tarafındaki elementler. Atomları az sayıda elektron alarak anyon oluşturan elementler.

Amfoter oksit : Hem asitlerle hem bazlarla tepkime verebilen oksitler.

Analiz : Bir bileşiğin kendisinden daha basit maddelere parçalanmasına analiz denir.

Anlamlı sayılar : Doğru bir şekilde yapılmış ölçümü ifade eden sayılar.

Anot : Yükseltgenmenin olduğu elektrottur.

Anyon : Negatif (–) yüklü iyon.

Arrhenius teorisi : Arrhenius’a göre asit; sulu çözeltilerine H+ iyonları verebilen baz ise; OH- iyonları verebilen maddelerdir.

Asidik tamponlar : Bir zayıf asit ile tuzunun karışımından oluşan çözeltilere asidik tampon çözeltileri denir.

Asit : Suda çözündüğünde ortama hidrojen iyonları (H+) ya da hidronyum iyonları (H3O+) verebilen maddelerdir.

Asit baz titrasyonu : Derişimi bilinmeyen bir asit veya bazın derişimini, derişimi belli olan diğer asit ve bazla tayin etme işlemine asit baz titrasyonu denir.

Asit oksit : Suda çözündüğünde ortama asit çözeltisi veren ya da baz veya bazik oksitlerle reaksiyona girerek tuz oluşturan ametal oksitidir.

Aşırı doymuş çözelti : Belirli sıcaklıktaki doymuş halinden geçici olarak daha fazla çözünen içeren çözelti.

Atmosfer (atm) : Deniz seviyesinde 1m2 lik yüzeye 101300 N luk kuvvet uygulayan basınca 1 atmosfer basıncı denir.

Atmosfer basıncı : Atmosferdeki havanın ağırlığından dolayı uyguladığı açık hava basıncı

1-Atmosfer basıncı. 76 cm (760 mm) yüksekliğindeki civa sutunun uyguladığı basınç.

Atom : Bir elementin tüm kimyasal özelliklerini gösteren en küçük parçasıdır.

Atom–gram : Bir mol atomun kütlesidir.

Atom kütlesi : Bir atomun atomik kütle birimi cinsinden kütlesidir.

Atom numarası (Z) : Bir atomun çekirdeğindeki proton sayısıdır. Yada nötr bir atomda çekirdeğin etrafındaki toplam elektronların sayısına eşittir.

Atomik kütle birimi (a.k.b) : Bir karbon (126C) atomunun kütlesinin tam olarak 1/12 sine eşittir.

Aufbau yöntemi : Elektronlar atomik orbitallere enerjileri en düşük olacak şekilde sırasıyla yerleşirler. (Önce 1s, sonra 2s ve sonra 2p nin dolmaları gibi)

Avogadro kanunu : Aynı sıcaklık ve basınçta bulunan tüm gazların eşit sayıda molekülleri, eşit hacimdedir.

Avogadro sayısı (NA) : 126C elementinin 12 gramındaki kesin atom sayısıdır. (6,02.1023 tane mol–1' e eşittir)

Ayıraç (indikatör) : Bir maddeyi diğerlerinden ayırmada kullanılan maddelere ayıraç denir. Örnek : Karbondioksit, kireç suyunun ayıracıdır, Nişasta, iyodun ayıracıdır.

Ayırtedici özellik : Maddeleri ayırt etmek için kullanılan özellik. Madde miktarına bağlı olmayan özelliklerdir.

Ayırma : Karışımı oluşturan maddeleri fiziksel yöntemlerle ayrıştırma.

Ayrımsal damıtma : Farklı sıvılardan oluşan bir karışımdaki sıvıları kaynama noktaları farkından yararlanarak ayırma metodudur.

Ayrımsal kristallendirme : Bir karışımı oluşturan bileşenleri çözünürlük farklarından yararlanarak birbirinden ayırma metodudur.

Azeotrop : Sabit bir kaynama noktası bulunan ve sıvı ile buhar hallerindeki bileşimi aynı olan çözelti.
B-
Bağıl atom kütlesi : Standart kabul edilen bir elementin kütlesine göre kıyaslanarak bulunan atom kütlesi

Bağlanma enerjisi : Bir atomun çekirdeğindeki proton ve nötron gibi atom altı taneciklerini bir arada tutan enerjidir.

Barometre : Açık hava basıncını ölçmek için kullanılan düzenek

Basınç : Birim yüzeye dik olarak etki eden kuvvete basınç denir. Basınç kuvvet ile doğru orantılı, yüzey alanı ile ters orantılıdır.

Basınç Kuvveti (F) : Bütün yüzeye dik olarak etki eden kuvvete basınç kuvveti denir.

Baz : Suda çözünürken çözeltiye hidroksit (OH) iyonları veren madde.

Bazik oksit : Suda çözündüğünde bazik çözelti oluşturan ya da asit ve asit oksitlerle reaksiyona girerek tuz oluşturan metal oksitidir.

Bazik tamponlar : Bir zayıf bazla tuzunun karışımından oluşan çözeltilere bazik tampon çözeltileri denir.

Belirleyici madde : Kimyasal reaksiyonda artan madde karşısında tamamen tükenen madde.

Beta ışıması : Beta ışıması yapan çekirdekte bir nötronun, proton ve elektrona dönüştüğü kabul edilir. Oluşan elektron beta taneciği olarak çekirdek dışına fırlatılır. Bu durumda beta ışıması yapan çekirdeğin atom numarası bir artar, kütle no değişmez, nötron sayısı bir azalır, bozunan elementin izobarı oluşur.

Beta parçacığı : Radyoaktif bir elementin çekirdeğindeki bir nötronun bir protona dönüşmesi ile açığa çıkan elektron

Bileşik : İki ya da daha fazla cins elementin belirli oranlarda birleşmesinden oluşan saf madde.

Bileşik kaplar : Kesitleri ve şekilleri farklı iki veya daha çok kabın, tabanlarının birleştirilmesiyle elde edilen kaplara bileşik kaplar denir.

Bileşik oksit : Aynı katyonun farklı iki değerlik aldığı oksitlerinin bir araya gelmiş hali. Örneğin; Fe3O4, (FeO.Fe2O3)

Bilimsel Yöntem : Bilimin gelişmesini sağlayan gözlem, deney ve kanunların ve kuramların formüle edilmesi etkinliklerinin bütünü.

Birinci iyonlaşma enerjisi : Gaz halindeki bir atomdan en gevşek tutulan elektronun uzaklaştırılması için gereken minimum enerjidir.

Bombardıman : Bir atom çekirdeğine herhangi bir nükleer taneciğin gönderilmesi.

Boyle kanunu : Sabit sıcaklıktaki bir miktar gazın hacmi ile basıncı ters orantılıdır.

Bozunma hızı : Birim zamanda bozunmaya uğrayan atom sayısıdır.

Bozunma serisi : Radyoaktif bir izotopun basamak basamak çeşitli ışımalar yaparak bozunması ve sonunda kararlı bir izotopa dönüşmesi

Bronsted – Lowry teorisi : Bu teoriye göre asit proton verici baz ise proton bağlayıcı (alan) maddedir.

Buharlaşma : Ortalama kinetik enerjisi fazla olan moleküllerin, sıvı fazdan gaz fazına geçmeleri.

Bunzen beki : Tasarımı alman bilim adamı Robert Bunzen tarafından yapılan ısıtma aygıtı.
C-
Celsius sıcaklık cetveli : Buzun erime noktasını 0°C ve suyun kaynama noktasını 100°C olarak kabul eden sıcaklık cetveli.

Charles kanunu : Sabit basınç altında bir miktar gazın, hacmi ile mutlak sıcaklığı doğru orantılıdır.

Coulomb kuvvetleri : Aynı yüklü tanecikler arasında itme kuvveti veya zıt yüklü tanecikler arasında çekme kuvveti Coulomb kuvvetleri olarak adlandırılır.
Ç-
Çekirdek : Atomun merkezinde proton, nötron gibi benzer atom altı parçacıklar içeren, oldukça küçük ve yoğun, pozitif (+) yüklü bölge.

Çekirdek eşitliği : Radyoaktif bir reaksiyondaki değişiklikleri gösteren denklem.

Çekirdek reaksiyonu : Bir atomun çekirdeğinde meydana gelen değişmeler, Radyoaktif veya nükleer reaksiyonlar olarak da bilinir.

Çizgi spektrumu : Gaz veya gaz halindeki bir maddeden gelen ışıklar bir prizmadan geçirilirse elde edilen görünür renkler arasında boşluklar vardır. Bu tür devamlı olmayan spektrumlara çizgi spektrumu denir.

Çökelme : Bir çözeltide iki tuzun etkileşimi veya sıcaklık değişiminin çözünürlüğe etkisi sonucu çözünmeyen katı bir bileşiğin oluşması.

Çökelme reaksiyonu : Sonucunda çökelti oluşan reaksiyonlardır.

Çözelti : İki veya daha fazla maddeden oluşmuş homojen karışım.

Çözücü : Bir çözeltinin en fazla miktardaki bileşeni veya çözeltiye fiziksel halini veren bileşendir.

Çözünen : Bir çözeltinin miktar olarak az bulunan bileşenleri

Çözünme entalpisi : Genelde 1 mol katının çözünmesi sırasında depolanan ya da 1 mol gazın çözünmesi sırasında açığa çıkan potansiyel enerjidir.

Çözünürlük : Belirli bir sıcaklıkta sabit hacimdeki bir çözücüde doymuş bir çözelti elde etmek için çözünen maddenin miktarı.
D-
Dalga : Bir ortamda enerji taşıyan eğilim.

Dalga boyu : Birbirini takip eden iki dalga tepesi yada çukuru arasındaki uzaklık.

Dalton atom modeli : Atom maddenin en küçük yapıtaşı olup daha küçük parçalara bölünemez içi dolu bir küredir.

Dalton kanunu : Birbirleriyle reaksiyon vermeyen gazların oluşturduğu karışımın basıncı, karışımda bulunan gazların kısmi basınçları toplamına eşittir.

Damıtma : Bir sıvıyı buharlaştırıp, oluşan buharını yoğunlaştırarak ayrıştırma işlemi.

D–bloku : Periyodik tablonun d–orbitallerinin dolmakta olduğu elementleri içeren bölümü.

Değerlik elektronları : En büyük baş kuvant um sayısına sahip elektron tabakasında bulunan elektronlar.

Denkleştirme : Kimyasal denklemlerde element ya da bileşiklerin önüne konulan mol sayılarının eşitlenmesi olayına denkleştirme denir.

Denkleştirilmiş denklem : Aynı tip atomların, denklemin her iki tarafında da aynı sayıda bulunduğu eşitlik.

Derişik çözelti : Göreceli olarak çok miktarda çözücü içeren çözelti.

Derişim : Bir maddenin belirli miktardaki bir çözücü veya bir çözeltinin içindeki göreceli miktarı.

Devamlı spektrum : Beyaz ışık bütün renkleri içerdiğinden bir prizmadan geçirilirse elde edilen renkler sürekli olur, yani birinin bitmek üzere olduğu anda öbürü başlar. Renkler sınır bölgelerde iç içe girmiş devamlı bantlar halindedir. Bu tür spektrumlara devamlı spektrumlar denir.

Dializ : Bir çözelti içerisindeki küçük iyon veya moleküllerin yarı geçirgen bir zardan geçmesi ve büyük iyon veya moleküllerin geçmemesi işlemi.

Difüzyon : Bir gazın havada veya başka bir gaz içinde yayılması.

Dipol-dipol çekimi : İki polar molekül yan yana geldiğinde her iki molekülün zıt kutupları arasında oluşan çekim kuvvetine dipol-dipol çekimi adı verilir.

Doğal radyoaktiflik : Atom numarası 83’ten büyük olan elementlerin kendiliğinden çeşitli ışımalar yaparak yeni elementlere dönüşmesi

Donma : Sıvı haldeki bir maddenin katı hale geçmesi.

Donma sıcaklığı : Sıvı haldeki maddenin ısı vererek katılaşmaya başladığı sıcaklık noktasına donma sıcaklığı denir.

Doymamış çözelti : Belirli bir sıcaklıkta doymuş halden daha az çözücü içeren çözelti.

Doymuş çözelti : Belirli bir sıcaklıkta çözebileceği maksimum çözüneni içeren çözelti.

Dublet : Atomların bileşik oluştururken elektron alarak ya da vererek en dış enerji seviyelerindeki toplam elektron sayısının helyum gibi 2 olması hâlidir.
E-
Efüzyon : Gaz moleküllerinin küçük bir delik aracılığıyla bir kaptan, daha düşük basınçlı ortama yayılması.

Ekzotermik reaksiyonlar : Dışarıya ısı vererek gerçekleşen reaksiyonlardır.

Elektrolit : Sulu çözeltisi elektrik akımını ileten madde.

Elektrolit çözelti : Elektrik akımını ileten çözelti.

Elektrolit olmayan çözelti : Elektrik akımını iletmeyen çözelti.

Elektroliz : Bir maddenin sıvılaştırılmış halinde ya da elektrolit çözeltisinde, elektrik akımı yardımı ile kendi bileşenlerine ayrıştırılması

Elektron : Çekirdeğin etrafındaki ihtimali orbitallerde hareket ettiğine inanılan 1/1840 akb’lik bir kütleye sahip negatif (–) yüklü parçacıktır.

Elektron dağılımı : Elementlerin atomlarında bulunan elektronların, atomik orbitallerine düzenli bir şekilde yerleşimi

Elektronegatiflik : Bir molekül içerisindeki atomun elektronları kendine doğru göreceli çekme kabiliyeti.

Elektron ilgisi : Gaz halindeki nötr bir atomun bir elektron alarak -1 yüklü iyon haline geçerken dışarı verdiği enerjiye elektron ilgisi denir.

Elektromanyetik spektrum : Elementler katı yada gaz halinde iken dışarıdan yeterli miktarda alınarak, belli dalga boylarında ışıma yapmaları.

Elektron ilgisi : Nötr bir atoma (gaz fazında) bir elektron eklenmesiyle meydana gelen ısı değişimi. Bir atomun elektron alma eğiliminin ölçüsü.

Elektron yakalama : Çekirdeğe en yakın bir enerji seviyesinden bir elektronun çekirdek tarafından yakalanmasıyla oluşan radyoaktif bozunma şekli

Elektrot : Elektron alışverişinin gerçekleştiği iletken levhalardır. Anot (+) ve Katot (-) olmak üzere ikiye ayrılır.

Element : Kimyasal metodlarla daha basit parçacıklara ayrılamayan, aynı cins atomlardan meydana gelen en basit yapıdaki madde.

Emülsiyon : Sıvı + sıvı heterojen karışımlarının özel adıdır. Sıvı + sıvı karışımının faz oluşturmuş halidir. Birbiri içerisinde çözünmeyen iki farklı sıvının karışması ile oluşan heterojen karışımlardır. Örnek : Zeytin yağı, yağlı su, petrol … gibi.

Endotermik reaksiyon : Dışarıdan ısı alarak gerçekleşen reaksiyonlardır.

Enerji seviyesi : Çekirdek etrafında aynı enerjideki elektronların bulunduğu yörüngelerdir.

Erime noktası : Katı hâldeki maddenin sıvı hâle geçtiği sıcaklık noktası.

Erime sıcaklığı : Katı haldeki maddenin ısı alarak sıvı hale geçmeye başladığı sıcaklık noktasına erime sıcaklığı denir.

Eter : Sudaki hidrojenlerin yerine alkil gruplarının geçmesiyle oluşan bileşiklere eter denir.

Eylemsizlik : Maddelerin hareket ve durumunu koruma eğilimine eylemsizlik denir.
F
Fahrenheit (°F) : Suyun donma noktasını 32 ve kaynama noktasını 212 olarak kabul eden sıcaklık birimidir.

Faraday yasaları : Devreden geçen yük ile anot ve katotta açığa çıkan maddelerin miktarları arasında bir ilişki vardır. Bu konudaki kurallar Faraday yasaları olarak bilinir.

Fisyon (bölünme) tepkimeleri : Büyük kütle numaralı atomların hızlandırılmış nötronlarla bombardımanı sonucu daha küçük atomlara bölünme tepkimesidir. Atom bombası bu esasa dayanır.

Fiziksel özellik : Maddenin dış yapısıyla ilgili özelliklerine fiziksel özellik, dış yapısıyla ilgili değişmeye de fiziksel değişme denir. Bir maddenin renk, koku ve tadının değişmesi, kaynaması, erimesi, buharlaşması, çözünmesi, hal değiştirmesi… fiziksel değişmeye örnektir.

Füzyon (kaynaşma) tepkimeleri : Küçük atomların kaynaştırılarak büyük atomların meydana getirildiği çekirdek tepkimesidir. Hidrojen bombası bu esasa dayanır.
G
Gama ışıması : Radyoaktif bozunma sırasında enerji yüklü olarak kalmış olan atom fazla enerjisini ¡ ışını şeklinde yayınlar. ¡ ışınları çok yüksek enerjili elektromagnetik dalgalardır. ¡ ışıması yapan atomun proton sayısı değişmez, nötron sayısı değişmez, çekirdek enerjisinde azalma olur.

Gay-Lassac yasası : Sabit hacimdeki bilirli bir miktar gazın basıncı, mutlak sıcaklıkla doğru orantılı olarak değişir.

Gaz : Tanecikleri arasında büyük boşluklar bulunan, bulundukları kabı tamamen doldurabilen ve karıştırıldıklarında her oranda karışabilen akışkanlara gaz denir.

Gaz kanunları : Gazların basınç, hacim, sıcaklık ve mol sayısı nicelikleri arasındaki ilişkilerin incelenmesine gaz kanunları denir.
H
Hacim (V) : Maddenin uzayda kapladığı yere hacim denir.

Hal değişimi : Atomları arasındaki kimyasal bağları zayıf olan maddelerin ısı alması ya da ısı vermesi sonucu fiziksel durumlarının değişmesine hal değişimi denir.

Heterojen karışım : Madde dağılımı ve özellikleri her yerinde aynı olmayan karışımlardır. Örnek : Ayran, meyve suyu, süt, çamurlu su, toprak, yağlı su…

Hidrokarbon : Alkenlere içerdikleri pi (p ) bağından dolayı doymamış hidrokarbon denir.

Hidrojen bağı : Hidrojenin F, O, N gibi elektron ilgisi büyük atomlarla oluşturduğu bileşiklerin sıvılarında molekülleri bir arada tutan bağlara hidrojen bağı adı verilir. HF, H2O, NH3 gibi polar bileşiklerde hidrojen bağları bulunur.

Hidroliz : Bir tuzun suda çözünerek kendisini oluşturan asit veya baza ayrışmasına hidroliz denir.

Homojen karışım : Madde dağılımı ve özellikleri her yerinde aynı olan karışımlardır. (Çözeltiler, alaşımlar, gaz karışımları v.s.) Homojen karışımda karışan madde çeşitleri gözle ayırt edilemezler. Örnek : tuzlu su, çay, kolonya, kaynak suyu…
I
Isı (Q) : Bir maddenin moleküllerinin kinetik enerjileri toplamına ısı denir. Isı aynı zamanda bir enerji türüdür ve skaler büyüklüktür.

Isıl genleşme : Isıtılan bir cismin boyu, hacmi ve yüzeyi değişir. Bu değişim ısıl genleşme olarak adlandırılır.
İ
İdeal gazlar : Aralarındaki etkileşimleri ihmal edilen gazlara ideal gazlar denir.

İndikatör : Bakınız : Ayıraç.

İndirgenme : Bir maddenin elektron kazanmasına indirgenme denir. Elektron alan bir atom ya da iyonun değerliği küçülür.

İnorganik bileşikler : Normalde doğada hazır bulunan bileşiklerdir. Doğada bulunan element çeşitlerinin etkileşmesi sonucu oluşur. Asitler, bazlar, tuzlar, oksitler… birer inorganik bileşiktir.

İyon : Elektron alış - verişi sonucu oluşan (+) veya (-) yüklü atom ya da atom gruplarına iyon denir.

İyonik bağ : (+) yüklü metal atomlarıyla (-) yüklü metal atomlarının birleşmesini sağlayan bağ çeşididir. İyonik bağları (+) ve (-) iyon grupları birbirini çekerek oluştururlar. İyonik bağ etkisiyle iyonik tuzlar oluşur.

İzomer : Molekül formülü aynı yapı formülü farklı maddelere izomer denir.

İzotop : Atom numaraları aynı kütle numaraları (nötron sayıları) farklı olan atomlara izotop atomlar denir.
J
Joule (J) : 0,239 g suyun sıcaklığını 1°C artırmak için gerekli olan ısıya 1 Joule denir.
K
Kalori : 1 g saf suyun sıcaklığını 14,5°C den 15,5°C ye artıran ısı miktarına kalori denir.

Kalorimetre : Isı miktarını ölçmek için kullanılan araçlara kalorimetre denir.

Karakteristik özellik : Miktara bağlı olmayan sadece o maddeye has olan özelliklere ayırt edici (karakteristik) özellikler denir.

Karışım : İki ya da daha çok saf maddenin karışması ile oluşan madde topluluklarına karışım denir.

Katot : İndirgenmenin olduğu elektrottur.

Katyon : Elektrolitteki pozitif iyonlara denir.

Kaynama sıcaklığı : Sıvı haldeki maddenin gaz haline geçmeye başladığı sıcaklık noktasına kaynama sıcaklığı denir.

Kelvin (K) : Madde moleküllerinin titreşimlerinin durduğu sıcaklık noktasını sıfır olarak kabul eden bir sıcaklık birimidir.

Ketonlar : Karbonil grubunda iki alkil grubu bağlanmış bulunan ve aynı karbon sayılı aldehitlerle izomer olan organik bileşiklerdir.

Kısmi basınç : Bir gaz karışımında bulunan gazlardan her birinin, bulundukları kaba tek başlarına yaptıkları basınca kısmi basınç denir.

Kimyasal Bağ : Maddeler atom veya moleküllerin birleşmesiyle oluşur. Maddeleri oluşturan atom ve molekülleri bir arada tutan kuvvetlere kimyasal bağ denir.

Kimyasal olay : Maddelerin birbirleriyle etkileşerek başka maddelere dönüşmesine kimyasal olay denir. Kimyasal olayda yeni ürünler oluştuğu için kullanılan maddelerin özellikleri kaybolur. Kimyasal olaylar arasında element ya da bileşikler arasında gerçekleşen elektriksel etkileşmeye de kimyasal reaksiyon denir. Kimyasal reaksiyonlarda; reaksiyonda kullanılan maddelere giren (reaktif) denirken, reaksiyon sonucu oluşan yeni maddelere de ürün adı verilir. Reaksiyona giren ve sonuçta oluşan ürün maddeler birbirinden farklıdır.

Kovalent Bağ : (+) ve (-) yüklere sahip aynı ya da farklı ametal atomları arasında oluşan bağ çeşididir.

Kütle (m) : Madde miktarına kütle denir. Bir cismin sahip olduğu değişmez madde miktarıdır. Kütle birimleri kilogram ve (kg) ve gram (g) dir.

Kütlenin Korunumu : Reaksiyona giren maddelerin toplam kütlesi, reaksiyon sonucu oluşan ürünlerin toplam kütlesine eşittir. Bu ilkeye kütlenin korunumu kanunu denir.

Kütle numarası : Kütle numarası = Proton sayısı + Nötron sayısı
M
Madde : Kütlesi hacmi ve eylemsizliği olan her şeye madde denir. Maddeler katı, sıvı ve gaz olarak üç değişik halde bulunur. Örneğin, buz katı, su sıvı, su buharı ise gaz halindedir. Bütün maddelerin eylemsizlik özelliği vardır. Bütün maddelerin hacmi ve kütlesi vardır. Bütün maddeler tanecikli bir yapıya sahiptir.

Manometre : Kapalı kaptaki gazın basıncını ölçmeye yarayan araçlara manometre denir.

Metalik bağ : Metallerin saf halleri ile alaşımlarında metal atomlarını bir arada tutan kuvvetlere metalik bağ adı verilir.

Molalite (molal derişim) : 1kg çözücüde çözünen maddenin mol sayısına molal derişim denir.

Molekül : Aynı ya da farklı cins atomların birleşmesiyle oluşan bileşik birimlerine molekül denir. Bileşiklerin tüm özelliklerini taşıyan en küçük birimlerine molekül adı verilir. Moleküller birden fazla atomdan oluşan bağımsız taneciklerdir.

Monoalkoller : Bileşik iskeletinin herhangi bir yerinde tek bir tane –OH bulunduran alkollerdir.
N
Nötron ışıması : Bu ışımayla atomun çekirdeğinden 1 nötron fırlatılır. Bu ışımada atomun proton sayısı değişmez, nötron sayısı 1 azalır. Böylece bozunan elementin izotopu oluşur.

Nötürleşme : Asitler bazlarla birleşerek tuz ve su oluştururlar. Bu olaya nötürleşme denir.

Nükleer enerji : Atom çekirdeğindeki birleşme ve bölünme tepkimeleri sırasında çok yüksek enerji açığa çıkar. Bu enerjiye Nükleer enerji denir.
O
Oksit : Elementlerin oksijenle oluşturmuş oldukları bileşiklere oksit denir. Flor ve soygazlar oksit oluşturmazlar. Genellikle metallerin oksitlerine bazik oksit, ametallerin oksitlerine asit oksit denir.

Oluşum entalpisi : Moleküllerin, elementlerinden oluşumu sırasında alınan ya da verilen ısıya oluşum entalpisi denir.

Organik bileşikler : Canlı organizmalar tarafından oluşturulan bileşiklerdir. Proteinler, şekerler, yağlar, vitaminler … bu gruba girer.

Organik kimya : Karbon elementinin hidrojenli bileşiklerini inceleyen kimya dalına organik kimya adı verilir.
Ö
Özkütle (Yoğunluk) (d) : Bir maddenin birim hacminin kütlesine öz kütle denir. Özkütle maddeler için ayırt edici bir özelliktir. Özkütle birimleri kütle ve hacim birimlerine bağlı olarak değişir. Saf bir maddenin aynı ortamdaki tüm miktarlarının öz kütleleri eşittir. Kütlesi sabit olan bir maddenin ısıtıldıkça hacmi artar, öz kütlesi azalır.
P
Pascal (pa) :1m2 lik yüzeye dik olarak etki eden kuvvet 1 N ise bu yüzeydeki basınç 1 pascal (paskal) olur.

Periyodik tablo : Periyodik cetvel, elementleri gösteren ve özellikleriyle ilgili bilgi veren bir tablodur. Bu tabloda elementler belirli bir düzene göre sıralanmıştır. Yatay sıralara periyot, düşey sıralara ise grup adı verilir. Aynı gruptaki elementler birbirleriyle benzer özellik gösterirler. Aynı periyottaki elementler aynı yörünge sayısına sahiptir. Periyotlar cetvelinin en sağındaki düşey grupta yer alan elementlere soygaz (asal gaz) adı verilir. Bu elementler çok kararlıdır.

Pil : Kendiliğinden gerçekleşen bir kimyasal tepkime sonucunda açığa çıkan enerjiyi elektrik enerjisine çeviren araçlardır.

Polialkoller : Bileşik iskeletinin değişik yerlerinde farklı C atomları üzerinde olmak şartı ile birden fazla –OH içeren bileşiklerdir.

Polimerleşme : Küçük alken moleküllerindeki pi (p) bağlarının açılması ile serbest kalan moleküllerin binlercesinin bir araya gelerek uzun zincirler oluşturması olayına polimerleşme adı verilir.

Primer alkoller : -OH grubunun bağlı olduğu C atomuna iki tane H atomu bağlanmış ise bu alkol primer (birincil) alkoldür. Ancak metil alkolde –OH nin bağlı olduğu C atomuna 3 H bağlı olduğu halde primer alkoldür.
R
Radyoaktiflik : Çekirdeği kararsız olan elementlerin kararlı çekirdek oluşturmak için ışın yayınlamaları olayına radyoaktiflik, bu elementlere de radyoaktif elementler denir.

Reaksiyon (kimyasal tepkime) denklemi : Kimyasal değişime giren ve çıkan maddelerin atom ve tür sayılarını gösteren semboller topluluğuna kimyasal tepkime denklemi veya reaksiyon denklemi adı verilir.

Rezonans (çok merkezli bağ) : Bir molekülün değişik şekillerde gösterimine rezonans adı verilir.
S
Sabit kütle oranları yasası : Bir bileşiği oluşturan elementlerin ve bileşiğin kütleleri arasında daima sabit bir oran vardır. Bileşiğin miktarı ve değişik tepkimelerden eldesi sabit oranı değiştirmez.

Saf madde : Eritme, buharlaştırma, mıknatısla ayırma, eleme, süzme, ayıklama… gibi ayrıcı yöntemlerle kendisinden daha basit yapılara ayrılamayan maddelere saf maddeler denir. Örnek : Şeker, alkol, demir, oksijen.

Sekonder alkoller : -OH grubunun bağlı olduğu C atomuna bir tane H ve iki tane alkil grubu bağlı ise bu alkol sekonder ikincil alkoldür.

Sentez : İki farklı maddenin birleşerek kendi özelliklerini kaybedip yeni özellikte bir madde meydana getirmesi olayına sentez denir. Sentez olaylarında yeni özellikte bileşik çeşitleri elde edilir.

Seyreltik çözelti : Çözücüsü çok olup, çözüneni az olan çözeltilerdir.

Sıcaklık : Bir maddenin bir molekülünün ortalama kinetik enerjisini ifade eden büyüklüktür. Sıcaklık, bir enerji türü değildir ve skaler büyüklüktür.

Soğurma : Işınların, madde üzerinde tutularak ısıya dönüşmesi olayına soğurma veya absorbsiyon denir. Soğurucu maddeler, çabuk ısınırlar. Yansıtıcı maddeler ise, soğurma çok az olduğu için fazla ısınmazlar.

Süblimleşme : Bir katı maddenin sıvı hale geçmeden doğrudan gaz haline geçmesine süblimleşme denir. Örnek : Naftalin normal şartlar altında katı halden direk olarak buharlaşarak gaz haline geçer.

Süspansiyon : Katı+sıvı heterojen karışımlarının özel adıdır. Bir katının sıvı içinde çözünmeden kalmasına denir. Örnek Tebeşir tozu + su karışımı, ayran, kireçli su, çamurlu su, petrol… gibi.
T
Tampon çözeltiler : Bazı çözeltilere az miktarda asit, baz ve su eklendiğinde pH’ı önemli ölçüde değişmez. Bu tür çözeltilere tampon çözeltiler denir.

Tansiyon (Kan basıncı) : Kalpten atardamarlara pompalanan kanın bu damarlara yaptığı basınca tansiyon veya kan basıncı denir.

Tepkime entalpisi : Tepkimelerde bağların kırılması için verilmesi gereken enerji ile yeni bağların oluşumu sırasında açığa çıkan enerji arasındaki fark, tepkime ısısını verir. Buna tepkime entalpisi de denir.

Termometre : Sıcaklığı ölçmeye yarayan cihazlara termometre denir.

Tersiyer alkoller : -OH grubunun bağlı olduğu C atomuna H atomu bağlı olmayıp üç tane alkil grubu bağlı ise bu alkol tersiyer alkoldür.

Tuz : Asit ve bazların nötürleşmesinden meydana gelir. Asitlerin (-) grupları (anyon) ile bazların (+) grupları (katyon) nın birleşmesiyle oluşan iyonik katılara tuz denir.
Y
Yakacak : Yandıklarında çevrelerine ısı veren tüm maddelere yakacak denir. Yakacağın diğer adı da yakıttır.

Yanma ısısı : Katı ve sıvı yakacakların bir kilogramının, gaz yakacakların ise bir metreküpünün verdiği ısıya yanma ısısı denir. Yakıtların yanması sırasında kimyasal enerji, ısı enerjisine dönüşür.

Yoğunlaşma sıcaklığı : Gaz halindeki bir maddenin ısı enerjisi vererek sıvı hale geçmeye başladığı sıcaklık noktasına yoğunlaşma sıcaklığı denir.

Yükseltgenme : Bir maddenin elektron kaybetmesine yükseltgenme denir. Elektron veren atom veya iyonun değerliği büyür.

 

  A-
Archimedes' principle-Archimides prensibi : Bir sıvının kaldırma kuvveti yer değiştiren sıvı miktarı ile orantılıdır.
Avogadro's number-Avagadro sayısı : 1 mol maddedeki molekül sayısıdır. 6.02x1023 molekül. Aberration-aberasyon : Bir aynadaki arıza veya ışınların lensten geçtikten sonra bir noktada toplanamaması, odaklanamaması.

Devamını oku...  

A
Açı : Başlangıç noktaları aynı olan iki ışının birleşimine açı denir.

Açı ortay : Üçgenin bir açısını ortalayan ışının, köşe ile kenar arasında kalan doğru parçasına açıortay denir. Üçgenin iç açı ortayları iç bölgede bir noktada kesişir.

Ağırlık merkezi : Bir üçgende üç kenarortay bir noktada kesişir. Kesim noktasına ağırlık merkezi denir. Ağırlık merkezi G ile gösterilir.

Alt Küme : A ve B iki küme olmak üzere A nın her elamanı B nin de elemanı oluyorsa A ya B nin alt kümesi denir. B ye de A nın kapsayan kümesi denir. Her küme kendisinin bir alt kümesidir. Boş küme her kümenin bir alt kümesidir.

Alt küme sayısı : Kümenin eleman sayısını n ile gösterirsek alt küme sayısı = 2n dir. Boş kümenin aşt küme sayısı 1 dir.

Asal sayılar : 1 ve kendisinden başka hiçbir sayma sayısı ile bölünemeyen 1 den büyük tam sayılara asal sayılar denir. {2,3,5,7,11,…} kümesinin elemanları birer asal sayıdır. 2 den başka çift asal sayı yoktur.

Asal çarpanlara ayırma : Bir sayıyı asal çarpanlarının çarpımı olarak yazmaya asal çarpanlara ayırma denir. Sayı asal çarpanlarına ayrılırken, en küçük asal sayı olan 2’den başlayarak sırasıyla (2,3,5,7,11,13…) asal sayılarına bölünür. Bölüm 1 oluncaya kadar bölmeye devam edilir.

Aralarında asal sayılar : 1 den başka pozitif ortak böleni olmayan sayma sayılarına aralarında asal sayılar denir. Örnek : 4 ile 9 aralarında asaldır. 7 ile 11 aralarında asaldır.

Ardışık sayılar : Kendisinden önce ve sonra gelen sayılara bir kural ile bağlı olan sayılara ardışık sayılar denir.

Aritmetik ortalama : Verilen sayı dizisindeki terimlerin toplamının, terim sayısına bölünmesiyle elde edilen değerdir. Örnek : -3, 7, 17, 23 sayılarının aritmetik ortalaması = (-3+7+17+23)/4= 11

Asal Çarpanlara Ayırma : Bir sayının en küçük asal sayıdan başlamak üzere sıra ile bölünüp 1 kalıncaya kadar devam eden bölme işlemine asal çarpanlara ayırma denir.

Ayrık küme : Ortak elemanı olmayan kümelere ayrık kümeler denir.
B
Basamak : Bir sayıda rakamların yazıldığı yerlere denir.

Basamak değeri : Rakamların, sayıda bulunduğu basamağa göre gösterdiği değerlere denir. Örnek : 1048 sayısındaki 4 rakamının basamak değeri 40’tır.

Basit kesir : Payı paydasından mutlak değerce küçük olan kesre basit kesir denir. Örnek : 2/-5, -7/9

Bileşik kesir : Payı paydasından mutlak değerce büyük veya eşit olan kesre bileşik kesir denir. Örnek : -15, 9/-4, -9/5

Binom açılımı : (x ± y)n nin x ile y kuvvetlerinin toplamı ve çarpımı şeklinde yazılmasına binom açılımı denir.

Birinci dereceden bir bilinmeyenli denklemler : a, b Î R ve a ¹ 0 olmak üzere; ax + b = 0 eşitliğine birinci dereceden bir bilinmeyenli denklemler denir. Bu eşitlikteki x e bilinmeyen a ve b ye de katsayı adı verilir.

Birinci dereceden iki bilinmeyenli denklemler : a, b,c Î R ve a ¹ 0 , b ¹ 0 olmak üzere; ax + by = c şeklindeki eşitliklere birinci dereceden iki bilinmeyenli denklemler denir.

Birleşim : A ve B kümelerinin elemanlarından oluşan kümeye A ile B nin birleşim kümesi denir ve A È B ile gösterilir.

Boş küme : Elemanı olmayan kümeye boş küme denir. Æ vey {} ile gösterilir.

Bölük : Doğal sayıları daha kolay okumak ve yazmak için sağdan sola doğru üçlü gruplara ayırırız. Bu üçlü gruplara bölük denir. Bölükler en sağındaki basamakların ismini alırlar. Her basamak sağındaki basamağın 10 katına eşittir.

Bütünler açılar : Ölçüleri toplamı 180° olan komşu açılara bütünler açılar denir.
Ç
Çap : Merkezden geçen kirişe çap denir. En büyük kiriş çaptır.

Çember : Bir düzlemde, sabit bir noktadan eşit uzaklıktaki noktaların kümesine çember denir.

Çeşitkenar üçgen : Kenarları farklı uzunlukta olan üçgenlerdir.

Çevre açı : Köşesi bir çember üzerinde bulunan ve kenarları birer kiriş olan açıya çevre açı denir. Ölçüsü gördüğü yayın ölçüsünün yarısına eşittir.

Çift sayı : n bir tam sayı olmak şartıyla; 2n genel ifadesiyle belirtilen tam sayılardır. Diğer bir ifade ile 2 ile bölündüğünde kalanı 0 olan tam sayılara çift sayı denir. Çift sayılar kümesi : Ç={….,-4,-2,0,2,4,…} şeklinde gösterilir.

Çokgen : Herhangi üçü bir doğru üzerinde bulunmayan noktaların birleştirilmesiyle oluşturulan kapalı şekillere çokgen denir. Çokgenler kenar sayılarına göre adlandırılır. Örnek : 4 kenarlı bir çokgene dörtgen, 6 kenarlı bir çokgene altıgen denir.

Çözümleme : Bir sayı, kendi basamağındaki rakamın basamak değeri ile çarpılıp toplanması ile bulunur. Örnek : a,b,c birer rakam olmak üzere, ab=10a+b {ab iki basamaklı sayı} veya abc=100a+10b+c {abc üç basamaklı bir sayı}
D
Daire : Çember ile, çemberin iç bölgesinin birleşimine daire denir.

Dairenin alanı : Yarıçapın karesinin Pi sayısı ile çarpımına eşittir.

Dairenin çevresi : Pi sayısının (yaklaşık 3,14) iki katının yarıçap ile çarpımına eşittir.

Dairesel (Dönel) Permütasyon : n elemanlı bir kümenin elemanlarının, bir çemberin etrafında birbirine göre farklı dizilişlerinden her birine, dairesel permütasyon denir.

Dakika : 1 saatlik sürenin altmışta birine dakika denir ve “dk” ile gösterilir.

Dar açılı üçgen : Üç açısı da dar açı olan üçgene denir.

Deltoid : Bitişik iki kenarı birbirine eş, diğer bitişik iki kenarı da birbirine eş olan dörtgene denir.

Denk Küme : Eleman sayıları eşit olan kümelere denk kümeler denir. (elemanları birebir eşlenebilir.) Eşit kümeler denktir. Denk kümeler eşit olmayabilir. Denk kümede sadece eleman sayısının eşit olması yeterlidir. Eşit kümede ise kümenin elemanları da eşit olmalıdır.

Denklem : Çözüm kümesi R olmayan R nin bir alt kümesi olan açık önermelere denklem denir.

Deste : Aynı cins on varlıktan oluşan çokluğa denir.

Dik açı : Ölçüsü 90° olan açıdır.

Dikdörtgen : Bir açısı dik açı olan paralel kenara dikdörtgen denir. Karşılıklı kenarlarının uzunlukları eşittir. Karşılıklı kenarları paraleldir. Alanı uzunluğu ile genişliğinin çarpımına eşittir.

Dik koni : Bir dik üçgensel bölgenin, dik kenarlarından biri etrafında 360° döndürülmesiyle oluşan cisme dik koni denir.

Dik prizma : Tabanları birbirine eş herhangi bir çokgen ve yan yüzeyleri taban düzlemlerine dik olan prizmalara dik prizma denir.

Dik üçgen : Bir açısı dik açı olan üçgene denir.

Dik Yamuk : Yan tabanlarından biri tabana dik olan yamuğa denir.

Doğal Sayılar : N ={0, 1, 2, 3, ….} kümesine doğal sayılar kümesi denir.

Doğru : İki yönde sınırsız olarak uzayan noktalar kümesidir. Yalnız boyu vardır. Eni ve yüksekliği yoktur. Başlangıcı ve bitiş noktası yoktur.

Doğru açı : Ölçüsü 180° olan açıdır. Düz açıda denir.

Doğru orantı : Orantılı iki ifadeden biri artarken diğeri de artıyor, bir azalırken diğeri de azalıyorsa bu iki ifade doğru orantılıdır.

Denk kesirler : Aynı çokluğu gösteren kesirlerdir. Örnek : ½ kesri 2/4 ve 3/6 kesirlerine denktir.

Denk Kümeler : Eleman sayıları aynı olan kümelere denk kümeler denir. A kümesinin B kümesine denkliği A º B biçiminde gösterilir. Eşit kümeler aynı zamanda denk kümelerdir. Denk kümeler, eşit kümeler olmayabilir.

Dış açı : Köşesi çemberin dış bölgesinde olan ve kenarları çembere teğet veya çemberi iki noktada kesen doğruların oluşturduğu açıya dış açı denir. Ölçüsü gördüğü yayların ölçüleri farkının yarısıdır.

Doğru parçası : Bir doğru üzerindeki A ve B noktaları ile bunların arasında kalan bütün noktaların kümesine doğru parçası denir.

Düzgün çokgen : Bütün kenarları ve açıları eş olan çokgenlere düzgün çokgenler denir.

Düzgün piramit : Tabanı düzgün çokgen ve yüksekliği taban merkezinden geçen piramitlere düzgün piramit denir.

Düzine : Aynı cins on iki varlıktan oluşan çokluğa denir.
E
En büyük ortak bölen (E.B.O.B.) : İki veya daha fazla sayma sayısının ortak bölenleri arasında en büyük olanına, bu sayıların en büyük ortak böleni denir.

En küçük ortak kat (E.K.O.K) : İki veya daha fazla sayma sayısının ortak katları arasında en küçük olanına, bu sayıların en küçük ortak katı denir.

Eşit kümeler : Bütün elemanları aynı olan kümelere eşit kümeler denir. A kümesinin B kümesine eşitliği A = B biçiminde gösterilir. Eşit kümeler aynı zamanda denk kümelerdir. Denk kümeler, eşit kümeler olmayabilir.

Eşit Olmayan Kümeler : Tamamen aynı elemanlardan oluşmayan kümelere eşit olmayan kümeler denir.

Eşkenar dörtgen : Kenarlarının uzunlukları eşit olan paralel kenara eşkenar dörtgen denir. Karşılıklı kenraları paraleldir. Dört kenarının uzunlukları eşittir. Karşılıklı açılarının ölçüleri eşittir. Ardışık iki açının ölçüleri toplamı 180° dir. Köşegenler birbirine diktir. Köşegenler birbirini ortalar.

Eşkenar üçgen : Üç kenarının uzunlukları eşit olan üçgene denir. İç açılarının her birinin ölçüsü 60° dir.
F
Faktöriyel : n Î N+ olmak üzere 1 den n ye kadar doğal sayıların çarpımına n faktöriyel denir ve n! İle gösterilir. Örnek : 5!=5.4.3.2.1
G
Geniş açı : Ölçüsü 90° ile 180° arasında olan açılardır.

Geniş açılı üçgen : Bir açısı geniş açı olan üçgene denir.

Geometri : Şekilleri ve şekillerin çeşitli matematiksel özelliklerini inceleyen bilim dalına denir.

Grafik : İstatistik çalışmalarında elde edilen bilgiler, ilk bakışta anlaşılabilmesi için, resim, şekil veya çizgilerle gösterilir. Bu şekillere grafik denir.

Gram : Kütle ölçüsü temel birimi “gram” dır. +4° deki 1 cm3 saf suyun kütlesine “1 gram” denir. “g” harfi ile gösterilir.
I
Işın : Bir başlangıç noktası olup diğer taraftan sonsuza giden noktaların kümesine ışın denir. Eğer başlangıç noktası kümeye dahil değilse, buna yarı doğru adı verilir.

[AB AB ışını

]AB veya (AB AB yarı doğrusu
İ
İç açı : Köşesi çemberin bir iç noktası olan açıya çemberin iç açısı denir. Ölçüsü, gördüğü yayların ölçüleri toplamının yarısına eşittir.

İki kümenin farkı : A ve B herhangi iki küme olmak üzere, A nın elemanı olup da B nin elemanı olmayan elemanların kümesine A fark B kümesi denir. Fark kümesi A – B veya A\B ile gösterilir.

İkizkenar üçgen : İki kenarının uzunluğu eşit olan üçgenlere denir. Taban açıları eşittir. Tepe noktasından çizilen yükseklik; hem kenarortay, hem açıortaydır.

İkizkenar Yamuk : Paralel olmayan iki kenarı eş olan yamuğa ikizkenar yamuk denir. Karşılıklı açılar toplamı 180° dir.

İrrasyonel Sayılar : Rasyonel olmayan reel sayılara veya virgülden sonrası kesin olarak bilinmeyen sayılara denir. Qı ile gösterilir.

İstatistik : Bir sonuç çıkarmak üzere gözlem ve araştırma yolu ile elde edilen bilgilerin sayılarla ifadesine “istatistik” denir.
K
Kare : Kenarları ve açıları eşit olan dörtgene denir. Bir açısının ölçüsü 90° olan eşkenar dörtgendir. Karşılıklı kenarları paraleldir. Dört kenarının uzunlukları eşittir. Açıları birbirine eşit ve 90 ar derecedir. Alanı iki kenar uzunluğunun çarpınma eşittir.

Kavram : Geometrik şekilleri anlatmak için kullanılan sözcük ve terimlere denir.

Kenarortay : Bir üçgenin bir kenarının orta noktasını karşı köşeye birleştiren doğru parçasına kenarortay denir.

Kesen : Çemberi iki noktada kesen doğruya denir.

Kesir sayıları : Eş parçalara bölünmüş bir bütünün bir veya birkaç parçasına bu bütünün kesri, ve bu parçaları gösteren sayılara da kesir sayıları denir.

Kesişim : A ve B kümesinin ortak elemanlarından oluşan kümeye A ile B nin kesişim kümesi denir ve A Ç B ile gösterilir.

Kiriş : Bir çemberin üzerinde alınan iki noktayı birleştiren doğru parçasına kiriş denir.

Komşu açılar : Köşeleri ve birer kenarları ortak olan iki açıya komşu açı denir.

Küme : İyi tanımlanmış nesneler topluluğuna küme denir. Kümeyi oluşturan nesnelere kümenin elemanları denir ve Î sembolü ile gösterilir. Kümenin elemanı olmayan nesneler Ï sembolü ile gösterilir. Bir kümenin elemanlarının küme içinde yer değiştirmesi kümeyi değiştirmez. Kümede her eleman bir kez yazılır.

Küp : Tüm yüzleri kare olan dik prizmaya küp denir.

Küre : Uzayda, O merkezli ve |AB| = 2r çaplı bir yarım dairenin, [AB] etrafında 360° döndürülmesiyle elde edilen cisime küre denir.
L
Litre : Su, gazyağı, zeytinyağı ve süt gibi sıvı maddeler litre ile ölçülür. Sıvı ölçüsünün temel birimi “litre” dir. “ l ” ile gösterilir.
M
Matematik sistem : Boş olmayan bir küme ile bu küme üzerinde tanımlı bir veya daha çok işlemin oluşturduğu sisteme matematik sistem denir.

Medyan : Verilen bir sayı dizisinde terimler büyüklük sırasına göre yazıldıktan sonra ortadaki sayıya medyan denir. Dizinin terim sayısı tek ise tam ortasındaki sayı medyandır. Terim sayısı çift ise ortadaki iki terimin aritmetik ortası medyandır. Örnek : 6,8,10,11,12,14,16,17,18,20 sayı dizisinin medyanı ortadaki 12 ve 14 sayılarının toplamının 2 ye bölünmesi ile bulunur. Medyan =12+14/2=13

Merkez açı : Köşesi çemberin merkezinde olan açıya çemberin merkez açısı denir.

Metre : Uzunluk ölçüsü aracı ve uzunluk ölçüsü birimidir. Metre “m” ile gösterilir.

Metre küp (m3) : Hacim ölçüsü temel birimi “metre küp” tür. Metre küp “m3” biçiminde gösterilir.

Mod : Bir dizide en çok tekrar eden sayıya o dizinin modu denir. En çok tekrarlanan sayı birden fazla ise, bu sayıların her biri dizinin modu olur.

Mutlak değer : Bir reel sayının eşlendiği noktanın başlangıç noktasına olan uzaklığına x in mutlak değeri denir. X in mutlak değeri |x| şeklinde gösterilir.
N
Negatif Tam Sayılar : Z = {…, -3, -2, -1} kümesine negatif tam sayılar kümesi denir.

Nokta : Boyutsuzdur. Tanımsızdır. İzdir. Belirtidir.
O
Ondalık kesirler : Paydası 10 un kuvvetleri olan (10, 100, 1000, …) kesirlere ondalık kesirler denir. Örnek : 17,615

Oran : a ve b reel sayılarının en az biri sıfırdan farklı olmak şartıyla a / b ye, a nın b ye oranı denir.
Ö
Ölçek : Planda verilen iki nokta arasındaki uzunluğun bu iki nokta arasındaki gerçek uzunluğa oranına ölçek denir.

Özalt küme : Bir kümenin, kendisi dışındaki bütün alt kümelerine, bu kümenin özalt kümeleri denir.

Özalt küme sayısı : Kümenin eleman sayısını n ile gösterirsek, özalt küme sayısı = 2n - 1 dir. Boş kümenin özalt kümesi yoktur.

Özdeşlik : Çözüm kümesi R (Reel sayılar) olan eşitliklere özdeşlik denir.
P
Paralel kenar : Karşılıklı kenarları paralel olan dörtgene paralel kenar denir. Yamuğun bütün özelliklerini taşır. Karşılıklı kenarlarının uzunlukları eşittir. Karşılıklı açılarının ölçüleri eşittir. Ardışık iki açının ölçüleri toplamı 180° dir. Köşegenler birbirini ortalar. Paralel kenarın alanı bir kenarı ile bu kenara ait yüksekliğin çarpımına eşittir.

Pay : Bütünden kaç eşit parça alındığını gösteren sayıdır.

Payda : Bütünün kaç eşit parçaya bölündüğünü gösteren sayıdır.

Permütasyon : Bir küme elemanlarının belli bir sıraya göre dizilişlerinin her birine “bir permütasyon” denir.

Piramit : Tabanı çokgen, yanal yüzeyleri ise ortak bir tepe noktasında birleşen çokgenlerden oluşan çok yüzlülere piramit denir.

Pisagor bağıntısı : Bir dik üçgende dik kenarlarının kareleri toplamı hipotenüsün karesine eşittir.

Plan : Bir evin, bir mahallenin, bir köyün ya da bir ilçenin caddelerinin ve sokaklarının belli bir oran dahilinde küçültülerek kuş bakışı görünüşünün kağıda çizilmesine plan denir.

Pozitif Doğal Sayılar : Bakınız: Sayma sayıları.

Pozitif Tam Sayılar : Z = {1, 2, 3, ….} kümesine pozitif tam sayılar kümesi denir.
R
Rakam : Sayıları ifade etmeye yarayan sembollere denir.

Rasyonel Sayılar : a, b birer tam sayı ve b≠ 0 olmak üzere; a / b şeklinde yazılabilen sayılara rasyonel sayılar denir. Rasyonel sayılar kümesi Q ile gösterilir.

Reel ( Gerçel) Sayılar : Rasyonel sayılar ile irrasyonel sayılar kümesinin birleşimi olan kümeye denir. Reel sayılar kümesi : R = Q È Qı şeklinde ifade edilebilir.
S
Saat : Zaman ölçüsü birimi “saat” tir. Saati kısaca “sa” ile gösteririz.

Saniye : 1 dakikalık sürenin altmışta birine saniye denir ve “sn” ile gösterilir.

Sapma : Bir dizinin terimlerinin her biri ile aritmetik ortalama arasındaki farka sapma denir. Fark negatif ise negatif sapma, fark pozitif ise pozitif sapma olur.

Sayı : Rakamların bir çokluk belirtecek şekilde bir araya getirilmesiyle oluşturulan ifadelere denir.

Sayı değeri : Sayıda, rakamların bulunduğu basamak düşünülmeden, her rakamın ifade ettiği sayıya o rakamın sayı değeri denir. Örnek : 1048 sayısındaki 4 rakamının sayı değeri 4’tür.

Sayının kuvveti : Bir tam sayının kendisi ile kaç defa çarpılacağını gösteren sayıya o tam sayının kuvveti denir. (Bakınız : Üs)

Sayma Sayıları : N+ = {1,2,3,4, …} kümesine sayma sayıları kümesi veya pozitif doğal sayılar kümesi denir.
T
Tam açı : Ölçüsü 360° olan açıdır.

Tam Sayılar : Z = {…, -3, -2, -1, 0, 1, 2, 3, ….} kümesine tam sayılar kümesi denir.

Tam sayılı kesir : Sıfır hariç bir tam sayı ve basit kesir ile birlikte yazılan kesir sayılarına tam sayılı kesir denir. Örnek : -3. 1/5, 5. 8/15

Tanımsız terim : Geometrinin bazı terimleri tanımlanmamıştır. Bu terimler kabullenmedir. Bunlara tanımsız terim denir. Örnek : Nokta, doğru, düzlem geometrinin tanımsız terimleri arasındadır.

Teğet : Çemberle bir noktası ortak olan doğrulara teğet denir. Bir çemberde teğet, değme noktasından geçen yarıçapa diktir.

Tek sayı : 2n – 1 genel ifadesiyle belirtilen tam sayılardır. Diğer bir ifade ile 2 ile bölündüğünde kalanı 1 olan tam sayılara tek sayı denir. Tek sayılar kümesi : T = {…,-5,-3,-1,1,3,5,…} şeklinde gösterilir.

Terim : Bir bilim dalı içerisinde özel anlamı olan kelimelere denir.

Ters açılar : Kesişen iki doğrunun oluşturduğu dört açıdan herhangi ikisine birbirine komşu olmayan açılar (ters açılar) denir. Ters açılar birbirine eşittir. Komşu iki ter açının toplamı 180° dir.

Ters orantı : Orantılı iki ifadeden biri artarken diğeri azalıyor, biri azalırken diğeri artıyorsa bu iki ifade ters orantılıdır.

Tümler açılar : Ölçüleri toplamı 90° olan komşu açılara tümler açılar denir.
Ü
Üçgen : A, B, C ; üçü birden doğrusal olmayan üç farklı nokta olmak üzere, [AB], [AC] ve [BC] doğru parçalarının birleşimine ABC üçgeni denir.

Üçgenin alanı : Herhangi bir üçgenin alanı, tabanı olarak alınan bir kenarın uzunluğu ile bu tabana ait yükseklik uzunluğu çarpımının yarısına eşittir.

Üs : a bir reel sayı, n bir pozitif tam sayı olmak üzere; n tane a sayısının çarpımı an dir. an ifadesindeki a ya taban, n ye kuvvet (üs) denir. Üs, tabanın kendisiyle kaç kez çarpılacağını gösterir.
V
Vektör : Doğrultuları, yönleri ve boyları aynı olan yönlü doğru parçalarının kümesine, düzlemde bir vektör denir.

Venn Şeması : Kümenin bütün elemanlarını kapalı bir eğri içinde yazmaya venn şeması ile gösterme denir.
Y
Yamuk : Yalnız iki kenarı paralel olan dörtgene yamuk denir. Paralel kenarlarla bir yan kenarın oluşturduğu iki açının toplamı 180° dir.

Yarı doğru : Bakınız : Işın.

 

A
Agnostisizm : Tanrı’nın var olup – olmadığının bilinemeyeceğini savunan görüş Agnostisizm’dir (Bilinemezcilik). Örneğin sofist düşünürlerden Protagoras “Tanrılar üzerine bilgi edinmekte çaresizim; ne var oldukları ne de olmadıkları, ne de ne şekilde oldukları üzerine …” Agnostisizm adını ilk kullanan Thomas Huxley’e göre duyularımızla kavrayamadığımız şeyler konusunda kesin bir şey söyleyemeyiz. Tanrı da duyularla kavranamadığı için var olup-olmadığını söyleyemeyiz.

Ahlak kuralları : Toplum tarafından oluşturulan iyi – kötü kavramlarından; iyinin yapılması, kötünün yapılmamasını emreden davranış kurallarına ahlak kuralları denir.

Aile : Aralarında gerçek ya da varsayımlı kanbağı bulunan, karşılıklı hak ve ödevleri üstlenen insanların oluşturduğu toplumun en küçük birimine aile denir.

Akıl Yürütme : Kişiler, geçmiş yaşantıları, gözlemleri ve öğrenmeleri sonucunda oluşturdukları somut ve soyut tasarımlar arasında mantık ilkelerine uygun bağlantılar kurarak yeni yargılara varırlar. Buna akıl yürütme denir.

Alt Eşik : Duyu organlarının bir uyarıcıyı belli belirsiz almaya başladığı en düşük şiddettir.

Algı: Nesne ya da olayların beyinde işlenerek, anlamlı bütünler olarak kavranmasına algı denir.

Algıda Değişmezlik : Nesne ya da olayların farklı ortamlarda hep aynıymış gibi algılanmasına algıda değişmezlik denir.

Algıda Örgütleme (Organizasyon) : Duyumları oluşturan nesne ya da olayların, zihin tarafından bir düzene konulup biçimlendirilmesine algıda örgütleme denir.

Algıda Seçicilik : Organizmanın, çevresinde bulunan çok sayıda uyarıcı nesne, ya da olaydan, bir ya da bir kaçına dikkatini yöneltmesine algıda seçicilik denir.

Anaerkil (Matriyarkal) Aile : İlkel toplumlarda görülen anaerkil ailede, ailenin sorumluluğu birinci derecede kadının üzerindedir. Doğal işbölümü nedeniyle kadınlar toplayıcılık, erkekler avcılık işini üstlendiler. Doğurgan olan ve çocuklara doğal yapısı gereği daha yakın bulunmak zorunda olan kadın, ailenin yaşamını sürdürmesinde daha önemli idi. Sonuç olarak ailenin beslenme, barınma, soğuktan, sıcaktan korunma görevi kadının sorumluluğundaydı. Klanlarda görülen bu aile biçiminde akrabalık bağı kandaşlığa değil, totemdaşlığa dayalıdır. Erkek ve kadın aynı klanda yaşamadıklarından ve çocuklar annenin klanında yaşadığından yalnızca ana akrabalığı vardı.

Analitik felsefe : Felsefeye bilimlerin dilini analiz etmek işlevi yükler. Böylece felsefe, düşünsel bir etkinlik alanı olmaktan çıkarılır, yalnızca dil analizleri yapan bir alan haline getirilir. Felsefe, bilimlerin dilini çözümleyecek, onların kavram yapılarını araştıracaktır. Bunu yaparken de sembolik mantığı kullanacaktır. Neo pozitivizm (yeni pozitivizm) ya da mantıkçı empirizm adıyla da anılan analitik felsefe, felsefeyi modern (sembolik) mantık alanı olarak görür.

Anarşizm : Toplumsal yaşamı düzenleyen tüm kurum ve kuralları reddeden anarşizm, doğal olarak ahlak kurallarının egemenliğini de reddeder. Bireysel iradenin her şeyin üstünde olduğunu savunan anarşizmin kurucusu Proudhon ve diğer temsilcileri Bakunin, Kropotkin ve Stirner, ahlak yasalarının diğer yasalar gibi insanları kolay yönetmek için uydurulduğunu savunurlar.

Anayasa : Devletin temel yapısını, biçimini, örgütünü, bu örgütün işleyiş kurallarını, milli egemenliğin nasıl kullanılacağını kişilerin hak ve özgürlüklerini belirleyen en temel kanundur.

Anayasa Mahkemesi : Parlamentonun yaptığı yasaların anayasaya uygun olup olmadığını denetler. Anayasalar yasalardan üstündür ve yasalar anayasaya uygun olmak zorundadır. Çünkü anayasalar halk oyuyla kabul edilir ve halkın doğrudan yaptığı anayasalar, temsilcilerinin yaptığı yasalardan üstün sayılır.

Anket : Önceden hazırlanmış soruların yazılı olarak üzerinde inceleme yapılan insanlara doğrudan yöneltilmesi ve sonuçlarının değerlendirilmesidir.

Anksiyete Nevrozu :Kaygı düzeyinin yükselmesi sonucu bedensel gerginliğin ve ruhsal tedirginliğin artmasıyla yaşanan panik durumudur. Bu durum, hasta tarafından ölüm korkusu, sıkıntı, sıkışma olarak anlatılır.

Anoloji : İki benzer olay arasında karşılaştırma yaparak sonuca ulaşmaktır. Arjantin’de enflasyon oranı yüksek olduğundan toplumsal muhalefet fazladır. Yunanistan’da da enflasyon oranı yüksektir. O halde, Yunanistan’da da toplumsal muhalefet fazladır.

Anoloji (Andırma) : İki olaydaki benzerliklerden yararlanarak, birinde var olan özelliği diğerinde de var saymaktır. Örnek : “Güney Afrika Cumhuriyeti’nde altın madeni çıkar ve Güney Afrika Cumhuriyeti zengin bir ülkedir.” “Türkiye’de altın madeni çıkar.” “O halde Türkiye de zengindir.” Anoloji, zihnin özelden özele sonuç çıkarmasıdır ve doğruluk değeri olasılıklıdır.

Anormal davranış : Belirli doğal ve toplumsal ortamlarda dıştan ve içten gelen belirli şiddet ve süredeki uyaranlara, insanın alışagelenin dışında hatalı, kurala uymayan, uygunsuz cevap vermesi tepki göstermesidir.

Antropoloji (insanbilim) : Evrim sürecinde, insanın değişen biyolojik yapısını, bedensel özelliklerini, ırklara ayrılıp ayrılmayacağını, ilkel toplulukları ve bunların kültürlerini inceleyen bir bilimdir.

Aralıklı ya da Toplu Öğrenme : Öğrenme sürecini zaman içine yayarak, kısa çalışma süreleriyle yapmaya aralıklı öğrenme denir. Bunun tersi olarak, öğrenme sürecini uzun çalışma süresi içinde ara vermeden yapmaya toplu öğrenme denir.

Ara mal : Üretim mallarının tüketim malı haline dönüştürülürken aldığı yeni biçim ara maldır. Örneğin, un, buğdaydan ekmek elde etme sürecinde ara maldır. Ara mallar da üretim malı sayılır.

Arz (Sunu) : Piyasaya sunulan mal miktarıdır.

Aşırı Uyarılma : Organizmanın alıştığı düzeyin üzerinde uyarıcı ile karşılaşması sonucu fizyolojik ve psikolojik anlamda çevreye uyum gücünün azalmasıdır.

Ataerkil (Patriyarkal) Aile : Toplumda tarımsal üretimin kökleşmesi ve ticari yaşamın yaygınlaşması sonucu ekonomik gücü, devletin doğuşu ve köleciliğin yaygınlaşması ile siyasi gücü eline geçiren erkek, aile içinde de mutlak güç olmaya başladı ve ataerkil aile doğdu. Ataerkil ailede söz ve miras hakkı erkeklerin elindedir. Erkek ekonomik gücü elveriyorsa birden çok kadınla evlenir. Bu aile biçimi ağırlıklı olarak İlk Çağ köleci toplumlarında görülür.

Ateizm : Tanrı’nın varlığını reddeden görüş ateizmdir. (Tanrı tanımazlık). Ateizm tanrı’nın varlığını reddederek evreni, evrene dayanarak açıklamaya çalışır. Bu nedenle ateizmi savunan düşünürler genelde materyalisttir.

Ayet : Kur’an-ı Kerim’de sureleri meydana getiren uzun veya kısa vahiy ifadelerine ayet adı verilir.

Azlık : Mal ya da hizmetin ihtiyaca göre doğada az bulunması ya da az üretilmesi değeri yükseltir. Örneğin, altın, elmas, uranyum az bulunduğu için değerlidir.
B
Bellek (Hafıza) : Yaşam boyunca öğrenilen bilgilerin, davranış kalıplarının, deneyimlerin, anıların depolanıp saklanması ve hatırlanmasıdır

Bencillik (Egoizm) : İnsan eylemlerinin kökeninde “ben sevgisi” vardır. Ahlak ise insanın kendini koruma güdüsünün dışa vurulmasından başka bir şey değildir. Bu görüşü savunan Thomas Hobbes’a göre, insanda, hayvanlarda olduğu gibi “kendini sevme” ve ”kendini koruma” içgüdüleri vardır. Dolayısı ile insan doğası gereği “bencil” dir. Bencil olan insan her şeyden önce kendi “çıkar” ını düşüneceğinden evrensel bir ahlak yasası yoktur.

Benlik : İnsanın, kendi kişiliğine ilişkin kanıları, kendini tanıma ve değerlendirme biçimidir. Kişiliğin iki yönü vardır. Birinci yönü, dışa yansıyan, daha çok başkaları tarafından değerlendirilen ve davranışlarına yansıması ile de ölçülebilen yandır. İnsanın bu yönü nesneldir. Kişiliğin ikinci yönü ise dışarıya pek yansımayan yani bireyin kendini tanımladığı biçimidir. İşte kişiliğin, bu öznel yönü benliktir ve benlik ölçülerek değil, yorumlanarak anlaşılabilir.

Berdel : Farklı akraba gruplarından insanların karşılıklı olarak birbirlerinden kız alıp vermek üzere anlaşarak evlenmeleridir. Bir gruptan bir erkek, başka bir gruptan bir kadınla evlenirken, karşı gruptan bir erkekle o gruptan bir kadını alır. Bu evlilik biçimine ise başlık parasından kurtulmak için başvurulur.

Bilgi Kuramı (teorisi) : Sübje (bilen) ile obje (bilinen) arasındaki ilişkiyi inceleyen bilgi felsefesi alanına bilgi kuramı denir. Sübjenin, objeyi incelerken ulaşacağı sonuçlar felsefe açısından tartışmalıdır.

Bilginin kaynağı : “İnsan bilgiye hangi araçlarla ulaşır?” sorusuna yanıt arar. Bu soruya verilen yanıtlar farklı felsefi sistemlerin doğmasına yol açar. Bilginin kaynağı akıldır, çünkü duyu organlarının bilgisi zorunlu ve kesin değildir diyen rasyonalizme karşı empirizm, bilginin kaynağı deneydir, doğru ve kesin bilgiye duyu organları aracılığı ile yapılan deney ve gözlem ulaştırır görüşünü savunur. Entüisyonizm (sezicilik) ise bilginin kaynağının sezgi olduğunu ileri sürer.

Bilimsel Bilgi : Özne (sübje) ile nesne (obje) arasındaki ilişkinin sınırlı bir konuda ve belli bir yöntemle her zaman geçerli sonuçlara ulaşmak için amaçlı ve sistemli olarak kurulması sonucu bilimsel bilgi elde edilir.

Bilinç : Belirli bir zaman sınırı içinde insanın kendisinden ve çevresinden haberdar olması haline bilinç denir. Bilinç olmadan algılama dikkat, düşünme, hatırlama vb. zihinsel işlevlerden söz edilemez.

Boşanma : Evlilik sonucu oluşan ailede karşı cinslerin, toplumca veya hukukça evlilik bağlarının sona erdirip ayrılmalarına boşanma denir.

Bürokrasi : Yasaların uygulamalarını üstlenen memurların idari işleyişidir.
C
Cins : Cins, “altında türlerin sıralandığı şeydir” diye tanımlanabildiği gibi, “gerçekleri farklı olan şeylere, bunlar denir diye sorulduğunda verilen yanıttır” biçiminde de tanımlanabilir. Örneğin, “domates, biber, patlıcan nedir?” diye sorulduğunda, “sebze” yanıtı cinsi gösterir. İçlem açısından bakıldığında “cins, özellikler yığınıdır.”
Ç
Çatışma : Aynı anda ulaşılması imkansız iki güdüden bir tanesini seçememenin verdiği kararsızlık halidir. İki güdü çatıştığında birinin doyumu diğerinin engellenmesine yol açar. Bu nedenle çatışma engellenmeye neden olan bir etken olarak da görülebilir.

Çekirdek (Modern) Aile : Sanayi toplumları ile birlikte üretimde iş gücüne talep duyulması kadını aile içinde çalışan birey olmanın dışında, dışarıda da çalışıp para kazanan birey durumuna getirir. Öte yandan felsefede etkinleşen kişi hak ve özgürlükleri, devlette demokratikleşme, dinde laikleşme kadını etkiler ve onları da erkekle eşit bir birey olma mücadelesine zorlar. Böylece anne-baba ve evlenmemiş çocuklardan oluşan, kadınla erkeğin hukuksal eşitliğine dayanan çekirdek aile yerini alır.

Çevre : Canlı davranışlarını etkileyen ve kalıtımsal olmayan bütün etkenleri, uyarıcıları (uyaranları) içerir.

Çıkarım : Verilen önermelerden zihnin sonuç çıkarmasına çıkarım denir. Çıkarımda verilen önermelere öncül, öncüllerden zihnin zorunlu olarak çıkardığı önermeye ise sonuç önermesi denir.
D
Danıştay : Hükümetle yurttaş arasındaki sorunları inceleyen Bölge İdare Mahkemeleri’ni denetler. Hükümetin gücünü kötüye kullanmasını ve yurttaşına haksızlık yapmasını önler.

Deflasyon : Ulusal paranın değerinin yükselmesi sonucu mal ve hizmetlerin fiyatlarının düşmesidir. Deflasyon üretimin tüketimden, dış satımın dış alımdan çok olması durumunda görülür.

Değer : İnsanların bir mala ya da hizmete yükledikleri öneme değer denir.

Deizm : Tanrı’nın evreni kendi yasalarına göre işleyen bir düzen olarak yarattığını savunur. Ancak yaratan ve düzeni kuran Tanrı’nın, evreni kendi başına bıraktığını kabul eder. Bu yüzden deizm, dinsel dogma ve ilkelerin varlığını kabul etmez. Deizm’e göre Tanrı’nın vahiy, mucize gibi kanıtlara gereksinimi yoktur.

Demokrasi : Halkın doğrudan ya da seçtiği temsilcileri aracılığı ile kendini yönettiği yönetim biçimine demokrasi denir.

Demokratik Devlet : Yasama, yürütme, yargı güçlerini kullanan kurumların temsilcileri yetkilerini halktan alırlar ve seçimle belirlenirler. Ayrıca bu güçler birbirlerinden bağımsız organlar tarafından kullanılır.

Deney :Varsayımı kanıtlamak üzere sonucu etkileyen değişkenlerle sonuç arasındaki ilişkiyi saptamak üzere pratik uygulamalar yapmaktır.

Deneysel Psikoloji : Deneysel psikoloji bir davranışı etkileyen çevre koşullarını ve uyarıcıları tanımlayıp ölçerek hangi davranışı, nasıl ve ne derecede etkilediğini bulmayı amaçlar. Bunu yaparken hayvanlar üzerinde laboratuar deneyleri yapar, bunları insan davranışları ile karşılaştırır.

Deneysel Yöntem : İncelenen olayla ilgili neden sonuç ilişkilerini saptamak üzere araştırmacının uygun laboratuar koşullarında hazırladığı ve incelediği kişi ya da nesneyi yönlendirebildiği yöntem, deneysel yöntemdir. Deneysel yöntem sırasında incelenen insana denek, hayvana kobay adı verilir.

Determinizm : İnsanın, “ahlaki eylemleri ile ilgili kararları, içten ve dıştan belirlenen koşulların etkisiyle oluşur” görüşüne dayanarak ahlaki eylemlerinde özgür olmadığını savunan filozoflar vardır. Bunlar ahlak felsefesi alanında deterministtir .

Devalüasyon : Bir devletin ulusal parasının yabancı paralar ve altın karşısında değerinin düşürülmesidir. Yüksek enflasyon yaşayan devletlerin dış borçlarının artması sonucu, ulusal paranın değeri resmi olarak düşürülür. Bu değer düşürme işleminde IMF, Dünya Bankası gibi uluslar arası finans kuruluşlarının zorlamasının etkisi büyüktür.

Devlet : Sınırları belirli bir toprak parçası ile bu topraklarda yaşayan insanlar üzerinde egemenlik hakkı kullanan siyasal, sosyal, kültürel ve ekonomik örgütlenmelere devlet denir.

Dil : Duygu ve düşünceleri yapay işaretlerle anlatmaya yarayan bir dizgedir (sistemdir).

Dini kurallar : Allah (c.c.) tarafından insanların dünya ve ahirette kurtuluşa ermeleri, mutlu ve huzurlu olmaları için gönderilmiş ilahi kanun ve kurallardır.

Dinsel Bilgi : Özne (sübje) ile nesne (obje) arasındaki ilişkinin inanç, Tanrı, kutsal kitap ve din çerçevesinde kurulduğu bilgi, dinsel bilgidir.

Doğal Gözlem : İncelenen olayların kendi doğal ortamında, müdahalede bulunulmaksızın gözlemlenmesidir.

Doğruluk (Hakikat) : Bilginin bilgi konusu ile tam uygunluk içinde bulunmasıdır. Bir bilginin doğruluğu, onun kanıtlanabilmesi ile mümkündür. Çünkü doğruluk düşünce ile nesne (obje) nin uygunluğudur.

Duyarsızlaşma : Duygusal yaşamda tekrar tekrar karşılaşılan uyarıcıyı organizmanın belli bir süre sonra kanıksamamasıdır. Örneğin: Annesi tarafından sık sık azarlanan bir çocuk, bir süre sonra annesinin azarlamasına karşı duyarsızlaşabilir.

Duyum : Organizmanın iç ve dış çevreden gelen uyarıcıları duyu organı aracılığı ile alıp sinirsel enerji haline dönüştürmesi sürecine duyum denir.

Duyumun Eşiği : Duyu organlarının bir uyarıcıyı almaya başladığı sınırdır.

Duyusal Uyum : Duyu organlarının çevredeki uyarıcılara alışkanlık göstererek, onlara tepki vermemesidir.

Düalizm (ikicilik) : Materyalizmle idealizm arasında bir uzlaşma çabasıdır. Descartes’a göre varlık madde ve ruh olmak üzere iki cevherden oluşur. Ruhun işlevi düşünmek, maddenin işlevi uzayda yer kaplamaktır. Evrendeki nesne dünyasındaki varlıklar salt madde, Tanrı ise salt ruhtur. İnsanda madde ve ruh bir aradadır.

Dürtü : Organizmadaki eksikliği gidermek için doğan güçtür.

Düşünme : Olay ve nesneler yerine onların simgelerini (işaretlerini) kullanarak yapılan zihinsel bir işlem ve sorunlara çözüm arama yoludur. Düşünme yeteneği en fazla olan canlı insandır. Fare, maymun gibi üst düzey canlılarda da düşünme yeteneği vardır. Fareler eski deneyimlerinden yararlanarak karşılaştıkları problemleri çözebilirler.
E
Eğitim : İnsanın toplum yaşamına uyum sağlayabilmesi ve yeteneklerinin geliştirilmesi için uygulanan yöntemlere eğitim denir.

Eğitim Psikolojisi : Psikolojinin bulgularının eğitim ve öğretime uygulanarak kolaylıklar ve ilerlemeler sağlanması eğitim psikolojisinin konusuna girer.

Ekonomi : İnsanların ihtiyaç duyduğu mal ve hizmetlerin nasıl üretildiğini, bölüşüldüğünü ve tüketildiğini inceleyen bir bilimdir.

Ekzogami (dışarıdan evlilik) : Seçilen eşin akraba grubu dışından olması durumudur.

Embesil (Budala) : Yaklaşık 20 – 49 zeka bölümüne sahiptirler. Belirli oranlarda da olsa gereksinimlerini karşılayabilirler. Yeme, içme, giyinme, soyunma gibi becerileri kazanabilirler. İleriki yaşlarda da 5 – 6 grubundaki çocukların davranışlarını gösterirler.

Emek : Doğal kaynakları işleyen, biçimini ve yerini değiştiren, adedini çoğaltan kas gücü yani iş gücüdür. Bir mal ya da hizmetin üretiminde verilen emek değerin belirlenmesinde etkili olur. Örneğin el dokuması halı çok emek verilerek üretildiği için fabrikasyon halıdan daha değerlidir.

Empirizm (Deneycilik) : Doğru bilgiye duyu verileri ve deneyle ulaşılabileceğini savunan akımdır. İnsan aklında doğuştan bilgi olmadığını ve bilgiye dış dünyadan gelen deney verileri ile ulaşılabileceğini ileri sürer. Bilginin kaynağı deneydir. Empirizm deneye dayanan fiziği temel alır. Empirizmin ilk örnekleri ilkçağda Epiküros’ta görülür. Ona gör bütün bilgilerin ilk kaynağı duyudur.

Endogami (içerden evlilik) : Seçilen eşin akraba grubu içinden olması durumudur.

Endüstri (Sanayi) Psikolojisi : Üretimde verimi artırmak amacıyla, insan emeğinin daha üretken hale getirilmesi endüstri psikolojisinin konusuna girer.

Enflasyon : Mal ve hizmetlerin fiyatlarının yükselmesi sonucu paranın satın alma gücünün düşmesidir. Enflasyonun nedeni, dış satımın (ihracatın) az, dış alımın (ithalatın) çok, üretimin az, tüketimin çok olması yani bütçe açığıdır. Bir devlet ürettiğinden çok tüketiyorsa, sattığından çok alıyorsa enflasyon yaşar.

Engellenme : Elde etmek istediğimiz bir nesneye, ulaşmak istediğimiz belirli bir amaca varmamız engellendiğinde ya da bir gereksinmemizin giderilmesi önlendiğinde, duyduğumuz olumsuz duyguya engellenme denir.

Entüisyonizm (Sezgicilik) : Kesin ve değişmez bilgilere sezgi aracılığı ile ulaşılabileceğini savunan akım enstüisyonizmdir.
F
Farklılaşma Eşiği : Bir uyarıcıda fark edilebilen, en küçük şiddet değişmesidir. Yani, aynı türden iki uyarıcıda şiddet farkının ayırt edildiği ilk noktadır. Örneğin : İki kırmızı ışığın birbirinden ayıt edilebilmesi için, dalga boylarında belirli bir miktar fark olmalıdır.

Fayda : Mal ve hizmetin değerini kullanana sağladığı fayda belirleyebilir. Örneğin, araba, ev insanların yaşamlarını kolaylaştırdığı için değerlidir.

Felsefe Açısından Ahlak : İnsan davranışlarını iyi ya da kötü olarak nitelendiren yaptırım gücünü ağırlıklı olarak bireyin vicdanından alan kurallara ahlak denir. Ahlak felsefesi (etik) ise ahlak alanını yöneten değerlerin neler olduğunu, özünü ve temellerini araştıran ahlaki eylemlerin ölçütlerini koyan özel bir felsefe alanıdır.

Felsefe Bilgisi : Özne (sübje) nin, evreni, insanı, evrende insanın yeri ve kaderini salt düşünce temelinde sistemli olarak açıklama ve yorumlama çabasına felsefi bilgi denir.

Fenomenoloji (Görüngübilim) : Fenomenoloji, pozitivizmin duyusal verileri yani olguları ön plana çıkaran anlayışına karşı “genel objeler” in ruhsal (tinsel) olarak kavranabileceği anlayışını ortaya koyar. Görünenler (fenomenler) içinde bulunan “öz” doğru bilgidir ve bu “öz” ancak bilinçle kavranır.

Fiyat (Eder) : Mal ve hizmetlerin birim para insinden değerine fiyat denir. Mal ve hizmetlerin değeri fiyata göre belirlenir. Mal ve hizmetlerin fiyatları piyasalarda oluşur. Piyasalar alıcı ve satıcıların karşı karşıya geldiği yerlerdir.

Fizik Antropoloji : İnsanın biyolojik yapısında meydana gelen değişmeleri, ırkların kökenini inceler.

Fiziksel (nesnel) Engeller : Bireyin amacına ulaşmasını engelleyen yağmur, kar, uzaklık, yangın gibi fiziksel nesne ve olaylara fiziksel (nesnel) engeller denir.

Fiziksel İllüzyon : Ortamdaki uyarıcının fiziksel ya da fizyolojik nedenlerden dolayı her insan tarafından aynı şekilde yanlış algılanmasıdır.

Fizyolojik Güdüler : Organizmanın yaşamı sürdürebilmek için gidermek zorunda olduğu temel gereksinimlerden kaynaklanan güdülere fizyolojik güdüler denir.

Fobik Nevroz : Gerçekte hiçbir tehlike olmadığı halde mantık dışı duyulan korkulardır. Örneğin, yükseklikten, kapalı yerlerde kalmaktan, asansörden, kalabalıktan, karşı cinsten korkmak fobik nevroz örnekleridir.
G
Geçmiş Yaşam Deneyimleri : Geçmişte yaşadığımız olay ya da olaylar, ilgili nesnelerin bellekte bıraktığı izler, yeni algılamalarımızı etkiler. (koşullanma-telkin)

Gelenek : Bir toplumun, yüzyıllar öncesinden kendi içerisinde doğan, kuşaktan kuşağa geçerek özel bir bağ oluşturan davranış kurallarıdır. Bunlara örf ve adetler veya töre de denir.

Gelişim Psikolojisi : Gelişim psikolojisi, yaşa bağlı davranış değişikliklerini inceler. Çocukken büyük bir dikkatle ve keyifle izlenen çizgi filmler büyüyünce ilgi çekici olmaktan çıkabilir. Gelişim psikolojisi çocuk psikolojisi ve yetişkin psikolojisi olmak üzere ikiye ayrılır.

Genelleme : Birbirine benzeyen varlıkları ortak özellikleriyle düşünmektir. Örneğin, köpek kavramı sayesinde her gördüğümüz köpeği tek tek incelemeden (tüyleri olduğuna, havladığını, et yediğini, sadık olduğunu) diğer köpeklerle aynı ortak özelliklere sahip olduğunu biliriz.

Genel Uyarılmışlık Hali ve Kaygı : Kişinin bilincinin açık ve tamamen uyanık olmasına, enerjisini yapacağı işe verebilmesine genel uyarılmış hali denir. Herhangi bir öğrenmenin yapılabilmesi için bireyin enerjisini yaptığı iş üzerinde yoğunlaştırması gerekir. Ekrandaki bu metni okurken, aynı zamanda gitmeyi düşündüğünüz tiyatroya, kimlerle gideceğinizi tasarlıyorsanız büyük olasılıkla öğrenme gerçekleşmeyecektir.

Gerçeklik : İnsan bilincinden bağımsız olarak var olanlardır. Gerçeklik varlığın bir özelliği başka bir deyişle var oluş tarzıdır.

Gereksinim (İhtiyaç) : Organizmada herhangi bir eksikliğin hissedilmesidir.

Geriye Ket Vurma : Yeni öğrenilen bilgilerin önceki öğrenilenleri unutturmasıdır. Örneğin, matematik dersinden öğrendiğiniz pratik çözüm yolu uzun ispatlara dayalı eski bilgilerinizi unutturabilir.

Gestalt Tedavisi : Gestalt terapisinin amacı, insanların kendileri ile ilgili bütün yönlerin farkında olmalarını kolaylaştırarak, kendilerine saygı, bağımsızlık ile kararlarının ve seçimlerinin sorumluluğunu üstlenebilmelerini sağlamaktır.

Girişim : Üretim faaliyetlerini planlayan, düzenleyen ve örgütleyen beyin gücüdür.

Görgü kuralları : İnsanların birbirleri ile olan ilişkilerinde saygıyı, sevgiyi ve hoşgörüyü esas alan kurallardır.

Görüşme (Mülakat) : İncelenen insanın, duygu, düşünce, davranış ve tutumlarını saptamak amacı ile yüz yüze yapılan sözlü söyleşidir. Güvenilir bir görüşme için görüşmecinin alanında uzman olması, ortamın ve görüşme süresinin, görüşülen insanı olumlu ya da olumsuz yönde etkilemeyecek biçimde düzenlenmesi gereklidir.

Gözlem : Olayları kendiliğinden oluşan oluşum biçimleri içinde amaçlı ve sistemli olarak izlemek ve kaydetmektir. Sosyolojide, toplumsal yaşamla ilgili olayları oluşum koşulları içinde amaçlı ve sistemli bir biçimde izlemek ve kaydetmektir.

Güçler Ayrılığı İlkesi : Demokrasilerde, kişi hak ve özgürlüklerinin güvence altına alınması amacı ile yasam, yürütme, yargı güçleri ayrı organlarca kullanılır. Demokrasilerde yasama gücünü parlamento, yürütme gücünü hükümet, yargı gücünü bağımsız mahkemeler kullanır. Bu güçler arasındaki ilişkilerin sınırları yasalarca belirlenmiş ve özellikle yasam ve yürütmenin (parlamento ve hükümetin) yargıya müdahalesi olabildiğince azalmıştır.

Güdü : Organizmanın, gereksinimini karşılamak üzere bir davranışı yapmaya istekli duruma gelmesidir.

Güdülenme : Hayvan ya da insanda organizmayı belirli bir amaca yönelik davranışa iten sürecin tümüne güdülenme denir.
H
Halk : Devletin üzerinde egemenlik hakkını kullanıp yönettiği insanlardır.

Halüsinasyon (Sanrı) : Ortamda olmayan uyarıcıların varmış gibi algılanmasıdır.

Hatırlama : Kişilerin, nesnelerin, olayların, yaşam deneyimlerinin, öğrenilen bilgilerin istenildiğinde bellekte yeniden canlandırılmasıdır. Hatırlama, belleğin tanımadan daha ileri ve üst düzeydeki bir işlevidir.

Hayal kırıklığı : Engellenmişlik duygusunun çok şiddetli bir şekilde yaşanmasıdır.

Hazırlayıcı Kurulum (Beklenti) : Olmasını ya da gerçekleşmesini beklediğimiz bir olay algılamayı etkiler. Birey neye hazırlanıyorsa, neyi bekliyorsa, onu algılama eğilimindedir. Bu duruma da hazırlayıcı kurulum denir.

Hedonizm : İnsanın haz duyduğu şeylerle mutlu olabileceğini savunur. Haz duyulan şeyler öznel olduğundan evrensel bir ahlak yasasından söz edilemez. Bu görüş, ilkçağ düşünürlerinden Aristippos’a göre, “iyi” nin ve “kötü” nün ölçütü hazdır. Haz veren şeyler “iyi” , acı veren şeyler ise “kötü” dür. Epiküros’a göre ise insan acıdan kaçarak ve hazza yönelerek mutlu olur.

Heyecan : Sevinç, korku, kızgınlık, üzüntü, kıskançlık, sevgi gibi nedenlerle ortaya çıkan güçlü ve geçici duygu dönemine heyecan denir.

Hipnoz : Sözle, bakışla ya da yardımcı nesneler kullanarak telkinle oluşturulan yapay uyku halidir. Hipnoz görünüşte uykuya benzeyen, ancak kişinin, hipnozu yapanın etki ve telkinlerine açık, çevrenin etkilerine karşı kapalı olduğu bir durumdur.

Hipokondriyasis : Hastalık hastalığı. Sağlıkla ilgili aşırı kaygı ve kuruntu durumu söz konusudur. Birey duyduğu hastalık belirtilerinin kendisinde de olduğunu zanneder. Kişi, hastalık hastasıdır.

Histerik nevroz : Acı veren duygu yüklü bir düşüncenin baskı sonucunda bedensel işlev kayıplarına neden olmasıdır. Kişinin hiç bir organik bozukluğu olmadığı halde, organlarında işlev kayıpları ortaya çıkabilir. Örneğin, kişinin acı çektiği bir düşüncesi nedeniyle sağır olması histerik nevroz örneğidir.

Hizmet : İnsanların sosyal ve kültürel ihtiyaçlarını karşılayan işlere hizmet denir. Hizmetler ikincil ihtiyaçların karşılanmasına yöneliktir. Hizmet, turizm, adalet, ulaşım, eğitim, sağlık, sanat, spor gibi alanlarda insanların ihtiyaçlarını karşılar.

Homeostasis (Dengeleme) : Organizmanın iç dengesini kendi çabasıyla korumasına homeostasis denir. Bir başka deyişle, yetersiz ya da aşırı uyarılma durumlarında organizmanın çevreye uyum gücünü kendi çabasıyla korumasına homeostasis denir.

Hukuk : Bireylerin birbirleriyle ve toplum ile olan ilişkilerini düzenleyen ve devlet gücünün desteğindeki yaptırımlarla uyulması zorunlu duruma getirilen kurallar bütünüdür.

Hukuk Devleti : İnsan hakları ve kişi hak ve özgürlüklerine dayanan evrensel hukuk kurallarına göre yapılan yasaların, yönetim görevini üstlenen kişi ve organları da bağladığı devlettir. Hukuk devleti “hukukun üstünlüğü” ilkesine dayanır.

Huy (Mizaç) : Kişiliğin doğuştan gelen, genelde fizyolojik kaynaklı ve kolay kolay değişmeyen yanıdır. Örneğin, içe dönüklük, karamsarlık, sinirlilik, heyecanlılık, dışa dönüklük gibi kişilik özellikleri huyu anlatır. “Can çıkar, huy çıkmaz”, “Huylu huyundan vaz geçmez” gibi atasözleri, huyun ne denli zor değişebileceğini ifade eder.

Hükümet : Parlamento tarafından onaylanan ve yürütme işlevini gören organ hükümettir. Yani hükümet, devletin kullandığı yasama, yürütme, yargı yetkilerinden yürütme yetkisini kullanan organdır.

Demokrasilerde hükümet, başbakan ve bakanlar kurulundan oluşur ve yaptıkları çalışmalar parlamento tarafından denetlenir.
İ
İbadet : Tanrı’ya inananların Tanrı’nın buyruklarına uygun olarak yaptıkları tapınmalardır.

İç Gözlem (İçe Bakış) : Bir uyarıcının etkisiyle bireyin yaşadığı duyguları kendi ağzından anlatmasıdır.

İçgüdü : Öğrenilmeden yapılan, niçin yapıldığının bilincinde olunmayan, türün tüm bireylerinde bulunan kalıtsal davranışlara içgüdü denir.

İdealizm : Gerçekte var olan düşünce ve ruhtur. Madde, düşünce ve ruhun ürünüdür.

İdiot (Aptal) : Yaklaşık 0 – 19 zeka bölümüne sahip insanlardır. Bunlar sürekli bakıma muhtaçtırlar. Kendi başlarına hiçbir gereksinimlerini karşılayamazlar. İleri yaşlarda bile yaklaşık 1 – 2 yaş grubundaki çocukların düzeyinde davranırlar.

İktidar : Devletin yasama, yürütme ve yargı yetkilerini kullanan yöneticilerdir.

İleriye Ket Vurma : Eski öğrenilen bilgilerin yeni öğrenilenleri unutturmasıdır. Örneğin, arkadaşınızın eski telefon numarası yeni öğrendiğiniz telefon numarasını unutturabilir.

İllüzyon (Yanılsama) : Ortamda var olan uyarıcı kaynağın (nesne ya da olayların) olduğundan farklı algılanmasıdır.

İman : Tanrı’nın buyruklarına kayıtsız koşulsuz inanılmasıdır.

İmgeleme : Düşünülen durum ya da olayın imgesinin (hayalinin – görüntüsünün) zihinde canlandırılmasıdır. Örneğin, çalışma odanızı düzenlemeyi düşündüğünüzde çalışma masanızın, kitaplığınızın önce nerede daha iyi duracağını gözünüzün önüne getirir, sonra yerlerini değiştirirsiniz. Bazı kişiler ise gördükleri durum ve nesneleri olduğu gibi tüm ayrıntılarıyla zihinlerinde canlandırabilirler. Buna fotoğrafsı imgeleme denir. İmgeleme, kavramlardan oluşan önermelerden farklı olarak somut bir nesneyi zihinde canlandırmaktır. Yani köpekleri değil “Karabaş” ı zihinde canlandırmaktır.

İmmoralizm : Ahlakın dışlandığı bu felsefi anlayışın en önemli temsilcisi Friedrich Nietzsche’dir. Nietzsche’ye göre iki tür ahlak anlayışı vardır. Her şeye boyun eğen, zamanının ahlak anlayışına körü körüne inanan “sürü insan” ın ahlakı “köle ahlakı” dır. “Güç iradesi” ni simgeleyen “üst insan”, “köle ahlakını” yıkıp yerine “efendi ahlakı” nı koymalıdır. “İyi” ve “kötü” ile uğraşmak yerine “güce” dayanan bir ahlak anlayışı oluşturulmalıdır.

İndeterminizm : Bu görüşe göre, insan ahlaki eylemleri ile ilgili kararları özgürce belirler.

İşleve Takılma : Nesneleri belli işlevlerinin dışında kullanmamak. Örneğin, su motoru su pompalamak için kullanılır. Ancak, Anadolu’nun birçok yerinde su motorundan traktör kadar hız yapan “tak tak” adlı bir taşım aracı geliştirilmiştir. Bunu ilk yapan usta, su motorunun belli işlevine (su pompalama) takılmadığından yaratıcı düşünmeyi ortaya koyabilmiştir.
K
Kalite : Bir malın ihtiyacı gideren mallara göre daha kullanışlı olmasıdır.

Kapitalist Devlet : Üretim araçlarının (fabrika, tarla, maden ocağı, iş atölyesi gibi) mülkiyet hakkının kişi ya da kişilerin elinde bulunduğu, dolayısı ile üretimde kişi ya da kişilerin oluşturduğu kurumların öncelikle etkili olduğu devlet biçimidir.

Karakter : Kişiliğin, topluma ve toplumsal değer yargılarına, toplumun da bireye verilmiş olduğu değere göre ortaya çıkan yanıdır. Özellikle de içinde yaşanılan toplumun değer yargılarından, eğitim anlayışından, sosyo-ekonomik özelliklerinden etkilenerek biçimlenir. Örneğin, dürüstlük, yalancılık, yardımseverlik, yurtseverlik, zalimlik ağırlıklı olarak karakter özellikleridir.

Karma Ekonominin Egemen Olduğu Devlet : Hem devletin hem de kişilerin üretim araçları üzerinde mülkiyet hakkının bulunduğu devlettir. Karma devlette genelde ihtiyacın olduğu yerde devlet, karın olduğu yerde özel girişim (teşebbüs) üretimde egemendir.

Kavram : Herhangi bir tür nesne ya da belli bir tür olayın ortak özelliklerinin bir ad altında toplanmasıdır. Kavramlar zihnin soyutlama ve genelleme yetenekleriyle elde edilir. Nesnelerin ve yaşanmış olayların izleri önce bireysel ve somuttur.

Kaygı : Üzüntü, sıkıntı, korku, başarısızlık gibi heyecan oluşumlarının kaynağı bilinmeden uzun süreli yaşanmasına kaygı adı verilir.

Kısa Süreli Bellek : Bilgileri tutma süresi 30 saniyeden daha kısa olan bellektir. Kısa süreli belleğin depolama kapasitesi 7± 2 birim ya da kümedir. Yani kısa süreli bellekte en fazla 9 birimlik bilgi tutulabilir. 9 birimden sonra bilgiler bellekte daha önceden bulunan bir birimi dışarı atar.

Kıyas : Verilen önermelere dayanarak zihnin sonuç çıkartma işlemine kıyas denir. Kıyas genelde tümdengelimin özel bir biçimi olarak kabul edilir. Örneğin ; Bütün insanlar ölümlüdür. Ali insandır. O halde Ali ölümlüdür.

Kimlik Bunalımı : Bireyin özellikle ergenlik döneminde kendi kimliğini oluşturmak için verdiği mücadeledir.

Kimlik Kargaşası : Kimlik bunalımının uzun sürmesi sonucu gencin düşünce, duygu, davranış ve tutumlarında kendine özgü bir yol çizememesidir. Ne olacağını, kim olduğunu, nelere inanması gerektiğini belirlemeyen genç kimlik kargaşası yaşar.

Kişiden kaynaklanan engeller : Bu engelleme türünde bireyde engellenmişlik duygusu yaratan neden, yine bireyin gerçekçi olmayan beklentilerinden doğar. Örneğin, kısa boylu olduğu halde profesyonel basketbolcu olmak isteyen genç, amacına ulaşamayınca kendini engellenme duygusuna kaptırır.

Kişilik : Bir insanı diğer insanlardan ayırıp kendine özgü kılan bedensel, zihinsel ve ruhsal özelliklerinin bütünüdür. Kişiliğin kökeninde, insanları birbirlerinden ayıran duygu, düşünce ve davranışlardaki benzerlik ve farklılıklar vardır.

Kleptomani (çalma hastalığı) : Hiçbir nesnel gereksinme söz konusu olmadığı halde kişinin çalma zorunluluğu duyması.

Klinik Psikolojisi : Davranış bozukluklarının tanı (teşhis) ve tedavileri ile ilgilenir. Zeka, kişilik, akıl sağlığı sorunları olan, bu yüzden çevreye uyum zorluğu çeken insanların tanı ve tedavisi için teknikler geliştirir.

Klinik Yöntem : Davranış bozukluklarının tanısı (teşhisi) için uygulanan yöntemdir. Bu yöntem genel olarak şu teknikleri kullanmayı gerektirir.

Kompülsiyon : Davranışlarda ortaya çıkan takıntılardır. Örneğin, yoldaki çizgilere, karelere basarak yürümek kompülsif bir davranıştır.

Korelasyon (Bağıntı) : İki değişken arasındaki ilişki miktarına korelasyon denir. Üç temel korelasyon biçimi vardır.

Korelasyon Katsayısı : +1, -1, 0 korelasyon katsayıları tam ve mükemmel bağıntının ifadesidir.

Kritisizm (Eleştiricilik) : Kristizm, bilgi teorisine aklı inceleyerek yaklaşmaya çalışır. Bunun için de bilgiyi sağlamada aklın rolünü ve deneyin rolünü ayrı ayrı ele alarak rasyonalizmle empirizmi uzlaştırmak ister.

Kutsal : Kişilerin, nesnelerin ya da yerlerin yüceleştirilmesi ve değerlerinin Tanrısallaştırılmasıdır.

Kültür : İnsanlığın maddi ve manevi anlamda yapıp ettiği her şeye kültür denir.

Kültürel Antropoloji : Tarım, hayvancılık türleri gibi kültürel özellikleri; inanç, gelenek, görenek gibi kültürel kalıpları; araç, gereç, sanat ve bilgiler gibi kültürel ürünleri konu edinir.
L
Laik Devlet : Laik devlet yönetiminde dinsel kurum ve kurallar dayanak alınmaz. Devlet, tüm din ve mezheplerin ayin ve ibadetlerinin özgürce yerine getirebilmelerinin güvencesidir.

Laiklik : Toplumsal kurumların işleyiş ve düzenlemelerinin dinsel kurallara dayanmadan yapılmasına laiklik denir.

Lavirat : Eşi ölen kadının, kocasının kardeşiyle evlenmesidir. Bu evlilik biçiminde kadının kocasından düşen mirası alıp baba evine gitmesi, dul kadına toplumun iyi gözle bakmaması, kadının aileden ayrılması durumunda çocuklardan ayrılması ve kadının aileden ayrılması durumunda ailenin sırlarını dışarıya duyurması kaygıları etken olmuştur.
M
Maliyet Enflasyonu : Bir malın üretimi sırasındaki girdilerin fiyatların yükselmesi malın fiyatını yükseltir. Örneğin, üretim sırasında, hammadde girdilerinin, işçilik masraflarının artması satış fiyatının artmasına yol açar.

Manizm : Doğaüstü ve gizli güçlerin bazı insanlarda bulunduğuna inanılan din anlayışıdır.

Mantık : Doğru bilgiye ulaşmak için düşünceler arasındaki ilişki ve düzeni yöneten ilke ve yasaları saptayan alan mantık (lojik) tır. Mantık doğru düşünmenin kurallarını koyar, ilkelerini saptar. Bilgi kuramı, bilginin objesi ile uygunluğunu temellendirirken mantığın kural ve ilkelerine dayanır.

Mantık : Doğru düşünmenin kurallarını koyan disiplindir. Doğru düşünme, kendini akıl yürütmede, verilen yargılardan sonuç çıkartmada gösterir. Yargı (önerme) ve akıl yürütme (çıkarım) mantığın temel kavramlarıdır. Yargının dayandığı doğru, bilgi doğrusudur. “Şu kalem siyahtır.” yargısında, kalemle onun siyah olup olmadığının uygunluğu bilgi doğrusu ile saptanır. Yargılara dayanarak sonuç çıkartmak ise mantık (akıl) doğrusudur.

Materyalizm : Gerçekten var olan maddedir. Düşünce ve ruh maddenin ürünüdür.

Materyalizm : İdealizmin tam tersine düşünceyi (ideayı) maddenin bir sonucu olarak görür. Madde düşünceden bağımsız olarak vardır ve bütün varlıklar maddeden türemiştir. İlk Çağ doğa filozoflarından Demokritos’a göre, evrenin ana maddesi maddi nitelikteki küçük atomlardır. Düşünce ve ruhsal olaylar atomların boş mekandaki hareketlerinin sonucudur. Epikuros da Demokritos gibi “atom” u evrenin ana maddesi kabul eder. Yeni Çağ materyalizminin öncülüğünü Thomas Hobbes yapar. Hobbes, dünyadaki tüm olayları mekanik hareketler çerçevesinde maddi hareketler olarak görür. La Mettrie’ye göre ruhsal faaliyetlerin kaynağı maddi bedendir. İnsan ve hayvan arasında mekanik faaliyetler açısından özde bir fark yoktur. İnsan da hayvan da birer makinedir. İnsan, doğa üstü bir varlık tarafından yaratılmamıştır.

Matrilokal : Aile, kadının evinde kuruluyorsa, bu evlilik biçimi matrilokaldır. Erkek evlilik sonucu kadının evine gelir ya da çocuklar kadının yanında kalırlar. Anaerkil ailede de gördüğümüz gibi ilkel toplumlarda erkek kadının ailesiyle oturmaz ama çocuklar kadının yanında ve sorumluluğundadır.

Mazoşizm : Kendine acı verdirerek cinsel doyum sağlama tutkusu ve eylemi olarak kendini gösteren bir cinsel sapıklık (paraphilia) tır. Bir kişilik bozukluğu olarak da görülür. Freud’a göre kişinin yıkıcı ya da yok edici eğilimlerini kendi benliğine yöneltmesi.

Meal : Tercümeden biraz daha geniş olarak yapılan çevirilerdir.

Meditasyon : Beden üzerinde ruhsal denetim sağlayarak gerginlikten ve kaygıdan kurtulmaya meditasyon denir. Meditasyon sırasında kişi, kasların gerginliğini, solunum gibi bedensel işlevleri belirli ölçüde denetim altında tutar.

Mekan Algısı : Gözleyenin, belirli bir nesnenin yön, büyüklük, biçim, uzaklık gibi özellikleri üzerine duyu organları yoluyla edindiği algıya denir.

Mekanik Zeka : Araç, gereç ve makineleri yapıp kullanmada kendini gösterir. Çocukluk yıllarında kendini gösteren bu zeka, bozulan bir oyuncağı tamir ederken, yap-boz türü oyuncaklarla uğraşırken yoğun biçimde kullanılır.

Mekanizm : Evrende her şey nedensellik ilkesine göre oluşmuştur.

Metafizik : Doğa üstü konuları ele alan, bunları akıl yoluyla açıklamaya çalışan, evren ve insanla ilgili kanıtlanması ve çürütülmesi mümkün olmayan yorumlar getiren felsefe alanı metafiziktir.

Millet : Belli bir toprak üzerinde yaşayan, ortak tarih ve ülküleri benimseyen insanların oluşturduğu topluma millet denir.

Monarşi : Tek kişinin hakimiyetine dayanan devlet şeklidir. Yasama, yürütme ve yargı yetkileri tek kişide toplanır.

Monogami (tek eşle evlilik) : Bir kadının ya da erkeğin aynı anda tek eşle evlilik yapmasıdır. Dünyada en yaygın görülen evlilik biçimidir.

Monografi : Aile, köy gibi küçük grupların ya da bir örnek olayın tüm değişkenleriyle derinlemesine bir şekilde incelenmesidir.

Monoteizm (Tek tanrıcılık) : Tek ve soyut bir tanrıya inanılan din anlayışıdır. Müslümanlık ve Hıristiyanlık gibi dinler Orta Çağ feodal toplumlarında doğup yaygınlaşmıştır.

Moron (Debil-Ahmak) : Zeka bölümü yaklaşık 50 – 69 dolayında olanlardır. Okuma – yazma öğrenebilir, basit matematik işlemleri yapabilirler. Soyut düşünmenin gerekli olmadığı kolay işlerle uğraşabilir, basit beceriler geliştirebilirler. Yaklaşık 10 – 12 yaşlarındaki çocukların davranışlarını gösterirler.
N
Naturizm : Doğal varlıkların ve olayların kutsallaştığı din anlayışıdır. Tarımın insan yaşamında önem kazanması ile tarımsal üretimi yöneten doğal olaylar kutsallaşmıştır.

Negatif (Olumsuz) Korelasyon : İki değişken arasında biri artarken diğeri azalan ters orantılı bir ilişki varsa korelasyon negatiftir.

Neolokal : Evlilik sonucu kadın ve erkek kendi ailelerinden ayrılarak ayrı bir yerde yeni bir aile kurarlar.

Nevrotik Bozukluklar (Nevrozlar) : Kişiliğin ve uyumun tümünü etkilemeyen, genellikle bunalım ve beden işlevleri üzerine yakınmalarla kendini belli eden ruhsal kaynaklı hastalıklardır.

Niceleme Mantığı : Önermelerin niceleyicilerini de (her, bazı) sembolleştirip niceleyicileri de dikkate alarak denetlemeler yapan mantık alanı niceleme mantığıdır. Niceleme mantığına yüklemler mantığı da denir. Yüklemler mantığı önermeleri iç yapıları ile sembolleştirir.

Nihilizm (Hiççilik) : Nihilizme göre hiçbir varlık gerçekten var değildir ve varlığı var olan olarak kabul eden görüşlere karşı çıkar. Ancak daha genel bakıldığında nihilizm hiçbir değer ve kural tanımayan bir görüştür ve toplumda düzeni sağlayan tüm otoriteleri reddeder. Nihilizm bu biçimiyle siyasal anlamda anarşizme temel oluşturur.

Normal davranış : Belirli doğal ve toplumsal ortamlarda, dıştan ve içten gelen belirli şiddet ve süredeki uyaranlara, insanın alışılagelen, düzgün, doğru, kurala uygun biçimde cevap verilmesi, tepki göstermesidir.

Nötr Korelasyon : İki değişken arasında hiçbir ilişki olmamasıdır.

Nüfus Baskısı : Geçim kaynaklarının insanca yaşatacağı nüfusun üzerinde nüfus sayısına sahip olan ülkelerde nüfus baskısı yaşanır. Nüfus baskısı genelde nüfus patlaması sonucu yaşanır.

Nüfus Bileşimi : Nüfusun yaşa, cinsiyete, eğitim durumuna, sınıfsal konumuna göre oransal dağılımına nüfus bileşimi denir. Nüfus bileşimi toplumsal yaşamın anlaşılmasında önemli bir veri olarak değerlendirilir.

Nüfus Hareketliliği : Bir toplumda nüfusun tümünün ya da bir kısmının ekonomik, siyasal, kültürel ve coğrafi nedenlerle bir yerden bir yere göç etmesidir. Nüfus hareketliliği sosyolojik olarak iç göçler ve dış göçler biçiminde yaşanır.

Nüfus Patlaması : Bir toplumda beslenme, barınma ve sağlık sorunlarının çözülmesi sonucu çocuk ölüm oranlarının düşmesi ve ortalama ömrün uzaması nedeniyle nüfusun beklenenden fazla artmasına nüfus patlaması denir.

Nüfus Yetersizliği : Ülkede var olan ekonomik ve doğal kaynakları işletecek kadar nüfus bulunmaması nüfus yetersizliğine yol açar. Nüfus yetersizliği yaşayan ülkeler doğurganlığı teşvik ederek ve başka ülkelerden nüfus ithal ederek bu olumsuzluğa çözüm ararlar.
O
Obsesyon : Düşüncede ortaya çıkan takıntılardır. Örneğin, bir annenin sürekli çocuğunun başına kötü şeylerin geleceğini düşünmesi obsesyondur.

Oligarşi : Hakimiyetin bir gruba veya bir sınıfa ait olduğu devlet yönetim şekli.

Olumlu Transfer (pozitif transfer) : Önceki örenilenlerin yeni öğrenmeyi olumlu yönde etkilemesidir. Örneğin, bir otomobili kullanmayı öğrenen bir kişi başka otomobilleri de kullanabilir.

Olumsuz Transfer (negatif transfer) : Önceki öğrenilenlerin yeni öğrenmeleri olumsuz yönde etkilemesidir. Örneğin daha önceden öğrenilmiş yanlış yabancı dil bilgileri, konuyla ilgili öğrenmeleri zorlaştırır.

Ontoloji : Varlıkla ilgili sorunların tartışıldığı metafizik alanı ontolojidir.

Otodeterminizm : Determinizm ve indeterminizm arasında uzlaşma sağlamaya çalışan görüştür. Kant’ta ifadesini bulan bu görüşe göre, insan kendi iradesi ile ahlak yasalarını özgürce belirler. Bu nedenle ahlak yasaları insanın dışında konulan ve uyulması istenen yasalar değildir. İnsan, kendi özgür iradesiyle belirlediği genel geçer ahlak yasalarına yine kendisi uyar.

Otokratik Devlet : Yasama, yürütme, yargı güçlerini kişi ya da kişiler kullanır. Otokratik devlette yönetici ya da yöneticiler kararları yukardan alırlar ve halka dayatırlar. Halkın yönetime katılma yetkisi ve hakkı yoktur.
Ö
Öğretim : Belli bir amaca ulaşabilmek için önceden tespit edilen bilgilerin kişiye kazandırılmasına öğretim denir.

Önerme : Yargı bildiren deyişlere önerme denir. Yargı ise iki fikir arasında ilişki kurmaktır. Önerme doğru ya da yanlış gibi bir doğruluk değerine sahip olmalıdır.

Ön Hazırlık : Gözlemlerle ve yapılan ön araştırmalarla konuyu tanımak ve betimlemektir.
P
Panteizm (Tüm tanrıcılık) : Panteizm, Tanrı ve evreni bir gören, özdeş gören anlayıştır. Bu görüş, Tanrı’yı doğanın dışında düşünmez.

Para : Mal ve hizmetlerin fiyatını belirleyen değişim aracı ve değer ölçüsü olarak kullanılan kıymetli kağıt ya da madenlere para denir.

Paranoya : Bu tür düşünce bozukluğu gösterenlerde büyüklük, üstünlük, zenginlik, aşk, icat, keşif, düşmanlık, kıskançlık gibi konularda gerçekle ilişkisi olmayan düşünceler vardır. Hasta, halüsinasyon görmez ancak; büyüklük, kötülük görme, aşık olma gibi hayaller görür.

Parlamento : Halkın oyu ile seçilen ve yasam gücünü kullanan milletvekillerinin oluşturduğu meclistir. Parlamentonun temel görevi yasa yapmak, yasa değiştirmek, işlevini yitiren yasaları yürürlükten kaldırmaktır. Bunun yanı sıra parlamento, hükümetleri oluşturur ve çalışmalarını denetler, yaptığı bütçe ile devletin parasını harcama yetkisini hükümete verir.

Patrilokal : Evlilik sonucu kadın erkeğin evine gelir ve aile erkeğin evinde kurulur.

Peygamber : Tanrı’nın, buyruklarını insanlara iletmek üzere seçtiği kişidir.

Poligami (çok eşle evlilik) : Bir erkeğin birden çok kadınla ya da bir kadının birden çok eşle aynı anda evli olmasıdır.

Politeizm (Çok tanrıcılık) : Farklı dinlere inanan grupların bir arada yaşaması sonucu oluşan tüm toplumsal gruplarda site devletlerinde ağırlıklı olarak görülür.

Pozitif (Olumlu) Korelasyon : İki değişken arasında birlikte artan ya da birlikte azalan doğru orantılı bir ilişki varsa korelasyon pozitiftir.

Pozitivizm (Olguculuk) : Doğa bilimlerinin hızlı bir biçimde geliştiği 19. yüzyılda doğmuştur. Felsefi sistemler yaşadıkları çağın özelliklerinden etkilenerek biçimlenir. Pozitivizm de 19. yüzyıla damgasını vuran doğa bilimlerinden etkilenerek doğmuştur. Pozitivizm ancak duyu verilerine ve deneye dayanan olgusal dünyanın bilinebileceğini ve bu bilgiye de bilim aracılığı ile ulaşılabileceğini savunur.

Pragmatizm (Faydacılık) : Bilgiye fayda açısından yaklaşan pragmatizm bir yaşam felsefesidir. Amerika Birleşik Devletleri’nde doğan bu akım, felsefi bir akım olmanın ötesinde geniş halk kitlelerinin yaşam biçimine dönüşmüştür. Temeli İlkçağ filozoflarından sofistlere kadar inen pragmatizm bilgiyi faydaya dayandırır. Pragmatizme göre, ne ki faydalıdır o bilgidir, ne ki bilgidir o faydalıdır.

Problem Çözme : Birçok durumda düşünme, problem çözmeye yöneliktir. Kişinin bir amaca, hedefe ulaşmaya çalışırken bir engellemeyle karşılaşmasına ya da karşılaştığı zorluğu aşamamasına problem denir. Problem çözümüne yönelik olarak düşünmenin olabilmesi için öncelikle karşılaşılan engelleme durumunun kişi tarafından problem olarak algılanması gerekir.

Psikoloji : İnsanların duyumsal (görme, tad alma, vb.) duygusal, davranışsal, bilişsel (zihinsel) özelliklerini inceler. Başka bir deyişle psikoloji insan doğasını inceleyen bir bilimdir.

Psikoloji İllüzyon : Ortamdaki uyarıcının bireyin kaygı ve korkularına bağlı olarak yanlış algılanmasıdır.

Psikometrik Psikoloji : Psikolojinin sonuçlarını testler, anketler aracılığı ile sayısallaştırmak, psikolojide kullanılmak üzere ölçüm araçlarının geliştirilmesini sağlamak, böylece psikolojinin sonuçlarını daha somut, açık, kısa bir biçimde ifade etmek, psikometrinin konusuna girer.
R
Rasyonalizm (Akılcılık) : Rasyonalizme göre, zorunlu, kesin ve genel geçer bilgilere ancak akılla ulaşılır. O halde doğru bilginin kaynağı akıldır. Duyu organlarının verileri geçici ve doğruluğu kesin olmayan bilgilerdir ve bu verilere güvenilemez. Felsefe evreni ve insanı kavrarken aklı kullanarak doğru bilgilere ulaşabilir.

Realizm (Gerçekçilik) : Varlık vardır anlayışı realizmdir. Realizm varlığın insan bilincinin dışında, insan bilincinden bağımsız olarak var olduğunu savunur. Realizmle ilgili bir başka tartışma konusu da varlığın ne olduğu problemidir.

Refleks : Dıştan gelen uyarıcılar karşısında aniden gösterilen istem dışı tepkilere refleks denir.

Rehberlik ve Danışmanlık Psikolojisi : Normal yaşamda karşılaşılan sorun ve sıkıntıları, çevreye uyum güçlüklerini ele alan psikoloji dalı rehberlik ve danışmanlık psikolojisidir. Klinik psikoloji akıl hastalığı düzeyindeki davranış bozukluklarını inceler. Rehberlik ve danışma psikolojisi klinik psikolojisinden farklı olarak normal sınırlar içinde kalan sorunları ele alır.

Rekabet (Yarışma) : Piyasaya aynı malı süren firmaların mücadelesidir.

Revalüasyon : Bir devletin ulusal parasının yabancı paralar ve altın karşısında değer kazanmasıdır.

Rüya : Uykuda görülen görsel imgelerdir.
S
Sadizm : Başkalarına eziyet etmek, acı çektirmek tutkusu ve eylemi. Cinsellik de içerebilir. Bir cinsel kimlik ve kişilik sapmasıdır.

Safsata (Sofizma) : Yanlış öncüllerden yanlış sonuç çıkartmak ya da doğru öncüllerden kıyasın kurallarına uymayarak yanlış sonuç çıkartmaktır. Örnek : Bütün büyük futbolcular ünlüdür. Türkan Şoray futbolcu değildir. O halde Türkan Şoray ünlü değildir. Ya da, Az bulunan şeyler kıymetlidir. Kör at az bulunur. O halde kör at kıymetlidir.

Sanat Bilgisi : Sanatçı özne (sübje) nin, nesnel dünyayı, estetik duygusu oluşturacak biçimde kendinden bir şeyler katarak yeniden yaratmasıyla sanat bilgisi oluşur.

Sayıştay : Parlamento bütçe ile devlet adına para harcama yetkisini hükümete verir. Sayıştay, hükümetin bu paraları parlamentonun belirlediği alanlara harcayıp harcamadığını parlamento adına denetler.

Seçim : Halkın belirli bir süre için kendini yönetecek vekillerini seçmek üzere oy kullanmasına seçim denir. Demokrasilerde seçimler gizli oy, açık sayım ilkesine göre yapılır. Seçimler sonucu çoğunluğun yönetim hakkı doğar. En çok oyu alan parti ya da partiler iktidar olup kurdukları hükümet aracılığı ile yürütme yetkisini kullanırken, diğer parti ya da partiler muhalefet görevini üstlenerek hükümet çalışmalarını denetler.

Septisizm (Kuşkuculuk, Şüphecilik) : Kuşkucu Pyrhon (Piron), verilen her yargının çelişiği için de güçlü nedenler olduğunu söyleyerek, hiçbir konuda kesin yargıya varılamayacağını ileri sürer. Duyumcu (Sensüalist) kuşkuculardan Sextus Empricus’a göre doğru bilgi olanaksızdır. Çünkü; aynı şeyler farklı insanlarda farklı etkiler yapar. Her insan duyu bakımından farklı yaratılmıştır. Algılar, içinde bulunduğumuz duruma göre değişir.

Sermaye : Üretimin adedini ve kalitesini artıran üretim araçları ve hammaddelerdir.

Sessiz Konuşma : Düşünme işleminin imgelemede olduğu gibi nesnelerin görüntüleriyle değil, kavramların ve sözcüklerin zihinde canlandırılmasıyla yapılmasıdır. Davranışçı ruh bilim uzmanlarından olan Watson’a göre içimizden söylediğimiz (o sözcüğü içimizden söylerken farkında olmadan küçük kas hareketleri de yaparız) bir sözcük başka bir sözcük için uyaran görevi yapar ve bu işlem zincirleme olarak devam eder ve düşünme gerçekleşir. Bir davranış bazen sözel olarak düşünülemez motor alışkanlıkla “içsel hareket” şeklinde zihnimizde canlandırılarak düşünülür.

Simge : Sözcüğün, aynı varlığa, durum ya da eyleme işaret etmesidir.

Sistematik Gözlem : Araştırmacının belirli teknikleri kullanarak, gözlem ortamını denetim altına alarak gözlem yapmasıdır. Sistematik gözlemde araştırmacı, görüşme ve gözlem çizelgeleri hazırlayabilir, soru kağıtları ve test gibi araçlardan yararlanabilir.

Sivil Toplum : Devlet otoritesi ve kurumları dışında kendi hak ve özgürlüklerini savunabilen örgütlenmelerdir.

Siyasal Parti : Yurt ve ülke sorunlarını çözmek ve devleti yönetmek için iktidara gelmek amacı ile kurulan örgütlenmelere siyasal parti denir.

Sofizm : Sofist felsefe İ.Ö. 5. yüzyılda, doğa filozoflarına tepki olarak doğar. Sofistlere göre duyu verileri insanlara göre değiştiğinden kesin bilgilere ulaşmak olanaksızdır. Bu yüzden bilgi görelidir (relatiftir). Protagoras’a göre insan her şeyin ölçüsüdür. Gorgias ise “Hiçbir şey yoktur. Olsa bile bilinemez. Bilinse bile başkasına aktarılamaz.” diyerek doğru bilginin olanaksızlığını dile getirmiştir.

Sororat : Erkeğin ölen eşinin kardeşiyle evlenmesidir. Bu evlilikte de annesiz kalan çocuklara en iyi teyzelerin bakabileceği mantığı egemendir.

Sosyal Algı : Bireyin içinde yaşadığı toplumun etkisi ile kişi, nesne ya da durumları algılayıp tutumlar oluşturmasına sosyal algı denir. Örneğin, bir genç sempati duyduğu siyasal parti ile ilgili tutumunu ailesinin etkisiyle oluşturabilir.

Sosyal Devlet : Demokrasilerde devlet, yurttaşlarının sosyal ve kültürel gereksinimlerini karşılamak zorundadır. Devlet bu görevi yerine getirmek için vergi alır, bütçeden bu etkinlikler için pay ayırır.

Sosyalist Devlet : Üretim araçlarının mülkiyeti ve kullanma hakkı kamu adına devletindir. Devlet, üretimi kamu ihtiyaçlarını temel alarak planlar.

Sosyal Psikoloji : Bireyin grup içinde değişen davranışları ve grupların ortak davranışlara yönelmelerini araştıran alana sosyal psikoloji denir.

Sosyal ve yasal engeller : Bireyin amacına ulaşmasını engelleyen toplumsal değerler ve kanunlara sosyal ve yasal engeller denir.

Sosyal Zeka : Toplumsal çevreye uyum sağlamada, insanlarla iyi ilişkiler kurmada kendini gösterir. Sosyal zekasını iyi kullanan bir insan çevresinde sevilir, sayılır, lider özellikleri ile sivrilip insanları etkiler.

Sosyoloji : Toplumsal ilişkileri ve bu ilişkileri düzenleyen devlet, eğitim, ekonomi, din, aile gibi kurumların yapılarında ve görevlerinde (işlevlerinde) meydana gelen değişmeleri somut koşulları içinde inceleyen bilime sosyoloji denir.

Sosyometri : Küçük gruplarda kimin kimden hoşlanıp hoşlanmadığını saptamaya yarayan bir tekniktir. Sosyometri küçük gruplarda yıldız ve itilen kişileri saptamaya yarar. Testin sonuçlarından yararlanarak grubun sosyogramı (ilişki haritası) çıkartılır.

Soyutlama : Gerçekte ve günlük yaşantıda nesnelerden ayrılma özelliği olmayan nitelikleri (zihinde) nesneden ayırarak düşünebilmeye soyutlama denir.

Soyut Zeka : Sembol kullanarak düşünme yeteneğidir. Çocuklukta pek kendini göstermeyen bu zeka, on iki yaş ve sonrasında ağırlıklı olarak kendini gösterir.Soyut zeka, gerçekte var olmayan, ancak var olanlar arasındaki ilişkilerden zihnin soyutlama ve genelleme gücüyle elde ettiği sembollerle uğraşır.

Sözel Düşünme : Küçük çocuklar sözcükleri kullanmaya başlamadan önce kavramları kullanmaya başlarlar. Örneğin “masa” sözcüğünden önce masa kavramı çocuklarda oluşmuştur. Konuşmaya başladıklarında ise yaptıkları şey daha önceden öğrendikleri kavramlarla yetişkinlerin kullandığı sözcükler arasında ilişki kurmaktır. Okul eğitiminin başlamasıyla beraber kavramsal düşünmenin sözel düşünmeye dönüşmesi hızlanır.

Stres : Organizmanın uyumunu bozan her türlü dış ve iç etkiye stres denir.

Sure : İki veya daha fazla ayetin bir araya gelmesiyle oluşan bölümlere sure adı verilir.
Ş
Şizofren : Şizofreninin anlamı ruhsal yaşamda bölünme, parçalanma, yarılmadır. Bu durum, hastanın gerçeklikle olan bağlantısını bozar.
T
Talep (İstem) : Alıcıların bir malı isteme derecesidir.

Talep Enflasyonu : Bir mal ya da hizmetin arzı az, talebi çoksa malın fiyatı yükselir.

Tanıma : Bir uyarıcının, önceden görülüp görülmediğine karar verilmesidir.

Tanrı : Evrende öncesiz ve sonrasız olarak var olan ve her şeyi yaratan yüce varlıktır.

Taoizm : Nihilizmin bir başka biçimi de İlk Çağda Çin’de görülen taoizm’dir. Lao-Tse’nin kurduğu taoculuk, gerçeğin tüm çeşitliliğine karşın “bir” (Tao) olduğunu ve bunun adının, biçiminin, maddesinin, görüntüsünün olmadığını savunur. Aldatıcı olan dünya varlıktan yoksundur.

Tasavvuf : Tasavvuf, insanın sezgi yoluyla, ibadet yoluyla kendinden geçerek Tanrı’ya erişmesinin ve onla bütünleşmesinin yollarını gösteren bir öğretidir. Tasavvufa göre insan Tanrı’ya akıl yoluyla değil, gönül yoluyla ulaşır. Bu yüzden tasavvuf insanın dinsel anlamda nasıl yaşamasını işaret eden bir yaşam felsefesidir.

Tefsir : Kur’an’daki ayetleri en geniş yorumlayan bilim dalıdır. Bu işle uğraşanlara Müfessir adı verilir.

Teizm: Evreni ve insanı yaratan öncesiz ve sonsuz bir Tanrı’nın varlığını kabul edip, Tanrı’nın aynı zamanda dünya ile sürekli ilişki içinde olduğunu kabul eden görüş Teizm’dir. Teizme göre Tanrı dünya ile ilişkisini dinler aracılığı ile kurar.

Tek (Üniter) Devlet : Devletin egemenlik hakkını kullandığı tüm sınırlar içinde aynı yasalar geçerlidir.

Teknik Bilgi : İnsanların yaşamlarını kolaylaştıran araç ve gereçlerin yapılmasının bilgisi teknik bilgidir.

Teknoloji : Üretim araçlarının gücünü ve etkinliğini artırmak için bilimsel buluşların araç ve gereçlere uygulanmasıdır.

Teokratik Devlet : Teokratik devlette yasama, yürütme, yargı yetkilerinin kaynağı tanrı, din ve kutsal kitaptır. Teokratik devlette tüm düzenlemeler dinsel normlara uygun olarak yapılır.

Teoloji : Evrende olup biten her şeyi tanrıya bağlayan görüştür.

Teoloji (erekbilim) : Evren bir ereğe göre oluşmuştur. Genelde, Tanrı’nın evreni bilinçli ve planlı bir biçimde yarattığını savunan bir görüştür.

Tepki : Organizmanın uyarımlara verdiği yanıttır.

Test : Birden fazla insanın davranışlarını karşılaştırmak amacı ile uygulanan sistematik ölçme tekniğidir. Sözlü ya da yazılı olabilen testler zeka, yetenek, kişilik, bilgi, ilgi gibi özellikleri ölçmek için kullanılır.

Toplu (Federal) Devlet : Devletin yasal egemenliğinin bölgelere göre değiştiği ancak tüm bölgeler için geçerli merkezi yasaların da olduğu devlettir. Devlet içinde yer alan devletçikler (federe devletler) kendi yasalarını kendileri yaparlar. Ancak tüm devletçikler ulusal savunma, dış ticaret, dış politika gibi konularda merkezi devlete bağlıdırlar.

Toplumsal değer yargıları : Toplumun düşünce ve inanışları mal ve hizmetlerin değerlerinin belirlenmesinde etkili olur. Örneğin; Domuz etinin Müslüman toplumlarda ekonomik değeri yoktur.

Toplumsal Güdüler : İnsanların toplumsal gereksinimlerinin giderilmesine yönelik güdülerdir.

Toplumsal Hareketlilik : Toplumsal tabakalar arasındaki geçişkenliğe toplumsal hareketlilik denir.

Toplumsal Kategoriler : Belli özellikleri bakımından bir arada düşünülen insan topluluğuna kategori denir.

Toplumsal Kontrol Mekanizmaları : Toplumda düzeni sağlayan kuralların, toplumda yer alan birey ve grupları, ortak değer, inanç ve ölçülere uymaya zorlamasıdır.

Toplumsal Kurum : Toplumun gereksinmelerinden doğan, toplumsal yapıda yer alan norm ve değerleri korumak açısından zorunlu, nispeten sürekli örgütlenmelere toplumsal kurum denir.

Toplumsallaşma (Sosyalleşme) : Biyolojik varlık olarak dünyaya gelen insanın, toplumun değerlerini öğrenmesi sürecine toplumsallaşma (sosyalleşme) denir.

Toplumsal Olay : İnsanlar arası ilişkilerden doğan, bir defada olup biten yeri ve zamanı belli toplumsal oluşumlara toplumsal olay denir. Örneğin, Ahmet ile Ayşe’nin evlenmesi, Türkiye’deki 1974 genel seçimi birer toplumsal olaydır.

Toplumsal Olgu : Toplumsal olayların tekrar etmesiyle doğan, mekandan ve zamandan bağımsız kavramlardır. Örneğin, Ahmet ise Ayşe’nin evlenmesi bir toplumsal olayken evlilik bir toplumsal olgudur. Türkiye’deki 1974 genel seçimi bir toplumsal olayken seçim bir toplumsal olgudur.

Toplumsal Prestij : Bireyin statülerine toplumun verdiği değere prestij denir. Prestij kavramı, toplumdan topluma ve aynı toplumda zaman içerisinde değişen dinamik bir kavramdır. Örneğin, Cumhuriyetin kuruluş yıllarında öğretmenlerin prestiji (saygınlığı) yüksekken, günümüzde işletme, maliye, bankacılık gibi meslek gruplarının prestiji artmıştır.

Toplumsal Rol : Toplumun, belirli toplumsal statülerdeki kişilerden, yapmalarını beklediği davranışlara toplumsal rol denir. Örneğin toplum, doktorlardan, giyimlerinden hastalarıyla ilişkilerine varıncaya kadar belirli davranışlar bekler. Toplumun bireyden beklediği rollerle, bireyin gerçekleştirdiği roller arasında farklılıklar gözlenebilir. Farklı statülerin birbirleriyle olan ilişkileri rol pekişmesine ya da rol çatışmasına neden olabilmektedir.

Toplumsal Statü : Bireyin toplum içinde işgal ettiği mevkie (konum) statü denir. Başka bir deyişle statü, bireye toplum içinde hak ve sorumluluklar yükleyen konumdur (mevkidir). Birey toplum içerisinde birçok statüye sahiptir. Örneğin sizler; öğrenci, kardeş, dayı, amca, arkadaş, yurttaş statülerinden bir kaçına ya da hepsine sahip olabilirsiniz.

Toplumsal Tabakalaşma : Toplumda yer alan sınıf ve tabakaların, toplumsal hiyerarşide alt, orta, üst diye derecelendirilmesidir.

Toplumsal Yapı : Toplum, üyeleri arasında iş birliği bulunan ve bu işbirliğini denetleyen kuralların bulunduğu; coğrafi bir yeri ve ortak kültür olan; çok ya da az ölçüde kurumlaşmış ilişkiler bütünüdür.

Toplumsal Yığın : Aynı mekanı paylaşmalarına karşın aralarında karşılıklı ilişkiler bulunmayan insan birikimleridir.

Totemizm : Kutsal sayılan bitki ve hayvanlara tapılan din anlayışıdır. Ağırlıklı olarak ilkel toplumlarda görülür.

Trafik : Yayaların, hayvanların ve araçların karayolları üzerindeki hal ve hareketlerine trafik denir.

Transfer : Önceki öğrenilenlerin yeni öğrenmeleri etkilemesine transfer denir.

Tüketim : Mal ve hizmetlerin ihtiyaçlarını gidermek amacıyla kullanılmasıdır. Tüketim, bireylerin gelir düzeyi ile doğru orantılı fiyatlarla ters orantılıdır. Gelir düzeyi arttıkça tüketim artar; fiyatlar arttıkça tüketim azalır. Gelirin tüketilmeyen bölümüne ise tasarruf denir.

Tüketim malı : İnsanların ihtiyaçlarını karşılamak üzere doğrudan kullandıkları mallardır. Kısa sürede kullanıp yok ettiğimiz mallar dayanıksız tüketim malı, uzun süreli kullanıp eskittiğimiz mallar dayanıklı tüketim malıdır.

Tümden gelim : Genel yargılardan özel bir olayın ya da nesnenin bilgisinin çıkartılmasıdır.

Tümdengelim (Dedüksiyon) : Zihnin genel yargılardan özel sonuçlar çıkarmasıdır. Örnek : Bütün madenler ısınınca genleşir. “Demir madendir.” O halde, demir ısınınca genleşir. Tümdengelimin doğruluk değeri kesindir. Çünkü bütün doğru ise parça da doğru olmak zorundadır. “Bütün madenler ısınınca genleşir.” “Demir ısınınca genleşir.” Tümdengelim, mantık doğrusunun açık bir örneğidir.

Tümevarım : Gözlemlerden, tek tek olaylardan ya da nesnelerden yola çıkarak genel yargılara ulaşmaktır.

Tümevarım (Endüsksiyon) : Zihnin tek tek olgularla ilgili yargılardan hareket ederek genel sonuçlara ulaşmasıdır. Örnek : “Ali, Ayşe, John, Brigitte insandır ve ölümlüdür.” O halde, bütün insanlar, ölümlüdür. Tümevarımın doğruluk değeri olasılıklıdır. Yukarıdaki örnekte sonuç doğru olduğu halde, “Ali, Ayşe, John, Brigitte insandır ve sarı saçlıdır.” “ O halde, bütün insanlar sarı saçlıdır akıl yürütmesinde sonuç yanlıştır.”

Tür : Cinsin altında sıralanan şeylerdir. Gerçeklikleri farklı olan şeylere “bunlar nedir?”, diye sorulduğunda alınan yanıt türü gösterir. Cinsle karşılaştırıldığında içlemi çok olan şeyler türdür.
U
Unutma : Önceden kazanılan bilgi ve becerilerin bellekteki izlerinin zamanla aşınması ya da silinmesidir.

Uyarıcı (uyaran) :Organizmayı etkileyen nesne, fiziksel güç ya da olayları anlatır.

Uyarım : İç ve dış çevreden gelen, duyu organları tarafından alınabilecek şiddette olan uyarıcıların organizmayı etkilemesidir.

Uzun Süreli Bellek : Uzun süreli belleğe alınan bilgi uzun zaman aralığında hatırda tutulur, unutulmaz. Bu zaman aralığı 30 saniyeden başlayarak organizmanın tüm yaşamı boyunca sürebilir. Cumhuriyet ne zaman kuruldu sorusuna, 29 Ekim 1923 dediğinizde bu bilginiz uzun süreli bellekten gelmektedir.
Ü
Ülke : Devletin egemenlik hakkını kullandığı sınırları belirli toprak parçasıdır.

Üretim : Mal ve hizmetlerin fayda sağlamak amacı ile biçiminin, yerinin ve adedinin değiştirilmesine üretim denir. Örneğin, fayda sağlamak amacı ile buğday tohumunu ekip büyüterek çok sayıda buğday elde etmek, buğdayın biçimini değiştirip un ve ekmek haline dönüştürmek, ekmeği fırından alıp satmak amacı ile pazara (bakkala, markete) taşımak birer üretim faaliyetidir.

Üretim malı : Doğrudan tüketilmeyip bir başka tüketim malının elde edilmesine yarayan mallardır. Başka malları elde ederken kullanılan araç ve gereçler yani üretim araçları dayanıklı üretim malları, başka malları elde ederken kullanılan ham maddeler dayanıksız üretim mallarıdır.

Üst Eşik : Duyu organlarının bir uyarıcıyı duyumsamasının kaybolduğu en yüksek şiddettir.

Ütopyalar : Hiçbir yerde var olmayan, ideal düzeni düşüncede tasarlayan devlet anlayışları ütopik devlet anlayışlarıdır.
V
Vahiy : Tanrı’nın buyruklarının peygamberlere duyurulmasıdır.

Vak'a incelemesi : Vak'a incelemeleri bir insanla ilgili ya da bazı olguların belirli anlarıyla ilgili yoğun incelemelerdir. Örneğin, Televizyonda gösterilen şiddet filmlerinin saldırgan davranışları özendirmesiyle ilgili bir vak'a incelemesinde, hava korsanlığını konu alan bir filmin etkileri incelenmiştir.

Varlık Fenomendir (Fenomenoloji) : Varlığı görüngü (fenomen) olarak kabul eden görüş görüngübilim (fenomenoloji) dir. Fenomenolojinin kurucusu Edmund Husserl, fenomenlerin duyu verileri ile bilinemeyeceğini fenomenlerin özünün öznede kavranabileceğini savunarak idealizme yakınlaşan bir metafizik geliştirir.

Varlık İdeadır (İdealizm) : Varlığın idea (düşünce) türünden olduğunu ve her türlü gerçekliğin düşünceden kaynaklandığını savunan görüş idealizmdir.

Varoluşçuluk (Egzistansiyalizm) : Varoluşçuluk, insanın yaşamını kendisinin kurması açısından özgür olduğunu savunur. Kierkegaard, Heiddegger, Jaspers ve Sartre’a göre, insan, kendi varoluşunu kendisi yaratır. Bir bıçak, önce zihinde tasarlanır, sonra yapılır. Bıçak için özgür seçim yoktur. Sadece insan, değerlerini kendisi yaratır ve özgür iradesi ile yolunu seçer. O halde, insanın “varlık” ı, “öz” ünden önce gelir. İnsan ahlaki olarak “varlık” ı, “öz” ünden önce gelir. İnsan ahlaki olarak “iyi” ve “kötü” nün ölçütünü topluma göre değil kendi öz iradesi ile belirlemelidir. Bu nedenle evrensel bir ahlak yasasından söz edilemez.

Varoluşçu Tedavi : Varoluşçu terapide insanlar, toplum tarafından kişiliksizleştirilmiş, yaşamlarının anlamını yitirmiş ve yabancılaşmış olarak kabul edilirler. Varoluşçu terapi, hastalarının varoluşun anlamını keşfetmelerine ve yaşam, ölüm, özgür irade gibi büyük sorularla cesaretle yüzleşebilmelerine yardım etmeye çalışır. Varoluşçu terapistler, insanların yaşamlarının geçmiş yaşantılarınca mutlak olarak belirlenmediğine ve insanların kendi kaderlerini belirleme şanslarının olduğuna inanırlar.

Varsayım (Hipotez) : Gözlem ve ön araştırma sonuçlarına dayanarak oluşan yargıyı geçici bir iddia olarak ileri sürmektir.
Y
Yadsıma (İnkar) : Bireyde aşırı kaygıyı uyandıracak olan dış gerçekliğin yok sayılmasına yadsıma denir. Örneğin, ölümcül bir hastalığa yakalanmış bir çocuğun anne ve babası, tanıdan ve beklenen sonuçtan tamamıyla haberdar olmalarına karşın, bir şeylerin kötü gittiğini kabul etmezler.

Yansıtma : Kişinin, benliğini tehdit eden yetersizliklerini, suçluluk duygularını başkalarına yüklemesine yansıtma denir.

Yaratıcı Problem Çözme : Karşılaşılan sorunlara alışılmışın dışında, orijinal çözüm yollarının bulunmasına yaratıcı düşünme denir. Yaratıcı düşünmede akıl yürütmeye ek olarak hayal kurma da (imgeleme) kullanılır.

Yargıtay (Temyiz) : Bağımsız mahkemelerin yargılamalarının sonucunda aldıkları kararların yasalara uygunluğunu denetler.

Yasa : Bireylerin toplum içindeki eylem ve davranışlarını düzenleyen yazılı hukuk kurallarıdır.

Yetersiz Uyarılma : Organizmanın alıştığı düzeyin altında uyarıcı ile karşı karşıya kalması sonucu fizyolojik ve psikolojik anlamda çevreye uyum gücünü yitirmesidir.

Yüce : Tanrı’ya verilen en üstün sıfattır.

Yüceltme : Cinsellik ve saldırganlık gibi ilkel nitelikteki eğilim ve isteklerin doğal amaçlarından çevrilerek, toplumca beğenilen etkinliklere dönüştürülmesidir. Örneğin, birey saldırganlık eğilimini boksör olarak doyurabilir.
Z
Zaman Algısı : Yaşadığımız zaman diliminin içinde bulunduğumuz duruma göre, olduğundan daha uzun ya da kısa algılanmasıdır.

Zeka : Bireyin, gerek sorunları çözerken gerek çevreye uyum sağlarken var olan tüm yetenek ve becerilerini kullanması ile ortaya çıkan düzeydir. Örneğin, bir öğrenci bir matematik problemini çok kısa sürede çözerken bir başkası çok uzun sürede çözebilir. Bir başkası ise problemi çözemeyebilir.

Zihinsel Kurgu : Karşılaşılan problemlere hep aynı davranış kalıplarıyla, yöntemlerle çözüm aranması.

Zihinsel Tutum ve Kültürel Ortam : Kültürel ortamın yarattığı zihinsel tutum, nesne ya da olayların algılanmasını etkiler.

 

A
Açık Havza : Sularını denize ulaştırabilen havzalara açık havza denir
Açısal Hız : Dairesel hareket yapan Dünya üzerindeki bir noktanın birim zamanda oluşturduğu dönüş açısıdır. Dünya, ekseni çevresindeki hareketi sırasında 4 dakikada 1 derecelik, 1 saatte 15 derecelik, 24 saatte 360 derecelik dönüş yapar. Açısal hız, dünya üzerindeki her noktada aynıdır.
Ağıl : Hayvanların barındığı, çevresi taş veya ahşap ile çevrili yerlere ağıl adı verilmektedir. Ağıllar zamanla nüfusun artmasına bağlı olarak sürekli yerleşme haline gelebilir. Sürü sahipleri tarafından kurulan ağıllar kış mevsiminde hayvanların korunması amacıyla kullanılır.

Devamını oku...  

A
Afaroz : Kişiyi dinden çıkarma cezasıdır. Aforoz edilen kişi ile toplum bütün ilişkilerini keserdi. Kral bile aforoz edilebilirdi.

Akçe : Gümüş sikke demektir. Akçe'nin altından olanınaysa sikke-i hasene denir.

Osmanlı Devleti’nde ilk bakır akçe Osman Bey zamanında bastırıldı.

Orhan Bey zamanında akçe gümüş olarak bastırıldı.

Ankara Savaşı (1402) : Timur, 1402 yılında Anadolu'ya girerek, Sivas'ı aldı.

Yıldırım Bayezit ve Timur Çubuk Ovası'nda karşılaştı.

1402 yılında meydana gelen Ankara Savaşı'nda Osmanlı ordusu yenildi ve Yıldırım Bayezit esir düştü.

Ankara Savaşı'nın Sonuçları

1. Yıldırm Bayezit Timur'a esir düştü ve esaret altında öldü.

2. Anadolu'da Türk birliği bozuldu ve beylikler yeniden kuruldu.

3. Batı'ya olan Türk ilerleyişi yavaşladı ve İstanbul'un fethi gecikti.

4. Bizans İmparatorluğu geçici bir süre de olsa kendini toparlama fırsatı buldu.

5. Fetret Dönemi başladı.

Antropoloji : İnsan ırklarını inceleyerek sınıflandıran bilim dalıdır.

Arkeoloji : Kazı bilimidir. Tarih öncesi dönemlerin aydınlatılmasında yararlanılmaktadır.
B
I. Balkan Savaşı :

I. Balkan Savaşı'nın Nedenleri

1. Osmanlı Devleti'ni Avrupa'dan atmak isteyen Rusya'nın Balkanlar'da yeni kurulan devletleri bir araya getirip ittifak kurmalarını sağlaması.

2. Balkan Devletleri'nin Tarblusgarp Savaşı'nın çıkmasını fırsat bilmeleri.

3. Osmanlı ordusu ve yönetiminde ikiliklerin yol açtığı iç karışıklıkların Balkan Devletlerince biliniyor olması ve bu devletlerin Osmanlı Devleti'nin zayıf olmasından yararlanmak istemeleri

I. Balkan Savaşı

Rusya'nın Pan-İslavizm politikası etkili oldu.

Balkan devlertleri, Osmanlı'daki iç karışıklıklardan yararlanarak, tek tek Osmanlı Devleti'ne Savaş açtı.

Osmanlı'ya karşı ilk savaş açan Karadağ oldu.

Sırbistan ve Bulgaristan'a da Osmanlı Savaş açtı.

Arnavutluk bağımsızlığını ilan etti.

Osmanlı Çatalca önlerine kadar çekildi.

Büyük yenilgiler alan Osmanlı Devleti barış görüşmelerine başladı.

I. Balkan Savaşı'nın Sonuçları

1. Arnavutluk bağımsızlığını ilan etti.

2. Osmanlı Devleti savaşı kaybetti ve Çatalca önlerine kadar çekildi.

3. Avrupalı Devletler Balkan yarımadasının yeni haritasını belirlemek için Londra Konferansı'nı topladı.

4. Osmanlı Devleti Midye-Enez hattının batısında kalan bütün topraklarını kaybetti. Arnavutluk ile Ege Adaları'nın durumu büyük devletlerin kararına bırakıldı.

5. Londra Antlaşması'nın imzalanmasını engellemek isteyenler 23 Ocak 1913'te Bab-ı Ali Baskını'nı gerçekleştirdiler.

II. Balkan Savaşı :

II. Balkan Savaşı'nın Nedenleri

1. Londra Antlaşması'nda en büyük payı Bulgaristan almıştı. Öteki Balkan Devletleri bu duruma itiraz ettiler.

2. Yunanistan özellikle Bulgaristan'ın Ege Denizi'ne açılmasına karşı çıkıyordu.

3. Paylaşılamayan yerlerin arasında başta Makedonya geliyordu.

4. Sonuçta Balkan Devletleri, Bulgaristan'a saldırdı ve II. Balkan Savaşı çıktı.

II. Balkan Savaşı

Osmanlı Devleti I. Balkan Savaşı'nda yenilince bu bölgede boşluk doğdu.

Osmanlı Devleti'nden aldıkları toprakları paylaşamayan Balkan Devletleri birbirine düştü.

Sırbistan Makedonya'nın Bulgaristan'a verilmesine itiraz etti.

Yunanistan Makedonya'dan daha fazla toprak istedi.

Romanya Bulgaristan'dan Dobruca'yı istedi.

Bulgaristan, Yunanistan ve Sırbistan'a savaş açtı.

Romanya da Bulgaristan'a savaş açtı.

Osmanlı Edirne'yi geri aldı.

Bulgaristan barış istedi.

II. Balkan Savaşı'nın Sonuçları

Balkan Devletleri kendi aralarında savaşa başlayınca Osmanlı Ordusu Midye-Enez hattını aşıp, Edirne ve Kırklareli'yi tekrar aldı.

İkinci Balkan Savaşının sonucunda şu antlaşmalar yapıldı.

a) İstanbul Antlaşması (29 Eylül 1913)

b) Atina Antlaşması (14 Kasım 1913)

c) Bükreş Antlaşması (10 Ağustos 1913)

Osmanlı Devleti, Ege adalarını kaybetti. İmroz, Bozcaada ve Meis dışındaki bütün Ege adaları Yunanistan'da kaldı.

Arnavutluk bağımsız oldu.

Makedonya elimizden çıktı.

Batı Trakya, Bulgaristan'a verildi ve Osmanlı Devleti'nin elinde sadece Doğu Trakya kaldı.

Bilimsel Tarih : Olayları neden-sonuç ilişkisi içinde bilimsel olarak inceler. Tarih bilinci bu sayede ortaya çıkmıştır.
C
Cem Sultan Olayı : Fatih'in ölümü üzerine Amasya sancağında bulunan Bayezit devşirmelerin desteğiyle tahta geçti.

Konya sancağında bulunan ve Türkmenlerin desteklediği Şehzade Cem bunun üzerine taht mücadelesine başladı.

Memluklerin'de desteklediği Cem Sultan, Bursa'yı aldı ve adına para bastırıp hutbe okuttu.

1481'de Yenişehir Ovası'nda yenilen Cem, Konya'ya kaçtı.

II. Bayezit'in gönderdiği kuvvetlere yenilen Cem Sultan, önce Mısır'da Memlüklülere, ardından da Rodos şövalyelerine sığındı.

Yıllarca Avrupa'da dolaştırılan Cem Sultan, 1495 yılında Napoli'de öldü.

Coğrafya : Coğrafi bölgelerin özelliği ve iklimi tarihi olayların değerlendirilmesinde etkilidir.

Örneğin Fenikelilerin deniz ticareti ile uğraşmalarının nedeni coğrafyalarının tarıma elverişli olmamasıdır.

Cumhuriyetçilik : Devlet başkanının belli bir süre için seçilerek iş başına geldiği devlet ya da yönetim biçimidir.
Ç
Çaldıran Savaşı (1514) : Doğu Anadolu'ya sahip olmak isteyen Şah İsmail bölgedeki Şii Türkmen aşiretlerini Osmanlı'ya karşı ayaklandırıyordu.

Yavuz İran seferi öncesi Dulkadiroğlu Alaüddevle'den yardım istedi fakat isteği reddedildi.

1514'te Osmanlı orduları İran ordularını Çaldıran Savaşı'nda yendi.

Çanakkale Savaşı :

İngiltere ve Fransa 19 Şubat 1915'te Çanakkale'ye saldırdılar.

18 Mart'ta büyük bir saldırıya geçen İngiliz ve Fransız donanması, büyük kayıp verip geri çekildi.

İngilizler, sömürge ülkelerden topladıkları kuvvetlerini Arıburnu'ndan karaya çıkardılar.

Bu arada Yarbay Mustafa Kemal Çanakkale cephesine atandı.

9 Ocak 1916'da Çanakkale düşmandan tamamen temizlendi.

Çanakkale Savaşı'nın Sonuçları

250 bin Türk asker ve subayı şehit düştü ve yaralandı.

Rusya'ya gerekli olan silah ve cephane ulaştırılamadı. Bu durum Rusya'nın çökmesi ve savaştan çekilmesine neden oldu.

Birinci Dünya Savaşı uzadı.

Rusya'da ihtilal oldu ve Çarlık Rusya yıkılıp yerine Sovyet Rusya kuruldu.

Savaşın uzaması ve İngilizler'in Çanakkale'de yenilmesi sömürge yönetimlerini zorlaştırdı.

Savaşın uzaması, savaşla ilgili olmayan sanayi dallarının gerilemesine neden oldu, bundan da Japonya ve A.B.D. kazançlı çıktı.

Mustafa Kemal'in Çanakkale'de kazandığı başarı, O'nun daha sonra milli mücadelenin lideri olmasında etkili oldu.
D
Devlet : Toplum halinde yaşayan insanların, aralarındaki düzeni kurmak ve sürdürmek için oluşturdukları güce denir.

Devletçilik : Ekonomik alanda doğrudan doğruya devletin müdahalesini öngören sistemdir.

Diplomatik : Fermanlar, beratlar ve dönemin yazışmalarını inceler. Siyaset bilimi olarak da adlandırılır. Başlangıç noktası Kadeş Barışının imzalanmasıdır.

93 Harbi (1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı) :

1876 yılında, Avrupalı Devletlerin Balkanlar'da kalıcı çözüm bulmak amacıyla topladıkları İstanbul Konferansı'nda Balkanlar konusunda ağır şartlar getirilmesi üzerine, Osmanlı Devleti şartları kabul etmemiş, daha sonra düzenlenen Londra Konferansı da aynı şekilde sonuçlanmıştı.

İki konferansta da Osmanlı Devleti'nin şartları kabul etmemesi üzerine, Rusya 1877 yılında Osmanlı Devleti'ne savaş açmıştı. Bu savaşta Plevne savunması ile Gazi Osman Paşa üyük kahramanlıklar göstermiş, fakat Rusların, Yeşilköy'e kadar ilerlemelerine engel olunamamıştı. Bunun üzerine padişah II. Abdülhamit, barış isteğinde bulunmuş ve 3 Mart 1878'de Yeşilköy (Ayestefanos) Antlaşması imzalanmıştı.
E
Endülüjans : Günahlardan kurtulmak amacıyla kiliseden satın alınan belgedir.

Engizisyon Mahkemeleri : Kilisenin başkanlığında toplanır, genellikle kilisenin öğretilerine karşı çıkanlara ölüm cezası verirdi.

Enterdi : Belli bir bölgede kilisenin bir süre nikah, vaftiz, ölü gömme gibi dini törenleri durdurmasıdır.

Epigrafi : Kitabeleri inceler. Örneğin : Göktürk ve Kültepe yazıtları.

Etnografya : Toplumların öz kültürlerini inceleyen bilim dalıdır.
F
Fetret Devri (1402-1413) :

I. Bayezit'in oğullarından Süleyman Rumeli'de, Musa Bursa'da, İsa Balıkesir'de ve Mehmet de Amasya'da hükümdarlığını ilan etti.

Kardeşler arasında taht kavgası başladı ve Anadolu'nun siyasi birliği sarsıldı.

Mehmet Çelebi 1413'te kardeşlerini ortadan kaldırarak Osmanlı tahtına geçti.

Osmanlı Devleti, 11 yıl süren Fetret Devri'nde, sağlam devlet örgütü ve yerleşmiş sosyal kurumlar sayesinde yıkılmaktan kurtuldu.

Filoloji : Dil Bilimidir. Toplumların dillerini inceler.
G
Genç Türkler (Jön Türkler) :Tanzimat döneminin sonlarına doğru, bazı Osmanlı aydınları (Namık Kemal, Şinasi, Ziya Paşa, Hüseyin Avni Paşa) Genç Osmanlılar adıyla bir cemiyet kurdular. Bunlar; Osmanlı ülkesinde yaşayan herkesin, din, dil, ırk farkı gözetmeksizin eşit tutulması halinde azınlıkların ayrılmaktan ve devlet kurmaktan vazgeçeceklerini savunuyorlardı. Bu düşüncelerinin uygulanabilmesi için de; Meşrutiyet'in ilan edilmesi, temel hak ve özgürlüklerin bir anayasa ile korunması gerektiğine inanıyorlardı. Bu nedenle II. Abdülahamit'e baskı yapıp 1876 yılında Meşrutiyet'in ilanını sağladılar.

Genel Tarih : İnsanoğlunun yeryüzündeki bütün geçmişini siyasi, sosyal, ekonomik ve kültürel tarihini başlangıçtan günümüze inceler.

Örneğin : Dünya Tarihi
H
Hakem Olayı : Sıffin Savaşı'nda bir sonuç alınamayınca taraflar, iki taraftan da seçilecek birer hakemin kararına başvurmayı gerekli gördü.