Etiket:İzcilik
Toplum hizmeti, izcilik programını önemli bir parçasıdır. Biz bir toplum içinde yaşıyoruz, yaşamak durumundayız. Toplumla barışık olmamız yaşamın mutlu olması bakımından oldukça önem taşır. İzcilik hareketi kişiyi bölgesinin, ulusunun ve uluslararası toplumun yararlı bir üyesi konumuna yükselterek bu amaçla da onu fiziksel, zihinsel, sosyal ve ruhsal yönlerden topyekun geliştirmeye katkı sağlamak amacındadır. İzciliğin de katkısı ile yetişen genç, çalışmasının bir parçası olarak topluluğun kalkınmasına ve gelişmesin katkı ağlar. Bu katkıyı sağlamak için önce kendisinin ve toplun ne olduğunun farkına varır. Bu hizmet için ne tür sorumluluklar yükleneceğini belirler ve uygun etkinlikleri gerçekleştiriri. Bu hizmeti yaparken; geçici çözümler yerine kalıcı hizmetlere öncelik verir. Kısaca, balık yemeyi ya da vermeyi değil balık tutmayı öğretmeyi tercih eder.

İyi hizmet götürmek için toplumla barışık olmanın önemini vurgulamıştık. Bu bağlamda; çeşitli izcilik etkinliklerinde toplumun katkısının, desteğinin alınmasının, hizmeti nitelik ve nicelik bakımından olumlu etkileyeceğini söylemek yararlı olacaktır.

Toplum hizmeti konusunda izcilik hareketi ulusal ve uluslararası düzeyde önemli çalışmalar yapılmıştır. Gelişmiş ülkelerin geri kalmış izcilik teşkilatlarına yardım, jamborelere maddi imkânsızlık yüzünden katılamayan teşkilatlara diğer bazı teşkilatlar yardımcı olmuştur.

Sakarya izcileri tsunami felaketinde mağdur olanların yardımına koşmak amacıyla “Bir ekmek de benden” adlı kampanya sonuçlanmak üzeredir. İzcilerimiz kendi ünitelerinin çevrelerinde kapı kapı dolaşarak büyük destek görmektedir. Bu ilgiden dolayı Sakarya halkına müteşekkiriz. Deprem acısını en iyi biz anlarız felsefesiyle hareket etmekteyiz.

Ocak başılar unutmayın! Topluluk hizmeti, programımızın önemli bir parçasıdır. Bunu görmezlikten gelemezsiniz. Sizin toplum, toplumunda size ihtiyacı vardır. Toplumumuzun öncüleri olmaya talip olunuz. Sorumluluk almaktan kaçınmayınız.

DİN VE AHLAK

İzciliğin amaçlarından biri gençleri topluma hayırlı ve faydalı birer fert olarak yetiştirmektir. Bu amaç doğrultusunda gençlerin manevi ve ahlaki gelişimleri büyük önem arz etmektedir. Manevi ve ahlaki değerlerden yoksun bir toplumun çağdaşlaşabilmesi mümkün değildir.

Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk'e göre de bir milletin hayatında din, dil, sanat, ahlak, hukuk, iktisat ve ilmin çok önemi vardır. Bunlara önem vermeyen ülkenin yükselmesi düşünülemez.

Atatürk " Hiç bir millet yoktur ki ahlak esaslarına dayanmadan yükselsin." ve "Camilerin kutsal minberleri, halkın ruhi, ahlaki gıdalarına en yüksek, en verimli kaynaklarıdır." demiştir. Bir inanca aşırı bağlanmak, diğer inanç ve ahlak değerlerine karşı çıkarak kin beslemek taassupluk yani bağnazlıktır ve izcilik felsefesiyle bağdaşmaz.

DİN
İzcilik andının ilk kelimesi bildiğimiz gibi "Tanrıya" diye başlamakta ve "Tanrıya, vatanıma karşı vazifelerimi yerine getireceğime… And içerim" diye tamamlanmaktadır. Bu giriş uluslararası bütün izci antlarında mevcuttur. İzciler bu nedenle mensup olduğu dinin gereklerini izcilik yaşamları boyunca yerine getirirler.

And ve türenin açıklamaları sırasında da gördüğümüz gibi izcilik uluslararası bir hareket olan izcilik din ve ırk ayrımı gözetmez. Her izci bir dinin mensubudur. Her ırk ve dinden izciler bu hareketin birer üyesidir. Hiç bir izci dini görüş ve ibadetinden dolayı kınanamaz ve hiç bir izci din konularında zorlanamaz.

İzciler yemek öncesinde dua ederler ve buldukları yiyecekler için şükrederler. Toplantı sonunda liderler izcileri kısa bir süre iyi dilek duygularıyla baş başa kaldıklarında kendi içlerinden dualarını okurlar ve kendisi, ailesi, vatanı ve insanlık adına tanrıdan iyi dilekte bulunurlar.

Din kuralları yaratıcı olan Tanrı tarafından konulan, peygamberler aracılığıyla insanlara bildirilen, akıl sahiplerini kendi istekleriyle iyiliklere yönlendirerek dünyada ve ahirette mutluluğa ulaştırmayı amaçlayan ilahi kurallar bütünüdür.

Yüce bir kudrete inanma ve ibadet etme eğilimi insanın yaradılışından kaynaklanmaktadır.

İnsanlık tarihi incelendiğinde , yeryüzünde geçmişte yaşanmış ve halen yaşanmakta olan pek çok din olduğu anlaşılır. Dinler genellikle kurucuları mensupları, nitelik ve içeriklerini yansıtan isimlerle anılırlar. Halen yeryüzünde mensubu bulunan belli başlı dinler şunlardır. İslamiyet, Hıristiyanlık, Yahudilik, Budizm, Hinduizm, Sihizm,Taoizm, Konfüçyüsçülük.

Yaşayan ilahi dinlerin ilki olan Yahudilik; Hz. Musa tarafından bildirildiğinden Musevilik de denilmektedir. Yahudi kelimesi Hz. Yakub'un oğullarından Yahuda'nın soyundan gelenlere verilen addır. Yahudilere ayrıca Hz.Yakub'un lakabı olan "İsrail" den dolayı İsrailoğulları da denilir. Bugün yeryüzünde 20 milyona yakın Yahudi vardır. Yahudiliğin kutsal kitabı Tevrat’tır. Musevilikte ibadet evlerde de yapılmakla birlikte "Havra" da denilen "sinagog"larda yapılır. Günlük ibadetleri üç kez yapılan duadan ibarettir. Haftalık ibadetleri Cumartesi günleri sinagogda topluca yapılır. Cumartesi günleri ateş yakmak, çalışmak, taşıt kullanmak gibi işler yasak olup ibadet ve dinlenmeye ayrılmıştır. Ay takvimine göre kutlanan sekiz dini bayramları vardır. Sinagog da resim ve heykel bulundurmazlar. Sinagog'a kadınlar başını örterek, erkeklerde "kipa" denilen takkeye benzer bir başlık takarak girerler. Yahudiler domuz eti yemezler.

Yaşayan ilahi dinlerin ikincisi Hıristiyanlıktır. Hıristiyanlık Hz. İsa tarafından bildirilmiş ve kutsal kitabı "İncil"dir. Hıristiyan kelimesi Hz.İsa mesihe bağlı demektir. Hz. İsa Filistin'deki Nasıra kasabasında Hz.Meryem tarafından bir mucize olarak babasız dünyaya getirildi. Kavmi önce bu durumu kınadı , ancak bebek Hz.İsa kendisinin Tanrının kulu ve elçisi olduğunu, Allah'ın kendisine kitap vereceğini söyledi. Hz.İsa ya Tanrı tarafından " İncil" verildi. Yahudiler birçok mucize yaratmasına rağmen Hz.İsa'ya inanmadılar. Hz.İsa'ya yalnızca havariler denen on kişi inandı. Hz.İsa çarmıha gerildi. Hıristiyanlığı havariler yaydılar. Bu ayrılma sırasında farklı görüşte kiliseler oluştu ve başta Katolik, Ortodoks, Protestan olmak üzere birçok mezhepler oluştu. Dünya nüfusunun beşte biri Hıristiyan'dır. İbadetlerini "papaz" ya da "rahip" denen din görevlileri başkanlığında "kilise" de yaparlar. Kutsal sembolleri "haç"tır ve ibadetlere çağrı "çan"la yapılır. Günlük ibadetler sabah ve akşam iki kez İncil'den bölümler okunarak yapılır. Haftalık ibadetleri Hz. İsa'nın diriliş günü olduğuna inanılan Pazar günleri mutlaka kilisede yapılır. Yıllık ibadetler güneş yılı takvimine göre yapılan; Noel (24/25 Aralık), Paskalya, Haç Yortusu, Meryem Ana Günü ibadetleridir.

Yaşayan ilahi dinlerin üçüncüsü ve sonuncusu olan İslamiyet; Allah tarafından Hz. Muhammed (S.A.V.) tarafından kırk yaşındayken bildirilmiştir. İslamiyet’in peygamberi Hz. Muhammed (s.a.v.) ve kutsal kitabı Kuran'dır. Hz. Muhammed son peygamberdir. Kuranı Kerim önceki kutsal kitapları doğruladığı gibi onların hükümlerini geliştirerek tamamlamıştır. İslam inancına göre ; Allah'tan başka tanrı yoktur, hiç bir şey ona ortak koşulamaz ve ondan başkasına ibadet edilemez. İslam dinine göre ergenlik çağına gelmiş insan yaptıklarından sorumludur. Müslümanlığı ilk olarak Hz. Muhammed’in eşi Hz. Hatice kabul etmiştir. Hz. Muhammed'in amcasının oğlu Hz. Ali'de Müslümanlığı ilk kabul edenlerdendir. Hz. Muhammed kızı Fatma'yı Hz. Ali ile evlendirdi. Diğer çocukları Hz. Muhammed ölmeden öldüler. İslamiyet yedinci yüzyıldan itibaren büyük bir hızla yayıldı ve Türklerde Müslümanlığı kabul ettiler. Halen başta Ortadoğu olmak üzere Asya, Afrika ve Avrupa da 1,5 milyar Müslüman yaşamaktadır. Müslümanlar ibadetlerini evlerde veya camilerde yaparlar. Günde beş vakit namaz kılınır. Cuma günü kutsal olup topluca camilerde ibadet edilir. Camilerde ibadetleri imamlar yönlendirir. Varlıklı Müslümanlar her yıl malının kırkta birini zekat olarak fakirlere dağıtarak toplumun sosyal ihtiyaçlarına katlıda bulunurlar. Ayrıca gücü yetenler ömürlerinde bir kez kutsal toprakları ziyaret ederek hac yaparlar. Milyonlarca insan Kabe’de (Allah’ın evinde) buluşur, tavaf ibadeti yaparlar. Yıllık ibadet olarak Ramazan ayında 30 gün oruç tutarak ve Kurban bayramlarında fakirlere kestikleri kurbanların üçte birini dağıtarak da ibadet ederler.

İlahi dinlerin ortak yanı hepsinin Tanrı tarafından peygamberler aracılığıyla gönderilmesidir. Bu dinlerde ibadet ve ahlak açısından birçok ortak yön vardır. Örneğin hepsinde, Tanrı, melek, kutsal kitap, peygamber, ahiret ve kader inancı gibi ortak inançlar bulunur. İbadet, Nikâh, Tövbe, İbadete çağrı gibi şekilsel ortaklıklar vardır. Bütün ilahi dinlere göre il insan Hz. Âdem’dir. İlahi dinlerde bazı davranışlara verilen ahlaki değerler çoğunlukla aynıdır. Örneğin doğruluk, hoşgörülü olmak, alçak gönüllülük, şefkatli ve merhametli olmak , büyükleri saymak, küçükleri korumak bütün ilahi dinlerde bir erdem olarak görünür. Bu dinlere göre insan, Tanrı'nın yaratığı en üstün varlıktır. İnsan akıl ve iradesiyle diğer varlıklardan üstün kılınmıştır.

AHLAK
İzci olurken "kendimi ……ahlakça dürüst tutmak için elimden geleni yapacağıma şerefim üzerine and içerim" diye söz veriyoruz. Nedir bu ahlak? Bu kadar önemli mi?

Ahlak kelime olarak; güzel huylar, iyi nitelikler ve iyi davranışlar olarak tanımlanır. Tanım olarak ise; Ahlak , insanın iyi veya kötü olarak nitelendirilmesine yol açan manevi özellikleri, huyları ve bunların etkisiyle ortaya koyduğu iradeli davranışların bütünüdür. Ahlak insanın iyi ve kötü huyları sebebiyle kendi isteği ve iradesiyle gerçekleştirdiği davranışlar bütünüdür.

İnsan yaradılışı gereği bir toplum içinde yaşamak ve işbirliği yapmak zorundadır. Bu nedende toplumda güzel davranışlara yönlendirebilecek kuralların olması gereklidir. Ahlak kuralları insanlara iyilik yapmayı ve kötülüklerden kaçınmayı öğütleyen kurallardır. Toplumun koyduğu kurallara uyan ve toplumu mutlu edecek davranışları sergileyen insanlar toplumda sevilir, sayılır, lider olarak görülür ve onure edilir.

Din ve ahlak, toplu yaşayışın zorunlu kıldığı görev ve sorumlulukları belirleyen, insanların birbirlerine karşı davranış biçimlerini belirleyen kurallar koyarlar. Din ve ahlak kuralları arasında büyük bir benzerlik vardır. Her ikisi de doğru ile yanlışın, iyi ve kötünün, adaletin, bencilliğin tanımlarını çok benzer olarak yaparlar. Kurallar arasında benzerlik olmakla birlikte yerine getirmeme konusunda yaptırımları farklıdır. Ahlak kuralların uygulanmasını kişinin vicdanına bırakır.

Hem ülkemizdeki uluslararası kamplarda, hem de yurtdışına gittiğinizde yabancı kamplarda farklı dinlerden izcilerle beraber olacaksınız. İzciler bu tür kamplarda; bu dini ve manevi bilgiler ışığında hem kendi inançlarının gereklerini yerine getirecek, hem de başkalarını dini nedenlerle kınamayacak, ibadet şekillerine ve farklı dini adetlerine saygı gösterecektir.

 

TÜRKİYE'DE İZCİLİĞİN KURULUŞU

İzcilik,İngiltere'de kuruluşundan kısa bir süre sonra, memleketimizde de Keşşaflık adı altında görülmeye başlanır. Memleketimizde izciliğin ilk kurucuları hakkında çeşitli görüş ve fikirler mevcuttur Sadrazam Talat Paşa ve Osmanlı Devleti Harbiye Nazırı Enver Paşa zamanında izciliği eğitim sisteminde yer alması sağlanmış ve keşşaflık adı altında uygulanmaya başlanmıştır..

İzcilik hareketinin 1910 yılından itibaren okullarda ilk uygulayıcıları Nafi Atuf (Kansu), Ethem Nejat Bey,Ahmet ve Abdurrahman Robenson kardeşler olmuştur.

1 ) Darüşafaka Beden öğretmeni ve Oymak beyi B.Sami Karayel'in 1914 tarihli İzci Rehberi isimli izci kitabında Türkiye'de izciliğin ilk kurucuları Nafi Atıf Kansu ve Ethem Nejat olarak görülür. İlk izci üniteleri Darüşafaka, Galatasaray ve İstanbul Liselerinde kurulmuştur.

1968 yılında Milli E§itim Bakanlığı'nca kapsamlı olarak Türkiye İzcileri Yönetmeliği hazırlanarak yürürlüğe konmuştur.

2 ) İstanbul il İzci Kurulu Başkanlarından Rıza Bediz, 1955 yılında yayınladığı "İzcilik ve İzci Kampları" adlı kitabında Türkiye'de izciliğin 1909 yılında İstanbul'da Galatasaray ve Kabataş Liseleri'nde Beden Terbiyesi öğretmenleri Ahmet ve Abdurrahman Robenson kardeşler tarafından başlatıldığını belirtilmiştir.

İlk izcilik hareketleri benimsenmiş görünse de bu tarihlerde patlak veren Balkan Harbi bu ilgiyi ortadan kaldırır. Harpten sonra 1912 yılında izciliği yeniden canlandırmak amacıyla Belçika İzcilik Teşkilatı'ndan Herold Parfit getirtilir. Parfit, izciler ocağını kurar. İşte Türkiye'de izciliğin kuruluşu 1912 yılı olarak esas alınmaktadır.

24 Nisan 1914 yılında Kağıthane Sırtlarında ilk izcilik uygulamaları (Oymak başı Kursu) yapılır. 16 Oymak başı başarı ile kurstan mezun olur.

1920 yılında İstanbul'da birçok izci oymaklarının kurulduğu görülür.

Cumhuriyetin ilk yıllarında okullarda izci oymakları kurulmaya başlanır. Hükümet, izcilik işlerinin yürütülmesini zamanın Milli Eğitim Bakanlığı'na verir. 1923 yılında Baden Powell'ın "Erkek Çocukları İçin İzcilik" kitabı Türkçeye çevrilir.

1926 yılında Milli Eğitim Bakanlığı'nca bir tamimle okullarda izci oymaklarının kurulması öngörülür.

1927 yılında Cumhuriyet Bayramı'nda Ankara'da Türkiye izcilerinin toplanması ve törene iştiraki sağlanır.

12 Mayıs 1928 yılında 1246 sayılı "Türkiye'de Gençlik Teşkilatının Türk Vatandaşlarına Hasrı" kanunu kabul edilir. Bu kanunla izcilik Türkiye'de devletin kontrol ve denetimi altına alınır.

1949 yılında "Erkek İzciler Yönetmeliği" kabul edilerek yürürlüğe girmiştir. Bunu takip eden yıllarda Yavrukurt ve Kız izciler Yönetmelikleri hazırlanarak uygulamalara geçilmiştir.

1950 yılında birçok teşebbüslerden sonra Türkiye izcileri Dünya İzcilik Teşkilatına kabul edilir.

1955 yılında Ankara'da İzciler Birliği - Derneği, 1957 yılında da İzmir'de de Ege İzciler Birliği - Derneği kurulmuştur.

1968 yılında Milli E§itim Bakanlığı'nca kapsamlı olarak Türkiye İzcileri Yönetmeliği hazırlanarak yürürlüğe konmuştur.

İzcilik faaliyetleri 1970 yılında Gençlik ve Spor Bakanlığı'na devredilmiştir.

1972 yılında Kız izciliğimiz Dünya Kız İzci Teşkilatına yedek üyeliğe kabul edilmiştir.

İzcilik bu tarihten sonra günümüze kadar iki bakanlık arasında çeşitli Genel Müdürlükler bünyesinde sürdürülmüştür.

1991 tarihinde İzcilik Federasyonu Kurularak izcilik faaliyetleri bu federasyon tarafından da yürütülmeye başlamıştır.

 

Lord Baden-Powell Of Gilwell isimli bir İngiliz General bu günkü anlamda izciliğin teşkilatlanmasını sağlamıştır. İlk izci kampı 24 kişi ile 1907 yılında Brownsea adasında Lord BadenPowell Of Gilwell tarafından yapıldı. İlk izcilik olimpiyatı (Jamborce) 1920 yılında İngiltere’de yapıldı. İzcilik hareketi 1907’den itibaren Dünya’da hızla yayılmaya başlamıştır.

ROBERT STEPHENSON SMYTH BADEN POWELL

(Doğumu 22 Şubat 1857, Londra-İngiltere, Ölümü 8 Ocak 1941, Nyeri, Kenya)

1899-1902 Güney Afrika Savaşı sırasında 217 gün süren Mafeking savunmasıyla ulusal kahraman olan İngiliz subayıdır. Daha sonra Boy Scouts ve Girl Guides adlı izci örgütlerinin kurucusu olarak ün kazanmıştır. 1884-1885 yıllarında, Bechuanaland ve Sudan’daki savaşlarda gözetleme balonları eğitti. 1903’te İngiltere’ye dönünce süvari kuvvetlerine genel müfettiş olarak atandı. Ertesi yıl Netheravon’a kullanmasıyla dikkat çekti. 12 Ekim 1899’dan 17 Mayıs 1900’e değin süren zorlu bir kuşatmada çok daha büyük bir Boer kuvvetini püskürterek Mafeking’i savundu. Savaştan sonra Güney Afrika polis örgütü için personel toplayarak bağlı Wiltshire’daki Süvari Okulu’nu kurdu. 1907 yılında Korgeneralliğe yükseldi.

Aids to Scouting (1899; İzcilik İçin Yardımcı Bilgiler) adlı askeri ders kitabının, erkek çocukları orman yaşamı konusunda eğitmek için kullanıldığını öğrenen Baden-Powell, Dorset’a bağlı Poole açıklarındaki Brownsea Adasında bir deneme kampı kurdu (1907). Önerdiği izci hareketi için bir taslak hazırladı. İzci oymakları İngiltere’nin her yanına yayılmaya başladı. Bu oymaklarca kullanılmak üzere 1908’de Scouting for Boys (1908; Erkekler İçin İzcilik) adlı kitabı yayımlandı. Tüm zamanını izcilere ayırmak amacıyla 1910’da ordudan emekliye ayrıldı. Aynı yıl kız kardeşi Agnes’le (1858-1945) birlikte Girl Scouts (ABD’de 1912’den sonra Girl Scouts) adlı kız izci örgütünü kurdu. Karısı Layd Olave Baden-Powell’ın da (1889-1977) bu örgütün gelişmesine büyük katkısı oldu. 1916’da 11 yaşın altındaki erkek çocuklar için Wolf Cups (ABD’de Cup Scout; “Yavrukurt”) örgütünü kuran Baden-Powell, Londra’daki l.Uluslar Arası İzci Eğlentisi’nde (1920) Dünya İzci Başkanı ilan edildi.

Baden-Powell 1922’de baronet, 1929’da baron oldu. Son yıllarını sağlık nedeniyle Kenya’da geçirdi.Yaşam öyküsünü Lessons of a Lifetime (1933; Tüm Bir Yaşamdan Dersler) adıyla yayımlandı.

 
Bu tanımlardan sonra; bir izci olarak sen okul dışında izcilikten, izci olmaktan, yürüyüşe çıkmaktan, en iyi arkadaşlarınla birlikte kamp yapmaktan, yüzmekten, dalmaktan, balta kullanmaktan, doğada iz takip etmekten, kamp ateşinin alevlerini seyredip geleceğini düşünmekten çok hoşlanacaksın.

Ormanda sessizce yürümeyi, görünmeden hayvanları izlemeyi, kuşların ötüşlerini taklit ederek onları çağırmayı öğrenecek ve bütün bunları eğlenceli bulacaksın. Arazide yolunu harita ve pusula yardımı ile bulmak, acıktığın zaman kendi yemeğini yapabilmek, yıldızların altında veda, bir çadırda uyumak sana zevk verecek. İzcilikte doğa ile baş başa ve uyum içinde yaşayabilen bir insan haline geleceksin.

Bununla beraber, izcilik açık havada eğlenmekten, yürüyüşlere çıkmaktan ve kampçılıktan çok daha fazla bir anlam taşır. İzcilik bir yaşam biçimidir. İzcilik sorumluluk sahibi bir insan olarak yetişmek, başkalarına yardımcı olmayı öğrenmektir. İzci Andı ve Türesi sana iyi bir vatandaş, iyi bir insan olabilmen için rehberlik edecek. And ve Türe sana, izciden beklenenleri anlatır, görevlerini belirtir. İzci parolası "DAİMA HAZIR"dır.

İzciliğin sloganı "HER GÜN EN AZ BİR İYİLİK" yapmaktır. Parola ve slogan ikisi birlikte senin yardım etme arzunu ve yeteneğini gösterir.

Bir izci olarak yaşamak seni güçlendirecek ve kendine güvenini artıracak. İzcilikte ilerlerken sana yardımcı olacak, izcilik becerilerini öğrenmenin yanı sıra liderlik becerilerini de geliştireceksin. İzcilik seni hayatının gelecek aşamalarına hazırlayarak, hem bedenen ve de fikren çağdaş bir insan olmanı sağlayacaktır.

Haydi katıl bize, katıl İzcilik Hareketine. Obanda ve ünitende yaşamının en güzel günlerinden bazılarını geçireceksin. İzcilik, tüm izciler için bir yaşam biçimi çoğu, izci için ise aynı zamanda en sevdikleri spordur. Aslında izcilik, kamp yapma, yürüyüş, yüzme, oryantasyon ve daha pek çok spor dalının bir araya gelmesidir.

İzcilik eğitimin sırasında farklı etkinlik ve beceriler için farklı işaretler kazanacak ve bunları gururla üniformanda taşıyacaksın.

"Her şey izcilik için ve her şey izciliğin içinde"dir.

İLKELERİMİZ

Anayasamızda ifadesini bulan Atatürk ilke ve inkılâplarına aykırı iş yapmayız. Hiçbir şey bu ilkelere aykırı iş yapılmasının gerekçesi olamaz.

Ülkemizin geleceğinden sorumluyuz.

Sağlıklı bir çalışma ortamının önemine inanırız.

Çalışanları tanır, yeteneklerini geliştirir, fikirlerine değer verir, yeni fikir üretimini destekleriz.

Performansımızın değeri katılımcılığımızla ölçülür.

Her işimiz önemlidir, ihmal edilemez.

Eğitime yapılan yatırımı kutsal sayar, her türlü desteği veririz.

İnsanları suçlamaz, süreçleri sorgularız.

Konuları yasalar çerçevesinde, ön yargısız, koşulsuz ve iyi niyetle değerlendiririz. Ancak daha iyiyi bulmak için yasaları da irdeleriz.

İnisiyatif kullanmaktan çekinmeyiz.

Kurumumuzu her yönüyle tanır, konulara içinde bulunduğu çevre ile birlikte bütüncül yaklaşırız.

Yenilikçiyiz. Öğrenmeyi yenilikçilik için fırsat sayar, değişimin önemine inanırız.

Her durumu kurum kültürünü geliştirmek için bir fırsat sayar, eleştiri ve uyarıları kurum kültürüne yapılan bir katkı olarak değerlendiririz.

Zamanın değerine inanırız.

Çevreye karşı duyarlıyız.

En iyi olmak için inandırıcı olmalıyız.

Teknolojik gelişmeleri yakından izler, kullanılmasına önem veririz.

Geleceği bu günde yaşarız.

Sabırlıyız. Dinlemesini biliriz.

Biz bilinciyle çalışırız. Başarı hepimizindir. Kurumun başarısı da başarısızlığı da bizimdir.

 

Milliyet, örf, din, dil ayrımı gözetmeksizin herkese açık, politik olmayan eğitimsel üniformalı bir gençlik çalışmasıdır.

İzcilik, gönüllü, uluslararası, üniformalı, çeşitli yaş gruplarındaki gençlerin zihinsel, fiziksel, ruhsal, sosyal, duygusal ve karakter gelişimine katkıda bulunan bir gençlik faaliyetidir.

Okul ile aile eğitimleri arasında kalan boşlukları doldurur.

İzcilik, çocuk ve gençleri mevcut özellikleri ile bir bütün olarak ele alan, ruh ve beden sağlıklarını geliştiren, onların boş zamanlarını bir program çerçevesinde değerlendirilmesini sağlayan bir eğitim aracıdır. Bu özellikleri ile izcilik, öğretim olmaktan çok uygulamalı bilgi ve beceri kazandıran eğitim karakterinde bir faaliyetidir. Bu nedenle de izcilik tüm dünyada okul dışı bir faaliyet olarak değerlendirilmiş ve okul dışı izcilik organizasyonları kurulmuştur. Çocuk ve gencin karakterini geliştirmek suretiyle eğitimin oluşturduğu boşluğu doldurur.

İzcilik, çocuk ve gencin grup içinde ve bizzat tabiatın kucağında eğitilmesiyle karakter, beceri, sağlık, mukavemet, cesaret vs. konularda daha iyi ve daha çabuk eğitilebilecekleri fikrinden doğmuştur.

Kişinin eğitimi, bedenen ve fikren olduğu kadar ahlaken de büyük önem taşır. Bu nedenle de izcilik ahlak eğitiminde aktif bir metod olarak kabul edilir. İzcilik iyi yurttaş yetiştirmeyi amaçladığından Milli, iyi insan yetiştirmeyi amaçladığından ise evrensel bir olaydır.

KISACA İZCİLİK: Çocuk ve genci tam anlamıyla topluma yararlı, insanları seven, onlara yardım eden, doğayı ve çevreyi koruyan, vatanına yararlı, iyi bir insan olma sanatıdır.

İZCİLİĞİN TANIMI

İzcilik, gönüllü, uluslararası, üniformalı bir gençlik faaliyetidir. Çeşitli yaş gruplarındaki çocukların ve gençlerin zihinsel, bedensel, sosyal, ve ruhsal gelişmelerine katkıda bulunan, yapıcı, yaratıcı yeteneklerinin geliştirilmesi için gerekli çabaları içeren, onları ülke kalkınmasının temeli olan bilgi ve becerilerle donatmayı hedef alan, demokratik kişilik özelliklerinin ortaya çıkmasını sağlayan, ulusal ve uluslararası tüm gençliği bünyesinde toplayan bir eğitim aracıdır. Bu özellikleri ile izcilik, öğretim olmaktan çok uygulamalı bilgi ve beceri kazandıran eğitim karakterinde bir faaliyettir.

İzcilik 7 ve daha yukarı yaşlardaki çocuk ve genç insanlara karakter gelişimi, yurttaşlık eğitimi, kişisel sağlamlık veren, bilgi, beceri ve davranış açısından onları besleyen bir gençlik faaliyetidir. Kişinin eğitimi, bedenen ve fikren olduğu kadar ahlaken de büyük önem taşır. Bu nedenle de izcilik ahlak eğitiminin aktif bir metodu olarak kabul edilir. İzcilik, çocuk ve gencin grup içinde ve bizzat tabiatın kucağında eğitilmesiyle karakter, beceri, sağlık, mukavemet, secaret gibi konularda daha iyi ve daha çabuk eğitilebilecekleri fikrinden doğmuştur.

İzcilik iyi yurttaş yetiştirmeyi amaçladığından milli, iyi insan yetiştirmeyi amaçladığından ise evrensel bir olaydır. İzcilik, milliyet, ırk, din ve dil ayrımı olmaksızın herkese açık, gönüllü, politik olmayan eğitimsel bir gençlik hareketidir.

Bu hareketin önemini şöyle sıralamak mümkün:

1- Dünyanın En Büyük Organizasyonlarından Biridir:

Bugün Dünya'da 137 teşkilatta 20 milyona yakın izci vardır. Günden güne genişlemekte olan bu organizasyon üyeleri arasında sağlam bir dayanışma vardır. Bu dayanışmanın temelinde, başlangıcından bu yana değişmemiş olan izciliğin temel prensipleri yatmaktadır. Bu temel prensipler, sağlam bir kumaşın lifleri gibi izciliği sürekli ayakta ve canlı tutmaktadır.

2- Milli ve Milletlerarası Bir Harekettir

İzcilik hem milli hem de milletlerarası bir harekettir. İzciliğin temel prensiplerine bağlı kalmak şartıyla her ülke kendi şartları ve kültürleri doğrultusunda, izcilik faaliyetleri yapmaktadırlar.

3- Politik Olmayan Bir Harekettir

İzcilik, politika ile uğraşmaz, yani politik parti sistemlerinde olduğu gibi politikanın esasını teşkil eden iktidar için uğraşan bir organizasyon değildir. Politikadan uzak olma hususu, tüm milli teşkilatlardan özellikle istenir ve beklenir. Anka bu durum, izcilerin yaşadıkları ülkenin politik realitelerinden tamamen uzak olduğu anlamına gelmez. Her şeyden önce izcilik, iyi vatandaş yetiştirmeyi amaçlayan bir harekettir. Bu yurttaşlık eğitimi ise o ülkenin politik realiteleri hakkında bilgi sahibi olmadan yapılamaz. İzcilik organizasyonları bu durumun bilincindedir.

4- Irk ve Din Ayrımı Gözetmez

İzcilik, herkese açık bir harekettir. Her izci mutlaka bir dinin mensubudur. Hiçbir izci, şu ya da bu din konusunda zorlanmaz. İzcilik için önemli olan bir dinin mensubu olmaktır. Her renk ve ırktan, her dinden izciler, bu teşkilatın çatısı altındadır.

5- Gençlik Hareketidir

İzcilik bir gençlik hareketidir. Daha doğrusu çocuk ve gençlere hitap eder. İzcilik hareketi içine girmiş herkes bu ruhu aldıktan sonra ölünceye kadar onu yaşatır. Ülkemizde izcilik faaliyetleri üç kademede yapılmaktadır:

  • 8-11 yaş grubu için küçük izci (Eski adı Yavrukurt),

  • 12-15 yaş grubu için izci,

  • 16-20 yaş grubu için ergin izci çalışmaları diğer ülkelerde de benzer uygulamalar yapılmaktadır.

  • 20 yaşından sonra izci lideri olarak hizmet vermek mümkündür. Lider olarak görev almayanlar ise yukarıda değinildiği gibi izcilik ruhunu hayat boyu devam ettirirler.

6- Gönüllü Bir Harekettir

İzciler gönüllüdür. Dünya'nın hiçbir yerinde kimse izciliğe katılması için zorlanmaz. Gönüllü bir faaliyet olmasına rağmen bu kadar büyük bir kitle neden izciliğe büyük bir heyecanla katılmamaktadır? Gönüllüler, herhangi bir organizasyona ancak kendilerini cezbeden birşey olduğu takdirde rağbet ederler. Liderler de gönüllüdür. Deneyimlerini ve bilgilerini gençlerin hizmetine sunmaktan son derece mutlu olmaktadırlar. Onlar izcilere emretmek yerine rehberlik yapmayı, onları dinlemeyi tercih eder, böylece onların gerçek dünyası ile buluşmayı arzu ederler.

7- İyi Bir Eğitim Aracıdır

İzciler, oluşturdukları küçük gruplar içinde (oba), liderlerinin rehberliğinde, kendilerinin de katkıları ile hazırlanan, gelişmelere uygun programlar doğrultusunda, genellikle açık hava faaliyetleri ile bilhassa izcilik temel prensipleri doğrultusunda faaliyete katılırlar. İzciler bu faaliyetlerle iyi bir kişilik, sağlıklı bir bünye, bilgi ve beceri kazanırlar. Yetenekleri gelişir, davranışları gelişir ve değişir, bilgi ve beceri kazanır. Bu eğitimi oyun ve eğlence esprisi içerisinde kazanırlar. İzciler amaca bizzat yaparak, yaşayarak ulaşırlar.

İzcilik Öğrenilmez Yaşanır

Yukarıda da açıklandığı gibi izciler, kendilerini yetiştirmek için yapılacak aktiviteleri büyük oranda kendileri organize ederler. Liderler sadece onlara rehberlik ederler. Kısacası izciler, hem planlayıcı hem de uygulayıcıdırlar. Sistemin yapısı gereği onlar, bu işi büyük bir zevkle yapmaktadırlar. Böyle olmasa herhalde bugün pek çok ülkede milyonlarca izcinin aynı amaç etrafında toplanması mümkün olmazdı.
 

Atatürk, izcilik konusu üzerinde de büyük önemle durmuş ve Türk izciliğine de, okullar içi izcilik faaliyetleriyle olumlu bir yön vermişti. Daha miralaylığı sırasında resmi görevi itibariyle başlayan bu ilgi ömür boyu sürmüş ve hiçbir zaman eksilmemişti.

Yurtta izciliğin amaçlarının gerçekleştirilmesini yeterli bulmayan Harbiye Nezareti 15 Haziran 1914 tarihinde “Genç Osmanlı Cemiyetleri” adı altında bir teşkilat meydana getirmiştir. Bu örgütün Genel Müfettişliği görevine de Mustafa Kemal atanmıştı. İşte Atatürk, Gençlik Cemiyetleri Umumi müfettişi olarak çalışmış olmasının verdiği yakınlıkla izci meselesi üzerinde önemle durmuş; izcileri Cumhuriyetin yarınlarının bekçileri olarak görüp kabul etmiş, disiplinli bir biçimde yetiştirilen izcilerden yurt savunması yönünden de büyük yararlar sağlanabileceğine inanmıştı.

Atatürk’ün Gençlik Cumhuriyetleri Umumi Müfettişi olarak, “Makam-ı Celiliye” hitaben “Mahrem” kaydıyla kaleme aldığı rapor, O’nun izcilik hakkındaki görüş ve düşüncelerini anlama bakımından önem ve değer taşımaktadır. Rapor şöyledir:

“Son zamanlarda Avrupa’da yeni neslin fikri ve bedeni eğitimi maksadıyla ihdas edilen genç derneklerine ve izciliğe fevkalade emek vererek azami fedakarlıkta bulunulmuş, maddi, manevi her türlü yardım yapılmıştır. Harpten önce kara ordusu bulunmayan bazı devletler ancak bu sayede ve az zaman içerisinde büyük bir orduya malik oldukları gibi bugünün ordusunu dağıtmak gereğinde olan Almanya ileride mevcudiyetini ve hayatiyetini muhafaza edebilmek için terhis ettiği subayları istihdama devamla 1908’de ihdas edilen Almanya Gençlik Teşkilatı’na muhteşem ordusu derecesinde ihtimam göstermeye önem vermektedir. Yurt savunması bakımından bu derece ehemmiyeti haiz olan izcilik, ferdi ve milli eğitim bakımından da son derece önemlidir. Bütün hükümetlerce izcilik teşkilatı birbiriyle adeta yarışırcasına yayılmakta ve mensupları fikren, ahlâken, ilmen ve bedenen yetiştirmektedir.

İzcileri himaye ve teftiş için izci ve keşşaf cemiyetleri, genç dernekleri kurulmakta, resmi makamlar ihdas edilerek, bütün bu teşekküllerin her türlü siyasi ihtirastan ve parti münakaşalarından tamamen münezzeh kalmalarına münhasıran ilmi bir sahada çalışmalarına bilhassa itina gösterilmektedir.

Hükümet idaresinin yeniden teşkilini kararlaştırdığı şu günlerde genç dernekleri teşkilatının kurulmasına, yayılmasına ve bu konunun yüksek makamlarca ele alınmasına mutlak bir zaruret vardır. Binaenaleyh:

1. Orduyu ıstırabında bulunan yeni hükümet 12 yaşından itibaren gençleri vatani ve milli bir gaye ile terbiye ile, yaşları mütenasip, fennî ve yeknesak bir surette yetiştirmek mecburiyetindedir. Bu bakımdan milletin en aydınlarını teşkil eden subaylardan okullarda ve genellikle dernekler teşkilâtında öğretmen ve rehber sıfatıyla tercihen kullanılması lazımdır. Bu suretle subaylarımız hükümete malî bir yük teşkil etmeyecekleri gibi en yararlı bir vazife ile görevlendirilmiş olacaklardır.

2. Genç dernekleri Teşkilâtı’nı verimli esaslara istinat ettirmek için Millî Savunma, Millî Eğitim ve Evkaf Bakanlıkları ile mahalli belediyeler ve teşkili düşünülen Cemaat-ı İslami’yenin müştereken yardımı sağlanmalıdır.

3. Genç Dernekleri Umumî Müfettişliğine bağlı olmak üzere bölgelere göre dernekler müfettişlikleri ihdas edilmelidir.

4. Okullarımızda meslekî ve bedenî eğitim konusunda esaslı bir program ve faaliyet yoktur. Kulüplerde gençler basit oyunlar ve fikirleri zedeleyen politikayla meşgul oluyorlar.

Gençliğin gelişmesine yarlı başak bir cemiyet hemen hemen yok gibidir. Bu gibi kulüp ve cemiyetlerde sağlığı koruma, iyi geçinme, fikri eğitim, anatomi, fizyolojiye ait umumi derslerin konusu dahi yer almıyor. Sözü edilen kulüp başkanlarını siyasetin dışında kalmaları, aydın ve gerektiğinde beden eğitimi öğretmenliği yapmaya dahi muktedir kişiler olmaları, kulüplere yaşça küçük olanların kabul edilmemeleri ve okul öğrencilerine kulüplerin kapalı olması şarttır.

5. Son zamanlarda Milli Eğitim okullarında sınırlandıran beden eğitimi ders saatleri arttırılarak, genç dernekleriyle alakalı görev ve kuruluşlar devam ettirilmeli ve köylere kadar esaslı bir şekilde yayılmaları sağlanmalıdır.

6. Spor kulüplerin ıslahı ile müdavimlerine Gençlik Dernekleri Teşkilatı ile de münasebet tesis etmeleri kabul ettirilmelidir.

7. Gerek okullarda, gerek spor kulüplerinde ve cemiyetlerde genç dernekleri kıyafetlerinin kabulü, sağlığı koruma, sosyal eğitim, fizyoloji ve anatomi derslerinin öğretimi ve umum için gece derslerinin ihdası temin edilmelidir.

8. Az da olsa bütçenin müsaadesi nispetinde ödenek sağlanmalıdır.

9. Bütün Genç Derneklerinin teşkilatına girecek olan fakir çocuklarına memleketin sanatı ile mütenasip iş bulup sanatkar olarak yetiştirilmek suretiyle kişisel çalışmalarına dayanan geçimlerini sağlamaları öngörülmektedir.

10. Terbiyevi ve içtimai Genç Dernekleri mecmuasının eskiden olduğu gibi yayına devam etmelidir.

11. Vaktiyle Astsubay okullarının 13-14 yaşındaki öğrencinin bile çantasız ve silahsız talim ve terbiyeyi ifaya muktedir olduğunu tecrübe edilmesini istemiştim. Bu talebim isaf edilmiştir.

12. İzci, Keşşaf veya Spor Kulübü adı altında vücuda getirilecek bütün teşkilat genç dernekleri meyanında addedilerek Dernekler Genel Müfettişliğine bağlı olmalıdır.

Ordunun tahdidi mecburiyetinin yukarıdaki maruzatım ile kısmen olsun telafi edilebileceğine halisane inanmadığımı yüce makamlarına arz ederim.”

Atatürk, mutlu yarınlar için sevgi ve güven duyduğu Türk izcilerini resmi bayramlardaki geçit törenlerinde görmeyi özellikle arzulamış, bunun sonucu olarak da Atatürk devrinde yurdun dört yanından gelen izci oymaklarının Ankara’da Atatürk’ün önünde yapılan Cumhuriyet Bayramı geçit törenlerine katılmaları bir gelenek halini almıştır.

Atatürk ayrıca Türk izcilerinin kıyafetleri ve yetiştirilmeleri konularında verdiği direktiflerle de izciliğin olumlu yönde çevrilmesinde önemli rol oynamıştır.

Türk izciliği, Atatürk’ün emir ve direktifleriyle vücut bulan bir örgüt olarak doğdu, faaliyet gösterdi. Atatürk’ün ilgi ve güvenini kazanmakla da ebedi bir gurur ve şerefe mahzar oldu. “Keşşaflık” Atatürk ile “izcilik” şekline dönüştü.

 

ATATÜRK ÖZDEYİŞLERİ

İZCİLİKTEKİ BAĞLANTISI

1- Ben sporcunun zeki, çevik aynı zamanda ahlaklısını severim.

1- Kendini bedence sağlam, fikirce uyanık, ahlakça dürüst olmak için elimden geleni yapmalıdır.

2- Hatta müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır; o satıh da vatan toprakladır. Ey Türk gençliği! Birinci vazifen Türk istiklalini, Türk cumhuriyetin ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.

2- İzci yurduna ve milletine sadıktır. İzci vatanına karşı vazifelerini yerine getirir.

3- Türk, öğün, çalış, güven.

3- İzci çalışkandır, başkalarına yardımcı ve yararlı olur.

4- Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur.

4- İzci bedence sağlam, fikirce uyanıktır.

5- Ben fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller isterim.

5- İzci fikir, öz ve hareketlerinde açık ve dürüsttür.

6- Ormansız bir yurt düşünülemez.

6- İzci bitkileri ve hayvanları sever ve korur.

7- Din vardır ve lüzumludur.

7- Tanrıya karşı görevlidir.

8- Millete hizmet eden onun efendisi olur.

8- İzci vatanına, milletine ve ailesine sadıktır.

9- Tek bir şeye ihtiyacımız var, o da çalışmaktır.Türk milleti çalışkandır. Türk milleti zekidir. Vatan, insanların omuzları üzerinde yükselir.

9- İzci çalışkandır. İzci daima hazırdır. İzci topluma hizmet eder.

10- Yurt sulh, cihanda sulh

10- Bütün dünya izcileri kardeştir.

ATATÜRKÇÜLÜK VE GENÇLİĞİN

ATATÜRK’ÇÜ DÜŞÜNCE DOĞRULTUSUNDA YETİŞTİRİLMESİ

Coğrafi konumu nedeniyle dünyanın stratejik yerlerinden biri olan Türkiye uzun yıllardır emperyalist güçlerin gizli ve açık saldırılarına hedef olmuştur. Ulusal Kurtuluş Savaşımız açık saldırılarının en önemlisidir.

Bu savaşta Ulu Önder Atatürk ve silah arkadaşlarının üstün gayretleri ve ulusun azmi ile başarılı olundu. Böylece Türkiye Cumhuriyeti kuruldu. Cumhuriyetin temeli olan Atatürk ilke ve devrimleri, geleceğimizin teminatı olan genç kuşaklara iyi anlatılmalı ve benimsetilmelidir. Bu gerçek bilerek veya kasıtlı olarak göz ardı edilirse ya da çarpıtılırsa ulusumuzun başına nelerin gelebileceği çok yakın geçmişteki acı olaylar göstermiştir. Bundan dolayı o karanlık günlere yeniden dönmemek için gençlerimizi Atatürk ilke ve devrimleri doğrultusunda yetiştirmemiz şarttır. Zaten günümüzde bir çok ideoloji çekiciliğini yitirdi. Ancak Kemalizm yeniden güncellik ve çekicilik kazandı.

ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCEDE İZCİLİK

Atatürkçülük demek çağdaşlık demek, ilericilik demek, laik demektir. Atatürkçülük demek, doğruluk demek, dürüstlük demek, düzen demektir. Atatürkçülük demek, düne değil, hatta bugüne değil, yarınlara bakar, ona göre kendimizi ve toplumumuzu hazırlamak demektir.

Atatürkçülük demek, bugün dünden daha çok aradığımız O eşsiz insanın, O dünyanın gelmiş geçmiş en büyük devlet adamının, O eşsiz askeri dehanın daima yolundan, izinden gitmek demektir.

Atatürkçülük demek, O’nun ilke ve inkılâplarına, bütün gücümüzle, sahip çıkmak demektir. O’nun dünya görüşünü benimsemek demektir.

Atatürkçülük demek, bilim, mantık ve akıl, modern düşüncelerle dolu Türk gençliğinin yetişmesi demektir.

Atatürk bilim ve tekniğin ilerleme, gelişmeleri yürütme, vatanını seven ona gönül veren bir gençliğin yetiştirilmesini istemektedir. Kaybetmeyen, parçalamayan, başka ideallere asla saplanmamış, bunlara asla iltifat etmeyen bir gençliğin, Türk gençliğinin yetişmesi ve var olması için elinden geleni yapmıştır. Çağdaş ve ileri milletlerin seviyesine çıkacak bir gençlik istemektedir, Atatürkçülük.

 
Powered by Tags for Joomla
Su Anda Burdasin  : Anasayfa
İngilizce 1 den 100 e kadar Sayıların Yazılışı | roma rakamlarının yazılışı | ingilizce sayıların yazılışı | Ek Fiil
domain