Site Haritası

mainmenu
Çocuk Hastalıklar...
Çocuklarla hastalıkları bir arada düşünmek bile insanı üzüyor. Ancak şu bir gerçek ki büyüme süreçleri boyunca çocukları birçok hastalık bekliyor. Onların hiç hastalanmamalarını sağlamak imkansız ama hastalıkları tanıyarak, bilinçli bir ebeveyn olmak zor değil. Merak edilen tüm hastalıklar bu bölümde yer alıyor.
Sınav Kaygısı
Arkadaşlar sınavlarımıza yeterince hazırlanıyoruz.Derslerimize çalışıyor,ve bunun karşılığında da hak ettiğimiz başarıyı bekliyoruz.Ancak zaman zaman bir takım olumsuzluklarla karşılaşabiliyoruz.Bunlardan biriside sınava girdiğimiz zaman hissettiğimiz duygular... Sınava girdiğimiz zaman öğrendiğimiz bilgilerietkin bir biçimde kullanmamıza engel olarak başarımızı düşüren, yoğun kaygımızdır.Eğer sınav kaygımız varsa;sınavda bildiklerimizi unutabilir serbesl bir ortamda cevaplayabildiğimiz soruları sınavda yanıtlayamayabilir,performansımızı tam olarak ortaya koyamayabiliriz.Bunun yanı sıra sınava gireceğimiz zamanlarda kendimizde bir takım fiziksel,duygusal ve davranışsal belirtiler hissedebiliriz.Şimdi gelin bunları birlikte inceleyelim:
Atatürk'ün Hayatı...
19 Mayıs 1881’de Selanik’te doğdu. Vakıf İdaresinde Katiplik, Gümrük memurluğu ve sonra kereste ticareti yapan Ali Rıza Efendi’nin oğludur. İlk ve orta öğrenimini Selanik Şemsi Efendi İptidai Mektebi, Askeri Rüştiye ve Manastır Askeri İdadisinde tamamladıktan sonra 13 Mart 1899’da Harbiye mektebine girdi. 10 Şubat 1902’de Piyade Teğmen rütbesiyle mezun olarak Erkanı Harbiye (Kurmay) sınıfına ayrıldı. Erkanı Harbiye Mektebinde öğrenimde iken 10 Şubat 1903’te Üsteğmenliğe yükseltildi. 11 Ocak 1905’te Kurmay Yüzbaşı rütbesiyle mezun olarak staj için Şam’daki 5. Ordu emrine verildi.
Büyümeyi Etkileyen...
Kalıtım ve Ailesel Faktörler Toplumun genelinde büyümeyi etkileyen en önemli etken kalıtımdır. Kalıtım ( ırsiyet ),öncelikle boyla ilişkilidir, ancak şişmanlık ve zayıflık gibi fiziksel özellikler de etkilenir.Büyüme geriliğinden kuşkulanılan bir çocukta bu durumun kalıtımla ilgili olabileceğine kararvermede, anne babanın ve varsa kardeşlerin özelliklerini değerlendirmek büyük önem taşır.Kısa boylu ailelerin çocukları kısa, sarışın olanların çocukları açık renkli olmaya eğilimlidir.
Okul Öncesi Eğitim...
Palnlama v:* o:* p:* .shape v:textbox •Belirli eğitim hedeflerine ve program amaçlarına ulaşmak için etkinliklerden hangisinin seçileceğini, bunların çocuklara niçin ve nasıl yaptırılacağını,ne gibi yardımcı ve tamamlayıcı kaynak, araç-gereç ve materyallerin kullanılacağını ve çocuklardaki gelişimin nasıl değerlendirileceğini önceden ayrıntılı olarak tasarlama işidir.  
Babam ve Ben
4yaş: Babam her şeyi bilir. 5 yaş: Babam çok şeyi biliyor. 6 yaş: Benim babam, senin babandan daha çok şey biliyor. 8 yaş: Babam her şeyi bilmiyor olabilir. 10 yaş: Babamın gençliğinde her şey çok farklıymış. 12 yaş: Aslında, babam bu konuda hiçbir şey bilmiyor. Çocukluğunu anımsayamayacak kadar yaşlı. 14 yaş: Babama kulak asma, o artık çağ dışı kaldı. 21 yaş: Babam mı? Aman Tanrım! o hiçbir işe yaramaz 25 yaş: Babam bu konuda az da olsa bir şeyler biliyor. Ama o yaştaki insanın bu konuda bir şeyler bilmesi normal zaten. 30 yaş: Bu konuda babamın fikrini alsak iyi olur. O kadar deneyimli ki! 35 yaş: Babama sormadan hiçbir şey yapmasam iyi olacak. 40 yaş: Acaba babam bu konunun nasıl üstesinden gelirdi? Ne kadar akıllı ve deneyimli bir insandı. 50 yaş: Babamın yanımda olması ve bu konu hakkında fikir vermesini ne kadar çok isterdim. Onun ne kadar akıllı olduğunu hiç taktir etmemişim. Ondan çok şe...
En İyisi Ol
Dağ tepesinde bir çam olamazsan Vadide bir çalı ol; fakat Dere kenarındaki en büyük çalı sen olmalısın; Ağaç olamazsan çalı ol. Çalı olamazsan bir ot parçası ol. Bir yola neşe ver; Bir mis çiçeği olamazsan bir saz ol, Fakat gölün içindeki en canlı saz sen olmalısın. Hepimiz kaptan olamayız, tayfa olmaya mecburuz, Burada hepimiz için bir şeyler var. Yapacak büyük işler var, küçük işler var. Yapacağımız iş, bize yakın olan iştir. Cadde olamazsan patika ol, Güneş olamazsan yıldız ol. Kazanmak veyahut kaybetmek ölçü ile değildir. Sen her neysen onun en iyisi olmalısın.
Çocuk Yaşadığın...
  Eğer bir çocuk sürekli eleştirilirse,   KINAMA VE AYIPLAMAYI ÖĞRENİR.
Başarının Altın ...
1- Hedefinizi belirleyin 2- Ayran gönüllü olmayın 3- Zigzak yapmayın 4- Güçlük ile başarısızlığı birbirinden ayırın 5- Cepheyi daraltın, dar cepheden hücuma geçin 6- Geçmişe bağlanmayın, ancak ders alın 7- Ustanın yanında çırak olun, işi öğrenin 8- Tek adam olma devrini kapatın 9- Shov yapmayın 10- Başarıya ulaşanları inceleyin 11- Kendi çalışacağınız takımı kurun 12- Çekirdek kadroyu kaçırmayın 13- Başarıyı para ile mükafatlandırın 14- Adam yetiştirin ve takımınızı koruyun 15- Masada oturan yönetici olmayın 16- Takım arkadaşlarınıza saygı duyun 17- Çağdaş imkanlardan yararlanın 18- Bilgili olun, bilgi değişimini izleyin 19- En iyilerle çalışın 20- Parayı sevin 21- Ucuz adam olmayın 22- Ailenizle işinizi ayırmayı asla ihmal etmeyin 23- Kendi başınıza filizlenin 24- Yaşınızı işinize bulaştırmayın 25- Risk almaktan korkmayın 26- İşinize politika karıştırmayın 27- Devletle ticaret yapmay
Ana-Babalarda İnsan
İnsanlar ana baba olunca, bu rolü üstlenip birey olduklarını unuturlar. Artık ana babalığa biçilen role göre davranmaya, çocukları için iyi şeyler yapma sorumluluğu duymaya başlarlar. Her zaman duygularında tutarlı olmaları, çocuklarını sevmeleri,hiçbir koşula bağlı olmadan kabul edici ve hoşgörülü davranmaları, kendi gereksinimlerini bir tarafa bırakıp, çocukları için özveride bulunmaları, hep tarafsız olmaları gerektiğini hissederler. Oysa ana babalar da insandır. Onların da insani duyguları, kişisel sınırları vardır. Gençlerin toplumda yarattığı sorunlar için herkes ana babaları suçlar. Ama kimse onlara yardımcı olmaz. Her yıl milyonlarca çift en zor meslek sayılan ana babalığı üstlenir. Tümüyle çaresiz küçücük bir çocuktan, katılımcı, üretici, sevgi dolu, hoşgörülü bir yurttaş yaratmanın tüm sorumluluğunu üstlenirler. Bundan daha zor ve özveri isteyen bir meslek varmıdır? Kaç ana...
Eğer Bir Gün
Eğer bir gün kendini ağlayacak gibi hissedersen Ara beni Seni güldürebileceğime söz veremem Ama seninle ağlayabilirim
İşte Okul İşte s...
Kiminin sevinçle kimininde heyecanla beklediği okul başlıyor işte....Bir üst sınıfa geçiyoruz ve haliyle bu da sevinç ve heyecanın birlikte yaşandığı bir duygu oluşturuyor.Yeni bir yılın verdiği istek ve azim derslerimizin çok iyi olması için en büyük duygu yaşantılarıdır.İşte tatilde yaptığımız ders hazırlıklarını gösterme zamanı geldi.Tatilde eğlendik,dinlendik ama derslerimizide ihmal etmedik.Yeni öğreneceğimiz konular için yaptığımız ön çalışma yıl içinde göstereceğimiz başarılara temel oluşturacaktır.
1940-1949 Yılları
8 Ocak 1940 : Türkiye-Fransa-İngiltere Kredi Antlaşması imzalandı. 30 Mart 1940 : Türkiye-Suriye Dostluk ve İyi Komşuluk Antlaşması imzalandı. (Hatay meselesi ile ilgili olarak gerilimli günler yaşadığımız Suriye ile, 2. Dünya Savaşının bütün dünyayı tedirgin ettiği günlerde imzalanmıştır.) 31 Mart 1940 : Bursa’da ‘Göl barajı’ hizmete girdi. 9 Nisan 1940 : Alman orduları Danimarka ve Norveç’e girdi. 9 Mayıs 1940 : İngiliz Başbakanı Churchill’in mesajı: “...Türkiye’nin bu zamanda bize müzahereti (yardımı) hepimize cesaret verecek bir amildir.” 10 Mayıs 1940 : Alman orduları Lüksemburg ve Hollanda’ya girdi. 13 Mayıs 1940 : Alman orduları Fransa’ya girdi. 19 Mayıs 1940 : İstanbul’da Dolmabahçe Stadının temeli atıldı. (Şu anki ismi ‘Beşiktaş İnönü Stadı’dır.) 28 Mayıs 1940 : Bingöl’de deprem, hasar var. 22 Haziran 1940 ...
1923 -1929 Yılları
1923 Olayları 27 Ekim 1923 : 25 Ekim 1923 günü Çankaya Köşkü’nde varılan karar gereğince Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümetinin son Bakanlar Kurulu Başkanı Ali Fethi (Okyar) Bey , bütün arkadaşları ile birlikte Meclise istifalarını verdiler.Bakanlar kurulunu o tarihe kadar Meclis seçiyordu. Siyasi buhrandan orduyu dışarı da tutmak için,o zaman hükümete dahil bulunan Genel Kurmay Başkanının istifa etmemesi uygun görülmüştü.Kabinenin topluca görevden çekilmesi,Gazi Mustafa Kemal Paşanın muhaliflerinin bir liste üzerinde birleşememeleri, Cumhuriyetin gelmekte olduğuna bir işaret sayılabilirdi..
Ürün Seçki Dosyas...
Normal 0 21 false false false MicrosoftInternetExplorer4 /* Style Definitions */ table.MsoNormalTable Öğrencinin, bir ya da birkaç alandaki çalışmalarını, harcadığı çabayı, geçirdiği evreleri ve başarılarını yansıttığı koleksiyonudur. Bu koleksiyonun içeriğinin belirlenmesinde öğrenci de etkin olmalıdır.
Bilgi Toplamanın Di...
Performans ödevleri, öğrencilerin içerik standartları ve yaşam boyu standartlarına ulaşmasında onların yetenekleri hakkında bilgi toplamanın tek yolu değildir. Diğer üç yol da faydalı bilgi sağlar, öğrencinin kendi kendini değerlendirmesi, doğal gözlem ve öğretmenin oluşturduğu testler. PERFORMANS DEĞERLENDİRME ÖLÇMENİN YEDİ ANA ÖLÇÜTÜYLE EN İYİ BİR BİÇİMDE NASIL ÖRTÜŞEBİLİR? · Önemli öğrenme çıktılarını ölçün: Performans değerlendirme ödevleri önemi, gerçek dünyadan alınmış, günlük yaşamla bağlantılandırılmış, çevrenin koşulları ve olanakları düşünülerek planlanmış, gerçekçi bir yaklaşımla tasarlanmış olmalıdır · Öğrencinin performansı hakkında eğitim etkinlikleriyle bağlantılı olarak açık bir bilgi sağlayın: Öğretmenler öğrencinin yetenekleri, kullandığı problem çözme stratejileri hakkında bir resim oluşturup onları daha iyi tanıyabilirler. Bu biraz da, öğretm...
Performans puanlamay...
Günlük yaşama ait ödevlerde olduğu gibi, performansa ilişkin ödevlerde de tek bir yanıt yoktur. Ödevi tamamlamak için değişik yollar bulunmaktadır.Bu nedenle öğrencilerin ödevlerinde gösterdikleri performans bir makine ile puanlanamaz ama iyi tanımlanmış bir ölçüt ile bir ya da daha fazla kişi tarafından değerlendirilebilir. Bu yaklaşım, Jimnastik veya sürücü sınavlarındaki değerlendirmeye benzer.
Ödev Değerlendirme...
1. Sınıflandırma ödevi- İlköğretim: İkili gruplar halinde çalışarak, mümkün olduğu kadar çok böcek sıralayın. Böceklerin anahtar özelliklerine göre bir sınıflandırma sistemi oluşturun ve böcekleri uygun kategorilere yerleştirin. Aynı sınıflandırmayı bir kez de aşağıdaki bakış açılarını kullanarak yapmayı deneyin: * Yok edici (örnek kategoriler,evlerde bulunan böcekler, genellikle mutfakta bulunan böcekler, karanlık zeminleri tercih eden böcekler) * Kurbağa (örnek kategoriler,su üzerinde uçan böcekler,yüzebilen böcekler) Böcekleri tam olarak sınıflandırmak için gerekli bilgiye ulaşmak amacıyla birçok kaynağı araştırmak zorunda kalacaksınız. Kullandığınız kaynakları belirtin ve bir paragraf içerisinde hangisini çok hangisini az kullandığınızı anlatın. Bu sınıflandırmaları yaparken, keşfettiğiniz ilginç şeyleri sınıfla paylaşın. Aşağıdaki ölçütlere göre değerlendirileceksiniz İçerik sta...
Değerlendirme Ölç...
Derecelendirme Ölçekleri:Dereceleme ölçeği, sınıflandırılan kategorilerdeki gözlemleri kaydetmek için kullanılır. Üç tür dereceleme ölçeği vardır: 1. Sayısal 2. Sınıflama 3. Betimsel
Değerlendirme Ölç...
Heidi Goodrich dereceleme ölçeklerini şöyle tanımlamaktadır: Herhangi bir çalışmanın puanlanması için geliştirilmiş ölçütleri içeren bir araçtır.İyi bir ölçek ulaşılması beklenen niteliklerin kabul edilebilirle yetersiz nitelemeleri arasındaki derecelerini belirtir. Niçin dereceleme ölçekleri kullanıyoruz?
Seçki Dosyası Değ...
Hedefleriniz Belirleyin: Ürün seçki dosyası değerlendirmesinin ilk ve en önemli bölümü, öğretim hedeflerinin neler olacağına karara vermektir. En iyisi, hedefleri öğretmen ve öğrencilerin birlikte belirlemeleridir. Öğrencilerinize, neyi öğrenmek istediklerini ya da neyi öğrenmeye gereksinim duyduklarını sorabilirsiniz. Öğrencilerinize hedeflerin listesini verip, bunları önceliklerine göre sıralamalarını isteyip, sonuçları, değerlendirme ölçütlerini belirlemede kullanabilirsiniz. · Ürün seçki dosyası düşüncesini sınıfınıza tanıtın Ürün seçki dosyalarında nelerin bulunması gerektiğini söyleyin. (Testlerinden biri ya da birkaçı, küçük sınavlar, projeler gibi ) Ürün seçki dosyasına fazladan maddeler koyarak, öğrencilerinizin cesaretini kırmayın. Unutmayın, önemli olan nicelik değil niteliktir. Ürün seçki dosyasının can damarı, öğrenme kanıtlarının mantıklı bir biçimde seçilmesidir. · Ürün seç...
Ürün seçki dosyas...
Öğrencinin, bir ya da birkaç alandaki çalışmalarını, harcadığı çabayı, geçirdiği evreleri ve başarılarını yansıttığı koleksiyonudur. Bu koleksiyonun içeriğinin belirlenmesinde öğrenci de etkin olmalıdır. Ürün Seçki Dosyası Kullanmamızın Nedenleri · Eğitimle Ölçme Arasında Kopukluk Olmasını Önler · Tasarımı Oldukça Kolaydır · Yeni Öğretme Becerilerinin Gelişmesini Destekler. · Doğrudan Gözlenebilir. · Destekler · Tüm Öğretilenlerin Belgelerini İçerir · Öğretmen, Öğrenci ve Aile Arasındaki İletişimi Artırır · Gelişimsel Bir Bakış Açısı Sağlar · Öğrencinin Çaba Göstermeye Değer Öğrenme Çıktılarını Destekler · Hedefleri aydınlatır, öğrencinin yeteneklerinin profilini verir. · Öğrencinin gelişme için gösterdiği çabayı yansıtır. · Çeşitli beceri alanlarını kapsar · Öğrencinin kendi öğrenmesinin farkında olmasını sağlar · Farklı niteliklere sahip öğrenci...
Performans Ödevi De...
Performans değerlendirmesi, öğrencilere bilgi, beceri ve zeka alışkanlıklarını uygulayabilecekleri,anlayışlarını gösterebilecekleri durum ve ödevler olarak tanımlanabilir. Bu değerlendirmeler, süreç içine yayılmışlardır, gözlenebilen bir performans veya somut bir ürünle sonuçlanmaktadırlar. 
Ders İçinde Bir Ö...
1- Diksiyonuna, jest ve mimiklerine, el ve vücut hareketlerine çok dikkat etmelidir. İcabında aynanın karşısına geçip bir aktör gibi kendini eğitmelidir. Öğrencinin karşısına çıkan bir öğretmen de onun itibarına dokunacak ve onu hafife aldıracak hiçbir zaafı olmamalıdır. Aynı zamanda ders anlatırken öğrencilerin dersi anlayabilmeleri için ne süratle konuşacak, ne de ses tonunu çok alçaltarak anlaşılmaz ve bayıltıcı kılmayacaktır. 2- Tahtayı kullanma, tahtayı kullanma adına titizlik gösterme, bir öğretmenin verimliliği adına çok şey ifade eder. Tahtadan kopuk işlenen ders, ders değildir. Tahtayı kullanmada bir plan dahilinde ön hazırlık gerektirir. Ön hazırlığı ve planı olmayan her iş verimsizliğe mahkumdur. Öğretmen arkadaş, her şeyiyle öğrenciye kendini imrendirici kılmaya mecburdur. Renkli tebeşirlerle, muhakkak güzel, okunabilir bir yazıyla tahtayı kullanmalıdır. Bir de öğretmen tahtayı kullan...
El Yazısı Öğreti...
Oturuş:Yazmada öncelikle dikkate alınacak husus oturma şeklidir. Çocuk sıraya oturduğu zaman ayakları yere değmelidir. Üzerinde yazılacak masa, oturulan sıraya uygun olmalıdır. Masa yüksek, sıra alçak olursa çocuk sürekli ayağa kalkarak yazmaya çalışacaktır. Ayakta yazma kolun masa üzerine yayılma şeklini, dolayısıyla kalem tutmayı da olumsuz yönde etkileyecektir. Sıra yüksek, masa alçak olursa bu seferde çocuk yazarken gereğinden fazla bükülecektir ve yine yazma olumsuz yönde etkilenecektir.
İlkokuma ve Yazma ...
Normal 0 21 false false false MicrosoftInternetExplorer4 /* Style Definitions */ table.MsoNormalTable İlk okuma yazma öğretiminin öğrencilere okuma ve yazma becerilerini kazandırmaktan daha geniş bir içeriği bulunmaktadır. Bu süreçte sadece okuma ve yazma becerilerinin kazandırılması değil aynı zamanda Türkçeyi doğru, etkili ve güzel kullanma, iletişim kurma, problem çözme, karar verme gibi temel becerilerin de geliştirilmesi amaçlanmaktadır.
İlkokuma ve Yazma ...
Açık heceye nasıl ulaşılacaktır? İlk Okuma Yazma Çalışmaları Pilot uygulamalarda alınan dönütlerden hareketle ilk okuma yazma çalışmalarında bazı öğretmenlerimizin açık heceye ulaşırken sesleri birleştirme yoluna gittikleri belirlenmiştir. Açık heceye ulaşmada bu yöntem yanlış okuma alışkanlıklarına yol açabilmekte; öğretmenlerimizi ve öğrencilerimizi gereksiz yere fazla çaba harcama zorunda bırakmaktadır.
İlkokuma Yazma Etki...
1-Birinci sınıf ve İlkokuma ve yazma etkinlikleri okulun ilk haftasında verilen eğitim sonrasını belirliyor.İlk haftadan itibaren sınıf kurallarının net bir şekilde açıklanıp uyulmasının beklenmesi gerekiyor.İlk haftadan itibaren uymalarını istediğim kurallar şunlardı: a)Asla defterden sayfa koparmama.Bunu alışkanlık haline getirmek gerekiyor. b)Yerlere çöp atmama. c)Söz almadan konuşmama. ç)Sayfaları sıralı yazma ve sayfa sonunda boşluk bırakmama.
İlköğretim Öğre...
GİRİŞ Türk toplumunun millî birlik ve beraberlik içerisinde yaşaması, sosyal ve kültürel alanda kalkınmayı hızlandırması ve en önemlisi milletimizin karakteristik özelliklerini gelecek nesillere sağlıklı bir biçimde aktarması için gerekli dinamiklerden biri, belki de en önemlisi dildir.
Okulun ilk günü k...
Hııııımmmmm ? Ne ? Bu saat benim için mi çalıyor? Saat kaç- 6:30 mu? Öfff. Biri şu saati kapatacak mı! Şimdi hatırlamaya başladım. Bu okulun ilk günü… Sanırım hasta oluyorum” diye kendine kendine söyleniyorsun. Tüm yaz boyu uyuduktan sonra, bu okulun ilk günü senin iyi zaman anlayışın olmayabilir. İster endişeli bir çömez ister kendinden emin bir son sınıf öğrencisi ol, okula geri dönüşe alışman zaman alacaktır: Yeni sınıflar, yeni öğretmenler, yeni ders planı, ve yeni bir sosyal hayat.İnsanlar, hayatın en iyi zamanlarının okul yılları olduğunu söyler. Iggg… Ama korksanız da korkmasanız da, hoşlansanız da hoşlanmasanız da, gitmelisiniz. İşte size bu zamanı daha kolaylaştıracak bazı yollar.
İlkokuma-yazma öğ...
  Türk toplumunun millî birlik ve beraberlik içerisinde yaşaması, sosyal ve kültürel alanda kalkınmayı hızlandırması ve en önemlisi milletimizin karakteristik özelliklerini gelecek nesillere sağlıklı bir biçimde aktarması için gerekli dinamiklerden biri, belki de en önemlisi dildir. Hâl böyle olunca her millet kendi dilini en iyi biçimde öğrenmeye/öğretmeye çalışmakta, bu konu üzerine hassasiyetle eğilmektedirler. Yurdumuzda ise, genel anlamda kişiler ve kuruluşların böyle bir hassasiyet içerisinde bulunmaları şöyle dursun, sıradan konuşmalarında ve iş yerlerinde Türkçe kelimeler yerine yabancı dilden alınmış kelimeler kullanmayı tercih etmeleri artık şaşılmayacak bir durum hâline gelmiştir. Öyle ki, şehirlerimizin işlek caddelerine baktığımızda asılı tabelalardan oranın yabancı bir ülkenin mahallî olduğu izlenimini oluşmakta, cadde ve sokaktaki insanlarımızın konuşmalarından Türkçe’yi doğru-dürüst i...
Okuma-Yazma Öğreti...
Okuma, “Sözcüklerin, duyu organları yoluyla algılanıp anlamlandırılması, kavranması ve yorumlanmasına dayanan zihinsel bir etkinliktir. Okumayı uzmanlar, yazılı bir metni gözle izleyip anlamını kavramak, gerekirse seslendirmek olarak tanımlamaktadır.” Okuma işlemi, gözün, ses organlarının ve zihnin iyi bir şekilde uyum içinde çalışmasına bağlıdır. Eğitim öğretim faaliyetlerinin en önemli parçalarından birisi okuma eğitimidir. Yazar ile okuyucu arasındaki bağ okuma yoluyla kurulur.
Ses Temelli Cümle Y...
İlk okuma-yazma öğretiminde; Öğrencinin ön bilgilerinden hareket edilmelidir. Özellikle ve öncelikle anlamlı heceler elde edilmelidir. Oluşturulacak hecelerde aşağıdaki ölçütlere dikkat edilmelidir. Kolay okunması, Dilde kullanım sıklığına sahip olması, Anlamının açık ve somut olması, Anlamı görselleştirilebilir olması (canlandırılabilir, resmedilebilir vb. İşlek hece yapısına sahip olması,   Kısa sürede cümlelere ulaşılmalıdır. İmkânlar ölçüsünde görsellere başvurulmalıdır. Somut ögelerden yararlanmaya ağırlık verilmelidir. Hece tablosu hiçbir şekilde kullanılmamalıdır. Öğrenilenlerin kalıcılığı sağlanmalıdır. Bu amaçla aşağıdaki etkinlikler kullanılabilir. Yeni öğrenilenleri önceki öğrenilenlerle ilişkilendirme. Öğrenci defterlerine yazma. Okuma ve yazılanları sergileme. Çalışma kitaplarında yer alan etkinlikleri yapma.
Ses Temelli Cümle Y...
Ses Temelli Cümle Yönteminin özellikleri şöyle sıralanabilir:   Ses Temelli Cümle Yönteminde ilk okuma-yazma öğretimi, dinleme, konuşma becerilerinden kopuk sadece okuma-yazma becerilerini geliştirme olarak değil Türkçe öğretiminin beş öğrenme alanı ile birlikte yürütülmektedir.   İlk okuma-yazma öğretimine seslerle başlanması, seslerin birleştirilmesi ile anlamlı heceler, kelimeler oluşturulması ve cümlelere ulaşılması öğrencinin bilgileri yapılandırmasını kolaylaştırmaktadır. Bu yönüyle Ses Temelli Cümle Yöntemi, yapılandırıcı öğrenme yaklaşımına uygun bir yöntemdir. Türkçede her harf bir sesi karşıladığından bu yöntem Türkçenin ses yapısına uygundur. Bu yöntem öğrencilerin duyduğu ve çıkardığı seslerin bilincine varmasını sağlamaktadır. Böylece öğrencilerin dil gelişimine (doğru telâffuz, akıcılık, sesleri ayırt etme ...
ilkokuma Oyunları,...
İlkokuma yazma öğretiminde konuya damdan düşer gibi girmemeli, öğrenciler ve öğretmen buna hazırlanmalıdır. Özellikle tekrar ve pekiştirmelerde oyunlardan yararlanarak ders, ders havasından kurtarılıp eğlenceli bir oyun havasına sokulmalıdır. Çocuklar hala oyun çağında, neşeli, hareketli, ve değişiklik ist eyen, monotonluktan çabucak sıkılıp ilgilerini çekecek yeni şeylerle daha kolay öğrenen bir yapıya sahiptirler. Bence sadece ilkokuma yazma öğretiminde değil bütün derslerde öğrenciler ders işlediklerinin farkında olmadan oyunun ya da bir masalın bir parçasını öğreniyormuş gibi zannederek öğrenmelidirler. Eğlenceli ve ilgi çekici bir öğretim yöntemi kullanan bir öğretmende en az öğrenciler kadar verim alır.İlkokuma Oyunları DOĞRU ve DÜZGÜN YAZMA OYUNU Öğretmen tahtayı bölümlere ayırır. Mesela tahtayı dört parçaya ayırdıysa dört öğrenci kaldırır. Bir cümle söyler ,yazdırır. Bu dört öğrenciden...
İlkokuma Yazma Örn...
" e " Sesi Sesi Hissetme ve Tanıma:Bu aşamada tanıtılacak sesin öğrenciler tarafından fark edilmesi sağlanmalıdır. Bunun için tanıtılacak ses ile ilgili aşağıdaki etkinlikler yaptırılmalıdır. Canlandırma, tekerleme, şarkı, öykü vb. etkinliklerle "e" sesi hissettirilmelidir. Örneğin: Bebeğini uyutmaya çalışan bir anne canlandırılabilir. Annenin bu sırada söylediği "eee....eee...." sesi çıkarılır. Öğretmenin söylediği kelimelerden, öğrencilerin "e" sesinin olduğu kelimeleri belirlemeleri ve başka örnekler vermeleri istenmelidir. Örneğin; öğretmen "erik, etek, fare, kale, Emel, Ece, Elif vb." "e" sesinin olduğu ve olmadığı kelimelerin görsellerini kullanarak öğrencilerin sesi ayırt etmeleri sağlanmalıdır. Adlarında "e" sesi geçen görsellerin altlarındaki kutuyu boyayınız. Değerlendirme: İçinde " e " sesinin geçtiği ve geçmediği resimlerden oluşan bir çalışma kağıdı düzenlenmelidi...
İlk Okuma Yazma Ö...
Bu programda ilk okuma-yazma öğretiminde Ses Temelli Cümle Yöntemi’nin uygulanması benimsenmiştir. Ses temelli cümle yönteminde, ilk okuma-yazma öğretimine seslerle başlanmaktadır. Anlamlı bütün oluşturacak birkaç ses verildikten sonra seslerden hecelere, kelimelere ve cümlelere ulaşılmaktadır. İlk okuma-yazma öğretimi, kısa sürede cümlelere ulaşılacak şekilde düzenlenmektedir. İlk okuma-yazma öğretimi boyunca okuma ve yazma birlikte sürdürülmektedir. Okunan her öge yazılmakta; yazılanlar da okunmaktadır. Yazı öğretiminde, öğrencilerin gelişimine uygun olan bitişik eğik yazı harfleri kullanılmaktadır.
Heceler Kelimeler ve...
Heceler Kelimeler ve Cümleler Oluşturma , Metin Oluşturma , Okur Yazarlığa Ulaşma ile ilgili ayrıntılı bilgiyi bu başlıkta bulabilirsiniz.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                     ...
Ses gurupları tablo...
6 gruba ayrılmış seslerin dağılımını gösteren tablo için tıklayınız. 1.GRUP e, l, a, t E, L, A, T 2.GRUP i, n, o, r, m İ, N, O, R, M 3.GRUP u, k, ı, y, s, d U, K, I, Y, S, D 4.GRUP ö, b, ü, ş, z, ç Ö, B, Ü, Ş, Z, Ç 5.GRUP g, c, p, h G, C, P, H 6.GRUP ğ, v, f, j Ğ, V, F, J
İlkokuma Yazma Öğ...
Sesi Hissetme ve Tanıma, Sesi okuma ve yazma, Hece, Kelime, Cümle ve Metin Oluşturma, Gözlem formu doldurma , Ölçme ve değerlendirme , Büyük harflerin öğrenilmesi ile ilgili uyarıları bu yazıda bulabilirsiniz. Sesi Hissetme ve Tanıma, Sesi okuma ve yazma, Hece, Kelime, Cümle ve Metin Oluşturma, Büyük harflerin öğrenilmesi Sesi Hissetme ve Tanıma 1. Tanıtılacak sesi anlamlı hale getirme: a. Tanıtılacak ses ile ilgili drama yapılabilir, b. Tanıtılacak ses ile ilgili tekerleme, şarkı söylenebilir, c. Bilmece sorulabilir, d. Tanıtılacak sesin geçtiği bir öykü ya da bir olay anlatılabilir, 2. Öğrencilerin ön bilgilerini harekete geçirme: a. Sesin geçtiği kelimelere örnekler vermeleri istenebilir, b. Sesin nasıl üretildiği, kim ya da neyin bu sesi çıkardığı tartışılabilir, c. Öğrencilerin adlarında bu sesin geçtiği örnekler bulunabilir, 3. Görsellerden yararlanarak sesi hissetme ve ta...
Öğrencilerimizin d...
Öğrencilerimizin daha hızlı okumasını nasıl sağlayabiliriz. Daha akıcı nasıl okuyabilir. Okuduğunu anlamasını nasıl sağlayabiliriz. Bu yazı kafanızdaki soruları ışık tutabilecektir.
İlk Okuma Yazmaya B...
Bu aşamada sesi hissetme ve tanıma, sesi okuma ve yazma, sesten anlamlı heceler, kelimeler ve cümleler oluşturma ile metin oluşturma çalışmaları yapılmaktadır. a. Sesi Hissetme ve Tanıma:Sesi hissetme ve tanıma aşaması tanıtılacak sesin öğrenciler tarafından fark edilmesini sağlamaya yöneliktir. Bu aşamada aşağıdaki çalışma ve etkinlikler yapılmalıdır. b. Sesi Okuma ve Yazma:Sesin yazıdaki sembolü olan harf aşağıdaki sıraya göre yazılmalı ve okunmalıdır. İLK OKUMA-YAZMAYA BAŞLAMA VE İLERLEME Bu aşamada sesi hissetme ve tanıma, sesi okuma ve yazma, sesten anlamlı heceler, kelimeler ve cümleler oluşturma ile metin oluşturma çalışmaları yapılmaktadır. a. Sesi Hissetme ve Tanıma Sesi hissetme ve tanıma aşaması tanıtılacak sesin öğrenciler tarafından fark edilmesini sağlamaya yöneliktir. Bu aşamada aşağıdaki çalışma ve etkinlikler yapılmalıdır. 1. Kısa öyküler anlatma, drama yapma, te...
 
topmenu
Dlilimiz Hakkında
Dilin önemi konusunda çok şey söylenir. Bunun yanında gerçek anlamda taşıdığı önem; konu sadece dilin kendisi olarak algılandığından veya algılatıldığından söylenemez. Bahsettiğimiz konu, ülkeler arasında var olan, dili ve kültürü bozmaya yönelik olarak yürütülen ruhbilimsel savaştır. Türkçe güçlü bir dildir, bu gücünü yok etmek üzere Türkçeye bilerek veya bilinmeyerek saldırılar düzenlenmektedir, bu saldırıların etkisiz hale getirilmesi ise hayati önem taşımaktadır. Dilin önemi konusunda çok şey söylenir. Bunun yanında gerçek anlamda taşıdığı önem; konu sadece dilin kendisi olarak algılandığından veya algılatıldığından söylenemez. Bahsettiğimiz konu, ülkeler arasında var olan, dili ve kültürü bozmaya yönelik olarak yürütülen ruhbilimsel savaştır. Türkçe güçlü bir dildir, bu gücünü yok etmek üzere Türkçeye bilerek veya bilinmeyerek saldırılar düzenlenmektedir, bu saldırıların etk...
Anlam Genişlemesi
Anlam Aktarması: Kavramın doğrudan kendisinin değil, dolaylı olarak bir başka ifadeyle anlatılması. Örnek: Beyazperde= Sinema Yeşilçam= Türk sineması Sahne= Tiyatro Yeni Dünya=ABD Sandık başına gitmek= Seçim yapmak Yeditepe=İstanbul Dökülmek= Çok yorulmak Köpürmek= Çok öfkelenmek Okşamak= Dövmek Temizlemek= Öldürmek
Anlam Daralması
Sözcüğün, zaman içinde geçmiştekinden daha dar bir anlamı, önceden ifade ettiği anlamın sadece bir bölümünü ifade eder hale gelmesi. Örnek:   Eski Türkçede Bugün Oğlan Kız ve Erkek Evlat Erkek evlat, erkek çocuk Davar Sahip olunan mal, mülk, varlık Sahip olunan büyükbaş hayvan Savcı Sözcü, elçi, peygamber Sanıkları kovuşturan hukuk adamı İl Ülke Vilayet Sanmak Düşünmek, saymak Zannetmek Dirilmek Yaşmak, öldükten sonra canlanmak Öldükten sonra canlanmak
Anlam Değişmeleri
Sözcüklerin anlamlarının zaman içinde genişleme, daralma, kayma, kötüleşme, iyileşme gibi değişimlere uğraması. Anlam değişmeleri, dilde zamana bağlı olarak yaşanan bir süreç olduğu gibi, kültürel ve toplumsal değişmelerin de bir sonucudur. Bu, dilin canlı bir varlık olduğunun kanıtıdır. İki tür anlam değişmesi vardır:
Karşıt Anlamlılı...
Birbirine taban tabana zıt durumları ve kavramları ifade eden sözcükler. Her kavramın karşıtı bulunmak zorunda değildir. Örnek: İyi x Kötü Sevinç x Üzüntü Cesur x Korkak Doğru x Yanlış Ödül x Ceza Okumuş x Cahil Güzel x Çirkin Görkemli x Sade Sağlam x Çürük Buruşuk x Düz Gitmek x Gelmek Alt x Üst
Eş Adlılık (Eş S...
Sesteş olmakla birlikte aynı anlamı, kavramı karşılamayan sözcükler. Eş adlılıkta, sözcüğün sesçe aynı olan iki biçimi arasında hiçbir anlam ilişkisi yoktur. Örnek: Dolu: Boş olmayan Dolu: Yağan buz parçaları Dil: Tat alma organı Dil: Gönül Kurt: Köpekgillerden yırtıcı hayvan Kurt: Omurgasız, bacaksız küçük hayvan Kara: Siyah Kara: Toprak parçası Yüz: Surat Yüz: 100. Bitmek: Tükenmek Bitmek: Yetişmek (Tarlada ot bitti)
Çok Anlamlılık
Bir sözcüğün birden çok durum ya da kavramı ifade etmesi. Çok anlamlılıkta, bir sözcüğün iki biçimi arasında anlam ilişkisi vardır. Örnek: Yüz: 1. Surat 2. Yüzey(suyun yüzü) 3. Bir şeyin ön cephesi(Evin yüzü) 4. Bir şeyin görünen bölümünü kaplamakta kullanılan kumaş (Yorgan yüzü) 5. Yan, taraf. Acı: 1. Tatlı olmayan 2. Koyu (Acı yeşil) 3. Istırap Dil: 1. Ağzın içindeki organ 2. Kilit vb. araçlardaki yassı, hareketli bölüm 3. Nefesli çalgılardaki ince, metal yaprak 4. Denize uzanan kara parçası 5. Konuşma yeteneği 6. İnsanlar arasında iletişimi sağlayan dizge. Kuyruk: 1. Hayvanlarda gövdenin alt uzantısı 2. Uçurtma ve uçakların arkasındaki uzantı. 3. Sıra beklemek için oluşan insan dizisi 4. Başın arkasında toplanan saç. Geçmek: 1. Arkada bırakmak 2. Hastalığın bulaşması 3. Sınıfını başarıyla bitirmek 4. Birşeye gücü yetmemek Dokunmak: 1. Değmek 2. Sağlığın olumsuz ...
Yakın Anlamlılık
Hemen hemen aynı anlamı karşılayan ancak aralarında küçük ayrımlar olan sözcüklerdir. Örnek: korkmak/ürkmek/çekinmek/sinmek bıkmak/bezmek/usanmak kötü/berbat/fena kır/boz/kırçıl/gri/kurşuni gücenmek/darılmak/küsmek/içerlemek semiz/şişman/tombul/tıknaz oturmak/ilişmek/çökmek
Eş Anlamlılık
Aynı kavramı karşılayan, birbirinin yerine kullanılabilen, aralarında hiçbir fark olmayan sözcüklerdir. Genellikle bir dile başka dillerden gelen sözcükler ile o dilin kendi söz varlığındaki sözcükler arasında eşanlamlık görülür. Örnek: hane=ev=konut=mesken imtihan=sınav bellek=hafıza mektep=okul kılavuz=rehber=mihmandar hürriyet=özgürlük ajan=casus cevap=yanıt alaz=alev=yalım ödül=ikramiye=mükâfat demek=söylemek kaybetmek=yitirmek açıklamak=izah etmek amaç=gaye=hedef=maksat
Temel (Ana) ve Yan A...
Bir sözcüğün gösterdiği ilk ve temel göstergeye "temel anlam", temel anlamdan kaynaklanan ama temel anlama göre farklılıklar taşıyan, ikinci, üçüncü derece anlamlara "yan anlam" denir. Örnek: Temel anlam Yan anlam Baş: Kafa Baş: 1. Tane (bir baş soğan) 2. Önder, yönetici (ustabaşı) 3. Başlangıç (köprübaşı) 4. Uç (topluiğnenin başı) Burun: Koku alma organı Burun: 1. Bir nesnenin ön kısmı(geminin burnu) 2. Karanın denize uzandığı bölüm, uç nokta (Sinop Burnu)
Somut ve Soyut Anlam
Nesnel varlığı olan, gözle görülen, elle tutulan nitelikteki varlıkları belirleyen, herkesçe aynı şekilde anlaşılan, aynı görüntüyü yaratan sözcüklere "somut anlamlı sözcük"; gözle görülmeyen, elle tutulmayan, herkeste aynı duygu ve düşünceleri, aynı görüntüyü yaratmayan durumları belirten sözcüklere "soyut anlamlı sözcük" denir. Örnek: Somut anlamlı sözcük Soyut anlamlı sözcük Kalem Sevgi Fabrika Düş Bilgisayar Kıskançlık
Genel ve Özel Anlam
Kavram, nesne, varlık ve durumları topluca belirleyen sözcüklere "genel anlamlı sözcükler", sınırlı bir anlam boyutunda belirleyen sözcüklere "özel anlamlı sözcükler" denir. Örnek: Genel anlam Özel anlam Özel anlam Hayvan Kedi Van kedisi Roman Türk romanı Cumhuriyet dönemi Türk romanı
Sözcükte Anlam
"Bir göstergenin öteki göstergelerle sıkı sıkıya ilişkili biçimde, belli bir bağlam içinde, belli bir duruma ve koşullara bağlı olarak yansıttığı kavram." Doğan AKSAN (Doğan AKSAN, Dil, Anlam, Sözcük, Ankara, Ankara Üniversitesi Yayınları, 1991: 37) Kavram: "1. Dünyadaki nesnelerin, biçimlerin, olgu, durum ve devinimlerin dilde anlatım buluşudur. 2. Dünyadaki nesnelerin ortak niteliklerine dayanan, dile özgü bir genelleme, bir soyutlamadır." Doğan AKSAN (Doğan AKSAN, Dil, Anlam, Sözcük, Ankara, Ankara Üniversitesi Yayınları, 1991: 54-55) Metin: "Türkçenin Söz Varlığının Anlam Açısından Özellikleri", Doğan Aksan, Türkçenin Gücü, Ankara, Bilgi Yayınevi, 1990: 37-40.
Anlambilim (Semanti...
Dili anlam açısından inceleyen bilim dalı. "Dilbilimsel anlambilim, göstergenin içerik ya da gösterilen yanını ele alır, gösteren(işitim imgesi) ile gösterilen arasındaki ilişkileri, gösterilendeki değişim ve oynamaları, dilsel yapıların anlamsal yönden ortaya koyduğu çeşitli olguları vb. inceler." Berke VARDAR (Pierre GIRAUD, Anlambilim, Çeviren: Berke Vardar, Ankara, Kuzey Yayınları, 1984: VII)
Kısaltmalar
A. Alay AA Anadolu Ajansı AAM Atatürk Araştırma Merkezi AB Avrupa Birliği ABD Amerika Birleşik Devletleri (bk. USA) AFP Agence France Press (Fransız Basın Ajansı) age. Adı geçen eser AGIK Avrupa Güvenlik ve İş Birliği Konferansı AI Amnesty International (Uluslar Arası Af Teşkilâtı) AIDS, aids Acquired immune deficiency syndrome (İmmün yokluğu sendromu, bağışıklık yetersizliği) Akad. Akademi, akademi üyesi AKDTYK Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu AKM Atatürk Kültür Merkezi Alb. Albay Alm. Almanca aııat. Anatomi ant. Antropoloji AOÇ Atatürk Orman Çiftliği AP Associated Press (ABD Haber Ajansı) APS Acele Posta Servisi Apt. Apartman Ar. Arapça Ar. Gör. Araştırma Görevlisi ark. Arkeoloji As. Asker, askerî, askerlik Asb. Astsubay ASELSAN Askerî Elektronik Sanayi Asist. Asistan ASKİ Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi astr. Astronomi astrol. Astroloji AŞTI Ankara Şehirler Arası Terminal İşletmesi AT Avrup...
Şapka İşareti
Şapka (Düzeltme) İşareti Nerede Kullanılmalı? · Yanlışları aynı, anlamları ve okunuşları farklı olan sözcükleri birbirinden ayırmak için, uzun ünlülerin üstüne şapka işareti konur: adem (yokluk), âdem (insan); adet (sayı), âdet (gelenek); alem (bayrak), âlem (dünya) ; alim (her şeyi bilici), âlim (bilgin), aşık (ayak bileğindeki kemik), âşık (seven, tutkun); hala (babanın kız kardeşi), hâlâ (henüz); şura (şu yer), şûra (danışma kurulu). · Arapça bi- ile Farsça bî- ön eklerini ayırmak için kullanılır: bîçare (çaresiz), bîtaraf (tarafsız), bîvefa (vefasız); bihakkın (hakkı ile), bizatihi (kendiliğinden), bilumum (bütün, hepsi). · İçinde ince g,k,l ünsüzleri bulunan alıntı sözcüklerdeki a ve u ünlülerinin üzerine konur: dergâh, ordugâh, tezgâh, yadigâr; dükkân, hikâye, kâfir, kâğıt, kâr, mahkûm, mekân, sükûn, sükût; ahlâk, billûr, evlât, felâket, hilâl, ilâç, ilân, i...
İkilemeler
İkilemeler Nasıl Yazılır? · Grup vurgusu ilk sözcükte olan ikilemeler ayrı yazılır: kısa kısa, güle güle, şırıl şırıl, fıkır fıkır, akıllı akıllı, gece gece, akın akın; (Birleşik sözcükler) düşe kalka, eğri büğrü, eski püskü, ev bark. · Ad durum ekleri (isim hâl ekleri) ve iyelik ekiyle yapılan ikilemeler ayrı yazılır: vara yoğa, baştan sona, eni konu, boşu boşuna, elden ele, ucu ucuna, dişe diş, teke tek. · m- ile yapılan ikilemeler de ayrı yazılır: çocuk mocuk, kız mız, okul mokul. · Pekiştirme sıfatları bitişik yazılır: mosmor, sapsarı, çırılçıplak, sapasağlam, paramparça, yemyeşil, güpegündüz, tastamam.
Özel Adlar
Özel Adlar Nasıl Yazılmalı? *Özel adlar büyük harfle başlar.(bkz. Büyük harfler nerede kullanılır? Özel adların başında) *Yabancı özel adların yazımında nelere dikkat edilmeli? Arap ve Fars kökenli kişi adları Türkçe söylenişlerine göre yazılır.(tabii nüfus kağıdında farklı yazılmış olanlar hariç): Ahmet, Mehmet, Fuat, Necmettin, Ziyafettin, Ömer, Lütfü, Abdürrezak. Arapça ve Farsça yer adları da Türkçe söylenişlerine göre yazılır: Filistin, Suudi Arabistan, Cezayir, Suriye; Halep, Şıraz, Medine, Filistin, İsfahan, Tahran, Cidde, Trablusgarp. Yunanca adlar, Yunan harflerinin ses değerlerini karşılayan Türk harfleri ile yazılır: Homeros, Herodotos, Evrıpider, Pındaros, Sokrates, Aristoteles, Platon,Karamanlis. Herodotos, Sokrates, Aristoteles, Platon, Pythagoras, Öuklerdes yerine Herodot, Sokrat, Aristo, Eflatun, Pisagor ve Öklid biçimleri de kullanılabilir. Rusça adlar, Rus harflerinin ses değerle...
Ayrı Yazılan Birle...
1. Etmek, edilmek, olmak, olunmak, eylemek, kılmak, kılınmak yardımcı fiilleriyle kurulan birleşik fiillerde, isim herhangi bir ses düşmesine veya türemesine uğramazsa bu tür birleşik fiiller ayrı yazılır: alay etmek, alt etmek, arz etmek, arz olunmak, boş olmak, dans etmek, deli olmak, el etmek, gelin olmak, gider olmak, göç etmek, hayret etmek, ilân edilmek, ilân etmek, işaret etmek, kabul etmek, kabul eylemek, kul etmek, kul olmak, namaz kılmak, namaz kılınmak, not etmek, okumuş olmak, oyun etmek, sağır olmak, sağ olmak, soracak olmak, söz etmek, var olmak, yardım etmek, yarış etmek, yok etmek, yok olmak; azat etmek, terk etmek; angaje olmak. 2. Birleşme sırasında kelimelerden hiçbiri anlam değişikliğine uğramamışsa bu tür birleşik kelimeler ayrı yazılır. Bunları şu alt gruplarda toplayabiliriz: a. Hayvan türlerinden birinin adıyla kurulan birleşik kelimeler: ada balığı, ateş balığı, çaça balığı, çup...
Birleşik Kelimeler
Birleşik Sözcükler- Bitişik Yazılan Birleşik Kelimeler (Bitişik Kelimeler) Birleşik kelimeler, yazılış bakımından bitişik yazılanlar ve ayrı yazılanlar olmak üzere ikiye ayrılır. Bitişik yazılan birleşik kelimelere bitişik kelime adı verilir. Birleşik kelimeler aşağıdaki durumlarda bitişik kelime olurlar ve bitişik yazılırlar. 1. Ses düşmesine uğrayan birleşik kelimeler bitişik yazılır: kaynana (
Birleşik Sözcükle...
Dilimizde yeni bir kavram karşılamak için yararlandığımız yollar-dan biri, kelime birleştirmesidir. Kelime birleştirmesi yoluyla kurulan sözlere birleşik kelime adı verilir. Birleşik kelimeler söz varlığımızda geniş bir yer tutar. Birleşik kelime terimi için bileşik kelime denilmesi yanlıştır. Dilimizde belirtisiz isim tamlamaları, sıfat tamlamaları, isnat grupları, birleşik fiiller, ikilemeler, kısaltma grupları ve kalıplaşmış çe-kimli fiillerden oluşan ifadeler, yeni bir kavramı karşıladıkları zaman birleşik kelime olurlar: yer çekimi, hanımeli, ses bilgisi; beyaz peynir, açıkgöz, toplu iğne; eli açık, ayak yalın, günü birlik, sırtı pek; söz etmek, zikretmek, hasta olmak; gelebilmek, yazadurmak, alıvermek; çoluk çocuk, çıtçıt, ev bark; baş üstüne, günaydın; sağ ol, ateşkes, külbastı. Görüldüğü gibi birleşik kelimeler bitişik de ayrı da yazılabilmektedir.
İle Sözü
İle sözü ayrı yazıldığı gibi bitişikte yazılabilir Ünlü ile biten bir sözcüğe ile sözünü getirdiğimiz zaman baştaki ünsüz düşer ve oraya bir y ünsüsü girer ve ekleşmiş olan ile ünlü uyumana uyar: baltayla, kapıyla, inciyle, keresteyle, sürüyle. Üçüncü kişi iyelik ekinden sonra da ile sözü, sözcüğü tıpkı ünlü ile biten sözcüklerde olduğu gibi eklenir: kapısıyla, incisiyle, anahtarıyla, dolabıyla. Ünsüzle biten bir sözcüğe eklenen ile ünlü uyumana girer: kapakla, kafayla, sütle, güzelle, oyunla.
Ses Uyumu Nedir?
Dilimizde bir sözcük içindeki seslerin önlük-artlık (incelik-kalınlık) düzlük-yuvarlaklık ve ötümlülük-ötümsüzlük bakımından bir birine uymasına ses uyumu denir. Temelde iki farklı ses uyumundan söz etmek gerekir. Ünlü uyumu ve ünsüz uyumu. Ünlü uyumundan asıl ve yaygın olanı büyük ünlü uyumu olarak da adlandırılan önlük-artlık uyumudur. Bu uyumun kuralı, bir sözcüğün ilk hecesi ön ünlüyle başlamışsa bunu takip eden hecelerinde ön ünlülü olması; art ünlü ile başlamışsa da art ünlülü olması gerekmektedir. Örneğin: akşam, okul, başlayacak, gece, pire, gelecek. Küçük ünlü uyumu olarak da bilinen düzlük yuvarlaklık uyumu ise dilimizin daha geç dönemlerde kuralı belirlenmiş ve daha az yaygın olan ünlü uyumudur. Bu uyumda esas olan düz ünlü ile başlayan bir sözcüğün diğer hecelerinin de düz ünlülü , yuvarlak ünlü ile başlayan bir sözcüğün ise takip eden hecelerinde ancak ...
Özel Adların Baş...
Büyük Harfler Nerede Kullanılır? - Özel Adların Başında · Kişi ad ve soyadları büyük harfle başlar: Mustafa Kemal Atatürk, Barış Manço, Yunus Emre, Ahmet Bilge, Shakespeare, Wolfgang von Goethe, Victor Hugo. · Kişi adlarından önce ve sonra gelen saygı sözleri, unvanlar ve meslek adları da büyük harfle başlar: Sayın Kemal Eraslan, Orhan Bey, Fatma Hanım, Prof. Dr. Umay Günay, Doktor Yaşar Anlar, Mareşal Fevzi Çakmak, Fatih Sultan Mehmet, Genç Osman, Aslan Yürekli Richard, Deli Petro. · Akrabalık adları bildiren sözcükler büyük harfle başlamaz: Fahriye abla, Ayşe teyze, Osman enişte. Akrabalık adları lâkâp yerine geçerse büyük harfle başlar: Nene Hatun, Hala Sultan, Dayı Kemal. · Resmi yazılarda saygı bildiren sözlerden sonra gelen ve makam, mevki, unvan bildiren sözcükler de büyük harfle başlar: Sayın Bakan, Sayın Müdür, Sayın Kaymakam. · Mektuplarda ve resmi yazışmalarda hitapların ilk sözcü
Noktalı virgül (;)
Cümle içinde virgüllerle ayrılmış tür veya takımlarla birbirinden ayırmak için konur: Erkek çocuklara Doğan, Tuğrul, Aslan, Orhan; kız çocuklara ise İnci, Çiçek, Gönül, Yonca adları verilir. Öğeleri arasında virgül bulunan sıralı cümleleri birbirinden ayırmak için konur: Sevinçten, heyecandan içim içime sığmıyor; bağırmak, kahkahalar atmak, ağlamak istiyorum. Sabahtan beri bekliyorum; ne gelen var, ne giden. İş işten geçti;artık gelse de olur, gelmese de. Virgülle ayrılmış örnekleri farklı örneklerden ayırmak için konur: Türkiye, İngiltere, Azerbaycan; İstanbul, Londra, Bakû. Kendilerinden evvelki cümleyle ilgi kuran ancak, yalnız, fakat, lâkin, çünkü, yoksa, bundan dolayı, binaenaleyh, sonuç olarak, bununla birlikte, öyleyse vb. cümle başı bağlaçlarından önce konur. Halis bir şiir fena okunabilir; lâkin sahte bir şiir iyi okunamaz. (Yahya Kemal Beyatlı) Bir millet ordusunu kaybedebilir, b...
Virgül ( , )
a. Cümlede sıralanan isim, sıfat, zarf, zamir, fiil ve harfler arasında virgül kullanılır: Bunun gibi, her şey, kin, nefret, muhalefet, bize hep insanlardan, hep toplumdan gelmiyor mu? b. Cümlede özne olan kelime, kendisinden sonra gelen sözlere karışabilecekse, özneden sonra virgül konulur: O, tarihin seyrini değiştiren adamdı. Bu, tek gözlü, genç fakat ihtiyar görünen bir adamcağızdır. (Halit Ziya) c. İşaret zamirlerinden sonra virgül kullanılır: Bu konferansta o, bilgisayar teknolojisi hakkında bilgi verdi. d. İsim yerine geçen sıfatlardan sonra virgül kullanılır: Çocuk, bisikletine bindi. e. Birleşik sıralı cümlelerde, arada bağlam olsun olmasın, iki cümle arasında virgül kullanılır: Sinemaya gidecektik, fakat geç kaldık. f. Birbiri ardınca sıralanan eş görevli kelime ve kelime gruplarının arasına virgül konulur: Meyve tabağında elma, muz, armut ve ayva vardı. Evde, okulda, yollarda, her yerde yaln
Üç Nokta ( ... )
a. Büyük üzüntü, korku, sevinç gibi duygular nedeniyle tamamlanamayan cümlelerden sonra üç nokta konur: - Baban iyileşti mi? - Onu geçen hafta ... Keriman hıçkırıklar arasında: - Yirmi yıl ... diye inledi, yirmi yıl sonra ... sana nasıl anlatabilirim ki ... b. Tamamlanmamış cümlelerde anlamı pekiştirmek için üç nokta kullanılır: Desem ki ... İnan bana sevgilim inan ... (Cahit Sıtkı) Senin gözlerinden öyle acı Bir ışık geçer ki bazen ... (Cahit Külebi) c. Üç nokta yazıda birbirine benzer varlıklar sıralanırken birkaçını yazdıktan sonra vesaire, bunun gibi anlamına gelen sözcüklerin yerine kullanılır: Küçükken okuduğum kitaplardan hatırlayabildiklerim şunlar: Çalıkuşu, Yaban, Kiralık Konak, Sinekli Bakkal ... Onlarda her şey var: Atlar, arabalar, uşaklar ... d. Söz arasında söylenmek istenmeyen ya da müstehcen sözcüklerin yerine kullanılır: Dün müdürü kendi yanında çalışan ... adlı gen...
Nokta ( . )
a. Cümle sonlarında kullanılır: Türküm. Akıl yaşta değil baştadır. UYARI: Cümle tırnak ya da parantez içine alınmış ifadelerle bitiyorsa bu durumda nokta tırnak ya da parantez işaretinden sonra konur. Dilbilgisinin bölümlerinden biri de sentakstır (cümle bilgisi). Kemal Tahirin senaryolarından bazıları film haline de getirildi (Haremde Dört Kadın, Yarın Bizimdir, Namusum İçin). b. Kısaltmaların sonuna nokta konur: Dr. (doktor); bkz. (bakınız); Alb. (Albay) Prof. (profesör); vb. (ve benzerleri); sf. (sıfat) Bununla birlikte çok tanınan isimlerin büyük harf kullanılarak yapılan kısaltmalarında, günümüzde, nokta kullanılmamaktadır: TC (Türkiye Cumhuriyeti) TBMM (Türkiye Büyük Millet Meclisi) MEB (Milli Eğitim Bakanlığı) PTT (Posta, Telgraf, Telefon) c. Sayılardan sonra sıra bildirmek amacıyla nokta kullanılır. Burada nokta sayı sıfatı anlamındadır: 3. (üçüncü); II. Mehmet; IV. Cadde; XIX. y...
Ünsüzlerle İlgili...
Ünsüz Uyumu Yukarıda ünsüz fonemlerin ötümlülük ötümsüzlük açısından ikiye ayrıldığına değinilmişti. Ünsüz uyumu, ötümlülük-ötümsüzlük benzeşmesidir. Yani bir sözcük ötümsüz ünsüzle bitiyorsa ötümsüz ünsüzle başlayan bir ek alır; ötümlü ünsüzle bitiyorsa ötümlü ünsüzle başlayan bir ek alır: iş > iş-çi kes- > kes-ti üç > üç-te kök > kök-ten nazar > nazar-dan dil > dil-de vb. Türkçenin bu özelliğinin de zaman zaman dikkate alınmadığı, işci, kesdi, üçde vb yanlış söyleyiş ve yazılışların ortaya çıktığı görülmektedir. Ötümlüleşme-Ötümsüzleşme Ünsüzlerin yumuşaması-sertleşmesi olarak bilinen bu olay, Türkçede çok boyutlu ve zaman zaman kuraldışı gelişmelerle doludur. Burada bu ses olayının tüm boyutları değil, kullanıma en çok yansıyan, en çok hata yapılan yönleri incelenerek bir özetleme yapılacaktır: Türkçe Sözcüklerde: *Eğer sözcük tek hecel...
Ünlü Seslerle İlg...
Önlük-Artlık Uyumu: Yaygın olarak büyük ünlü uyumu adıyla bilinen bu özellik yalnız Türkçe kökenli sözcüklerle ilgilidir. Bu uyuma göre Türkçe bir sözcükte ya ön ünlüler (yaygın ve yanlış kullanıma göre ince ünlüler), ya da art ünlüler (yaygın ve yanlış kullanıma göre kalın ünlüler) bulunur. Art Ünlüler: a, ı, o, u Ön Ünlüler: e, i, ö, ü o ve ö ünlüleri yalnız ilk hecede bulunabildiğinden, Türkçe sözcüklerdeki ünlü sıralanışı genel olarak şöyledir: İlk Hece Diğer Heceler e, i, ö, ü e, i, ü a, ı, o, u a, ı, u Türkçe Sözcüklerde Uyumun Bozulması Önlük-artlık uyumu bir sözcüğün Türkçe olup olmadığını anlamamıza yardımcı olabilir ancak Türkçe oldukları halde pek çok nedenle önlük-artlık uyumu dışında kalmış olan sözcüklerimiz de vardır. Bu nedenleri sıralarsak: a. Birleşik sözcükler doğal olarak bu uyumun dışında kalabilirler: gecekondu, atasözü, bugü...
Ünlü ( Sesli) Harf...
Yazı Diline Ait Ünlüler Türk yazı dilinde bulunan sekiz ünlü fonem (a, e, ı, i, o, ö, u, ü ) çeşitli açılardan sınıflandırılabilir. Anadolu Ağızlarına Ait Ünlüler Anadolu Ağızlarına Ait Ünlü sesler: Anadolu ağızlarında yaygın olarak kullanılan kapalı e sesi Eski Türkçede, yazı dilinde yer alan dokuzuncu ünlüydü. Bugün sadece ağızlarda duyuluyor. e ve i sesleri arasında yer alan, i sesine daha yakın olan bu fonem bugün kimi sözcüklerde bütünüyle i sesine değişmiş olarak bulunuyor. Bugün el "halk; ülke", et-, ye-, ver-, yer, er "erken", de-, yel gibi sözcüklerin ağızlarda il, it- yi-, vir-, yir, ir, di- , yil biçiminde söylenmelerinin nedeni budur. Ancak kapalı e sesi ağızlarda her zaman net bir i sesi olarak duyulmuyor. Çoğu zaman e ve i arasında sesletiliyor. Standart Türkçeye aykırı olan bu durum eğitim düzeyine bağlı olarak azalıyor. Yazı Dilindeki Ödünç Sözcüklerde Bulunan Sesler Ön ...
Alfabe
Sesleri gösteren harflerin belli bir sıraya dizilmiş bütünü alfabe olarak adlandırılır. Yunan alfabesinin ilk iki harfi olan alfa ve beta sözcüklerinin birleşmesiyle oluşmuştur. abece adı ile de karşılanmaktadır. Alfabeler, harflerin sesleri, heceleri ya da sözcükleri göstermeleri açısından üç bölüme ayrılırlar.  01.11.1928 tarihinde kabul edilmiş olan Latin kökenli Türk alfabesinde yer alan 29 harf şu biçimde sıralanmıştır: Aa Bb Cc Çç Dd Ee Ff Gg Ğğ Hh İi Iı Jj Kk LI Mm Nn Oo Öö Pp Rr Ss Şş Tt Uu Üü Vv Yy Zz Latin kökenli Türk alfabesi sesleri gösteren, yani sesçil bir alfabedir ve sözcüklerin ön sıradan (ince) ya da art sıradan (kalın) oluşunu ünlüler belirlediğinden, g, k gibi ince ve kalın biçimi bulunan ünsüzler için birer harf kullanılması yeterli görülmüştür.
Dil Bilgisi
Dil aslında sosyal bir kurum olmakla birlikte çok karmaşık bir olgudur. Kişiye ait bir meleke olması bakımından ruhî, konuşma aygıtından gelmesi sebebiyle fizyolojik ve bir ses olayı olmakla fizikî yönleri vardır. Bu sebeple zamanımızda türlü yönlerden ve farklı maksatlarla incelenen bir konu olmuştur. Böylece dilbilgileri (sciences linguistiques) çok dallanmıştır. Eski Yunanlılar ve Eski Hintlilerden beri insanlar doğru yazıp okumak amacı ile dillerinin bağlı olduğu kuralları tespit etmeye çalışmışlardır. Bu kuralların meydana getirdiği bilgi koluna gramer, dilbilgisi (grammaire) denmiştir. Zamanla bütün yazı dillerinin ve eski medeniyet dillerinin gramerleri yapılmıştır. Bunun gibi her dilin kelime dağarcığı toplanarak lûgat kitapları, sözlükler (dictionnaire) meydana getirilmiştir. Araplarda lugat bilgisi (lexicographie) büyük önem kazanmıştır. Öğretimlik (classique) tarifine göre pratik bir bilim kolu olan gram...
Türkçenin Özellik...
Türkçe, diğer Türk dilleriyle birlikte Altay dil ailesinin bir kolunu oluşturur. Bu ailenin diğer üyeleri Moğolca, Mançu-Tunguzca ve Korecedir. Japoncanın Altay dil ailesinin bir üyesi olup olmadığı konusu tartışılmaktadır. Türkçe, diğer Altay dilleri gibi eklemeli, yani sözcüklerin eklerle yapıldığı ve çekildiği, sondan eklemeli bir dildir. Türkçe sözcüklerde, Arapça, Almanca vb. dillerde görülen erillik, dişillik (yani cinsiyet ayrımı) özelliği yoktur. Türkçede sayı sıfatlarından sonra gelen adlar çoğul eki almazlar. Yani üç ağaçlar değil üç ağaç. Önlük-artlık (kalınlık-incelik) ve düzlük-yuvarlaklık uyumları vardır. İlk uyuma göre bir sözcükteki ünlüler ya hep art veya ön, ikinci uyuma göre de ya hep düz veya yuvarlak olurlar.Yukarı f, j ve h ünsüzleri Türkçe kökenli sözcüklerde bulunmazlar. (Bir kaç Türkçe sözcükte başka seslerden değişmiş olarak f görülebilir: öfke < öpke, ufak < ubak...
Türk Dil Kurumunun ...
Osmanlı döneminin son yıllarında bazı aydınlarca başlatılan öz Türkçeye yöneliş çabaları, Türk dilinin yabancı, özellikle Arapça, Farsça sözcüklerden arıtılması, devlet yazışmalarının, okullardaki öğretinin halkın anlayabileceği Türkçe ile yapılması, Arap Fars karışımı Osmanlıcanın yanında kaba Türkçe olarak adlandırılan asıl Türkçenin geliştirilmesi Cumhuriyetle birlikte bir devlet siyasası olarak ele alınmıştır. Gerçi 1876 Anayasasının 18. Maddesinde Tebaaî Osmaniyenin hidematı Türkçeyi bilmeleri şarttır denilmektedir, fakat bu anayasada kullanılan dil hemen tümüyle Arapça, Farsça ya da bunlardan türetilmiş, Osmanlıca sözcüklerden oluşmuştur. Devletin dilinin Türkçe olduğunu söyleyen bu 18. Maddede bile Tebaa (uyruk), Hidemat (hizmetler, görevler, işler), İstihdam (görevde, işte, hizmette kullanma, çalıştırma), Lisan (dil), Şart (koşul) gibi beş yabancı sö...
Dil Devrimi
(Ulusallaşmanın Önemli Bir Aşaması) Atatürk bizi, milliyetimize ve Türk ulusal bilincine sahip kılarken bir taraftan da "Türk Ulusal Dili" üzerinde çalışıyor ve dil devrimini gerçekleştiriyordu. Osmanlı devrinde cahil ile okumuş; devlet adamı ile halk, birbirleriyle konuşup anlaşma olanağını hemen hemen yitirmişlerdi. Arabî ve Farisî deyimler arasında Türkçe, neredeyse silinip gidiyordu. Bütün bu karmaşıklığa son veren Atatürk olmuştur. Dil devrimi, gerçekte milliyetçilik devriminin bir bakıma tamamlayıcısı olmuştur. Yeni harflerin kabulünden sonra ilk 10 yıl içinde dilimizdeki "özleşme" "arındırma" ve "gelişme" hızlanmıştır. Zira yeni y...
Atatürk, Cumhuriyet...
Türk harflerinin kabulü, Türk Devriminin en önemli bölümlerinden biridir. Bu devrimle, dilimiz zenginleşmiş, okuma - yazma kolaylığı sağlanmış, basılan kitap sayısı artmıştır ve yeni Türk Kültürü bu devrimle doğmuştur.
Çağlara Göre Avru...
Ortaçağ,Yeniçağ ve Yakıncağdakın Çağda Avrupada ki Gelişmeleri Bu Bölümde İnceleyebilirsiniz
Atatük İlkeleri
Cumhuriyetçilik Cumhuriyetçilik; Devlet başkanının belli bir süre için seçilerek iş başına geldiği devlet ya da yönetim biçimidir. Cumhuriyet yönetimlerinin temeli seçimdir. Egemenliğin halka ait olduğu tek yönetim biçimidir. Cumhuriyet rejiminde yasaları koyacak kişiler, yani meclis seçim ile belirlenir. Sınıf ve cins ayrımı olmaksızın herkesin yönetime katıldığı yönetim biçimidir. Kısaca halkın kendi kendisini yönetebildiği, egemenliğin ulusa ait olduğu ve herkesin eşit haklara sahip ve özgürce haklarını kullandığı yönetim biçimidir. Milliyetçilik Milliyetçilik, bireylerin ait oldukları milletin varlığını ve birliğini sürdürmesi ve yüceltmesi için diğer bireylerle ortak çalışam bilincine sahip olmasıdır. Millet, aynı dili konuşan, ortak bir geçmişi olan ve gelecekte birlikte yaşama duygusuna sahip olan insan topluluklarına denir. Milliyetçilik, kendi m...
Ekenomik ve Dış Po...
Ekenomik ve Dış Politikadaki Gelişmeleri Bo Bölümde İnceleyebilirsiniz.
Atatürk Devrimleri
Yurdumuzun Aydınlanması ve Çağdaşlaşması Sürecinde Yapılan Türk Devrimleri Bu Bölümde Yer Almaktadır
Cepheler ve Siyasi O...
Kurtuluş Savaşında Mücadele Edilen Cepheler ve Siyasi Bölümler Bu Bölümde Yer Almaktadır.
Kurtuluş Savaşı ...
Kurtuluş Savaşı Öncesi Gelişmeleri Bu Bölümde inceleyebilirsiniz
İç İsyanlar
İsyanların Genel Nedenleri 1. XVII. yüzyıl ile birlikte idari, askeri ve mali yapının bozulması 2. Merkez ve taşra yönetiminin bozulması ile devlet otoritesinin zayıflaması 3. Eyaletlerde yaşanan denetim güçlüğü 4. Beylerbeyi ve sancak beylerinin bu yüzyılda yapılan savaşların uzun sürmesi ile yönetmek zorunda kaldıkları topraklarda bulunması 5. Tımar sisteminin dejenere olması nedeniyle üretimin azalması, fiyatların artması, dolayısı ile ekonominin bozulması. 6. Ordu ve memurların disiplinsizliği yüzünden halkın devlete karşı güveninin zedelenmesi. İstanbul İsyanları Özellikleri 1. XVII. yüzyılda meydan gelen İstanbul isyanlarının elebaşları Yneiçeriler ve sipahilerdi. 2. İsyanların çıkmasında bazı devlet adamları ve saray kadınlarının rolü de vardı. 3. Bazı isyanlar ulema sınıfı ve halk tarafından da desteklendi. 4. İsyanların temel nedeni, kapıkulu askerlerine verilen ulufelerin gecikmesi ya...
İlk Türk Devletler...
İlk Türk Devletlerinde Kültür ve Uygarlık Devlet Yönetimi Uygurlar dışında bütün Türk Devletleri göçebe devlet şeklinde yaşamışlardır. Aileler obaları, obalar boyları, boylar ise budunları meydana getirirdi. Devlet, hanedanın ortak malı kabul edilirdi. Hakanın yetkileri "Kurultay" denilen danışma meclisi ile sınırlandırılmıştı. UYARI : Bu durum Türk devletlerinde taht mücadelelerine sebep olmuştur. Bu yüzden Türk devletleri çok kısa sürelerde yıkılmıştır. Devlet kuzey-güney, doğu-batı, sağ-sol olmak üzere ikiye ayrılırdı. Sağı hükümdarlar yönetirdi. Senede iki kez toplanan Kurultay adı verilen bir meclis vardır. Boy beylerinden oluşurdu. Önemli kararlar alınırdı. Kurultay, Türklerde askeri yapıda demokrasinin olduğunu gösterir. Hukuk İslamiyet öncesinde kurulan Türk devletlerinde yazılı hukuk kurallarına rastlanmaz. Genelde, sosyal hayatı düzenleyen sözlü hukuk kuralları yani töreler bask
  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  3 
  •  4 
  •  5 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »
Sitemap XML Sitemap XML Sitemap TXT Sitemap TXT


Uydurma hikayeler ve boş fikirler kafalardan tamamen çıkarılacaktır. Onlar çıkarılmadıkça beyinlere bilimsel gerçeğin aydınlık ışığını sokmak imkansızdır.
 Eğitimdir ki, bir ulusu ya Özgür-Bağımsız, şanlı, yüksek bir toplum halinde yaşatır, ya da bir ulusu esaret ve sefalete terkeder .

Hızlı İndir

Ataturk Diyor Ki

Vakıfların felsefeye ilişkin konuları dikkatle gözlendiğinde, dinsel kurumlar ile birlikte hizmet ve topluma yardımı amaç edindikleri tespit edilecektir.

Kimler Çevrimiçi

Şu anda 7 konuk çevrimiçi
Su Anda Burdasin  : Anasayfa | Anasayfa | Site Haritası
İngilizce 1 den 100 e kadar Sayıların Yazılışı | roma rakamlarının yazılışı | ingilizce sayıların yazılışı | Ek Fiil
domain